Medya
  • 11.1.2020 23:23

Nur-u Muhammedi (10).. Hazret-i İbrahim Aleyhisselamın yanmasına uğraşan tek hayvan

NUR-U MUHAMMEDİ (10)
HAZRETİ İBRAHİM’İN YANMASI İÇİN UĞRAŞAN TEK HAYVAN

Hazret-i İbrahim 4 yaşına geldiğinde Cebrail Aleyhisselam ona cennetten bir libas getirip giydirdi ve şöyle dedi;
- Ya İbrahim, vakti geldi. Şimdi dışarıya çık ve dinini izhar eyle..
Bir rivayette bu hal şöyle anlatıldı;
İbrahim Aleyhisselam her günde bir haftalık, her haftada bir aylık ve her ayda bir yaş büyüdü.  Böylece o mağarada 15 ay kadar durdu ve büyük kemâle erdi. Cebrail Aleyhisselam’dan ilim öğrendi.. 
Anası mağaraya geldiğinde, “Ana beni mağaradan çıkar” dedi, birlikte çıktılar.
Üvey babası Azer puthaneden sorumluydu.
İbrahim Aleyhisselam 7 yaşına geldiğinde Azer işi olduğunda puthaneyi Hazret-i İbrahim’e bırakıyordu.
İbrahim Aleyhisselam o küçük yaşta puthaneye gelenlere şöyle derdi;
- Bu putlara secde etmeyin. Bunlar ilah olmaya layık değildir. Bunların neye gücü yeter ki ilah olsunlar? Kıpırdayamazlar bile..
Böylece putları tahkir eder ve onlara tapılmasına engel olurdu.
İbrahim Aleyhisselam’ın inkarcı kavmi kendisini üvey babası Azer’e şikayet etti;
- Ey Azer, oğlun bizi putlara tapmaktan alıkoyuyor. Hepimizi kendi dinine davet ediyor. Allah birdir ve ondan başka ilah yoktur diyor.
Hızla eve gelen Azer üvey oğlunu azarladı.
Bunun üzerine İbrahim Aleyhisselam kendisine şöyle dedi;
- Ey baba, senin bu söylediğin söz ne sözdür. Bana ilim geldi sana gelmedi.
Bak ben seni koruyorum. Sen şimdi benim sözümü dinle, doğru yola git. Yüce Rabbi tevhid eyle.. Putların sana hiç faydası olmaz. Yüce Hak’dan başka kimseden fayda umma.

Bunun üzerine Azer İbrahim Aleyhisselam’ı dövmeye kalkıştı. Hamle yapınca da oğlu şöyle dedi;
- Ey baba, Yüce Hak’dan sana azab gelmesinden korkarım. Sen şeytana uyuyorsun. Gel Rabbine dön.
Biraz sakinleşen Azer;
- Sen putlarımızdan yüz çeviriyorsun ama tanrılarımızı emir buyururum onlar seni taşlarla öldürür. Nemrud duyarsa seni işkenceyle öldürür.
İbrahim Aleyhisselam şöyle cevap verdi;
- Baba, ben sizin putlarınızdan bizarım (bıkmış-usanmış).Ben; seni, beni,bu kevn-ü mekanı (Kainat ve her yer) ve cümle alemi yaratan halika secde ederim. Ondan başkasına secde etmem.
Bu tartışmadan sonra İbrahim Aleyhisselam şehirden ayrılıp doğduğu mağaraya gitti.
Orada tam 7 sene gizlendi ve şehre hiç gelmedi.
Azer annesine baskı yaparak oğlunu bulup getirmesini istedi.
7 sene sonra İbrahim Aleyhisselam eve döndü. 
Döndü ama Azer’de bir değişiklik yoktu.. 
Puthanede bekleyen İbrahim Aleyhisselam daima o putları kırmak için bir fırsat kollardı.
Putçuların yılda bir kere küfürlerinin günü yani kutlaması olurdu.
O gün toplanıp hep birlikte sahraya çıkarlardı.
Azer’de puthaneyi Hazret-i İbrahim’e bırakıp sahraya gitti.
Herkes gidince İbrahim Aleyhisselam bütün putları baltayla kırdı.Elindeki baltayı da en büyük put olan baş putun boynuna astı.
Putperestler sahradan dönüşte mutlaka puthaneye uğrarlardı. İçeriye girdiklerinde gördüler ki; putların hepsi kırılmış..
Putları kimin kırdığını bulmaları uzun sürmedi.
“Azer’in oğlu İbrahim hep bu putları kötülerdi. Bu işi ondan başkası yapmış olamaz” dediler.
Olayı öğrenen Nemrud, İbrahim Aleyhisselam’ı yakalayıp huzuruna getirtti;

- Ya İbrahim, putlarımıza bu hakareti sen mi ettin?
İbrahim Aleyhisselam şöyle cevap verdi;
- Büyük put küçük putlara kızıp hepsini baltayla param parça etti. Gidin bakın balta da boynunda duruyor.
Nemrud tekrar sordu;
- Doğru söyle Ya İbrahim bu işi sen mi yaptın?
İbrahim Aleyhisselam şöyle cevap verdi;
- Ey Nemrud, neden böyle dersin. Gece-gündüz mabut diye secde ettiğiniz büyük puttan sual eyle.. O size söylesin eğer söyleyebilir ise..
Nemrud şöyle dedi;
- Ya İbrahim bilmez misin? Putlar nutuk edip söyleyemezler...
Nemrud bunu deyince İbrahim Aleyhisselam, akıllarını başlarına getirtecek o konuşmayı yaptı;
- Ey Nemrud, madem ki putlar cevap veremezler. O hâlde daha kendilerini kırılmaktan kurtaramayan, size hiçbir faydası olmayan bu putlara ilâh diyerek niçin tapıyorsunuz? Hâlâ akıllanmayacak mısınız? Size ve bu taptığınız putlara yazıklar olsun! 
Ey zalimler siz bunları elinizle yapar, sonra onlara tapar en sonunda da onlardan yardım istersiniz.
Ne kadar ahmak bir kavim olmuşsunuz.
Gelin; Yerleri, gökleri, beni,sizi,cümle kainatı vücuda getiren perverdigare (Allah) ibadet edin.
Bu kıymetli sözleri işiten Nemrud’un dili tutuldu.
Oradan bulunan ahalinin kalpleri yumuşadı.. Çok sayıda kişinin İbrahim Aleyhisselam’a gönlü döndü.
Kendine gelen Nemrud şöyle dedi;
- Ey İbrahim ben tanrılarıma yardım edeceğim. Göreyim bakalım senin tanrın da sana yardım edecek mi. Bakalım senin tanrın seni benim gazabımdan kurtarabilir mi?
İbrahim Aleyhisselam Nemrud’un tehdidine şöyle cevap verdi;
- Ey Nemrud, gel bu fikirleri kalbinden çıkar. Yarın ölürsün de sonsuz cehennemde yanarsın. 
Nemrud şöyle dedi;
- Madem sana göre ben cehennemde yanacağım o halde önce ben seni burada yakacağım. Sana öyle bir ateşle azab edeceğim ki, bakalım senin Allah’ın seni nasıl kurtaracak?
Bu son sözlerden sonra İbrahim Aleyhisselamı götürüp hapsettiler. 
Hapse konduğunda henüz 16 yaşındaydı.
Bundan sonra Nemrud ahaliye şöyle seslendi;
- Vay o adamın haline ki, bir yük odun getirmeye...
Nemrud büyük bir sahrada, 100 fersahlık (568 km) devasa bir yer ayırdı.

Halk İbrahim Aleyhisselam’ın yakılması için odun vermeye o kadar haris (Hırslı, istekli) oldu ki; “Bu arada ölürsem malımdan odun alıp götürün”diye vasiyet edenler bile çıktı.
Muhtaç olan fakir kadınlar bile elleriyle iplik bükük bundan kazandıkları parayla odun aldırıp o bölgeye yığdırdılar.
Böylece bütün kavim 4 ay boyunca 100 fersahlık o sahraya odun taşıdı..
Yığılan odunların karşısında dağlar bile tepe gibi küçük kalıyordu.
Odun yığma işi bitince Nemrud yakılması için emir verdi. 
O odunlar dört bir yandan tutuşturuldu.
Yeryüzünde ne kadar hayvanat varsa hepsi o ateşin sönmesi için çalıştı.. Birisi hariç..
Kertenkele denilen eziyetli bu hayvan, ateşin hızlı yanması için uzaktan da olsa sürekli üflüyordu.
Bu yüzden Allahü teala bu tür kertenkelenin kulağını sağır etti. Onu öldürene de ecir (sevap yani İyi bir amelin karşılığı olarak verilen manevî mükâfat.) ihsan etti.
Nitekim Sahih-i Müslim’de Ebu Hüreyre (Radıyallahü anh) dan rivayetle Râsullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu;
- Bir kimse zehirli keleri (Kertenkeleyi) bir vuruşta öldürürse.. Yüce Hak ona 100 hasene (İyilik, sevâb) ihsan eder. İki vuruşta öldürürse daha az, üç vuruşta öldürürse daha az sevap ihsan eder.
NOT : Kertenkelenin Arapça karşılığı “el-Vezağa”dır. Onun büyüğü “SâmmuEbras” diye isimlendirilmiş olup Türkçe karşılığı zehirli alaca keler ya da zehirli iri kelerdir. Demirî’ninHayâtu’l-Hayevân isimli eserinde bu hayvan hakkında, “pis ve zehirli olduğu, insana alaca hastalığı bulaştırdığı” yazılıdır. 
Peygamber Efendimizin öldürmesini emrettiği kertenkele ise kelerdir (kertenkeleye benzeyen bir sürüngen). Ona fuveysika adını vermiştir. Ve bu tür zehirlidir.

DERLEYEN : METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

İLGİLİ HABERLER