Kıllı kadınlar
Seda Sayan kime yalvardı
"Kadınlara tecavüz edin"

İŞTE RAHMİ KOÇ'UN HAYATININ BİLİNMEYEN YÖNLERİ...

Kitapta, Rahmi Koç'un hayatının bilinmeyen yönleri hem kendi ağızından, hem de kardeşleri ve çocuklarının ağzından yer alıyor.

Rahmi Koç, 2000'de satın aldığı ve 2003'te yerleştiği Ostrorog Yalısı için hazırlanan kitapta, günlük hayatının ilginç detaylarını anlattı. Koç, çocukluk yıllarında, kendisini erken yatmaya zorlayan Hitler hayranı dadısının başucundaki Hitler resminin gözlerinde sinek öldürüp, yapıştırmış.

TEKNESİ ile dünya turuna çıkan Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, çocukluk yıllarında kendisini erken yatırmaya çalışan dadısından, Hitler'in gözünde sinek öldürerek intikam almış.

Koç, 6 Kasım 2000'de satın aldığı ve restore ettirdikten sonra 2003'te yaşamaya başladığı Kandilli Göksu'daki eski Kont Ostrorog Yalısı'nı anlatan Prof. Nurhan Atasoy'un Rahmi Koç Müzesi tarafından yayınlanan 'Kont Ostrorog'dan Rahmi Koç'a. Boğaziçi'nde Bir Yalının Hikayesi' adlı kitabına hayatıyla ilgili ilginç detayları anlattı.

Atasoy, 303 sayfalık kitabının bir bölümünü, Yalı'nın son sahibi Rahmi Koç'un hayat hikayesine ayırdı. Kitapta, Rahmi Koç'un hayatının bilinmeyen yönleri hem kendi ağızından, hem de kardeşleri ve çocuklarının ağzından yer alıyor.

Kitabın bir bölümünde üç kız kardeşi arasında kendisine en yakın yaşa sahip olan Semahat Arsel, Rahmi Koç'un çocukluk döneminde dadıları ile yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: "Hitler taraftarı dadımızın başucunda kocaman bir portresi vardı. Rahmi bir gün kadına kızdı, Hitler'in gözlerinin üstünde sinek öldürdü, yapıştırdı. Kadın geldi, kıyamet koptu. Rahmi'yi cezalandırmaya kalktı. O da, 'Sen beni yatırıyorsun, ben de senin resmine sinekleri yapıştırıyorum' dedi."

130 AYAKKABI

Prof. Nurhan Atasoy’a giyim zevkini anlatırken, "Marka merakım yoktur" diyen Rahmi Koç, yalnız herşeyin iyisini almaya çalışırım, yani kumaşından herşeyine. Çok, çok 50-60 tane şapkamız var. Geçenlerde söylediler, 130 tane ayakkabım varmış. Sığdıramadık yere göğe ayakkabıları. Ayakkabı satın alırım bol bol. Umumiyetle John Lobb yahut Edward Green alırım. Bunlar meşhur ayakkabıcılardır. Ben İtalyan ayakkabısı değil, daha ziyade İngiliz ayakkabısı severim, yahut İngilizler’in Amerikan dükkanları için yaptıkları ayakkabıları" dedi.

Akşamları yatarken uzun entari giyerim

NURHAN Atasoy'un kitabında sahibi olduğu Edwars adlı mağazadan da bahseden Rahmi Koç, şunları söyledi: "Önce bir tane açtım, sonra birkaç tane daha açtık ama ekonomik krizden sonra bazılarını kapattık. Rumelihisarı'ndaki durur. Orada terzim var. Terziye kumaş getirtirim, o kumaşı diktirtirim. Özel astar getirtiriz, düğmelerini kendimiz seçeriz filan. Yani tam usulünce yaparız. Gömleklerimiz de özel dikilir, hatta birara pişamaları da yaptırıyordum, ama zor oluyor artık. Pijama provasına geliyor adam, ama onunla uğraşacak vaktimiz kalmadı artık. Ben pijamanın pantolonunu giymem uzun entari giyerim, daha rahat ederim. Onun kışlığı, yazlığı vardır. Kışlığı kapalıdır, yazlığın önü açıktır, V yakalıdır."

Uzun yaşarsam 'kazık mı kakacaksın" derler

RAHMİ Koç, 'Nasıl hatırlanmak istersiniz?' sorusu üzerine şunları söyledi: "Herhalde iyi bir iz bırakacağız, 'iyi adamdı' diyecekler, ne bileyim. Tabi ne kadar yaşadığınıza da bağlı, çok uzun yaşarsan, 'Birader kazık mı kakacaksın bu dünyaya' diyenler olur. Unutulmamak için müze de kurduk, Koç Holding'le birşeyler yapmaya çalışıyoruz."

Rıhtımında içki içenlere imrenirim

RAHMİ Koç, Nurhan Atasoy'un, "Evinizde nasıl vakit geçirirsiniz" şeklindeki sorusuna şu yanıtı verdi: "Daha çok BBC'yi ve BBC World'ü seyrederim. Fırsat bulursam bizim kanalları seyrederim. Haberleri, haftasonu da maç seyretmeyi severim. Beşiktaş'ın maçlarını. Öyle saatlerce televizyon karşısında kalacak veya evimde uzun zaman geçirecek vaktim yok. Vallahi çok imrenirim böyle evinde oturan, rıhtımında içki içenlere. Bizim vaktimiz olmuyor."

Hayvanları severim ama koynuma almam

KİTABIN yazarı Nurhan Atasoy, Rahmi Koç'un 'Hangi hayvanı seversiniz' sorusuna, hemen 'at' yanıtını verdiğini söylüyor. Koç, kitapta, hayvanlarla olan ilişkilerini şu cümlelerle anlatıyor: "Köpek severim, kedi hiç sevmezdim, sevmeye yeni alıştık. Kedi sevmeye beni Suzi alıştırdı. Evde bembeyaz bir çift kedim var, Pamuk ve Yumak diye. Bahçede bir tane Husky var, bir gözü başka, bir gözü başka, çakır. İnsanın üstüne atlar daima. Köpekleri severim, bütün hayvanları severim ama öyle koynuma almaya pek gelemem, orada mesafeliyiz."

Koç Ailesi'nin kökü Hacı Bayram-ı Veli'ye gidiyor

NURHAN Atasoy'un kitabında, Fuat Bayramoğlu tarafından hazırlanan ve 1984 yılında Faruk Erengül tarafından düzenlenen bir de soy ağacı gravürü yeralıyor. Hazreti Sultan Hacı Bayram-ı Veli Aile Seceresi başlıklı soy ağacı gravürüne göre, Koç Ailesi'nin soy ağacı 1352-1429 yılları arasında yaşayan Hacı Bayram-ı Veli'ye dayanıyor.

Tarihi ve yaşı tam olarak bilinmeyen yalı

KANDİLLİ'deki neo-klasik espri ile inşaa edilen Kont Ostrorog Yalısı, Boğaziçi'nde tarihçesi en az bilinen yalılar arasında. Yalının yapım tarihi ve tarihsel gelişimi konusunda çok sayıda farklı şey söyleniyor. Kimine göre 140-150 kimine göre ise 190 yaşında olan 684 metrekare yüzölçümüne sahip Yalı'nın 19'uncu yüzyılın başlarında inşa edildiği tahmin ediliyor. Yalı ile ilgili bilgilerden bazıları şöyle:

1872'de Hariciye Nazırlığı yapan, daha sonra Ayan Reisi olan Server Paşa uzun yıllar burada oturdu. Yalı, 1904 yılında, Polonya asıllı Kont Leon Ostrorog'a geçti... Ostrorog, Osmanlı Hükümeti'nin daveti üzerine gelmişti... Çalışma hayatı mevzuatını hazırladı... İslam hukuku uzmanıydı. Türkiye aşığıydı.

Jean Ostrorog'un 1975 yılı Eylül ayında verdiği bilgi: "Yalı 125-150 senelik kadar. Aşker Ali Paşa'nın vapur iskelesinden sonra büyük bir yalısı vardı. Babam (Ostrorog) yalıyı 71 sene evvel De Savmares isimli bir İngiliz'den satın aldı."

Jean Ostrorog'un ölümünden sonra, 26 Ocak 1978 günü onüç senelik eşi İşka Yalı'nın 190 senelik olduğunu söyledi. Bahçedeki selsebil ve sütun çeşme de bu yaşlarda.

Yalı denizden bakıldığında, yanyana birleştirilmiş iki yalı gibi gözükür. Bu iki bölümden birinin adı Selámlık (küçükyalı) diğerinin adı ise Harem (büyükyalı).

Yalı'nın altında kayıkhane/pisin girişi bulunuyor.

Sofa pencereleri oda pencerelerine göre daha büyük ve farklı. Evin iç mimarisi geç ampir üslubunda; dekorasyonu olduğu gibi korundu. Duvarlarında "Selimi" denilen ince alçı kabartmaların hemen tümü olduğu gibi korundu.

Yaşam tarzını beğendiği Kont'un yalısını aldı

2003 yılının ağustos ayında İstanbul'da Kont Ostrorog Yalısı olarak bilinen Kandilli'deki yalıyı satın alarak yerleşen Rahmi Koç'un bu yalıya olan ilgisini, oğlu Ömer Koç şöyle anlatıyor: "Ostrorog Yalısı'nı öteden beri çok beğenirdi. Rahmetli sahibi Kont Jean Ostrorog ve zevcesi İşka Ostrorog ile özel bir dostluğu vardı. Onları insan olarak takdir ettiği gibi yaşam tarzlarını da yalıyı döşeyiş tarzlarını da çok beğenir ve severdi. Kısmet babamın tarihi Ostrorog Yalısı'nın sahibi olmasıymış. Yalıyı Ostrorog'un kızından satın aldı."

Din dersine mayo ile girdi

SEMAHAT Arsel, Rahmi Koç'un çocukluk çağındaki anılarını anlatırken, kendileri için tutulan bir din hocası ile yaşadıklarını da şöyle aktardı:

"Büyükdere'deyken bize din hocası tutuldu. Rahmi, bir iki geldi, sonra sıkıldı, denize girmek varken ders yapmak istemiyor. Ders sırasında Rahmi yanımızdan mayoyla gelip geçerken, hoca anlamamıştı, o kadar tahmin etmiyor ki onun olduğunu. Biz de buna pek gülerdik. Bir kere derse mayoyla geldi, hoca da kızdı. Rahmi başladı dersleri kaytarmaya. Birkaç kere daha yayoyla gelince, hoca artık gel diye ısrar etmedi."

Rahmi Bey'in uzun saç ve sakala alerjisi var

BÜYÜK oğlu Mustafa Koç, babası Rahmi Koç'u anlatırken, "Gençliğimizde bizim giyim kuşamımıza karışmazdı. Zaten biz de çok uçlarda bir şey yapmamıştık" diyor. Mustafa Koç, babasının uzun saç ve sakal konusundaki hassasiyetini ise şöyle anlattı: "Bir ara benim saçlarım uzundu okuldayken, o zaman 'Şu saçlarını kessen' derdi. Uzun saç ve sakala alerjisi vardır. Çoğu insanı yeri geldiğinde ciddi şekilde uyardığını görmüşümdür."

Pazarlık etmeye bayılır

ALİ Koç, babası Rahmi Koç'u tanımlarken 'kimseye kötülük etmez, ettirmez. Kin tutmaz" diyor. Ali Koç'a göre babasının bir diğer önemli özelliği de pazarlığı sevmesi. Ali Koç babasının bu huyunu da, "Pazarlık etmeye bayılır. Kendini tatmin için yapar. On dolar için de 10 bin dolar için de aynısını yapar" sözleriyle anlatıyor.

Güzel fıkra anlatır karikatür çizer

ALİ Koç, babasının bilinmeyen bir yönünü de aktarıyor. Rahmi Koç'un çok güzel fıkra anlattığını ve bu konuda müthiş bir kapasitesinin bulunduğunu söyleyen Ali Koç, şöyle devam ediyor: "Toplantılarda herkesin karikatürünü yapar. Toplantı bitince en az beş altı kişiye karikatürlerini dağıtır, eli kuvvetlidir."  

Hürriyet

Çok Okunanlar

Küçük yaştaki öğrencilerini baştan çıkartıp ilişkiye girmekle suçlanan ...
Buna karşı tüm kurumlarda, başta TSK olmak üzere temizlik yapılması ve tüm ...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında önemli ...
Bilimadamlarını heyacanlandıran ışık kısa süre ortaya çıkıp sonra ...
Gaffur, Türk... Erzurumlular Erzurumlu diyor, Erzincanlılar Erzincanlı, ...
Aşağıda okuyacağınız gibi; nüfus cüzdanlarında “Müslüman” yazıp da, ...
Seda Sayan geçtiğimiz günlerde RTÜK'e gitti. Kanal D'yle olan anlaşması ...
Namibya'daki vahşi yaşam parkında inanılmaz bir olay yaşandı
Ortaklarının arasında Google'nin olduğu Ivanpah Güneş Elektrik Üretim ...
Ekşi, Cumhuriyet'te kaleme aldığı yazısında, "Kaçınamıyorsak en iyisi ...
Haber Vitrini’nde yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.
Görüş ve önerileriniz için info@habervitrini.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.