Eğitim
  • 7.10.2005 08:28

İŞTE OECD RAPORUNDA ''TESPİTLER VE ÖNERİLEN'' BÖLÜMÜNDE İSTENİLENLER: ÖSYM YÖK''TEN AYRILSIN

UĞUR ALICI ANKARA (İHA) - Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik''in başkanlığında dün akşam saat 21.30''da toplanan bakanlık bürokratları Dünya Bankası, Avrupa Birliği ve OECD tarafından son şekli verilmeyen taslak rapor hakkında bilgilendirildiler. Bakan Çelik ile bürokratlar, bakanlığın Eğitim Araştırma ve Geliştirme Dairesi''nce hazırlanan brifingde taslak raporlara ilişkin olarak Türkiye''nin eğitimde yapması gerekenler ile raporda yer alan tespitleri not ettiler. Bakan Çelik, raporda yer alan çoğu bilgilerin yanlış olduğunu belirterek, brifingde söz alıp açıklamalarda bulundu. Çelik, ayrıca bürokratlarına seslenerek, rapordaki bilgilerden dolayı umutsuzluğa kapılmaları gerektiğini söyledi. Brifingde, rapora ilişkin olarak ''Avrupa Birliği''ne Türkiye''nin üye olmayı hedeflediği 25 ülkeyle birlikte eğitim durumu nedir? Avrupa 2010 yılına kadar eğitimde neyi hedefliyor? Avrupa Birliği''nin kendisine hedef ve rakip belirlediği Japonya ve Amerika ile karşılaştırılmalı olarak durumları nedir ?'' gibi sorulara cevaplar bulunduğu açıklaması yapıldı. Brifingi veren EARGED uzmanı, Türkiye''deki verilerin yüzde 90''na yakın kısmının ancak 2003 yılından itibaren mümkün olabildiğini hatırlatarak, çoğu istatistiki bilgilerin raporda yer almadığını hatırlattı. Raporun sistematiği hakkında bilgi veren eğitim uzmanı, raporun ''Tespitler, Eleştiriler ve Öneriler'' başlığı altında 3 kısımdan oluştuğunu açıkladı. Rapor sunumunda sıralama olarak önce sözlü ifadelerden ziyade önce istatistiki bilgiler, AB raporu ve değerlendirmeler sonra OECD ve Dünya Bankası''nın raporunun birbiriyle örtüşmüş halde karşılaştırılmalı olarak yapıldığını kaydetti. Ayrıca Dünya Bankası''nın Yükseköğretime ilişkin hazırladığı raporun yer aldığını kaydetti. Mart 2000''de AB''nin Lizbon''da düzenlendiği Konsey toplantısında, ''''Dünyanın en rekabetçi, en dinamik, daha iyi iş ve sosyal ekonominin sağlandığı, ekonomik büyümeye sahip bir Avrupa oluşturma'''' olarak idealinin ortaya konulduğu toplantıda, Türkiye''nin de misyonunun aynı olduğu ifade edildi. Eğitim-öğretim sistemlerinin gelecekteki somut hedeflerine ilişkin rapor, Mart 2001-2003''de Avrupa Konsey toplantısında Milli Eğitim bakanlarınca kabul edilmiş olduğu hatırlatıldı. AB''NİN EĞİTİMDEKİ 3 ANA VİZYONU - AB''ye üye ülkelerdeki eğitim-öğretim sistemlerinin kalite ve etkinliğini artırmak. - Herkesin eğitim ve öğretim sistemlerine erişimini kolaylaştırmak. - Eğitim ve öğretimi daha geniş dünyaya açmak. TÜRKİYE''NİN LİZBON 2010 HEDEFLERİNE YÖNELİK YAPMASI GEREKENLER - Okuldan erken ayrılmalar; Türkiye AB ölçütlerine göre 2010 yılına kadar üye ülkelerde olduğu gibi okuldan erken ayrılan öğrencilerin oranını yüzde 10''dan fazla yapamayacak. Erken ayrılmadan kasıt en az liseyi bitirme şartı olarak belirtiliyor. Avrupa Birliği''nde okuldan erken ayrılma oranı 2000''de yüzde 15.9 iken önemli bir ilerleme sağlayamadığı bu oranın yine 15.9 olarak gerçekleştiği kaydedildi. Raporda Japonya''da ve Amerika''da da bu konuda bir veri bulunmuyor. - 2010''a kadar 15 yaş grubu öğrencilerinin okuma becerileri; Türkiye''de bu yaş grubu ilköğretim sonuna denk geliyor. Türkiye''de en az yüzde 20 daha iyileştirilmesi gerekiyor. Raporda ayrıca Türkiye''nin bu alanda bu zamana kadar hiçbir verisi bulunmadığı kaydediliyor. İlk kez 2003''te bu alanda veriler yapılmaya başlandı. Avrupa Birliği''nde okuma becerileri oranının ortalaması ise yüzde 19.4 olarak belirtiliyor. Japonya''da durum ise daha iyi olarak yer alıyor. - 22 yaş grubu insanların 2010 yılına kadar en az yüzde 85''i ortaöğretimi tamamlamış olması gerekiyor. En az lise eğitimini başarıyla tamamlamış 20-24 yaş arası insanların eğitimi 25 Avrupa ülkesinde bu oran 75.4. OECD raporunda Türkiye''deki bu oran yüzde 46 olarak yer alıyor. Türkiye''nin 2010 yılına kadar yüzde 85 oranını yakalaması gerekiyor. - 2010 yılına kadar Matematik, Fen ve Teknoloji mezunlarının sayısı en az yüzde 15 artması gerekiyor. Aynı zamanda cinsiyet eşitsizliği de azaltılacak. AB''de de yükseköğrenimde 650 bin, 2002 yılında 712 bine çıkmış, Japonya ve ABD''deki oranlar ise AB''nin daha gerisinde yer alıyor. Türkiye''nin bu alanda sorunu bulunmuyor. Ancak Avrupa Birliği''nde bu alanda yıllar itibariyle bir düşüş gözüküyor. - Yaşam Boyu Öğrenme Alanı; 25-64 yaş arasında yaşam boyu öğrenme oranı AB''de en az yüzde 12.5 olacak. Türkiye''de ise bu alana ait bir veri henüz olmadığı açıklanıyor. Türkiye''de hayat boyu öğrenmenin tanımında da sıkıntılar yaşandığı kaydediliyor. - AB''de kamu alanında eğitime yapılan harcamalarındaki payı artmış durumda. Yunanistan, İtalya, Hollanda, Polonya, İzlanda ve İngiltere''de bu payın önemli ölçüde arttığı bildiriliyor. Eğitime yapılan en büyük harcamaları Danimarka ve İsveç yapıyor. Bu ülkelerde oran Gayri Safi Milli Hasılanın yüzde 20''si civarında. Türkiye''de özel eğitime ayrılan bu oran yüzde 0.1''ler civarında. En iyi durumdaki ülkeler ise Polonya, Çek Cumhuriyeti, Solavakya. - Öğretmen ve usta öğreticilerinin kalitesinin iyileştirilmesi; 1975''ten 2000''e kadar AB''de 14 ve 15 yaş arasındaki insanların sayısı azalıyor. Avrupa''da bu yıllar arasındaki genç nüfus oranı yüzde 25 oranında düşmüş. 0-14 yaş arasında da yüzde 5 azalmış, 15-19 yaş arasında da yüzde 2,5 oranında geriye gitmiş. - İlköğretimde 50 ve daha üzeri yaşlı öğretmenlerin oranındaki durum; AB''nin hedeflerinden bir tanesi de 1 milyonun üzerinde öğretmen yetiştirilmesi gerekiyor. Avrupa''da yaşlı öğretmenlerin oranı yüksek. Almanya, Danimarka ve İskandinav ülkelerinin öğretmenleri oldukça yaşlı. Bu alanda Türkiye''nin bir sorunu bulunmuyor. İsveç''te yaşlı öğretmen oranı yüzde 45, Almanya yüzde 50. Ayrıca bu alanda Türkiye''de bir veri de bulunmadığı brifingde dile getirildi. Ortaöğretimdeki yaşlı öğretmen durumu; İlköğretime paralellik arz ediyor. - İlköğretim ve ortaöğretimde 1 öğretmene düşen öğrenci oranı; Türkiye''de son yıllarda öğretmen başına düşen öğrenci sayısında düşme gözüküyor. Türkiye''de bir öğretmene 24 öğrenci düşüyor. İngiltere''de bu oran 20. Türkiye''nin bu alanda çok sorun yaşamayacağı gözleniyor. - Bilgi Toplumu için beceri geliştirme; 2000 yılıyla karşılaştırıldığında okuma yeterliliklerinde 15 yaş arası başarısızların oranı 2010 yılına kadar en az yüzde 20 azaltılacak. Türkiye''nin bu alanda da bir verisi bulunmuyor. - 2010 yılına kadar AB''de yaşayan 22 yaş grubu insanların en az yüzde 85''nin liseyi bitirmiş olmaları gerekiyor. AB''de bu oran yüzde 76.4, Türkiye''de ise OECD raporuna göre yüzde 46 ve yüzde 85 oranını yakalaması gerekiyor. - Eğitimin Finansmanı; Gayri Safi Milli Hasılanın içerisindeki pay. Türkiye''de 2000''de 3.47, 2001''de 3.65, 2003''de 3.56. Türkiye''nin bu alandaki raporu 2003''e kadar alınmış. Şuan Türkiye''de bu oran 4 olarak açıklanıyor. - Özel kaynaklardan eğitim-öğretime yapılan harcamalar; Türkiye bu alanda bu zamana kadar bir istatistiki çalışması bulunmuyor. Gelecek yıllardan itibaren bu alandaki rakamlar açıklanacak. Japonya''da özel eğitime ayrılan pay oranı yüksek olarak açıklandı. Amerika''da ise yüzde 2.5 - Sürekli meslek eğitim programları; Türkiye''nin bu alanda çok büyük bir eksikliği bulunduğu ifade ediliyor. Yaygın eğitimde veri toplama konusunda da veri eksiği bulunuyor. - Kamu kurumlarında öğrenci başına harcanan para; Bu alanda da yapılan harcamalar, veriler sağlıklı olmadığı için raporda yer almıyor. Bu konuda çalışmaların sürdüğü kaydediliyor. Japonya, Amerika, Norveç, İsveç, Hollanda, Danimarka, AB''de çok yüksek. - Araştırmadan önce 25-64 yaş nüfusun hangi eğitimi aldıkları; İngiltere ve Finlandiya''da çok önemli eğitim aldıkları göze çarpıyor. Romanya''da bu yaş arasındaki nüfusun çoğunlukla yükseköğretim aldığı ortaya çıkıyor. - 18-24 yaş arası sadece ilköğretimi tamamlamış nüfusun oranı; ilköğretimden erken ayrılmış liseyi tam bitirememişlerin oranı; AB bu konuda mutlaka yüzde 85 oranında lise eğitiminin tamamlamış olunması şartını koşuyor. En kötü ülkeler ise şöyle; Malta, Portekiz, İspanya İtalya, Bulgaristan. Türkiye''nin bu alanda bir verisi bulunmuyor. Doğu Avrupa ülkelerinde bu oran çok daha düşük olarak göze çarpıyor. - Lise öğrenimini tamamlamış 15-24 yaş arası öğrencilerin oranı, Belçika, Litvanya, Finlandiya''da çok iyi durumda. Bulgaristan, Romanya, Malta, Kıbrıs iyi olmayan ülkeler. - Orta öğretimi bitiren her öğrencinin en az 2 dil bilmesi hedefi; Bu konuda Türkiye''nin çok önemli attığı adımlar olduğu toplantıda dile getirildi. Avrupa Birliği ortalaması 1.3 ve 1.6 Avrupa''da bu konuda hedefi tutturamamış durumda gözüküyor. - Bir ülkeye dışardan yükseköğrenim için gelen öğrenci sayısı. İngiltere''nin diğer ülkelere öğrenci gönderme oranı sıfır. Türkiye ise yüzde 35 oranında diğer ülkelere öğrenci transfer ediyor. Fransa 25 bin öğrenciyi dışarı gönderiyor. Bu durum olumsuz olarak ifade ediliyor. - Bilgi İletişim Teknolojisi''nin herkese ulaşımını sağlama; 15-20 yaş arasında okullarda öğrenci başına düşen bilgisayar sayısı; Türkiye''nin bu yıl sonuna kadar bütün okullarını internete bağlayacağı kaydedildi. Bu veriler rapora bu sene girecek. Türkiye bu alanda sorun yaşamayacak. RAPORDA TESPİTLER BÖLÜMÜ Taslak raporun tespitler bölümünde Türkiye''nin eğitimle ilgili son durumu masaya yatırıldı. Öneriler kısmında ise eksiklikler ile ilgili nelerin yapılması gerektiğini açıklanıyor. Çelik, raporun tespitler bölümünün kendilerini sıkıntıya soktuğunu belirterek, raporu hazırlayanların kendilerine ''Sizler bize doğru dürüst bir veri vermiyorsunuz. Bize bilgi akışı gelmiyor'' şeklinde söylediklerini bildirdi. Çelik, bu konuda bir itirafta bulunarak, Türkiye''deki kurumlar arasında dahi verilerin birbirine tutmadığını buna kendi bakanlığının da dahil olduğunu açıkladı. Çelik, bürokratlarına talimat vererek, her ünitenin birimler arasında yaptığı verilerin birbirini destekleyici veriler hazırlamasını istedi. Çelik, ayrıca öğrenci başına düşen harcamanın Türkiye''de bin 500 doların altında olmadığını belirterek, bu rakamların düşük olarak belirlenmesinin ana sebebinin bakanlığın bütçeden daha fazla pay alabilmek için Maliye Bakanlığı gibi kurumlara bugüne kadar maliyetin düşük gösterildiğini söyledi. İŞTE 137 SAYFALIK RAPORA GÖRE TÜRKİYE''YE ÖNERİLER VE TESPİTLER - Türkiye''nin eğitim performansı OECD ve çoğu Avrupa ülkesinin gerisinde. - Kız öğrencilerinin eğitime katılımları OECD ülkelerinden düşük. - Türkiye''de Gayri Safi Harcamalar OECD ülkelerinin gerisinde. - İlköğretim ve ortaöğretimde derslik ortalaması OECD ülkelerinden daha kalabalık öğretmen başına düşen öğrenci sayısı yüksek. - İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim arasında bir uyuşmazlık söz konusu. - 1999-2003 yılları arasında ilköğretime kayıt oranı yüzde 42.4 oranında artmıştır. Okul öncesi eğitimde oran düşüktür. Hedef yüzde 60. - İlköğretimden Ortaöğretime ve yükseköğretime geçişlerde büyük oranda öğrenci kaybı yaşanmaktadır. - Türkiye genel ortaöğretim ile mesleki eğitimdeki oranı değiştirmekten uzaktır. Öğrencilerin yüzde 35''inden fazlası genel ortaöğretime gitmektedir. - Ortaöğretim düzeyindeki cinsiyet farklılıkları ilköğretime göre daha fazladır. - En fazla cinsiyet farkı Fen Liseleri''nde görülmektedir. - Özel dershaneler ve okullar sosyal adaletsizliği artırmakta ve kaynak israfına yol açmaktadır. - Son zamanlardaki çalışmalara göre ÖSS sınavı hazırlık programının ortalama maliyeti 4 bin 711 ABD dolarına tekabül etmektedir. - Liselerin yükseköğrenime yerleştirmede önemli farklılıklar bulunmaktadır. - Genel liselerin yüzde 27''si fen liselerin yüzde 77''si yükseköğrenime yerleştirilmekte. - ÖSYM ve YÖK sorunludur. Değiştirilmesi gerekmektedir. - ÖSS ortaöğretim müfredatına uyumlu ve paralel değildir. - Meslek liselerinin kalitesi artırılmalıdır. - Öğrenci başarı sistemini ölçme ve değerlendirme sistemi yeniden ele alınmalı. - Ortaöğretimin kapasitesi artırılmalı. - Okullarda rehberlik ve danışma hizmetleri ve birimleri artırılmalı. - Müfettişlerin görev ve tanımları değiştirilmeli yeniden ala alınmalı, öğretmen performansı yerine okul performansı gözetilmeli. - 12 yıllık eğitime geçilmeli. - İmam Hatip Liseleri''nin rolü ve görevleri değiştirilmeli. - ÖSYM, YÖK''ün sorumluluğundan kurtarılmalı, YÖK ve MEB arasında bağımsız bir kurum olmalı. ÇELİK''TEN BÜROKRATLARA POROLA: ''''AB''NİN HEDEF VE GÖSTERGESİ OLAN ''13/29'' OLACAK'''' Avrupa Birliği''nin eğitim alanında göstermiş olduğu 13 hedefi ve 29 göstergesi bulunuyor. Bakan Çelik, tüm birim amirlerinin kendi alanlarında 13/29''u unutmayıp bunu yol haritası yapmaları gerektiğini söyledi. Çelik, bu konuda ''''Bence herkes sabah akşam bunun muhasebesini yapması lazım. Bununla ilgili olarak yol haritamızı belirleyeceğiz. Parolamız 13/29 olacak'''' dedi. Çelik, raporun hedefler bölümünde yaptığı açıklamada, Türkiye''ye ilişkin olarak 20-24 yaş arası nüfusta Avrupa Birliği ülkelerindeki gibi çok ciddi bir sıkıntı bulunmadığını, öğrenci nüfusu, öğretmen, öğretmen başına düşen öğrenci sayısında fazla bir sorunun olmadığını dile getirdi. Çelik, ayrıca Avrupa Birliği''nde eğitim alanında tıpa tıp benzeyen aynileşen bir sistemin olmadığını belirterek, ''''Herkesin kendine göre uygulamaları var. Önemli olan hedeflerde ve göstergelerde buluşmaktır. Öncelikli olarak hedefleri gerçekleştirmektir. Herkes bu akşamdan itibaren aklının bir kenarına yazsın, parola 13/29''dur'''' diye konuştu.

İLGİLİ HABERLER