Yaşam
  • 25.2.2002 13:39

KANSERİ YENDİ KRİZE YENİLDİ

KAYNAK : Haber Vitrini Özlem 14 yaşında ilk savaşını kemik kanserine karşı verdi. 1995'te şampiyon olarak girdiği üniversiteyi bitirdi. Ama girdiği iki işten de kriz nedeniyle atıldı. Özlem İlyas Tolunay... 1995 yılında yabancı dil ağırlıklı puanda Türkiye üçüncüsü olduğunda, Türkiye onu farklı bir yönüyle tanımıştı. Özlem, üniversite sınavındaki başarısından önce çok daha önemli bir başarıya imza atmıştı. Kemik kanseri ile girdiği mücadeleyi kazanmıştı. 14 yaşındayken bacağındaki kasılmaları önce spor yaralanması sandı. Amansız hastalığa yakalandığı aklına bile gelmemişti: "Yoğun olarak spor yapıyordum. Ayağımda kasılmalar oldu. Dizimi kapatıyordum, açamıyordum. Spor yaralanması sandık. Daha sonra kemik kanseri olduğum anlaşıldı. Üst bacak kemiğinin alt ucunda tümör tespit edildi. Okula bir yıl ara verdim. Tedavi gördüm, ameliyat oldum kalça kemiğimden. Babamın kemiğinden parça alınarak bana nakledildi." HAYATI ERTELEMEDİ Ameliyat başarıyla sonuçlandı, ama bir süre sonra tekrar rahatsızlandı. Kanserli hücreler çenesine sıçramıştı. Ailesi ile herşeyi göze alarak Almanya'ya gitti. Bir yıl boyunca tedavi için Almanya'da kaldı, tüm masraflarını "Bilimsel araştırma yatağı" uygulaması çerçevesinde Alman hükümeti karşılandı. Özlem, yaşamdan vazgeçmek bir yana, ona sımsıkı sarıldı. Yaşam sırrını şöyle açıklıyor: "Hastalıklara insanlar anlam yükler. Ben geçirdiğim hastalığı herkesin başına gelebilecek bir şey olarak görüyorum. Hastalığım hayatıma dair bir şey. Ailem de hastalandığım dönemde bana bunu öğretti. Biz hiçbir şeyi ertelemedik..." BAŞARISI ŞAŞIRTMADI Manisa Mehmet Akif Lisesi'nde başarılı bir öğrenci olan Özlem, Almanya'daki tedavisi bitip Türkiye'ye dönünce bir dershaneden burs kazandı. Yabancı dil ağırlıklı puanda Türkiye üçüncüsü olduğunda, onu tanıyanlar başarıya hiç şaşırmadı. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümüne başladığında, ilk çeviri kitabı yayınlanmıştı. Çevresi bu başarıya aşinaydı, ama hocalarını çok şaşırttı: "Birinci sınıfa başladığımda çevirdiğim bir kitap olduğunu öğrenen bir hocam çok şaşırdı, en az arkadaşlarım kadar." Üniversitede okurken, ailesine yük olmamak için İngilizce dersleri verdi, çeviri bürolarında çalıştı. Hem para kazanıyordu, hem de sevdiği işi yaptı. 2000 yılında mezun olduktan sonra çevirmen olarak özel bir şirkette çalışmaya başladı. Ancak bu işin kendisine uygun olmadığını fark edince işten ayrılıp, Bilgi Üniversitesi'nde "internet içerik editörü" olarak çalışmaya başladı. Kendisine uygun işi bulmuştu ama, ekonomik kriz nedeniyle çalıştığı internet sitesi kapatılınca Özlem de işsizler ordusuna katıldı. Bu kez bir sivil toplum kuruluşunda çalışmaya başladı. Evlenmeden iki hafta önce, kötü haberi aldı. Yine ekonomik kriz neden gösterilerek işten çıkartıldı. "Yine de umutlu bakıyorum hayata. Her şeye rağmen ben umutlu bir insanım" diyor. Coğrafya öğretmeni olan eşini üniversite yıllarında tanımış ve 6 ay önce evlenmiş. Eşi İbrahim'in de, kendisi gibi "insanları kazandıkları dereceler ve başarılarla değil, insanlıkları ile değerlendirdiğini" söylüyor. Ne hastalığını ve üniversite sınavındaki başarısını eşine nasıl anlattığını hatırlıyor, ne de eşinin bunlara nasıl tepki verdiğini. "Bunlar benim için çok özel şeyler değil. Hayatımın bir parçası" diyor. UCU UCUNA GEÇİNİYOR Özlem'in işten atılması ile birlikte başlayan ekonomik sıkıntısı sürüyor. İbrahim özel okulda çalışıyor ve aldığı maaşla ancak "ucu ucuna" geçinebiliyorlar. Hastalığı ve başarısı gibi işsizliğini de sıradanlaştırıyor ve "hayatına dair bir şey" gibi görüyor. "Daha kötüsü de olabilirdi" diyor: "İnsan üniversitedeyken geleceği, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik durumu pek kavrayamıyor. Ben üç dil biliyorum. Kalifiye bir eleman olarak işsizim. 2 kez işten atıldım. Devletin kalifiye insanları iyi bir noktada istihdam etmesini bekliyorsunuz. Ama öyle olmuyor. Bu çok üzücü. Ama şu anda işsiz olmam benim hatam değil. Kendimi suçlamıyorum. Ülkenin bu insanları istihdam edecek gücü yok..." HAYALİ DÜNYAYI GEZMEK İŞSİZ kalıncaya kadar öğretmenlik yapmayı düşünmeyen Özlem, "Ne olur, ne olmaz" diye geçen yıl öğretmenlik için formasyon dersleri almış. "Öğretmenlik yapmak amacım değildi. Ama eşimle birlikte dünyayı gezmek istiyoruz. Ben de öğretmenlik yaparsam, en azından üç ay tatilimiz olacak. Hayalimiz dünyayı dolaşıp, gezip gördüğümüz yerleri yazmak. Bir yerden başlamak gerek" diyor.Sabah

İLGİLİ HABERLER