Gündem
  • 27.7.2009 15:17

İŞTE, ÖCALAN'IN ÖNERECEĞİ SEKİZ MADDE...

- Devletle PKK arasında kalıcı bir ateşkes sağlanmalı, silahlı saldırılar durmalıdır.

- Kürtlerin eşitliğini gözetecek demokratik bir Anayasa hazırlanmalıdır.

- Faili meçhulleri inceleyecek bir Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulmalıdır.

- Kürt dilinde eğitim hakkı tanınmalı, Kürtçe öğretim veren okullar açılmalıdır.

- Dağdan inen PKK mensuplarına da siyaset yapma özgürlüğü sağlanmalıdır.

- Devlet, mevcut koruculuk mekanizmasını tamamen ortadan kaldırmalıdır.

- Kürt meselesinin çözümüne çalışacak bir Âkil Adamlar Kurulu oluşturulmalıdır.

- Dağdan inmeyi sağlayacak, adı ‘af’ olmayan yasal düzenleme yapılmalıdır.

NEDEN: ENVER SEZGİN

Türkiye, hükümetin ve Öcalan’ın Kürt sorununu çözmek için ortaya koyacakları önerileri bekliyor. Bu önerilerin neler olacağı, Türkleri ve Kürtleri birarada memnun edip etmeyeceği tartışılıyor. Hangi adımların atılmasının çözümün ve barışın olmazsa olmaz şartı olduğu, Ankara’da AK Parti hükümetinin ve İmralı’da Abdullah Öcalan’ın peş peşe açıklayacakları önerilerin PKK’nın silah bırakmasını sağlayıp sağlamayacağı her kesimde değerlendiriliyor. Bu ülkede bugüne dek nelerin yapıldığı ve yaşandığı tekrar hatırlanarak, bundan sonra neler yapılırsa Kürt sorunu gerçekten çözülür, silahlar tamamıyla devreden çıkar ve barış ortamı nihayet kurulur diye düşünülüyor. Öcalan’ın barış sürecindeki rolü ne olur, bu yeni başlayan süreçte devlet Öcalan’la diyalog kurar mı, toplum Kürt sorununun demokratik yoldan çözülmesine, savaşın bitmesine ve barışın kurulmasına hazır mı soruları herkesin aklını meşgul ediyor. Biz de bütün bu soruları önde gelen Kürt aydınlarından yazar Enver Sezgin’le konuştuk. Geçmişte yasadışı Türkiye Komünist Partisi üyesi olan, daha sonra Sosyalist Birlik Partisi ile Yeni Demokrasi Hareketi’nin kurucuları arasında yer alan Enver Sezgin, 12 Eylül döneminde on yıl kaçak yaşadı ve Batman Bolşoy isimli kitabında Kürt sorununu ve Türkiye’deki solculuğu anlattı. Enver Sezgin’in son olarak Mustafa Akyol’la yaptığı söyleşi kitabı, Çözümün Şafağında Kürt Sorunu adıyla yayımlandı.

NEŞE DÜZEL: Hükümet yeni bir Kürt açılımı için hazırlanıyor. Siz, bu açılımın sonuçlarından umutlu musunuz?

ENVER SEZGİN: 2005’e göre daha umutluyum. Hatırlayın... 2005’te Başbakan Tayyip Erdoğan Diyarbakır’a gidip, “Kürt sorunu vardır” diyerek çözüm için demokratik bir adım atmak istemişti. Ama arkasında, bırakın Kürtleri kendi milletvekillerini bile bulamadı.

Kürtler ve AK Parti, Erdoğan’ın açılımını bugün desteklerler mi peki?

AK Parti hükümeti, bugün Kürt meselesinin çözümüne her zamankinden daha yakın duruyor. Bunun sebebi de 2005’ten bu yana kamuoyu çok olgunlaştı, belli bir demokratik birikime ulaştı. AK Parti’li milletvekilleri de buna paralel geliştiler. Onların da Kürt sorunuyla ilgili bilinç düzeyleri arttı.

Ayrıca şu var. Bu ülkede, sadece AK Parti değil herkes, ancak zorlandığında, sıkıştığında sorunları çözmeye kalkışıyor. Abdullah Öcalan 15 ağustosta barış için bir yol haritası açıklayacağını duyurdu. AK Parti hükümeti Öcalan’ın bu ‘yol haritası’ girişimine kayıtsız kalamazdı. Nitekim hemen o da bir Kürt açılımı yapacağını açıkladı. Şimdi AK Parti Öcalan’dan hemen önce veya hemen sonra adımlar atacak.

Hükümetin, Kürt sorununu çözmek neler yapması gerekir sizce?

Silahların susturulması için Öcalan’la görüşmesi lazım önce. Çünkü ancak Öcalan silahları susturabilir. Hükümetin, Kürtlerin hakları için ise bir yerlerle pazarlık yapmasına gerek yok. Çünkü bunlar vatandaşlık haklarıdır ve Kürtlere de tanınması gerekir. Eğer sen hükümetsen ve Kürtleri de bu ülkenin vatandaşı olarak görüyorsan, vatandaşların haklarını tanımak senin sorumluluğundur. Hayata geçirilmesi gereken ilk vatandaşlık hakkı da Kürtçe eğitimdir. İspanya’nın Bask ve Katalan bölgelerinde ne yapılıyorsa, AK Parti hükümeti de onu yapmalıdır.

İspanya’da ne yapılıyor?

Katalan ve Bask bölgelerinde okullarda çocuklara kendi dillerinde eğitim veriliyor. Bu arada onlara İspanyolca da öğretiliyor. AK Parti’nin Kürt açılımının gerçekten bir açılım olabilmesi için Kürtçe eğitim meselesinin mutlaka bu pakette ele alınması gerekiyor. Türkiye’de milyonlarca Kürt var ve bu milyonlarca Kürdün kendi dilinde eğitim görememesi büyük demokrasi eksikliğidir. Üniversitelerde Kürt dili kürsülerinin kurulması Kürtçeyle ilgili sorunu çözmez. Esas sorun Kürtçe diliyle eğitim yapan okulların açılmasıdır. Ama AK Parti en azından işe, okullarda Kürtçe dilinin öğretilmesini serbest bırakarak başlayabilir. Çünkü Kürtçe eğitim meselesinin çözümü aşamalı olarak gerçekleşecek bu ülkede.

Sizce AK Parti’nin başka hangi adımları atması gerekecek?

Kürt meselesinin çözümü için bu aşamada öne çıkan dört konu var. Bir, silahların bırakılması. İki, Kürtçe eğitim. Üç, adları değiştirilen yerleşim birimlerine tekrar eski adlarının verilmesi. Dört, koruculuğun kaldırılması. Hükümet bu konularda adım atmazsa, açılım açılım olmaktan çıkar. Başbakan kendi bölge milletvekilleriyle görüşecek. Onlar da Erdoğan’a bunları yapmasını söyleyecekler. Bu önemli adımlar atıldığında Kürt sorunu çözülmez ama çözümün önü açılır.

Kürt sorunu tamamıyla nasıl çözülür peki?

Anayasanın değiştirilmesi gerekiyor. “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür” cümlesinin anayasadan çıkarılması gerekiyor. Bu cümlenin yerine Türkiyeli kelimesini koymaya, alt kimlik üst kimlik aramaya da hiç gerek yok. Herkes kimliği neyse bu ülkede öyle yaşasın. Anayasa, insanların etnik kimliğiyle ilgili bir tarif yapmasın. Sorunu bu çözer işte.

Sizin gibi düşünen Kürtlerin sayısı çok mu? Bildiğim kadarıyla DTP, Türk kimliğinin yanında Kürt kimliğinin de anayasaya, bu cumhuriyetin kurucu unsuru olarak girmesini istiyor.

Bazı DTP’liler bunu istiyorlar ama Öcalan bugüne dek hiçbir açıklamasında Kürt kelimesinin anayasaya konulmasını istemedi.

Peki, AK Parti hükümeti bütün bu söylediklerinizi yapabilir mi?

Bugünkü görünümüyle yapamaz ama AK Parti son yerel seçimlerde Kürtlerin oyunun çantada keklik olmadığını gördü. Tayyip Erdoğan, sorunun sadece ekonomik tedbirlerle çözülemeyeceğini, Kürt meselesinin önemli ölçüde bir kimlik meselesi olduğunu nihayet anladı. AK Parti hükümeti, şimdi anladığım kadarıyla, Kürt açılımı adı altında eve dönüş yasasında bazı değişiklikler yapacak. Yerleşim birimlerine eski adları verilecek. Koruculuğun kaldırılması için adımlar atılacak. Çünkü Başbakan geçen gün, İçişleri Bakanlığı’na bazı çalışmalar yapması için talimat verdiğini açıkladı. Bu saydığım üç konu da İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğunda olan konular.

Hükümet bu adımları attığında PKK silahlarını bırakır mı?

Bırakmaz. Hükümetin aracılarla veya aracısız olarak Öcalan’la görüşmesi gerekiyor. PKK’ya silahlarını ancak Öcalan bıraktırabilir. Zaten Öcalan da “hükümet aracı olarak DTP’yi veya yurtdışındaki PKK örgütlerini ya da âkil adamları kullanabilir” diyor. En doğrusu ise aracılar yerine Öcalan’la görüşmektir. Öcalan’la görüşme hükümet düzeyinde olmayabilir. Erdoğan’ın atayacağı bir kişiyle yapılabilir. Öcalan bunu kabul eder çünkü “2002’den beri kimse benimle görüşmüyor” diyerek avukatları aracılığıyla sürekli şikâyet ediyor. Son birkaç aydır da Başbakan’a iyi niyet mesajları gönderiyor.

(TARAF)

İLGİLİ HABERLER