Bir lezbiyenin 12 ayı
Fatihayı okuyamayanları koyun gibi kestiler
Aldatılan kadınlar kitap yazsa..

İŞTE, MENDERES'İN "BEBEK DAVASI" TUTANAKLARI

Yassıada dosyalarına girdim."Bebek Davası"nın tutanaklarını okudum.Okuduklarıma inanamadım. Bu ülkenin tarihinde böyle bir dönem, böyle bir dava, böyle bir duruşma olmasının utancını yaşadım.

CAN DÜNDAR'IN MİLLİYET'TEKİ YAZISI:

İşte "Bebek Davası" tutanakları
Bir dönemin utanç belgeleri



Sevgililer Günü için Adnan Menderes-Ayhan Aydan aşkını ve onların ölü olarak doğan bebekleriyle ilgili davayı kaleme alırken Yassıada dosyalarına girdim.
"Bebek Davası"nın tutanaklarını okudum.
Okuduklarıma inanamadım.
Bu ülkenin tarihinde böyle bir dönem, böyle bir dava, böyle bir duruşma olmasının utancını yaşadım.
İğrendim, güldüm, kızdım, acıdım.
Bazı bilgileri yazı dizisinde kullanmakla birlikte, özellikle gençlere, Türkiye'nin nerelerden geçip geldiğini göstermek açısından bu tutanaklardan bazı bölümleri burada aktarmaya karar verdim. Mümkün olsa da tüm Yassıada tutanakları yeniden basılsa, bir dönem tamamen aydınlansa...
Okuyacaklarınız için şimdiden özür diliyorum.
Okurken hissedeceğiniz öfkeyi ister Menderes'e yöneltin ister askerlere, sonuçta yaşananlar hepimizin ortak tarihinde bir kara lekedir.

MENDERES KÜRSÜDE
"Kesmezsen kestirmesini bilirim"

DAVA KONUSU:
"Yeni doğmuş gayri meşru çocuğu öldürmek ve bu suça azmettirmek."

Birinci oturum:
31.10.1960

BAŞKAN (SALİM BAŞOL): Sanıklar getirildiler. Bağlı olmayarak yerlerine alındılar. Müdafiler hazır. Yassıada'da duruşma salonunda açık olarak duruşmaya başlandı.
(Menderes'e): "Siz Ayhan Aydan'la münasebet tesis etmişsiniz. Bundan meşru olmayan bir çocuk dünyaya gelmiş. Sanık (Zeynep Kamil Hastanesi Başhekimi) Fahri Atabey'i azmettirmek suretiyle çocuğu öldürmüşsünüz.
MENDERES: Muhterem Reis Beyefendi, benim böyle bir suçla uzaktan yakından alakam mevcut değildir.
BAŞKAN: Ayhan Aydan sizinle olan münasebetini gizlememiş, hatta sezildiğine göre de biraz da yaymış. Herhalde zamanın Başvekili ile münasebet tesis etmekten iftihar duymuş olacak. Onun için apartman komşularına, arkadaşlarına vesaireye karşı bu münasebeti gizlemek değil, yaymak temayülü göstermiş (...) Fahri Atabey, sizin Ayhan'ın gebeliği, doğumun yaklaştığı hakkında telefon ettiğinizi söylüyor.
MENDERES: Katiyen hatırlamıyorum. Benim Fahri Atabey'e telefon edip "Bir şeyler yap" demem varit değildir.
BAŞKAN: Bunları bırakın, zorlamayın kendinizi...
MENDERES: Efendim?
BAŞKAN: Eğer ben "Kesin" deyince kesmezseniz kestirmesini bilirim. Siz tahrik etmese idiniz böyle gece vakti büyük bir hastanenin Başhekimi taa İstanbul'dan kalkıp yanına bir hemşire alıp devlet arabasına binerek bu zahmeti yapar mı idi? Sonra bir başka sual: Gerçi resmi arabaları bu makama oturanlar diledikleri gibi kullanabilirmiş, ama hiçbir zaman meşru olmayan bir münasebet tesis ettiği kadının kapısı önünde bekleyecek kadar olmamak gerekir. 2 numaralı araba orada imiş, çocuğun cenazesini 2 numaralı araba ile götürmüşler.
MENDERES: Çocuğun doğumu ve ölümü telaşı sırasında şoförden istimdat istemiş olabilirler.
BAŞKAN: Şu halde sizin haberiniz olmadan da 2 numaralı otomobil Ayhan Aydan'ın emrine amade gibi bir şey hasıl oluyor?
MENDERES: Öyle bir hengamede istimdat istemiş olabilirler. O da gitmiş olabilir.
BAŞKAN: Şimdi evli misiniz?
MENDERES: Kat'iyyen...
BAŞKAN: Evlisiniz, üç çocuğunuz var.
MENDERES: Evet evliyim, üç çocuğum var.
BAŞKAN: Bundan evvel Ayhan Aydan'ın çocuk aldırttığını diğer sanık Fahri Atabey kabul ediyor.
MENDERES: Çocuğu öldürmek değil, kanamalar dolayısıyla, rahim rahatsızlığı çekerdi sık sık, doktora giderdi. Düşürmüş olabilir.
BAŞKAN: Sonra Ayhan Aydan'dan sormadınız mı?
MENDERES: Ondan sonra Ayhan Aydan'ın yüzünü hiç görmedim.
BAŞKAN: Münasebetinizi niye kestiniz?
MENDERES: Bir başka münasebet tesis ettiğimi Ayhan onurlu bir insan olarak sezdi. Bendeniz de aynı hislerle kendisinin hislerini tahriş etmek istemedim.
BAŞKAN: O yeni münasebet kiminle?
MENDERES: Onu bırakalım Reis Bey (gülüşmeler)...


MENDERES AÇIKLIYOR
"Kasadaki çıplak kadın resimlerini Koraltan getirdi"

İkinci oturum:
31.10.1960

BAŞSAVCI: İnkılabı müteakip Başvekalet'te bulunan kasalar birer birer açıldı. Bir kasanın üzerinde "Tarihi vesikaları muhtevidir" yaftası yapıştırılmış olduğu için açılması hususunda tereddüt vardı. Kasa açıldı, içinden bir zarf çıktı. Acaba içinde ne vardı: Yumuşacık bir zarfta ne olabilirdi? Belki bu Atatürk'e ait bir hatıra mı idi? Heyecanla zarf elden ele dolaştırıldı. Nihayet açıldı. İçinden çıkan, maalesef bütün heyet azalarının tüylerini diken diken etti. Şimdi zarfı açıyorum. (Hakimler heyetine göstererek) Bu, bir kadın külotudur. Ala küçük olduğuna bakılırsa pek genç yaşta bir kadına ait olacak. Bu fotoğraflar kim bilir hangi kadın tarafından bırakılmıştır. Ya bu küçük kutunun içindeki çıplak kadın resimlerine ne diyelim? Herhalde Menderes'in kadınsız kaldığı günlerde teyemmümüne yardım edecektir. Şimdi Menderes'in Meclis'te bulunmayışının asıl sebebi öğrenilmiş oldu.
BAŞKAN: Şu eşyayı alın da bana verin.
(Bu aşamada Menderes'in avukatı Burhan Apaydın devreye giriyor ve müvekkiline bu konunun sorulmasını engelliyor. Mahkeme konunun davayla alakasız olduğuna hükmedip sanığa sorulmaması kararı veriyor.)
BAŞKAN: Alın götürün bunları... Başka davada lazım olur. (Gülüşmeler)
(Konu, 6. Oturum'da, esas hakkındaki mütalaasını okuyan Başsavcı Yardımcısı tarafından yeniden gündeme getiriliyor.)
SAVCI: Devletin gizli evraklarının saklandığı bir kasaya "Tarihi hatıralar" yaftası yapıştırılıp içinde her biri bir günahın delili sayılabilecek mahiyette kadın çamaşırları, müstehcen resimler saklanmasının hangi ruhi sapıklığın eseri bulunduğunu belirtmekten haya duymaktayız. (...) Namaz kılmayan, oruç tutmayan bir vatandaşa kimsenin çatmaya hakkı yoktur. Ancak, bir saat önce metresinin yatağından kalkan ve şakakları viski terleyen sarhoş bir adam karşımıza geçip de "Bu mübarek günde oruçlu ağzımla sizi mi kandıracağım" gibi laflar etmeye kalkışırsa artık bu sahtekarlığın yüzüne vurulması farz oldu demektir. (...) Şehvetini tatmin sırasında bir komiseri kapı beklemeye zorlayan ve onu bu derece haysiyetsiz bir işte vazifeli sayan Menderes'in, Türk zabıtasını müstebit amaline sevketmesi işten bile olmamıştı.
MENDERES: Soruşturma esnasında kendileri ile müşerref olduğum, şeref duyduğum, çok nazik ve kabiliyetli bir zat olarak kısa bir zamanda tanıdığım, şimdi yüksek iddia makamını işgal eden muhterem şahsiyetin niye böyle bir azm ile mütehalli olduğunu çözmeye imkan yoktur. (...) Soruşturmada kendisiyle karşı karşıya oturduğum zaman sigara içtik, yanında arkadaşları da vardı. Dedim ki, "Kasada birçok resimler var, baktınız mı?" "Evet" dediler. "Küçücük resimler", onun hikayesini anlatayım. Bir gün Refik Koraltan elinde küçük bir oyuncakla geldi, gösterdi ve baktık. Bıraktı gitti. Atamadım, satamadım, oraya koydum. Bunlar müstehcen resim değildi, küçük aletlerle gösterilen artistik resimlerdi. Bütün evlerde tablo diye kullanılabilir.
İkincisi sanmıyorum ki kendileri "Hayır" desinler, şerefli bir hakimdirler. Bana "Aman onu bulduğumuz ne iyi oldu, bütün bu evrak içinde bunaldığımız zamanlarda onlarla meşgul olarak vakit geçiriyor, eğleniyoruz" dediler.
BAŞKAN: Bu küçük resimleri Refik Koraltan sonradan istemedi mi? O büyütücü aleti sizden tekrar istemedi mi?
MENDERES: Gayet ehemmiyetsiz şeylerdi.
BAŞKAN: Görülmüş şey değil, herkeste bulunmaz.
MENDERES: Bıraktı gitti beyefendi. Bir suç değil. Benim bu resimlerle, bilmem nelerle filan alakam yoktur. Ama bendeniz çok muhterem şahsiyeti haiz beyefendinin bundan latif, zarif, kibar, nazik olarak "Aman ne iyi oldu, hepimiz yoruldukça ona bakarak vakit geçirdik" demesine mukabil şimdi "Müstehcen" demelerine üzülüyorum. (Savcıya hitaben) Beyefendi resimler müstehcen mi idi?


ÖRTÜLÜ ÖDENEK DAVASI
Sevgilisinin boşandığı kocasına para yardımı

Yassıada tutanakları arasında Aydan-Menderes ilişkisi açısından en şaşırtıcı ayrıntı "Örtülü Ödenek Davası" dosyasından çıkıyor.
Çünkü Menderes'in örtülü ödenekten yaptığı ödemeler arasında Ayhan Aydan'ın boşandığı eşi Ferit Alnar'a uzunca bir süre boyunca belirli aralıklarla ciddi yekün tutan ödemeler yapıldığı anlaşılıyor.
Ödemeler 1951'de 3 bin lira ile başlıyor.
1952'de yine 3 bin lira veriliyor.
1953'te 707 dolar karşılığı 2 bin lira...
Aynı yıl "Almanya'ya döviz" için 2 bin lira daha...
1954'te 6 bin 500 lira...
Sonra Ferit Alnar'ın babası Ragıp'a bin lira...
1955'te 500 lira...
1959'da 2 bin 163 lira...


Çok Okunanlar

Otobüsün, Somali yakınlarındakı Mandera kentinden başkent Nairobi'ye ...
Bir yıl boyunca lezbiyen hayat süren kadın yaşadıklarını bir kitapta ...
Ocak 2014’te, Hollande’ın aktris Julie Gayet ile ilişkisi olduğu ortaya ...
8 kumarbaz caminin avlisinde kırbaçlandı
ERZURUM'da 22 yaşındaki eşcinsel Y.Y. hakkında, fuhuşa aracılık, teşvik, ...
polisin yapıtğı arama tam 3 gün sürdü
Başbakan Davutoğlu, elini öpmeye çalışan orta yaşlardaki vatandaşa müsaade ...
Dünyada böyle bir olay görülmedi..
Vahşi yaşamdan sıradışı görüntüler gelmeye devam ediyor
Korkunç olay sonunda iki işçi feci şekildi canını kaybetti..
Haber Vitrini’nde yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.
Görüş ve önerileriniz için info@habervitrini.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.