Gündem
  • 30.11.2004 17:16

MGK GENEL SEKRETERİ ALPOGAN'DAN ''HEYBELİADA RUHBAN OKULU'' AÇIKLAMASI...

ZAFER ÇAKMAK ANKARA- 1961-1982 yılları arasında MGK'nın üyeleri arasında Çalışma Bakanı'nın da bulunduğunun ve TBMM Başkanı ile Çalışma Bakanı'nın MGK üyesi olması gerektiği yönündeki görüşler ileri sürüldüğünün hatırlatılması üzerine Alpogan, MGK'nın yapısının değişebileceğini, bunu ihtiyaçların tespit edeceğini ifade etti. Bu konuda son sözün kanun koyuculara ait olduğunu kaydeden Alpogan, MGK'nın başka bakanlarla zenginleştirilebileceğini dile getirdi. MGK Genel Sekreterliği'nin Toplumla İlişkiler Başkanlığı'nın neden kaldırıldığı yönündeki soru üzerine Alpogan, bu birimin, MGK'nın görev alanını genişlettiği ve yeni görev tanımına uymadığı için kaldırıldığını belirtti. Alpogan bir Yunan gazetecinin 'Heybeliada Ruhban Okulu sizin için hala bir iç tehdit mi, Yunanistan'a bakışınız nasıl?' şeklindeki sorusu üzerine Heybeliada Ruhban Okulu'nun gündeme bir iç tehdit olduğu için değil AB'den Ruhban Okulu'nun açılması yönünde talepler geldiği için girdiğini hatırlattı. Yunanistan'ın, Türkiye'nin AB perspektifini desteklediğine işaret eden Alpogan, 1999 yılından bu yana devam eden bir diyalog sürecinin bulunduğunu ve her iki toplumun birbirine karşı anlayış seviyesinin arttığını söyledi. 'Bu yeni şekliyle MGK görevlerini yerine getirebilecek mi? MGK Genel Sekreterliği'nden alınan görevleri hangi kurum yerine getirecek?' sorusu üzerine Alpogan, MGK Genel Sekreterliği'nde temel ilkenin yasal olarak çizilen hudutlar dahilinde kendilerine verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmek olduğunu ifade etti. Alpogan, ''Bizden alınan görevlerin hangi kurum tarafından yerine getirileceği bizim dışımızda bir konudur'' diye konuştu. 21-23 Aralık günleri arasında gerçekleştirilecek tatbikatın senaryosunun sorulması üzerine Alpogan, esas itibariyle dış tehdide göre hayali bir senaryo hazırlandığını açıkladı. Tatbikatın, iki ülke arasında savaşa yakın bir durumun cereyan etmesinin Türkiye siyaseti, ekonomisi ve güvenliğine etkisi üzerine olacağını kaydeden Alpogan, senaryonun henüz taslak şeklinde olduğunu ve nihai aşamaya gelinmediğini dile getirdi. Alpogan, göreve başlamasının ardından bazı belgelerin imha edildiği, yakıldığı yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine şunları söyledi: ''Bu konu iki bölümden ibaret. Psikolojik harekat planları ve kişilere ait fişlerden bahsedildi. Psikolojik harekat planları ile ilgili görevler bizden alındı. Türkiye'nin devlet geleneğinde hiçbir zaman belge yakmak yoktur. Bizden alınan görevlerle ilgili belgeler kurumun arşivinde bulunmaktadır. Diğer yandan bu kurum tarafından hiçbir kişi hakkında, hiçbir zaman hiçbir fiş tutulmamıştır.'' Türkiye'nin Kıbrıs politikasında değişiklikler yaşandığının ve Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı tanıması için girişimler başlatıldığının hatırlatılması ve bu değişikliklerin nedeninin sorulması üzerine Alpogan, bu sorununun cevabını verecek başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere çok daha yetkili kurumlar bulunduğunu söyledi. Kıbrıs konusunun MGK Genel Sekreterliği'nin ilgi alanlarından bir tanesi olduğuna dikkat çeken Alpogan, kısa vadede Güney Kıbrıs'ın tanınmasından önce bu konuda yapılması gereken daha önemli işler olduğunu söyledi. Güney Kıbrıs'ın tanınması konusuna daha zaman bulunduğunu kaydeden Alpogan, bunun başka çerçevede ele alınması gerektiğini bildirdi. Alpogan, bu konuyla ilgili hazırladıkları çalışmaları ilgili makamlara vereceklerini belirtti. 'Batılı ülkelerin MKG türü yapılanmalarıyla karşılaştırdığınızda MKG'nın eksikleri ya da fazlaları neler?' sorusuna Alpogan şu karşılığı verdi: ''Avrupa, Türkiye'den MGK konusunda bazı isteklerde bulundu. Hep düşündüğüm birşeyi Genel Sekreter olduğumda gerçekleştirme fırsatı buldum. AB üyesi ya da adayı 25 ülkeyle ABD'de MGK nedir diye bir çalışma yaptım. Bu 26 ülkenin 6'sında MGK yoktur. 10 ülkede MGK bünyesinde hiçbir askeri personel bulunmamaktadır. Geri kalan 10 ülkenin 8'inde sadece Genelkurmay Başkanı MGK içinde yer almaktadır. Portekiz ve Macaristan'da ise Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları Türkiye'deki gibi MGK üyesidir. Bu ülkelerin tümünde Genel Sekreterlikler küçük, etkin ve fonksiyonel yapıdadırlar. ABD'de ise bu kurum Başkan'ın isteğine göre küçülüp büyüyebilmektedir.'' MGK'nın yeni yapısının ulusal savunma politikalarında zaafiyete neden olup olmayacağı sorusu üzerine Alpogan, MGK'nın görevlerinde bazı değişiklikler olduğunu ancak temel görevlerinin yerinde durduğunu ifade etti. Bu görevin de MGK'nın çalışmalarını hazırlamak olduğuna dikkat çeken Alpogan, MGK'nın yeni dönemde de iç ve dış tehditler konusunda bilgi sağlamaya, görüşlerini yazılı olarak vererek tavsiye ve telkinlerde bulunmaya özgür bir şekilde devam edeceğini vurguladı. 'Etkinlik politik kağıtlar vermekle nasıl sağlanacak, bunun dışında çalışmalarınız ve önerileriniz olacak mı?' sorusu üzerine Alpogan, bunun dışında herhangi bir önerilerinin olmayacağını, fikri malzemeyi sağladıktan sonra görevlerinin orada biteceğini anlattı. İcrai hiçbir görevlerinin olmadığına işaret eden Alpogan, istişari bir kuruluş olduklarını ifade etti. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin hazırlanmasında kurumun rolünün ne olduğunun ve bu değişikliklerin hangi yöntemle yapıldığının sorulması üzerine Alpogan şunları söyledi: ''Milli Güvenlik Siyaset Belgesi konusu 4-5 yılda bir Türkiye'nin gündemine gelen bir konudur. Bu belge en son 2001 yılında gözden geçirilmiştir. 2004 yılının Temmuz ayında bu konuda düğmeye basılmıştır. MGK üyesi kurumlardan görüşler istenmiştir ve bu görüşlerin şu sıralarda bize gönderilmesini bekliyoruz. Bu görüşlerin alınmasa'f0inde hiçbir zaman belge yakmak ından sonra hazırlanacak taslak MGK'ya sunulacak, konunun MGK'da ele alınmasından sonra taslak Bakanlar Kurulu'na gönderilecek. Bakanlar Kurulu'nun onayından sonra milli siyasete ışık tutacak uygulama direktifi hazırlanacak ve Başbakan'ın onayından geçecek. Durumda herhangi bir fevkaladelik, özel bir durum atfedilecek gelişme yoktur. Bu belge her 4 yılda bir gözden geçirilir. 2005 yılında Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin yenisi ortaya çıkacaktır. Ortada heyecan verici herhangi bir konu yoktur.'' Avrupa'daki MGK benzeri kuruluşlarda askerlerin, sivil kurumların gerisinde olduğunun hatırlatılması ve Türkiye'nin askerin konumunu nasıl gördüğünün sorulması üzerine Alpogan, her ülkenin MGK üyelerinin sayısı ve konumu ile ilgili seçim yapmakta özgür olduğunu vurguladı. Mevcut kompozisyon Türkiye'nin çıkarları için gerekliyse bu yapının böyle olması gerektiğini kaydeden Alpogan, Avrupa'da bu yapı farklı diye buna zıplanamayacağını ifade etti. Türkiye'nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu söyleyen Alpogan, Türkiye'deki askeri ve sivil otoritenin yerlerinin belli olduğunu kaydetti. Alpogan, ''Öyle olmasa AB sürecinde bu kadar yol alamazdık'' dedi. Alpogan, 'Andıç türü çalışmalar MGK Genel Sekreterliği'nin bünyesinde de var mı?' sorusu üzerine andıçın kelime anlamını bilmediğini ifade ederek MGK Genel Sekreterliği'nin çalışmalarının politik kağıt niteliğinde olduğunu ifade etti. Alpogan, andıç türü bir çalışmalarının olmadığını söyledi. MGK'nın gündeminde yolsuzlukla mücadele türü ekonomik suçların da bulunup bulunmadığı sorusu üzerine Alpogan, bu tür konuların MGK Genel Sekreterliği'nin çalışmalarına konu olamayacağını belirterek, Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden enerji gibi konularda gerektiğinde çalışmalar yürütebileceklerini vurguladı.

İLGİLİ HABERLER