Ekonomi
  • 29.6.2007 00:01

MB BAŞKANI: SON 20 YILDA DERSİMİZİ ÇOK İYİ ÖĞRENDİK!..

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Türk ekonomisinin son 20 yılı düşünüldüğünde, Türkiye'nin birkaç kriz ve ekonomik gerileme yaşayarak dersini çok iyi öğrendiğini belirterek, bu nedenle artık potansiyel risklere karşı esnekliğe sahip sağlam bir finansal sisteme sahip olmanın ne kadar önemli olduğunun farkında olduklarını kaydetti.
      Yılmaz, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ortaklığıyla düzenlenen ''Toplumların İlerlemesinin Ölçülmesi ve Teşvik Edilmesi'' konulu ''OECD Dünya İstatistik, Bilgi ve Politika Oluşturma Forumu''nda, ''Finansal Güvenlik ve İstikrar'' konulu oturuma katıldı.
      Durmuş Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, özellikle son 20 yılda dünyanın her yanında yaşanan finansal krizler düşünüldüğünde, piyasa aktörlerinin bakış açılarında yaşanan değişimin özel önem taşıdığını kaydederek, bu deneyimlerin, finansal istikrarsızlığın ne kadar pahalıya mal olabileceğini ve risk yönetiminin olumsuz etkilerden korunmada ne kadar etkili olabileceğini gösterdiğini belirtti.
      Finansal istikrarın ne olduğu konusunda bir ortak fikir bulunmasa da öneminin kabul edildiğini ifade eden Yılmaz, ''Küreselleşmeye giden yoldaki finansal kriz deneyimleri, finansal serbestleşme ve teknolojik gelişmeler sonucunda finansal istikrar, fiyat istikrarını sağlama hedefiyle de uyumlu olarak merkez bankalarının başlıca politika konularından biri haline geldi'' dedi.
      Yılmaz, politika yapıcıların, artık likidite azalması, aktiflerde artan kırılganlık, bankacılık ve para krizleri ile kendini gösteren finansal istikrarsızlığın, büyümeye zarar verebileceğini kabul ettiğini söyledi.
      Artık pek çok merkez bankasının, finansal istikrarı, para istikrarını tamamlayan bir hedef olarak gördüğüne ve son yıllarda merkez bankalarının para politikalarında artan bir özerkliğe sahip olduğuna işaret eden Yılmaz, ''Modern çağda merkez bankalarının finansal istikrara ilişkin konulara ilgisi giderek arttı ve daha somutlaştırıldı. Merkez bankaları finansal istikrarı önemli ve kendi içinde bir hedef olarak görüyor'' diye konuştu.
      Finansal istikrarın, para istikrarı kadar anlaşılması kolay bir olgu olmadığına ve tek bir ölçütü bulunmadığına dikkati çeken Yılmaz, her merkez bankasının finansal istikrarı ölçmek için yeni araçlar geliştirdiğini, finansal istikrarı daha etkin ve doğrudan izlemek için kendilerini yeniden organize ettiklerini söyledi.
      Yılmaz, ''Türk ekonomisinin son 20 yılını düşünürsek, Türkiye'nin birkaç kriz ve ekonomik gerilemeden geçerek dersini çok iyi öğrendiğini söyleyebiliriz. Bu nedenle artık potansiyel risklere karşı esnekliğe sahip sağlam bir finansal sisteme sahip olmanın ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Finansal sistemin yeniden yapılandırılması süreci, finansal sektördeki çarpıklıkların ortadan kaldırılması, aracılık işlevinin geliştirilmesi ve böylece uluslararası standartlarda rekabetçiliğin artırılması hedefleriyle başlatıldı'' diye konuştu.
      Son birkaç yılda Türkiye ekonomisinin ve finansal istikrarının sağlamlığı konusunda önemli mesafe kaydedildiğini belirten Yılmaz, bugün makro ekonomik istikrarın da temelini oluşturan daha güçlü bir bankacılık sistemi bulunduğunu, geçen sene Mayıs-Haziran aylarında yaşanan dalgalanmadan çok etkilenmeden çıkıldığını dile getirdi.
      Bütün dünya ekonomilerinin birbirinin etkilerine son derece açık olduğu günümüzde finansal istikrar ile finansal güvenlik arasındaki çapraz ilişkiye işaret eden Yılmaz, finansal güvenliğin, iyi işleyen bir altyapı ile güçlendirilebileceğine inandığını, bunun ödeme sistemlerini, teknolojik altyapıyı, düzenleyici ve denetleyici çerçeveyi içerdiğini kaydetti.
      Yılmaz, politika yapıcılar için birbiriyle büyük ilişki içinde bulunan piyasalardan haberdar olmanın, hedefleri hakkında geniş şeffaflık yaratmanın, riskleri tespit etmenin, finansal piyasa oyuncuları ile görüşleri paylaşmanın, finansal sistemin kırılganlığını azaltacak girişimler başlatmanın ve finansal altyapıyı geliştirmenin büyük önem taşıdığını belirtti.
      Merkez bankalarının, tüketicilerin korunması ve kredi piyasalarına erişimi olmayanlara olanaklar sunulmasından sorumlu olup olmaması gerektiği yönündeki bir soru üzerine de Yılmaz, para politikalarının yanı sıra bankacılık düzenleme ve denetlemesinden sorumlu olan merkez bankalarının böyle bir görev üstlenebileceğini, kendilerinin böyle bir sorumluluğu bulunmadığını, kendilerinin sosyal gelişmeye katkısının, para istikrarı ve sürdürülebilir piyasa büyümesini sağlayarak gerçekleştirilebileceğini kaydetti.

İLGİLİ HABERLER