Medya
  • 31.10.2020 21:30

Kabir sualleri

KABİR SUALLERİ
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki;
- Bana bin salâvat okuyan kimsenin bedenini Allahü teala ateşte yanmaya haram kılar.
O kimseyi KAVL-İ SABİT üzere dünya hayatında ve ahiret suali sırasında kararlı ve sağlam kılar. Sonra onu cennetine koyar.
Kulun dünya hayatında Kavl-i sabit kalması Kelime-i şehâdettir.

Yüce Hakk’ın dünya hayatında kulunu sabit kılması şu manaya gelir;
Hayatı boyunca kulunun bütün duygularını iman nuru ile nurlandırır. İslam şerefi ile süsler. Nefsini dertlerden uzaklaştırıp şeytanin vesveselerinden kurtarır. Şeriatın emrine uygun, doğru yolda hayırlı ameller işlemeye muvaffak kılar.
Son nefesini de bu güzel hal içerisinde tamamlar.
Kulun Ahiret hayatında Kavl-i sabit kalması ise;
Kabirde; Allahü teala’nın birliğinden, Peygamberden ve dininden kula sualler olacaktır.
Bin salâvat okuyan kimsenin suallere cevap vermesi kolaylaştırılır.
Bu Mübarek hadis-i şerif bunun müjdesini vermektedir.

Kabirde olacak olan sual haktır ve buna inanmak her Mümine vaciptir.
Bu hüküm Hadis-i şerif ile de sabittir.
Resûlullah Efendimiz bunu şöyle haber verdi;
- Meyyit kabre konulduktan sonra kendisine iki melek gelir. O meleklerin renkleri siyah gözleri mavidir. Gayet Heybetlilerdir. Ellerinde demirden çomaklar vardır.
O meyyiti kabir içerisinde oturturlar. (Burada oturtulan ve suale çekilen ceset değil ruhtur) O kimseye düşünme vakti vermeden (
seri bir şekilde) ardı ardına ve son derece hızlıca şu 3 şeyi sual ederler
1. Rabbin kimdir?
2.Hangi dindensin?
3.Tabi olduğun peygamberin kimdir?
Meyyit bu sorulara doğru cevap verdiği takdirde; ”Allahü teala seni cevapta sebatlı kıldı” derler.
(NOT : Bu 3 suale cevap vermek düşündüğünüz ve sandığınız kadar kolay değildir. O yüzden çok az kimseye nasib olur.)
Meyyit kâfir ise… O kimse gelen meleklerin azametinden ve celalinden ve dahi heybetinden korkuya kapılır.
Her sordukları suale, cevap veremez. “Bilmem” der.
O böyle dedikçe, ellerindeki çomaklarla öyle bir vururlar ki; feryadını insan ve cin tayfasından başka bütün hayvanat duyar.
Bu mana icabıdır ki, hayvanlar mezarlıklarda çok durmazlar. Özellikle de yer altına yuva yapan hayvanlar yuvalarını mezarlıklardan uzaklara yaparlar.
Ebû Hüreyre Radıyallahü anh benzer şekliyle Peygamber Efendimiz’den şöyle rivayet etmiştir;
“Sizden biriniz veya ölü kabre konulunca simsiyah mavi gözlü iki melek ona gelir. Onlardan birine münker diğerine nekîr denilir.
O iki melek şöyle derler:
- Muhammed (Aleyhissalatü vesselam) denilen kimse hakkında ne dersin?
O kimse imanlı ise; ölmeden önce söylediğini aynen tekrar ederek: O Allah’ın kulu ve Resulüdür. Ben şehâdet ederim ki Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Muhammed de onun kulu ve elçisidir.
O iki melek derler ki: Senin böyle söyleyeceğini biliyorduk.
Sonra o kabir yetmiş arşın kadar genişletilir ve aydınlık hale getirilir ve “rahatça yat uyu burada” denilir.
(NOT: Mimar hesabıyla bir arşın 75 santimdir. 75 arşın yaklaşık 52.5 metredir.)
O kimse, “ Bu durumu benim aileme dönüp haber verebilir miyim?” Deyince o iki melek; “Gelin güvey gibi rahatça uyu gelin güveyi olan kimseyi ailesinden en çok sevdiği kimse uyandırır” derler.
O kişi o kabirde mahşer için diriltilinceye kadar rahat rahat uyur.
O kabre konulan kimse kâfir veya münafık ise Hazret-i Muhammed (Aleyhissalatü vesselam) Efendimiz hakkında sorulan soruya; “İnsanların peygamber dediklerini duydum ben de aynen öyle söyledim, gerçek midir? Değil midir? Bilemiyorum” diyecek.
Bunun üzerine o iki melek; “senin böyle söyleyeceğini biliyorduk” derler.
O kabre, “sıkıştır onu” denilir, kabir de onu sıkıştırır da kaburga kemikleri yerlerinden oynar. Allah ona böylece mahşer günü uyandırıncaya kadar azap etmeye devam eder.”

KABİR, İÇERİSİNDEKİLERLE NASIL KONUŞACAKTIR?
Ebû Saîd (Radıyallahü anh)’den rivayete göre, Peygamber Efendimiz şöyle demiştir;
Rasûlullah (Aleyhisselatü vesselam), namazgaha girdi ve bazı insanların dişleri görünecek derecede gülüştüklerini gördü ve şöyle buyurdu: 
- “Ne var ki sizler ölümü çok sık hatırlamış olsaydınız şu gördüğüm vaziyette olmazdınız.” Öyleyse tüm lezzetleri yok edip kesen, ölümü çok hatırlayın.
Kabir, her gün şöyle diyerek konuşur:
-“Ben yalnızlık eviyim, ben tek kişilik evim, ben toprak eviyim, ben kurtçukların eviyim!”

Mü’min kul toprağa defnedildiğinde kabir ona şöyle diyecektir:
- “Merhaba, hoş geldin! Üzerimde yürüyenlerin en sevgilisi olduğuna göre bugün benim himayem altına girdin sana ne yapacağımı göreceksin!”
Sonra o kabir, o kimse için gözünün görebildiği kadar genişleyecek ve Cennete doğru bir kapı açılacaktır.
İsyancı ve kâfir bir kul da kabre konulduğunda kabir ona şöyle diyecektir:
-“Sana rahat ve huzur yok, sen hoş vaziyette gelmedin bana, üzerimde yürüyenlerin en sevimsizi ve kızdığım biri olarak bana gelmiş durumdasın ve sana ne yapacağımı göreceksin.”
Rasûlullah (Aleyhisselatü vesselam) şöyle devam etti:
- Sonra kabir o kimseyi o derece sıkıştırır ki, kaburgaları birbirine geçer.
 
Ebû Saîd dedi ki:
“Rasûlullah (Aleyhisselatü vesselam) parmaklarıyla bu durumu göstererek parmaklarını iç içe soktu ve şöyle buyurdu:
- “Sonra o kimseye yetmiş tane yılan musallat edilir ki, o yılanlardan biri toprağa üflese, o toprak dünya durdukça hiçbir şey bi­tirmez. Bu yılanlar onu, hesaba çekilinceye kadar, sokar ve ısırırlar, paramparça ederler.

Ebû Saîd şöyle dedi: Rasûlullah (Sallallahü Aleyhi ve sellem), şöyle buyurdu:
- “Kabir, ya Cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukur­larından bir çukurdur.” 
Kabir azabına karşı Hazret-i Ali Radıyallahü anh şöyle dua ederdi;
-“Allah’ım, senin buyurduğun gibi ve bizim söylediğimizden daha hayırlı biçimde sana hamdolsun.
Allah’ım namazım tüm ibadetlerim hayatım ve ölümüm senin içindir.
Dönüşüm sanadır. Her türlü varlığım sana kalacaktır.
Allah’ım kabir azabından kalbimin vesvesesinden işlerimin dağınıklığından sana sığınırım.
Allah’ım rüzgârın getireceği afetlerin şerrinden sana sığınırım.”  (AMİN)

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

İLGİLİ HABERLER