Eğitim
  • 8.5.2004 10:23

İŞTE, TÜRKİYE'Yİ GEREN 'YÖK TASARISI'NIN PERDE ARKASI...

Yalçın DOĞAN/ HÜRRİYET Tasarı tam geri dönecekken... TUTANAKLAR konuşuyor. Başbakan Erdoğan ile Üniversitelerarası Kurul’un bazı üyelerinin ve üç bakanın bulunduğu toplantı. Başbakan: ‘Hassas çevreler var. Onları rahatsız etmeyelim. Cumhurbaşkanının YÖK kontenjanını düşürmüşsünüz, onu da rahatsız etmeyelim. Kıbrıs sonrasında ortaya çıkan huzur ortamını bozmayalım.’ Ve Başbakan’ın asıl en önemli sözü: ‘Biz bu tasarıdan vazgeçiyoruz!.. Ama, ben Başbakan olarak seçim meydanlarında söz verdim, imam hatipleri de bir yana bırakın, biz meslek liselerinin önünü açacak, Türkiye’yi sıçratacak nesil istiyoruz. Mutlak eşitlikten de vaçgeçtik. Ama, YÖK’le çalışın, bize bir taslak getirin!..’ Konu, kamuoyunda çok haklı kıyamet kopartan YÖK ve imam hatip liselerinin önünü açan taslak. Perdeyi araladığınızda, ortada çok ilginç diyaloglar, geri adımlar, kaçan fırsatlar ve bundan yararlanlar var. SAĞBEK SOLBEK Elbette, emir Başbakan’dan. Ancak, olayların tırmandığını hissettiği anda, geri adım atıyor. 4.5 saatlik toplantıda, YÖK ve meslek liseleri tartışılıyor. Rektörler imam hatiplere duyarlı, ama asıl üniversite özerkliği. Başbakan, ‘meslek liselerinde çocuklar kendi alanlarında ilerlesin’ dediğinde, bir rektör farklı bir örnek veriyor: ‘Dar alanı geniş alana kaydırabiliriz. Sağbek solbek de oynar. Ama, orta sahaya giderse, tedbir konur. Hele de, forvet oynamak isterse, çok çalışması gerekir!.. Motor okuyan motora, iletişim okuyan iletişim fakültesine gitsin. Ancak, gerisi Türkiye’yi karıştırır!..’ Meslek liselerinde okuyanların üniversitede zorlanacaklarını anlatmak için, hem farklı bir üslup, hem bir uyarı. DÖNEMEÇ: ÖZERKLİK Erdoğan’ı ‘vazgeçelim’ dediği noktaya getiren sözler, Üniversitelerarası Kurul Başkanı Ayhan Alkış’tan geliyor: ‘Üniversitelerin asıl sorunu mali, idari ve bilimsel özerkliktir. Bu açıdan biz, dünyada çok gerideyiz. Asıl müdahale özerklikte.’ Tasarıyı bazı rektörler biliyor mu, onlarda var mı, yok mu tartışması, burada. Rektörler, Çelik’i ‘tasarıyı saklıyorsunuz’ diye sıkıştırıyor, o da ‘sorun söyleyelim’ diyor. Üniversite çevreleri açısından burası önemli. Bakan hiçbir biçimde tasarıyı rektörlere vermiyor!.. Tutanaklarda böyle bir şey yok!.. Yani, bazı rektörlerin hükümetle işbirliği yok!.. Çelik de, bu konuda doğru söylemiyor!.. ‘SİZ HAZIRLAYIN!’ Başbakan’ı geri adıma iten, aynı anda rektörlerin hükümetle işbirliği dedikodusuna yol açan konu, özerklik. Ayhan Alkış’ın sözlerine üzerine, Erdoğan: ‘Biz doğru bir şey yapsak bile, bunun arkasında ne var, diye hemen soruyorlar. YÖK tasarısını siz aranızda görüşün, bize bir taslak getirin, biz de bu taslağı bırakalım!..’ Biiir, YÖK’e ve üniversitelere yeni bir taslak için, fırsat burada doğuyor. İkiii, o zaman nasıl oluyor da, aynı taslak, onca kızılca kıyamete rağmen, yine de Meclis’e gönderiliyor?.. SEZER-REKTÖRLER Üniversitelerarası Kurul ayrıca Cumhurbaşkanı Sezer ile görüşüyor. Sezer: ‘Başbakan’la konuşun. Hükümet ile YÖK arasında ipler koptu. YÖK Başkanı ile görüşün ve YÖK’le ortak davranın!.. Öte yandan, hukuk açısından, ne gerekirse, o yapılır.’ Sezer, yasayı veto edeceğini ima ediyor. Ama, onun ötesinde, hem Sezer, hem Erdoğan aynı adresi, YÖK’ü gösteriyor. Yani, hocalar arasında anlaşırsa, hükümet şu anda Meclis’te görüşülen taslaktan vazgeçecek!.. Bütün bunlardan sonra, kurul üyeleri YÖK Başkanı Erdoğan Teziç ve iki YÖK üyesi ile bir araya geliyor. Görüşmüyorlar, kavga çıkıyor aralarında, evet kavga!.. Hocalar birbirini suçluyor, çok tatsız sözler ve davranışlar!.. FIRSATÇI ÇOK Başbakanlıktaki görüşmede Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Tayyar Altıkulaç da var, uyarıyor: ‘İmam hatip liselerini ayrı düşünmek gerekir!..’ Bütün bunlara rağmen, tasarı Meclis’te!.. Önce, bu tasarı yasalaşsa bile, bu döneme yetişmesi olanaksız. Ama, bunun ötesinde, nasıl oluyor da, bu konuşmalara rağmen, bugünlere geliniyor?.. Gerilimde imza sahibi iki kişi var. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer!.. Onlar Üniversitelararası Kurul ile YÖK arasındaki kavgadan doğan boşluğu iyi değerlendiriyor. Bir de, fırsatı iyi kullanamayan, ne yazık ki, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç!.. Ki, kendisinden bu sütunlarda birkaç kez övgüyle söz ettiğimi biliyorum. Şimdi herkes haklı olarak ayakta!.. Bu gerilim sizlere armağan olsun!.. Başbakan’dan müsteşarına, Milli Eğitim Bakanı’ndan YÖK Başkanı’na kadar!..

İLGİLİ HABERLER