Medya
  • 31.3.2022 20:46

Kahin ve Şeytanı yakan Şihâb ateşi...

KÂHİN VE ŞEYTANI YAKAN ŞİHAB ATEŞİ
Cahiliye dönemlerinde en itibarlı kişiler kâhinlerdi.
Sadece avam değil krallarda haşa gelecekten haber verdiğine inandıkları kâhinlere danışmadan iş yapmazdı.
Saraylarda kâhin ordusu bulunurdu. Nemrut’un 10’un üzerinde kâhini vardı.
Kâhinler şeytanlarla çalışıyordu.
Onlardan aldıkları bilgileri insanlara aktarıp kendilerini geleceği bilen kimseler olarak gösteriyorlardı.
Peki, şeytan bu bilgileri nasıl alıyordu?
Şeytanlar meleklerden kulak hırsızlığı yapıyorlardı. Şöyle ki;
Şanı Yüce merhameti sonsuz olan Sübhan olan hak, Levh-i mahfuzda bulunan ve kendinden başka kimsenin bilmediği bilgileri, zamanı gelince meleklere emr-ü ferman eder.
Her 24 saatte olacaklar 4 büyük meleğe iletir.
Hadis-i Şerif’te şöyle buyruldu;
Dünya işlerini dört melek idare eder: Cebrail, Mikail, İsrafil ve ölüm meleği Azrail.
Cebrail aleyhisselâmın vazifesi, Peygamberlere vahiy getirmek, emir ve yasakları bildirmektir.
İsrafil aleyhisselam Sur’a iki defa üfürecektir. Birincisinde, Allahü teâlâdan başka her diri ölecektir. İkincisinde, hepsi tekrar dirilecektir. Muhammed Cezuli Hazretleri kitabında; İsfail Aleyhisselam’ın bir vazifesinin de Levh-i mahfuza alnını dayayıp o günün emirlerini almak olduğunu bildirdi.
Mikail Aleyhisselam’a, yağmur, kar, rüzgâr gibi hava olayları, ekonomik nizamı, yani kıtlık, bolluk yapmak, ferahlık ve huzur getirmek ve her maddeyi hareket ettirmek vazifesini vermiştir.
Azrail Aleyhisselam’ı insanların ruhunu almakla vazifelendirmiştir.
Ebû Hüreyre (Radıyallahü anh)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) o anı şöyle anlattı;
- Allah, gökteki meleklere bir şeyin infaz edilmesini emrettiği zaman düz bir taş üstünde hareket ettirilen zincir sesi gibi heybetli olan bu ilâhî buyruğa (korku içinde) tam manası ile inkıyad etmek (Muti olma. Teslim olma. İtaat etme) üzere melekler kanatlarını birbirine vururlar. (Korkan kuşların kanat çırpması gibi)
Kalblerinden bu korku gidince de o melekler; Cebrail, Mikail gibi mukarrabin meleklere:
“Rabbimiz ne söyledi?” Diye sorarlar.
Mukarrebin melekleri de “Allah, hak ve söz söyledi” diye Allah'ın emir ve hükmünü bildirirler ve “Allah yüce ve büyüktür.” Derler.

Burada bildirilenler; 24 saat içerisinde olup bitecek cümle olaylardır.
Kim ölecek, kim doğacak, kim kaza geçirecek kim şifa bulacak, hangi mahlûkatın rızkı ne kadar dağıtılacak, kim kiminle evlenecek, nereye ne kadar yağmur yağacak, nerede rüzgâr olacak ve nerede deprem olacak gibi yer ve gök âleminde bütün olup bitecekler iletilir.
Bu emirler 7 kattan bir aşağıdaki meleklere o bir alta o da bir alta nihayetinde dünyanın gök âlemindeki meleklere ulaşır. Onlarda aldıkları emri eksiksiz ve hatasız yerine getirir.
Şeytanların kanadı yoktur. Onlar melekler gibi uçamazlar ama çok iyi tırmanırlar.
Yüce Allah’tan meleklere gelen emirleri duyabilmek için birbirinin üzerine tırmanarak göğe erişirler.
İbn-i Abbâs (Radıyallahü anh)'den rivayet edildiğine göre: Şeytanlar, İsa (Aleyhisselam’ın) doğuşuna kadar göklere çıkmaktan men edilmiyorlardı. O'nun doğum tarihinden itibaren 3 gök tabakasına çıkmak şeytanlar için yasaklandı.
Yasak olmayan Göğe tırmanan şeytanlar meleklerin konuşmasına kulak kabartır.

Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: İşte bu suretle kulak hırsızı şeytanlar, Allah'ın verdiği emir ve hükümleri işitirler. Bu esnada kulak hırsızı o şeytanlar (yerden göğe kadar) birbirlerinin üstünde (zincirleme) sıralanmış (kulak hırsızlığına hazırlanmışlardır.
Bu durumda iken en üstteki şeytan melekler arasında cereyan eden konuşmayı işitir ve bu sözleri, altındaki şeytana hemen aktarır. O da altındakine (Zincirleme olarak haber edilir)  ve o da (En alttaki şeytan) kâhin veya sâhirin diline atar.
Nihayet kendisine haber ulaşan kâhin veya sâhir, o haberlere yüz yalan uydurup (sağa sola söyler). Neticede gökten işitilmiş olan söz gerçekleşir. (Kâhin veya sâhir bunu istismar eder ve ettirir)

İbn-i Abbas Radıyallahü anh o hadis-i şerifin devamında şöyle dedi; Peygamber Efendimizin doğumu ile beraber bütün gökler, şeytanlar için yasak edildi. Artık mel'un şeytanlar göklere çıkarak oradaki meleklerle görüşemezler. Oradan da bir haber getiremezler.
Şeytan laf dinler mi? Yasaktan sonra bakın ne yaptı?
Muhtelif yerlerde her gün yine üst üste zincir gibi olarak göğe çıkmaya kalkarlar.
Her çıkmaya kalktıklarında melekler onların üzerine Şihâb denilen parlak alev topları atar.
Meleklerin attığı Şihâb, şeytana çarparak onu parçalar. Çoğu zaman o şeytan, duyduğu haberi başka şeytana aktarmaya muktedir olamaz ve hak ettiği akıbeti boylar.
Ebû Hüreyre (Radıyallahü anh)  Hicr Sûresi Tefsiri bölümünde bu olayı şöyle rivayet etmiştir. (17 ve 18’inci ayetleri) mealen;
- Göğü de, taşlanan (Allah'ın rahmetinden kovulan) her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı yapan şeytan vardır ki, onu apaçık bir Şihâb takip eder (ve üzerine düşerek onu yakar)
Saffât sûresinin 6 ve 10’nuncu ayetlerinde
bu hal mealen şöyle izah edilmiştir;
- Biz şu yakın göğü yıldızlarla süsleyip donattık. Ve inatçı her şeytandan koruduk. Onlar en yüksek melekler cemâatini dinleyemezler (sözlerine kulak veremezler) ve kovulmak için her taraftan (Şihâb yaylımına) tutulurlar. Onlar için (ahiret günü) sürekli azab vardır. Ancak o şeytanlardan, (haber) çalıp çırpan bulunur. Onu da (gökten yere doğru) delip geçen bir alev takip eder. (Sahih-i Buhari)
Şihâb denilen bir parlak ateş parçası şeytanları yakar, öldürür veya delik deşik ediverir.
Yukarıda mealleri alınan ayetlerde ve hadiste geçen Şihâb kelimesi lügatte parlak ateş alevine denir.
Şeytanlar haber çalmak için semâya yükseldiklerinde onları kovmak için meleklerin attıkları alevli ateş mermileri manasında kullanılmıştır.
İbn Abbas’tan (radıyallahü anh) rivâyete göre Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem otururken bir yıldız kayması oldu ve gökyüzü aydınlanıverdi.
Rasûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem.) ashabına, “ Cahiliyye döneminde böyle bir şey gördüğümde ne derdiniz? Diye sordu.
Ashab, “Büyük bir adam doğacak veya büyük bir adam ölecek” derdik…
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu,
Bu yıldız hiç kimsenin doğumu ve ölümü için atılmaz ne var ki Aziz ve Celil olan Rabbimiz bir işe hüküm verdiği zaman arşı taşıyan melekler Allah’ı tesbih ederler sonra da onlardan sonra gelenler gök halkı Allah’ı tesbih ederler.
Sonra tesbih şu göğe kadar varır sonra altıncı göğün halkı yedinci göğün halkına sorar onlarda bunlara bildirirler sonra her göğün halkı birbirine haber sorar ve nihayet haber dünya semasının halkına ulaşır
.
Bu arada şeytanlar da kulak hırsızlığı yapmak için birbirlerinin üzerine çıkarak semaya yükselir de bunun üzerine Allah onların üzerine bu akan yıldızları atıverir.
O şeytanlar bu kulak hırsızlığıyla elde edebildikleri bazı haberleri dünyadaki dostları olan şair ve kâhin gibi kimselere aktarırlar.
Bu bilgiler geldiği şekilde aktarılmış olsa doğru ve gerçektir. Fakat bu haberi değiştirip bazı ilavelerde bulunurlar
. (Müslim, Selam: 27)
Peki, nedir bu Şihâb?
Aslında hepiniz onu çok iyi biliyorsunuz… Pek çok kez de gördünüz..
Şihâba; Astronomi dilinde Meteor yani kayan yıldız denir.
Ayette, «Gökten yere doğru karanlık tabakayı gelip geçen alev» diye tefsir edilmiştir.
Dinsiz bilim adamları bizim bu yazdıklarımıza ‘HURAFE’ derler.
Akılsız felsefeci İlahiyat hocaları da; “Bırakın böyle şeyleri, akla ve bilime inanın” diye akıl vermeye kalkarlar.
Benim bilim adamlarına ve felsefecilere üç sorum var.
Mademki kayan yıldızlar atmosfere giren meteorlardır. Atmosfere girdikleri için yandıklarından verdikleri ışıkla yıldız gibi görünüyorlar.
Her gün dünyanın dört bir yanında binlerce yıldız kayıyor..

1- Bunlar meteor ise; dünyanın etrafındaki binlerce uydu neden bunların uzaydan gelişini hiç görüntüleyemedi.
2- Dünyaya düşen(sizin iddianıza göre) bu milyonlarca meteor, neden dünyanın yörüngesinde bulunan binlerce uydu ve uzay istasyonuna hiç çarpmadı.
3- Çok uzaklardan bakıldığında koca bir yıldız gibi görünen bu meteorların aralarında bazıları birkaç ton olması lazım.
NASA bu büyüklükteki meteorların gelişini neden hiç haber vermiyor?
Bu üç sorunun cevabı gayet basit.
Çünkü Şihâb dünyanın dışından atılmıyor Yani uzaydan gelmiyor. Atmosferdeki gök melekleri tarafından atılıyor. Dolayısı ile dünyaya dışarıdan girmiyor.
Uzaydan gelmediği için de ne NASA ne de uzay araçları bunları görüntüleyemiyor.

Yerdeki HURAFECİ bilim adamları ve Felsefeci ilahiyatçılar da işkembeden sallayıp Şihâblara “meteor” diyor.
Ben de onlara diyorum ki; Aklınıza değil Allah’a inanın. Ayetlerde ve hadislerde yazanlara iman edin.
Allah’ın sözüne iman etmezseniz; şeytanla komşu olur, başınıza meteor sandığınız Şihâb yağar…

Biz bilime karşı değiliz, biz dini kabul etmeyen dinsiz bilime karşıyız.
En büyük hurafe; Allah’ın kitabında bildirip Resûlullah’ın hadisinde anlattığına inanmayıp, bilim diye aklından uydurduklarıdır.
En büyük YOBAZ bunlardır.

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

İLGİLİ HABERLER