Medya
  • 26.6.2022 18:10

Masonlarla meydan savaşı

MASONLARLA MEYDAN SAVAŞI
Mustafa Kemal’in masonlara düşman kesilmesi elbette bir sebebe dayanıyordu.
Masonları bitirmek için savaş gibi strateji geliştirdi.
Kendisi geride kalıp en yakını isimlerini sahaya sürdü.
Mahmut Esat Bozkurt ve dönemin CHP Genel sekreteri parti genel sekreteri Recep Peker, masonlarla savaşta cephenin en önündeydi.
Bu savaşta bir isim hiç ortada görünmedi.
O isim de Başvekil İsmet İnönü idi.

Her olayda başrolde yer alan İnönü, konu masonlar olunca topa girmedi.
İşin sırrı da buradaydı.
Mustafa Kemal, kökü dışarıda olan masonların kendi yerine İnönü’yü hazırladığına inanıyordu.
Masonlar; aşırı sert ve diktatör kabul ettikleri Atatürk’ün yerine, daha ılımlı ve uzlaşılabilir İnönü’yü kendilerine yakın görüyorlardı.
Kemalistlerin masonlarla savaşı çeşitli mecralarda 1935 yılına kadar devam etti.
Masonlar 1932 yılında Mustafa Kemal ve Kemalist hükümete karşı resmen gövde gösterisi yaptı.

İstanbul’da uluslararası masonik genel kurulu topladılar. Diğer adıyla konvan toplandı.
Bunun için farklı ülkelerin mason üstatları İstanbul’a geldi.
Bunlar Osmanlı’yı içeriden dışarıdan yıkan ekipti.
Masonların hâkim olduğu gazeteler bu toplantıları ballandıra ballandıra anlatıp, masonların nasıl birer iyi insan olduklarını yazdı.
Bununla da yetinmediler.
Şehir hatları vapurunu kiralayıp, vapurun her yanına dev masonluk işaretleri ve resimler koyarak toplantıya katılanlara boğaz turu yaptırdılar.
Kemalistlerle savaşta büyük darbe alan masonlar; Büyük Üstatları Mim Kemal Öke önderliğinde son bir gayretle Mustafa Kemal’i iknaya gitti.
1935 yılındaki ziyarette Mustafa Kemal’e Meşrik-i Azam olup bütün masonların başına geçmesini teklif ettiler.
Mim Kemal Reis-i Cumhur'a hitaben şöyle dedi:
- Efendimiz biz zaten maiyet-i devletindeyiz fakat siz Meşrik-i Azam'ımız (Mason Mahfillerinde ve Localarında En Üst Rütbeli Kişi.)  olursanız, bir pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız.
Reis-i Cumhur Mustafa Kemal: "Peki, bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra... Siz Avrupa'da hangi locaya bağlısınız ve Üstadınızın ismi nedir?” diye sordu.
Mim Kemal Öke bu soruya; "Biz Cenova'ya tabiyiz ve Reisimiz Barca Mişon cenaplarıdır." dedi. Bunun üzerine Mustafa Kemal onlara hitaben: "Haydi defolun buradan cehennem olun gidin. Yahudi uşakları!.. Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki bütün locaları kapatmadığınız takdirde, yarın teşkil edeceğim, Divan'ı Harb-i Örfi'ye hepinizi verir ve astırırım. Haydi defolun karşımdan." diyerek onları kovdu. (İbrahim Arvas, tarihi hakikatler, s.71-72)
Büyük mason Üstadı Mim Kemal Öke önce Mustafa Kemal’in sonra da İnönü’nün özel doktoruydu.
Mustafa Kemal’in mason düşmanlığı onların inanç ve Yahudi bağlantısıyla ilgili değildi.
Masonların kendisine karşı bir darbe yapacağına inanıyordu.
3 sene sonra da korktuğu başına geldi.
1938 yılında şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti ve İnönü Reis’i Cumhur olarak devletin başına geçti.

İşin bu yönünü diğer yazıya bırakıp devam edelim.
Atatürk’ten ağır hakaretler işiterek kovulan masonlar, o gece yıldırım hızıyla durumu İzmir, İstanbul ve Adana’daki localara haber verdi.
Sabah olmadan Türkiye’deki bütün localara sözde kapanma kararları aldırdılar. Kapanma belgelerini de daha kahvaltı sofrasından kalkmayan Atatürk’ün önüne koyup, asılmaktan kurtuldular.
Kapatma ile ilgili karar, şu ifadenin yer aldığı, 12 Ekim 1935 tarihli, tek cümlelik bir genelge tüm localara gönderildi;
- İlgili orundan (Makamdan) aldığımız buyruk üzerine cemiyetimizin toplantıları yeni bir buyruğa kadar tatil edilmiştir.
Mustafa Kemal’in emri ile mason derneklerini kapatmak için uzun süredir uğraşan CHP sekreteri Recep Peker, meclis kürsüsüne çıkıp şu müjdeyi verdi;
- Arkadaşlar! Bu günden itibaren Türkiye’de masonluk kalmamıştır… Bütün localar kapanmıştır.
Bu sözler üzerine meclis salonunda bir kıyamettir koptu. Alkışlar sevinç çığlıkları ve “Kahrolsun Yahudi Uşaklar” nidaları ile ortalık inledi.
İşin acı tarafına bakın ki, o alkış tufanını yapan CHP milletvekillerinin tamamına yakını masondu.
Yaptıkları alkış, attıkları naralarda takiyye idi.
Tıpkı mason derneklerinin kapatılması gibi…
Masonlar derneklerini asla kapatmadılar. Onlar kendi tabiri ile uykuya yattılar.
Toprağın üzerinden toprağın altına indiler.
Mason derneklerinin büyük kısmı gizli gizli faaliyetlerini hiç ara vermeden sürdürdü.

Uykuya yatış kararı, kendisi de bir mason olan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın çağrısı üzerine yapılan toplantıda alındı.
O toplantıya;  Süprem Konsey Başkanı (Grand Komandör) İsmail Hurşit, dönemin Mason Büyük Üstadı İstanbul Emlak Bankası direktörü Muhittin Omay, Fuat Süreyya Paşa, Mustafa Hakkı Nalçacı ve Muhip Nihat Kuran Ankara’ya geldi.
Ankara’da bulunan masonlardan; Danıştay Başkanı Reşat Mimaroğlu, CHP Milletvekili Rasim Ferit ve Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın da katılımıyla bir toplantı yaptılar.
O toplantıda; devlet kendilerini kapatmadan, mason derneklerinin uykuya yatırılması kararı aldılar.
Mason Locaları kısa süre içinde birer birer uykuya yattı.
Bu şeytani bir hamleydi.

Aldıkları bir başka karar da mal varlıklarının CHP’nin Halkevlerine bağışlanmasıydı.

Halkevlerinin açılmasında adı geçen tanıdık isim, Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ydı.
Uyanık masonlar aslında mallarını bir yere bağışlamıştı. Mallarına göz kulak olması için Halkevlerinin başındaki mason Şükrü Kaya’ya emanet etmişti.

1934 yılına gelindiğinde Halkevlerinin sayısı 103’e çıktı. Üye sayısı 55 bini bulan Halkevlerinde, bu süre içinde 2 milyona yakın kişi “eğitim” den geçirilmişti.
Halkevlerinde eğitime alınanlar dine ve Osmanlı’ya düşman olarak yetiştiriliyordu.

Bu eğitimler; dinsizlik üzerineydi ve eğitime alınan millete laiklik dersleri veriliyordu.
İslam dininin ilerlemeye engel olduğu anlatılıp;  batılı yaşam tarzı övülüyor, İçki ve zina teşvik ediliyordu.
İşte bugünün din düşmanı beton kafalı dinsiz laikleri, buradan yetişenler ve onların çocuklarıdır.
CHP’nin seçmen ve yönetici olan kemik kadrosu da bunlardır.
Başörtülü kadınlara saldıran, okulda namaz kılan öğrencilere höyküren, Kuran-ı Kerim okuyan devlet adamlarına saydıran ve Allah diyene çemkiren de bunlar.
Aranızda konuşurken; “Kim bunlar. Bunların dini imanı yok mu?” dediğiniz kişiler var ya, işte onlar da bu tezgâhtan standart ürün olarak çıkartılanlardır.
Zinayı aşk, fuhuşu eğlence gösteren, kendini teşhir edenleri cesur ilan eden de bunlar.
1935 yılında Atatürk'ün 'kökü dışarıda' olduğu gerekçesiyle kapattığı cemiyet, tüm mal varlığını CHP'ye devrederek (halkevleri) kendini gizledi.

Masonluk, sonuçta yasal kurulmuş bir dernekti, yasal bir derneğin de yasal bir süreç ile kapatılması gerekirdi.
Yasal bir süreç işletilmesine fırsat vermeyen Masonlar, kendilerini yerin altına attı.
Bu durum da karmaşaya sebep oldu.
Bu muğlaklıkta yeniden açılmalarını kolaylaştırdı.
Mustafa Kemal’in baskısıyla yeraltına inen mason dernekleri, CHP Genel Başkanı mason İsmet İnönü tarafından 1945'de yeniden açıldı.
Mason derneklerinin yeniden faaliyete geçmesi, Adnan Menderes’in Demokrat Partisi’nin önemli isimlerini rahatsız etti.
Bunlardan birisi de DP Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı idi.
Gazi Yiğitbaşı 1951
yılında cevaplaması isteğiyle dönemin İçişleri Bakanı Halil Özyürek’e ( Özyürek’te önde gelen masonlardandı) şu soruyu sordu;
- Mason cemiyetinin ifşa edilen bazı sırlarına göre; Allah, din, mukaddesat tanımadığı gibi, millet içerisinde de çeşitli sınıf imtiyazları oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Beynelmilelci (Uluslararası), gizli, zararlı ve kökü dışarıda olduğundan dolayı evvelce Atatürk tarafından kapatılmış olan Masonluk cemiyetinin Halk Partisi Hükümetleri zamanında yeniden açılmasına neden izin edilmiştir.
Mason olan Özyürek
şöyle cevap verdi;
-Arz ettiğim bu bilgiler dışında kökünün dışarıda olduğu, gizli ve zararlı Beynelmilelci bir cemiyet bulunduğu hakkında malûmat mevcut olmadığı gibi, Atatürk tarafından kapatıldığı hakkında bir kayıt yoktur. Yalnız evvelce arz ettiğim gibi üyelerinden birisi tarafından 1935 senesinde faaliyetinin tatil edildiğinden başka da bir bilgi bulunmamaktadır.
Bazı bakanların mason oldukları ve başkalarını mason olmaya tahrik ve teşvik ettikleri hakkında bir bilgimiz de yoktur.
Nerede olursa olsun bir Mason Cemiyetinin mutlaka ve behemehâl kökü hariçte olan bir merkeze bağlı olduğunu da bilmiyoruz.
Biz bunu mücerret bir cemiyet olarak tanıyoruz.
Bir mason, masonluğu ancak bu şekilde savunur.
Mustafa Kemal; mason derneklerini kapatarak, yurt dışındaki güçlerin hükümet üzerindeki ellerini kesmek istemişti.
Uykuya yatan masonlar;  ellerini ve parmaklarını değil sadece tırnaklarını kesti.
İnönü’nün sayesinde kestikleri tırnaklarını bileyerek yer altından yer üstüne çıktılar.
O hışımla da FETÖ darbesi de dâhil bütün darbelerde perde arkasında aktif rol alıp, keskinleştirdikleri tırnaklarını bu ülkenin milliyetçi muhafazakârlarına geçirdiler.
İşin acı tarafı da şu ki;
Dine ve millete zulümleri; düşmanı oldukları Atatürk’ün Kemalizm maskesiyle yaptılar.

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

İLGİLİ HABERLER