Medya
  • 8.2.2020 23:15

Nur-u Muhammedi (14)!.. Sare Hatun'u sıkıştıran zampara padişahın elleri kurudu

NUR-U MUHAMMEDİ (14)
ALLAHÜ TEALA SARE HATUN’U SIKIŞTIRAN ZAMPARA PADİŞAHIN ELLERİNİ KURUTTU


Nemrud’un ibret-i alemlik ölümünden sonra İbrahim Aleyhisselam’a Yüce Hak hicret emri verdi.
İbrahim Aleyhisselam yanına Hazret-i Sare’yi de alarak Mısır’a hicret yoluna düştü.
Mısır’da da bir zalim padişah (bilinen adıyla firavun) vardı; Sadık Bin Sadık. Kendisi Kıpti idi.. (Mısır padişahlarına firavun deniliyordu)
Bu zalim gayet zendost ( zampara) birisiydi.
Nerede güzel bir kadın olduğunu duysa, o kadını zorla ve hışımla sarayına getirtirdi.
Yola bunlardan habersiz çıkan İbrahim Aleyhisselam, yolda Padişahın bu çirkin huyunu öğrenince oldukça mahzun oldu. Hanımı Sare Hatun çok güzel bir kadındı.
Yolda başına bir şey gelmemesi ve padişahın adamlarının görmemesi için, Sare Hatun’u bir sandığa koyup deveye yükledi.
Bulundukları kafile Şam’a revan(yola koyuldu) oldu.
Bunlar böyle devam ederken yolda eşkıya önlerine çıktı. Kervan ehlinin eşyalarını yoklayıp haraçlarını aldılar.
Sıra İbrahim Aleyhisselam ve yüküne gelince; gözlerini devedeki sandığa diktiler.
- Aç şu sandığı
Bunun üzerine İbrahim Aleyhisselam şöyle dedi;
- Koca sandığı açmaya ne lüzum var. Tamamen diba ile dolu. Kıymetini hesaplayın ben size haracını vereyim.
Onlar razı olmadı ve ısrarla sandığın açılmasını istediler. 
İbrahim aleyhisselam şöyle dedi; Bu sandığı bütünüyle dolu altın hesap edin. Ben onun üzerinden size haracını vereyim.
Yine razı olmadılar.
İbrahim Aleyhisselam bu kez şunu teklif etti; Bu sandığı tamamen cevahirle dolu sayın onun haracını vereyim.
Eşkıya bunu da kabul etmeyip sandığı zorla açtı.
Sandıktan çıkan Sare Hatun’un güzelliğini görünce pek sevindiler;
- Bizim padişahımız böyle güzel kadın arar. Bunu kendisine götürmeye mecburuz artık.
Bundan sonra yanlarına adamlarını koyup İbrahim Aleyhisselam ve Sare Hatun’u, Sadık bin Sadık’ın sarayına götürdüler.
Padişah Sare Hatun’u görür görmez İbrahim Aleyhisselam’a sordu;
- Bu senin neyindir?
İbrahim Aleyhisselam, “Kadınım” demekten çekindi. Padişah böyle diyenleri öldürüp hanımı zapt ediyordu.
- Kardeşimdir. (Yalan söylemiş olmamak için içerisinden Dinde ve İslam’da kardeşimdir manasını murad etti)
Padişah Hazret-i Sare’nin güzelliğine taaccüp edip onu haremindeki köşküne gönderdi.
Yalnız başına kalan İbrahim Aleyhisselam şaşırıp kaldı.
O; Kadir, Kayyum Allah, İbrahim Aleyhisselam ile Sare Radıyallahü anha’nın bulundukları köşkün arasındaki bütün duvarları, billur gibi saf ve şeffaf eyledi.
Böylece İbrahim Aleyhisselam Sare Hatun’u ve Padişahı görür oldu.
Sadece görmüyor konuşulanları da duyuyordu.
Zendost padişah, Hazret-i Sare Hatunu dileyerek elini uzatmak istedi.
Sare Hatun padişahı tersleyip kızarak şöyle dedi;
- Ey padişah benden uzak olasın. Yoksa başına geleceklerden sen mesul olursun.
Padişah Sare Hatun’un sözünü dinlemeyip çirkinliğine devam etti.
Tekrar elini uzatmak istediğinde ; eli ve ayağı kurudu. Bütün azaları ve bedeni tutuldu. 
Bulundukları köşk şiddetli bir zelzele ile sarsıldı.

Korkuya kapılan padişah şöyle dedi;
- Ey Sare sen kimsin ne ulu bir kimsesin? Ey Sare Rabbına niyaz eyle. Benim için tekrar dua et Köşküm teskin olsun. Azâm da (Kötü niyetim) dürüst olsun.
Bir daha sana kötü niyet beslemem. Seni de İbrahim’e teslim ederim.
Temiz kalpli Sare Hatun Rabbına niyaz edip padişahın azabının kaldırılmasını diledi.
Dua ettikten sonra her şey eskisine döndü.
Padişah da eski haline döndü.
Bu kez Sare Hatun’a daha azmış şekilde saldırmaya kalkıştı.
O anda elleri çot, ayakları tutmaz oldu.Köşkü ilkinden daha şiddetli sallanmaya başladı.
Yere kapaklanmış bir halde Sare Hatun’a yalvarıp aman diledi.
Hazret- Sare bir kez daha Rabbına niyaz etti.
Köşk sakin oldu. Padişah eski haline döndü.
Bu durum bir rivayete göre 3 , bir rivayete göre 7 kere tekerrür etti.
En sonunda padişah hulus ile tevbe etti ve Sare Hatun’a şöyle seslendi;
- Şimdiden sonra sen de benim kız kardeşimsin. Bu teklifimi ne olur kabul et..
Ardından da Sare Hatun’un eteğine sarılıp şu niyazda bulundu;
- Ben büyük bir günah işledim. Sen de beni affet.
Yalvarmaya devam eden padişah köşkün kapısında duran ve hizmetini gören bir kadını çağırıp şöyle dedi;
- Bunun adı Hacer’dir. O da sizin gibi çok kıymetli bir kimsedir. Kimse ona dokunmamıştır.(Ne firavunun pis eli ne de başkası Hazret-i Hacer’e dokunmamış idi)
Bu Hacer cariye de sizin neslinizden bir peygamberin soyundandır.
Size verdiğim sıkıntıların bir bedeli olarak onu size takdim etmek isterim.
Padişah böylece Hazret-i Hacer’i Sare Hatun’a cariye olarak hibe etti.
Hacer (Radıyallahü anha) Salih peygamberin soyundan geliyordu.

Sare Hatun bundan sonra yanına Hacer’i de (Radıyallahü anha) alıp İbrahim Aleyhisselam’ın yanına geldi.
Dışarıya çıkıp da İbrahim Aleyhisselam’ın yanına gelince, heyecanla olup bitenleri haber vermek istedi. 
Bunun üzerine İbrahim Aleyhisselam;

- Ya Sare ben olup bitenlerin hepsini gözümle gördüm, kulağımla duydum.Yüce Hak duvarları billur gibi yaptı. Cümle kelâmınızı da işittirdi.
Ardından da Hazret-i Sare’yi çokça övüp, kendisine dualar etti.
Hazret-i Sare devamında şöyle dedi;
- Sizin bunca zamandır benden çocuğunuz olmadı. Yaşınız da ilerledi.( İbrahim Aleyhisselam o zaman 105 yaşında idi)
Hacer’i size vereyim. Bunun yanına varın. İnşallah ondan çocuğunuz olur.

Sonra Hacer’i (Radıyallahü anha) cariyelikten bağışlayıp İbrahim Aleyhisselam’a teslim etti.
İbrahim Aleyhisselam Sare Hatun’un ve kelamından ve fedakarlığından müteessir olup Kadir Kayyum hibeler eden Ezeli Kerem sahibi Yüce Hakka tam manasıyla tazarru ve niyaz edip şöyle yalvardı;
- Bana salihlerden bir oğul ihsan eyle... 
Bu hal Ku’ran-ı Kerim’de Sâffât Suresi 100. Ayet’nde şöyle geçer;
- Ey Rabbim! Bana salihlerden bir çocuk ihsan buyur, (diye dua etti).

DEVAM EDECEK

DERLEYEN : METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER