Dünya
  • 7.5.2004 00:43

İŞTE AMERİKA'NIN İŞKENCECİ SAPIK KADIN ASKERİNİN ÖYKÜSÜ!..

Adı Lynndie England. Henüz 21 yaşında. Uluslararası internet sitelerinde ondan ‘the grinning monster in pictures of torture’ (işkence fotoğraflarında sırıtan canavar) diye söz ediliyor.

Bağdat’taki Ebu Garib hapishanesinde Iraklı tutuklulara yapılan işkencenin görüntülerinin basına yansımasıyla birlikte, en çok dikkati çeken kişilerden biri de, ağzında sigarası, ‘gururla’ gülümseyen bu genç kadın oldu. Hamile olduğu için ABD’ye dönen Lynndie England, şimdilerde Fort Bragg Hava Üssü’nde hakkında açılan soruşturmanın sonucunu bekliyor.

Hapishanede büro işleriyle ilgili memur olarak çalışan Lynndie England, ABD’nin kırsal eyaletlerinden West Virginia doğumlu. Sivil hayatta Fort Ashby kasabasında yaşayan England, Frakfort Lisesi’nden takdir belgesi ile mezun olduktan sonra ABD’li gelir düzeyi düşük birçok öğrenci gibi ordunun yolunu tuttu.
       
‘KASABANIN GURURU’

       Kasabadaki tarla işlerinden kurtulmak isteyen England, annesinin ifadesiyle, “üniversite öğrenimini finanse etmek ve dünyanın değişik ülkelerini görmek arzusuyla” orduya yazıldı. (ABD Ordusu üniversite bursu verdiği askerleri en az birer yıllık yurt dışı görevlerine yolluyor.)
       England’ın kasabasındaki en büyük dükkan olan Wal-Mart mağazasının girişinde, aralarında Lynndie’nin de bulunduğu, kasabadan orduya yazılmış gençlerin resimleri asılı. Fotoğrafların üzerinde “Kasabamızın gururu” yazıyor. Benzer bir pano, bölgenin mahkeme binasının girişinde de yeralıyor. Yine aynı gençlerin fotoğrafı ve “Kasabamız, askerleri ile gurur duyuyor” yazısı... Bir çok kasaba sakini, işkence fotoğraflarının bir propaganda unsuru olduğuna inanıyor.
       Lynndie England’ın ailesi ise kızlarının bürokratik memuriyet için eğitildiğini, hapishane gardiyanlığı deneyimi olmadığını ve söz konusu göreve getirilmesinin “anlaşılamaz” olduğunu ileri sürüyor.

KOŞULLAR CİDDİLEŞİYOR”
       Fort Bragg’teki Hava Üssü’nde tutulan Lynndie England’ın annesi Terry England, Baltimore Sun gazetesine verdiği demecinde kızının, Irak hapishanelerinde kötüye giden durumdan kendisini Ocak ayında haberdar ettiğini söylüyor.
       Irak’a zorunlu memuriyet için giden England, hapishanedeki koşullarla ilgili olarak annesiyle yaptığı telefon görüşmelerinde “koşulların ciddileştiğinden” söz ediyor. Annesinin ısrarlı sorularına karşın net bir açıklama yapmaktan kaçınan Lynndie, hapishanede olup bitenlerle ilgili her türlü konuşmanın üstleri tarafından yasaklandığını ve daha fazla konuşamayacağını belirterek telefonu kapatıyor.
  

“LYNNDİE KURBAN OLDU”
       Annesinin ifadesiyle Lyndie’nin başından geçenler, tatilde West Virginia’nın kırsal alanında inek otlatan bir çiftçi kızının “kaderi olmamalıydı”. Lynndie’nin suçlu olduğuna inanmayan anne England, kızının çırılçıplak birbiri üstüne ‘yığılmış’ Iraklıların yanında, ağzından sarkan sigara ile gülümsemesi hakkında ise, “çocukça ve aptalca” demekle yetindi.
       Öte yandan, anne England’ın, kızının eylemlerinin nedeni ile ilgili soruya ise, “onların bizim çocuklarımıza yaptıklarını görünce... Haksız mıyım?” yanıtını vermesi dikkat çekti.
       
90X90 EBATLARINDA HÜCRELER
       Mahkumlara yapılan işkenceler arasında kurbanların çıplak bedenlerine soğuk su veya fosforlu kimyasal sıvıların dökülmesi, kurbanların süpürge sopaları ve demir sandalyelerle dövülmesi, erkek mahkumları tecavüzle tehdit etmek, dövülen mahkumlarda ortaya çıkan yaralanmaların, hemşire bulunmadığı gerekçesiyle askerler tarafından dikilmesi ve bu dikiş esnasında medikal işkencelerin uygulanması gibi eylemler bulunuyor.
       İşkence sırasında vuku bulan bir diğer insanlık dışı eylem de, erkek mahkumlara süpürge sopasıyla makattan taciz yapılması. Mahkumların, hapishane köpeklerinin saldırısına maruz bırakıldığı, 90x90 cm ebatlarında tuvaletsiz ve soğuk hücrelerde çıplak olarak üç gün tutuldukları öne sürülüyor.

NUMARASIZ ÖLÜLER
       Süren soruşturmalarda gardiyanlar, ölen bazı mahkumların ‘hapishane numarası’ bulunmadığını ifade ettiler. Mahkumun numarasının olmaması, kişinin tutukluluğunun tutanaklara geçirilmediğini gösteriyor. Mahkumların kimliklerinin yok edilmesi, tutuklama ve hapishane süreçlerinde keyfiliğin öne çıktığının kanıtı olarak görülüyor.
       
İŞKENCECİ SİVİLLER

       Öte yandan, Irak hapishanelerinde görevli CIA ajanları ve sivil tercümanların da işkencelerde yer aldığı iddia edildi. Bush hükümetine yakınlığı ile bilinen California merkezli askeri lojistik şirketi Titan Corp’un tercümanlarının, Irak’ta ABD ordusuna yardım ettiği biliniyor.
       Şirketin iki tercümanının Ebu Garib’deki işkencelerde payı olduğu iddia edildi. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Armitage, bu şirketin yönetim kurulu üyeliğinde bulunmştu.NTV

İLGİLİ HABERLER