Ekonomi
  • 31.3.2006 12:09

KORKUTAN UYARI!.. "TÜRKİYE, KARANLIĞA GÖMÜLEBİLİR"

İSTANBUL - Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Prof. Dr. Veysel Eroğlu, "Türkiye'de kısa sürede nükleer enerjiye geçilmezse muhtemelen 2015 ve 2020'li yıllarda ülke karanlığa gömülme riski ile karşı karşıya olacaktır" dedi.
Su Dünyası isimli dergiye açıklamalar yaparak, geçmiş yıllarda yaşanan elektrik sıkıntılarına değinen DSİ Genel Müdürü Eroğlu, "Orta mektep talebesi iken kitap okuma merakım vardı. Ancak o tarihlerde Afyonkarahisar'a bağlı Şuhut kasabamızın mazotla çalışan jeneratörleri saat 00.00'da susturulduğundan elektrikler kesilir ve gaz lambasıyla okumaya devam ederdim. Birden bire yanan ampulden gaz lambasına mahkum olmanın bıyıkları yeni terlemeye başlayan bir delikanlıda bıraktığı menfi tesiri tasavvur ediniz" dedi.
Yıllar sonra üniversiteye öğretim elemanı olarak göreve başlamasından sonra, Avrupa ve Amerika'da ilmi kongre ve konferanslara katıldığını anlatan Prof. Dr. Veysel Eroğlu, oralarda Türkiye'nin aksine sürekli akan sular, kesilmeyen elektriklere bakarak "yeteneksiz idareciler ve ülkemizi 70 cente muhtaç bırakanlar" sebebiyle yüreğinde derin bir sızı hissettiğini dile getirdi.
Prof. Dr. Veysel Eroğlu, "İSKİ Genel Müdürlüğüm esnasında -suya atılan imza- ile İstanbullu'nun susuzluk sebebiyle çektiği ızdırabı dindirmiş ve suya olan hasreti sona erdirmiştik. Ancak elektrik kesintileri sebebiyle pompaların susmasının verdiği ızdırabı tarif etmek imkansızdır. Bu yüzden bütün arıtma tesisleri ile terfi merkezlerini -çift hat- olarak isimlendirdiğimiz enerji nakil hatları ile yedeklemiştik. Elektrik deyince adeta elektriklenerek teyakkuz durumuna geçmemde şuur altındaki sıkıntıların izleri yatmaktadır. Bu yüzden sayın 9. Cumhurbaşkanımız kurumlara elektrik sıkıntısının giderilmesi için rapor verilmesine dair bir yazı gönderdiğinde, bu konuda İSKİ'den mufassal bir rapor gönderdiğimi hatırlıyorum" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin elektrik enerjisi ihtiyacının halihazırda termik (kömür, doğal gaz, mazot) ile hidroelektrik santrallerden karşılanmakta olduğunu söyleyen Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Türkiye'nin elektrik enerjisinin geçmişteki isabetsiz enerji yönetimi sebebiyle büyük ölçüde doğal gaza bağlanmış olduğunu, yerli kaynağımız olan hidroelektrik santrallereyse kafi derecede önem verilmediği için 130 milyar kwh olarak değerlendirilebilen hidroelektrik potansiyelimizin ancak üçte birinin işletmeye alınabildiğini, geri kalan potansiyelinse boşa aktığını ve yılda 6 milyar dolarlık kaybın söz konusu oluğunu kaydetti. Su Kullanım Hakkı Anlaşması Yönetmeliği'ni ilk defa 2003 yılında uygulamaya koyduklarını ifade eden Prof. Dr. Eroğlu, "Yönetmelikle boşa akan akarsularımızdan elektrik üretimi izni özel sektörde devreye sokulmuştur" dedi.

"TÜRKİYE BİRÇOK ÜLKENİN GERİSİNDE"
Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Türkiye'de elektrik enerjisi tüketimi oranlarına bakıldığında, 2004 yılında 151 milyar kwh, 2005 yılında ise 161 kwh (161 000 GWh) tüketildiğini, ancak Türkiye'nin kişi başına düşen elektrik enerjisi tüketimi bakımından birçok ülkeden geride bulunduğuna dikkat çekti. AB ülkeleri ortalamasının ise kişi başına yılda 6000 kwh civarında olduğunu açıklayan Prof. Dr. Eroğlu, bu hususların göz önüne alındığında, 2015 yılı gibi yakın bir gelecekte dahi Türkiye'nin enerji talebinin nasıl karşılanacağı sorusunu gündeme getirdi.
2006 kışında maruz kaldığımız doğal gaz sıkıntısının herkesi daha ciddi düşünmeye sevk ettiğini belirten Prof. Dr. Eroğlu, "Ülkemizde elektrik enerjisi ihtiyacı yılda yüzde 6 ila 8 civarında bir artış göstermektedir. TEİAŞ tarafından yeni hazırlanan Türkiye Elektrik Enerjisi 10 Yıllık Üretim Kapasitesi Projeksiyonu, 2006-2015 Raporuna göre; 2006 yılında 171 milyar kwh, 2010 yılında 217 ila 242 milyar kwh, 2015 yılında 295 ila 356 milyar kwh civarında bir talebin olacağı tahmin edilmektedir. Bu rakamlar dikkatli bir şekilde tetkik edilirse 2015 yılındaki talebin 2006'nın bir misli yani 2 katı civarında olduğu görülecektir. Bunun manası, mevcutlar kadar yeni santral yapılmasıdır. Ülkemizde kişi başına yıllık elektrik enerjisi sarfiyatının yaklaşık 2150 kwh olduğu ve dünya ortalamasının altında bulunduğu dikkate alınırsa , Türkiye'de artan nüfus, refah seviyesinin iyileşmesi, sanayinin gelişmesi dikkate alındığından enerji talebinin hızla artacağı tabidir" dedi.
Türkiye'nin elektrik enerjisi arz-talep grafikleri tetkik edildiğinde 2008 ila 2010 yılları arasında bir elektrik arzı açığının olacağını söyleyen Prof. Dr. Veysel Eroğlu, ne gibi tedbirler alınması gerektiğini şöyle açıkladı:
"Enerji santrallerinin gözden geçirilerek verimlerinin artırılması, enerji nakil hatlarındaki kayıpların azaltılması, elektrikteki kaçakların ve usulsüz kullanımların önlenmesi gibi tedbirlerin alınması gayet tabidir.ntik. Elektrik deyince adeta elektriklenerek teyakku Ancak bu tedbirlerin yeterli olmayacağı da açıktır. Yeni enerji kaynaklarının devreye sokulması elzemdir. Yeni kaynakların seçiminde ekonomik ve yerli kaynak olması, dışa bağımlılığın azaltılması, kaynak çeşitliliği gibi unsurlar dikkate alınmalıdır."
Güneş, rüzgar, jeotermal, hidrojen, bioenerji gibi kaynakların yakın gelecekteki nispetlerinin fazla olmayacağının düşünüldüğünü ileri süren Prof. Dr. Eroğlu, geriye kalacak kaynakların da hidrolik enerji, kömür santralleri, doğal gaz çevrim santralleri ve nükleer enerji olacağını söyledi. Hidroelektrik santrallerin bir an önce yapılarak su kaynaklarımızdan istifade edebilir hale gelmemizin öncelikli bir husus olduğuna dikkat çeken Eroğlu, "Kömür rezervlerimizin en iyi şekilde değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Ancak artık doğalgazdan elektrik üretiminde dışa bağımlılığın olmaması için nükleer enerjiye müracaat edilmesi bir zaruret olarak görünmektedir" ifadelerini kullandı.

"NÜKLEER SANTRALLERİN İNŞASINDA GEÇ KALINMIŞTIR"
Nükleer enerjinin bugün dünyada önemli nispette kullanıldığını, dünyada nükleer enerjinin toplam elektrik enerjisi içindeki payının yüzde 16 olduğunu belirten Prof. Dr. Eroğlu, şu görüşlere yer verdi:
"Hali hazırda 30 ülkede çalışan 422 nükleer tesis bulunmaktadır. Elektrik üretimini, Fransa yüzde 75, Almanya yüzde 31, ABD yüzde 22 oranında nükleer santrallerden karşılamaktadır. Son zamanlarda yeni nükleer enerji santrallerinin kurulması hususunda pek çok ülkede çalışmalar yapılmaktadır. Ülkemizde nükleer santral inşasında çok geç kalınmıştır. Ancak hükümetin enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve arz güvenliği açısından nükleer santralleri gündeme getirmesi memnuniyet verici bir husustur".
Prof. Dr. Eroğlu, nükleer santrallere karşıt görüşlerin, esas itibariyle radyasyon tehlikesi ve atıkların bertarafını ileri sürmekte olduklarını, ancak tekniğine uygun olarak inşa edilmiş, yani nükleer güvenlik doktirnine uygun olarak yapılan santrallerden dışarıya radyasyon sızmasının söz konusu olmadığını, bu yüzden halk sağlığını da etkilemeyeceğini açıkladı. Ermenistan, Rusya, Bulgaristan gibi ülkelerdeki reaktörlerin çok yakınımızda olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Veysel Eroğlu, "Dolayısıyla radyasyon tehlikesini ileri sürmenin bir manası da yoktur" dedi.
Prof. Dr. Eroğlu, nükleer atıkların bertarafında da çok uygun çözüm yollarının bulunduğunu, 1000 MW gücündeki bir nükleer santralin yakıtını, bir oda büyüklüğündeki bir hacimde depolamanın mümkün olduğunu ifade etti. Ayrıca nükleer yakıtın rektöre konulmadan önce reaktif olmadığını, dolayısıyla hiçbir riskin olmaksızın güvenli bir şekilde saklanabileceğini söyledi. Çevrecilerin de gönlünü ferahlatan Prof. Dr. Eroğlu, nükleer santrallerin CO2 emisyonu söz konusu olmadığı için çevre açısından temiz olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Eroğlu, "Netice olarak, ülkemiz için nükleer santrallerin kurulması, arz güvenliği için elzemdir. Dışa bağımlılığın azaltılması açısından şarttır. Nükleer santrallerin inşasında geç kalınmıştır. Bu santraller, tekniğe uygun inşa edildikleri takdirde riskleri yoktur, radyasyon tehlikesi söz konusu değintik. Elektrik deyince adeta elektriklenerek teyakkuldir, yakıtları kolaylıkla ve emniyetli şekilde küçük hacimlerde muhafaza edilebilir. Nükleer atıkların uygun şekilde bertarafı için gerekli teknoloji mevcuttur" dedi.
"O halde ne duruyoruz" diyen Prof. Dr. Eroğlu, "Türkiye'de kısa sürede nükleer enerjiye geçilmezse muhtemelen 2015 ve 2020'li yıllarda ülke karanlığa gömülme riski ile karşı karşıya olacaktır. Nükleer Santrallere Hayır diyenler, lütfen nükleer santrallerin yerini gösteren dünya haritasına bakarak bir kere daha düşünsünler. Ülkemizde enerji arzı güvenliği ve dışa bağımlılığı azaltmak için, ileri teknolojiye haiz, emniyetli bir şekilde inşa edilecek nükleer santrallerin bir an önce devreye girmesini bütün kalbimle arzu ediyorum" uyarısında bulundu.

İLGİLİ HABERLER