Medya
  • 11.7.2020 21:36

Nur-u Muhammedi -36!.. Yahudi kadının rüyası

NUR-U MUHAMMEDİ -36
Rüyasında Peygamber Efendimizi gören Yahudi kadın

Resûlullah’ın doğduğu geceyi tazimle ihya edenler, Kadir gecesini ihya etmiş gibi sevap alırlar. Hem de bol bol. Bunda hiç şüphe yoktur.
Bu sebepledir ki; Her sene o mübarek gece geldiği vakit, gafilleri uyandırmak ve bol sevaba nâil olmalarını temin zımmında minarelerde kandiller yakıp herkesi agâh EDERLER.
Bütün İslam beldelerinde o geceye tazim ve tekrim ederler.
Şimdi..
Her iman sahibi Mümine yakışan odur ki; O şanlı geceye ve o Mübarek aya saygı gösterip Resûlullah Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) efendimizin doğuşuna sevgi izhar edeler.
O geceye tazim babında şunları yapmak gerekir.
Sadat-ı Kiram, Resûlullah Efendimiz (Sallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimizin çocuklarıdır. Bunlara sevgi gösterip tazim edilmelidir.
Din alimleri, Peygamber varisleridir.. Bunlara sevgi ve muhabbet gösterilmeli, tazim etmeli ve ziyaret edilip ikramlarda bulunulmalıdır.

İlim taliplilerine, zayıflara, fakirlere, dul kadınlara ve yetimlere ihsan edilmelidir.
Bütün bu anlatılanların değerini takdir edip ne kadar sevgi göstermeye güç yetirebiliyorsanız o kadar sevgi göstermelidir.
Hülasa Resûlullah Efendimizin tazim niyetiyle o gece ne amel işlenirse caizdir ve haktır.
Mesela ziyafet verilir. Kur’an okutulur. İbadet edilir. Kaza ibadetleri yerine getirilir. Misafir ağırlanır. Müslümanlara şerbet dağıtılır.
Mevlid-i şerife teganni karıştırmamak şartı ile Mevlid okutulması güzeldir.  Teganni olması caiz değildir. Teganni ile Kur’an da okumak v okutmak da haramdır.
Kur’an-ı Kerimi teganni ile okunduğu vakit müdahale edilmesi icap eder. Engel olunamıyorsa o meclisten hemen kalkıp gitmelidir.
Mevlid-i şeriflerde böyledir.
Günümüz bidatlerin çoğaldığı bir zamandır. Böyle zamanlarda özellikle televizyonlarda teganni ile yapılan ilahiler ve Mevlid-i şerifler yayınlanmaktadır.
Bunları duyduğun anda kanal değiştirmeli böyle programlara bakılmamalıdır.
Bir hikâye…
Muhammed bin Hatim( Radıyallahü anh) şöyle anlattı..

- Mısır diyarında bir adam vardı. Her sene Mevlid gecesi olunca, Resûlullah (Sallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimize tazim için Sadat-ı Kiramı, ulema-i izamı bütün fakir, zayıf ve çaresizlere ve yetimleri davet eder büyük bir ziyafetle onlara türlü türlü yemekler ikram ederdi.
Bunlar da yetmez vaaz ettirir, Kur’an-ı Kerim, çeşitli kasideler ve Peygamber Efendimize çeşitli methiyeler okutmak sureti ile o geceyi hayırla geçirirdi.
Bu kimsenin yakınında Yahudi bir komşusu vardı.
O adamın karısı kocasına şöyle sordu;
- Bu komşumuz her sene bu gecede bu kadar çok insanı çağırır, şu kadar büyük bir ziyafet verir, çokça harcamalar yapar bunun sebebi nedir?
Durumu bilen kocası şöyle anlattı;
- Bu gece onların peygamberinin doğduğu gecedir. Bu yüzden o geceyi tazim ederler.
O gece o Yahudi’nin karısı rüyasında Bir kimse gördü. Gayet güzel yüzlü ve çokça heybetliydi.
O kadar ki; Yüzünün nuru güneşi bastırıyordu. Çevresinde çokça ashabı vardı. Yüzleri sabahyıldızı gibi parlıyordu.
Gelip o ziyafeti veren adamın evine girdiler.
Yahudi kadın gördüğü o zatın güzelliğine hayran oldu. Gitti yanındaki ashabından birisine sordu.
- Az önce içeriye giren bu zat kimdir. Ben bunun gibi böyle nurlu, güzelliği ve cemale tatlı, nur yüzlü birisini ömrümde görmedim.
Sahabe şöyle cevap verdi;
- Bu zat-ı şerif; fahr-i âlem, Âdemoğullarının efendisi, Allah’ın Resulü ve Allah’ın Habibi Hazret-i Muhammed’dir. Ev sahibi kendisine tazim ve tekrimde bulunduğu için memnun oldu ve ziyaretine geldi.
Bunun üzerine Yahudi kadın tekrar sordu;
- Burada durup beklesem, dışarı çıktığında ona bir şey sorsam acaba bana cevap verir mi?
Sahabe şöyle cevap verdi;
- Dışarıda beklemene gerek yok. İçeriye girip ne sormak istiyorsan sor. Onun Yüce huzuruna varmaktan hiç kimse alıkonulmaz herkese cevap verir. Hiç kimseyi mahzun bırakmaz.
Yahudi kadın içeriye girdi.
Resûlullah Efendimizin huzuruna varınca gördü ki; nura gark olup oturuyorlar. Çevresinde seçkin bir ashab var.
O kadın o zaman Resûlullah Efendimize (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle hitap etti;
- Ya Muhammed..
Kadın böyle deyince Peygamber Efendimiz kadına hitaben;
- Lebbeyk
Diye cevap verdi. Yani buyurun dedi.

Bunu işiten Yahudi kadın büyük bir şaşkınlık yaşadı ve şöyle dedi;
- Sizin gibi alicenap bir peygamber benim gibi miskin bir Yahudi kadına, “Lebbeyk” lafzı ile cevap verir mi? Hâlbuki ki ben senin dininden bile değilim.
Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz şöyle buyurdu;
- Ben seni gördüğüm zaman anladım ki; Allahü teala sana İslam dinine hidayet nasib edecektir. İman nuru ile müşerref edileceksin. Bunun için sana ‘Lebbeyk’ lafzı ile hitap ettim.
Bundan sonra Yahudi kadın şöyle sordu;
- Sen Kerem sahibi bir peygambersin. Gerçekten büyük bir ahlaka sahipsin. Hal böyle iken buraya teşrif buyurmanızdaki sır nedir?
Bu suale karşılık Resulümüz ve şefaatçimiz Muhammed Mustafa (Sallallahü Aleyhi ve sellem)Efendimiz saadetle şöyle buyurdu;
- Bu evin sahibi beni sevdiği için, çocuklarımı, ümmetimin âlimlerini ve hafızlarını, fakirlerini, yetim ve Salihleri davet edip onlara ziyafet verdi.
Bunca mal harcayıp in’am ve ihsanlar yaptı. Ben de Yüce Hakk’tan izin alıp kendisini ziyaret için evine girdim.
Ta ki Yüce Hak, benim buraya gelmemim hürmetine bu ev içerisinde olanları cümle kaza ve belalardan, afet ve sıkıntılardan koruya, bunlara türlü türlü rahmetini ve çeşitli nimetlerini nail eyleye. Selamette ve afiyette daim kıla..

Bunun üzerine Yahudi kadın şöyle dedi;
- Ben de senin dinine girsem, bu gibi ziyafetler, tazim ve tekrimler eylesem bana da gelir misin?
Rasûlullah Efendimiz şöyle buyurdu;
- Evet gelirim.
Yahudi kadın aldığı bu cevaba çokça sevinip şöyle dedi;
- Ben batıl olan dinimden döndüm. Şehadet ederim ki, Allah’dan başka ilah yoktur. Şehadet ederim ki sen Allah’ın Resulüsün.
Uykudan uyandığı vakit kendisini nura gark olmuş buldu. Kalbini iman nuru ile açılmış, Sübhan olan Yüce Hakk’ın hidayetine mazhar olmuştu.
İçinden şöyle dedi;
- Kocam evden çıkınca ben hâkime gideyim. İman ve İslam’ımı izhar edeyim. Din değiştirip kocamdan boş düştüğüm için, bugün alacaklarımı sarf edeyim. Neyim varsa hepsini harcayıp bende bir ziyafet vereyim. Ben de bir Mevlid şenliği hazırlayayım. Böylece Peygamber efendimize bağlılık peydah edeyim.
O böyle düşünürken kocası şöyle dedi;
- Ne kadar tavuk, kuzu ve başka ne istersen söyle alıp geleyim. Ziyafeti birlikte bir güzel hazırlayalım. Kadın büyük bir şaşkınlıkla kocasına sordu?
- Ne ziyafeti?
Kocası ona şöyle dedi?
- Senin gördüğün rüyayı ben de gördüm. İslam dinini kabil edip iman nuru ile müşerref oldum. Resûlullah bana şöyle emretti;
- Senin malın yoktur. Hanımının vereceği ziyafete yardımcı ol. Böylece sende bu yardımın sayesinde şereften meramıma nail olursun.
Şimdi bu olan durumu bir düşünelim!..
Resûlullah Efendimize (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  can ve malla sevgi gösterip tazim eden kimsenin komşusu olan Yahudilere İman ve İslam ihsan oluyor. Böylece rahmet ve hidayete nail oluyorlar. Acaba bu tazimi kendisi yapanın kendisine ne gibi ihsanlar olunacaktır.
Müminler bunu düşünmeli.
Düşünmeli ki o mübarek ayda ve o mübarek gecede herkes gücü yettiği kadar; kimi yemekle kim ibadetle kim ilimle ziyafet vere ve o kutlu zamana tazim ve tekrim ede.
Bunu iyi anlamalı ve öğüt almalısın.
Yüce Hak; cümlemizin ömrü son buluncaya kadar Resûlullah Efendimizin tazimine ve sevgisine, yoluna bizleri irşad eylesin.
Bu yolda başarı ihsan eylesin.
O’nun sevgisinin belirtisini, bütün erkek ve kadın müminlere bir ihsan olarak nasip eylesin. Bu yolda kolaylık ihsan buyursun. Âmin.
Peygamberlerin ve Resûllerin Efendisi hürmetine..
Hepsine Allahü teala’dan salât-ü selam olsun.
SON…

 

İLGİLİ HABERLER