Gündem
  • 10.9.2002 08:18

KEMAL BURKAY:"KÜRTLERİN İSTEĞİ, BENCE BELÇİKA MODELİ OLMALI, BİZE EN UYGUN MODEL BUDUR"

KAYNAK : Haber Vitrini TANSU SARITAYLI PARİS - Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Genel Sekreteri Kemal Burkay, 31 Ağustos'ta Hamburg'da başladığı "Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri ve Kürtler" konulu konferanslar dizisine Paris'te devam etti. Burkay, Avrupa Birliği'nin (AB) önümüzdeki aylarda 13 aday ülke hakkında bir karara varacağını belirterek, anayasa değişikliğinin basit rötuşlardan ibaret olduğunu, son uyum paketinin ise, özellikle insan hakları ve Kürt sorununun çözümü bakımından göstermelik olduğunu söyledi. "TÜRKİYE'DE HÜKÜMET MGK'DIR" PSK Genel Sekreteri, Türkiye'de sivil bir hükümetin iş başında olmadığını iddia ederek, "Türkiye'de hükümet MGK'dır (Milli Güvenlik Kuruludur)" dedi. Burkay, şöyle konuştu; "Türkiye'de yazarlar halen düşüncelerinden dolayı yargılanmaya devam ediyor. HADEP ve HAK-PAR ise kapanma istemiyle Anayasa Mahkemesi önündeler. Bu değişiklik, anadilde eğitim ve yayın bakımından hiçbir şey getirmedi. Bunu izleyen yıl içinde ise anadilde eğitim ve seçmeli ders isteyen 10 bini aşkın öğrenci, yüzlerce davanın hedefi oldu, terörist olmakla suçlandı. Yüzlercesi tutuklandı, işkence gördüler, cezalar aldılar. Bu davaların büyük bölümü hala devam ediyor. Aynı dönemde İçişleri Bakanlığı emriyle 'Türk Kültürüyle bağdaşmıyor' denerek Kürt isimleri yasaklandı ve ülkenin 4 bir yanında bu isimlerin değiştirilmesi için anne-babalar mahkemeye verildi. Bakan Rüştü Yücelen ise sözde AB yanlısı ANAP'tandı ve kendi adı da Türkçe değildi." UYUM PAKETİ Kemal Burkay, 2-3 Ağustos 2002 de parlamentodan geçirilen 14 maddelik "Uyum Paketi" ile ilgili olarak da şunları söyledi; "Bu pakette idam cezasının 'savaş ve yakın savaş durumu' dışında, yani sınırlı da olsa kaldırılması olumlu. Zaten 1984 yılından beri idam cezaları infaz edilmiyordu. Ama bu iş başka türlü, üstelik bir mahkeme kararı ve parlamento onayı olmaksızın yapılıyordu. Örneğin; yargısız infazlar şeklinde yapılıyor ve yapılanların sayısı binlerce olduğu bilinen bir gerçek. Bu gerçekler içinde, Kürt aydınlarına, Kürt iş adamlarına karşı sistemli bir yargısız infaz uygulaması, gerçi bu tür uygulamadan, Türk aydınları Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı gibi aydınlar da nasiplenip, Türk devleti tarafından yargısız infaza uğratılmışlardır, faili meçhul ismi verilerek Türk devleti işin içinden çıkmayı biliyor." Yapılan değişikliklerden birinin de sözde anadilde eğitim ile ilgili olduğunu ama söz konusu değişiklikle ne Kürt halkına, ne de öteki etnik gruplara anadilde eğitim hakkı tanınmadığını vurgulayan Burkay, "Yani, ne ilk, ne orta, ne yüksek öğrenim düzeyinde bir Kürt okulu olmayacak. Yapılan şey, okul dışı zamanlarda dil kursları açılmasına olanak tanımaktır. Kaldı ki, anadilde eğitim hakkı, birtakım kurslara indirgenemez. Bu komiktir, insanlarla alay etmektir. Anadilde yayın için yapılan değişikliğin durumu da bundan farklı değil. Özel kanallarda anadilde yayına yine izin verilmiyor. Yapılmak istenen ise, TRT'de 15 dakikalık veya yarım saatlik, yine güdümlü bir yayın. Bu da komiktir" diye konuştu. "SESİMİZİ YÜKSELTMELİYİZ" Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü bakımından da durumun değişmediğini belirten Kemal Burkay, "Bu durumda Türkiye, AB'nin kendisinden istediklerini yerine getirmemiştir. Kopenhag Kriterleri'nin gereğini yapmaktan çok uzaktır. Biz, Türkiye'nin AB'ye girmesini isteriz ama gerekli koşulları yerine getirme şartıyla. Kürt halkına gelince, biz, oynanan oyunu görmeliyiz. Kopenhag Kriterleri'nin göstermelik biçimde, baypas edilerek değil, gerçek kapsamıyla hayata geçirilmesini istemeliyiz. Bunun için yurt içinde ve dışında sesimizi yükseltmeliyiz. Anadilde eğitim okulda verilmeli, ilkokuldan üniversiteye kadar Kürt okulları açılmalı, anadilde tam gün radyo ve televizyonun yayını yapılabilmeli. Bunun için bir TRT kanalı bu işe ayrılmalı ve özel kanallar serbest bırakılmalı. Kürt parti ve dernekleri serbestçe faaliyet gösterebilmeli. Köye dönüşler serbest bırakılmalı ve zararlar tazmin edilmeli." Kemal Burkay, bu istemlerin dış kamuoyuna ve AB kurumlarına etkin biçimde yansıtılması için yurt dışındaki Kürt kitlesine büyük görevler düştüğünü de ifade ederek, son dönemde oluşan Avrupa Kürt Platformu'nun bu alanda önemli bir rol oynayabileceğini söyledi. Bu amaçla kitle eylemleri yapılmasını, yabancı dillerde bildiri ve raporlar yayınlanmasını, ortak heyetler oluşturarak diplomatik görüşmeler yapılmasını önerdi. Burkay, şunları söyledi; "Türkiye hemen AB'ye alınacak değil. Bu süreç, eğer işler ters gidip tam bir kesintiye uğramazsa uzundur. Biz de örgütlü, sabırlı mücadelemizi yürütelim. Bize göre bu, eşitlik temelinde bir federasyonla mümkündür." AVRUPA KÜRT PLATFORMU PSK Genel Sekreteri Kemal Burkay, Avrupa'daki Kürt toplumu arasında dayanışma ve güç birliğini sağlamak için 2 yılı aşkın bir süreden beri devam eden çalışmalarla ilgili ise şu görüşlere yer verdi; "Siyasal Kürt örgütleri, demokratik dernekler ve aydın inisiyatifleri 20-21 Temmuz 2002 günü Stockholm'de bir araya gelerek Avrupa Kürt Platformu'nu oluşturdu. Zaten, siyasi örgütlerin bir birlik platformu, Kuzey Kürdistanlı Partiler Platformlu (PNK-Bakur) önceden mevcuttu. Diğer bir çalışma, Avrupa ülkelerinde, göçmenlik koşullarında yaşayan Kürt aydınlarını, kültür ve siyaset adamlarını bir araya getirmek için oluşturulan birliklerdi. Yapılan çalışmalar sonunda çeşitli ülkelerdeki Kürt aydınlarını kapsayan 'Kürt inisiyatifleri' oluştu. Diğer çalışma ise, Avrupa ülkelerindeki çeşitli Kürt demokratik derneklerini ve kurumlarını bir araya getirmek için yürütülen çalışma idi. Bu çalışma da, çeşitli ülkelerde yapılan bir dizi toplantıdan sonra meyvelerini verdi. Çok sayıda demokratik dernek, 30 Haziran 2002 tarihinde Köln'de bir araya gelerek kendi aralarındaki çalışmaları koordine etmeyi kararlaştırdı ve DEMKURD'u oluşturdu. Bu, her 3 grup örgüt (PNK-Bakur, Avrupa Kürt İnisiyatifi ve DEMKURD, 20-21 Temmuz tarihinde Stockholm'de bir araya gelerek Avrupa çapındaki çalışmalarını koordine etmeyi kararlaştırdı. Bu amaçla, kısaca PLATFORM olarak adlandırılan Avrupa Kürt Platformu'nu oluşturdu, ortak hedefler ve ilkeler belirledi." BELÇİKA MODELİ Kürtlerin Türkiye'de azınlık olmadığını ifade eden Burkay, "Kürtler bir ulustur. 20 milyon nüfusu bulunan bir ulusa siz azınlık muamelesi yapamazsınız. Kürtlerin isteği, bence Belçika modeli olmalı, bize en uygun model budur. 2 taraflı parlamento, hem Türk Bayrağı, hem de Kürdistan Bayrağı olmalı. Bağımsız Kürdistan konusunda ben de varım. Ama bu, ancak TC'nin Kürtler üzerinde baskı ve zulmü devam ederse bağımsızlığımı istemeye ve ayrı devlet kurmaya, ben, partim Kürdistan Sosyalist Partisi de taraftar olduğunu söylüyorum" dedi. "2 YIL EVVEL FRANSA'DA TOPLANDIK" 2 yıl evvel Fransız Parlamentosu'nda toplandıklarını, burada 12 Kürt örgütünün bir araya geldiğini hatırlatan PSK Genel Sekreteri Kemal Burkay, "Fransızlar bize, 'Kürtler ne istiyor?' dediklerinde, PKK'nın yan kuruluşu olan ERNK temsilcisi, 'Biz Türkiye'de demokrasi istiyoruz' dedi, o kadar. Bu böyle mi olmalıydı? Fransızlar da şaşırdı. Aslında federasyon istemi gelebilirdi. Tüm halkların isteği söylenebilirdi. Ama dün silahla hak isteyen ERNK, bugün demokrasi isteğiyle yetindi" diye konuştu. "Türkiye, Fransa'yı örnek ülke gösteriyor. Üniter devlet yapısı olarak ama Fransa'nın Korsika'ya tanıdığı haklar unutuluyor, Fransa istese Korsika'da baskı veya Türk Ordusu'nun güneydoğuda yaptığı gibi katliam yapamaz mı, yapmıyor. Çünkü adamların düzeni demokrat" diyen PSK Genel Sekreteri Kemal Burkay, sık sık Kürtleri AB ülkelerinde lobi yapmaya ve AB ülkesi parlamenterleriyle dirsek temasında bulunmalarını istedi. "Türkiye'yi daima zorlamamız gerekir" diyen Burkay, "Her Kürdün görevi bu olmalı, içte ve dışta aynı olmalı" şeklinde konuştu.

İLGİLİ HABERLER