Gündem
  • 3.7.2009 17:47

'OĞLUMU İKNA ETSENE İLKER PAŞAM!'

Gazeteci-yazar Zihni Çakır, oğlunun yaşadığı durumu bir baba olarak kaleme aldı:

"TSK, hemen hepimizin çocukluğunda hayallerini süsleyen bir kurum.

Belki bunda, analarımızın ve atalarımızın söylediği ve duyduğumuz seslerin ne anlama geldiğini ilk çözdüğümüz zamanlarda işittiğimiz “Peygamber Ocağı” tanımlaması etkili

Belki de “ordu millet” kavramının bu millet üzerinde yüzyıllardır bıraktığı müspet tesir

Ama istisnasız bu vatan ve bu millet aşkıyla yanan her ailede, kendi ailesinden sonra dokunulmaz ve tartışılmaz olan kurum “Peygamber Ocağı Ordu”dur.

İlköğretim son sınıfında, gelecekle ilgili hayalleri olan neredeyse her öğrenci de, “Kuleli Askeri Lisesi”ne girebilmenin hayalleriyle yanıp tutuşur.

Her öğrenci, bu vatan topraklarını korumakla görevli olduğunu bildiği komuta kademesine girebilecek sürecin, yine onların deyimiyle “paşa” olmanın ilk adımının, Askeri Lise’lere girebilmekle başladığını bilir.

Bu yıl başarılı bir eğitim süreci sonrasında ilköğretimi tamamlayan kendi evladım Alperen Furkan da bunlardan biri.
Yürümeye başlayıp daha ilk adımı attığı dönemlerde, saçlarını okşayarak ve büyük bir övünçle “oğlum paşa olacak” dediğimden midir, yoksa daha 2 yaşını yeni doldurmuşken (1997) televizyonlarda heybetli ve kudretli bir şekilde boy gösteren dönemin komuta kademesini merakla izlemenin etkisinden midir; Kuleli Askeri Lisesi’ni kazanmak ve özellikle havacı bir subay olmak istediğini söylerdi.

İlköğretime ürkek gözlerle ilk adım attığı günü unutamam Alperen Furkan’ın

Bir yandan yepyeni bir ortama girmenin tedirginliği ile gözlerinden yaşlar süzülürken bir yandan da “baba ben korkmuyorum ki, ben asker olacağım, askerler korkmaz” sözleriyle beni teskin etmeye çalışması hala gözlerimin önünde ve sesi hala kulaklarımda çınlar.

Kendini TSK’nın bir mensubu olmaya böylesine adamış, gelecekte bol yıldızlı apoletler taşımaya böylesine hevesli Alperen Furkan dün(2 Temmuz 2009) beni şoke etti.

Bu yıl yapılan Askeri Liseler sınavında 90 civarında puan alarak Deniz, Hava ve Kara okulları 2. kademe sınavlarına girmeye hak kazanan Alperen Furkan, hiç beklemediğim bir kararla 2. kademe sınavlara girmekten vazgeçmiş.
Çok ısrar etmeme rağmen onu bu kararından vazgeçirebilmiş değilim halen.

Nedenini sorduğumda aldığım cevapsa beni bir hayli düşündürdü.

Alperen Furkan, verdiği kararı iki ayrı gerekçeye dayandırıyor.

Benim bile cevap vermekte zorlandığım iki ayrı gerekçeye

Birinci gerekçesi; isminin Alperen Furkan olması.

Nasıl böyle bir kanaate vardı bilemiyorum ama ona göre, “Furkan” Kur’an demekmiş, “Alperen” ise Kur’an’ı savunan asker!

Bana bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra, “baba bu isimlerle beni almazlar nasıl olsa, gidip orada başarılı olup bu nedenle elenirsem bu sefer üzüleceğim; en azından kendim gitmedim derim” şeklinde bir gerekçe gösterip vazgeçtiğini açıkladı.

İkinci gerekçesi de hayli ilginçti.

Beni cevap vermekte zorlayan o gerekçeye gelince

Öncelikle kendisinin Zihni Çakır’ın oğlu olması en büyük eksiklikmiş! Bunu derken, “baba sakın senden utandığımı ya da sana kızdığımı düşünme, ben senin doğruları yaptığından eminim” demeyi de ihmal etmeyen Alperen Furkan, “sen ki o kitapları yazıp, ‘Ergenekon’ diye birşeyden sözettin ya, beni zaten almazlar. Baksana, sen askerlerle onlar arasında bir ilişki yok diyorsun ama o paşayı(Albay Çiçek’i paşa sayıyor) 1 gün bile sürmeden nasıl bıraktırdılar” şeklinde sözleriyle bana söyleyecek çok söz de bırakmadı.

Onu ikna etmek ve sınava girip şansını denemesi ısrarlarıma evet demesi için yaptığımız sohbet, aslında şu an ülkenin yaşadığı ikilemi de anlatır türdendi.

Alperen Furkan, bu şekilde karar vermesinde, kendisine gönderilen ve Askeri Liselerin tanıtımı içerikli CD’yi izlemesi ile kamuoyunda “AK Parti ve Gülen Cemaatini bitirme planı” olarak adlandırılan belgeyle ilgili tartışmaların aynı döneme gelmesini gösterdi.

Bu belge ile ilgili tartışmalar sırasında ve Albay Dursun Çiçek’in sahiplenilir bir şekilde tutukluluğunun ortadan kaldırılması sonrasında CD’de anlatılanlar hakkında kuşkuya düşmüş.

Bunu aynen şuna benzer cümlelerle anlattı Alperen Furkan:

“Baba, ben asker olup vatanı korumak istiyordum. Ama şimdi onlar senin, amcamın, arkadaşlarımın babalarının verdiği oylarla kurulan Atatürk’ün Meclis’ini yönetmek istiyor. O zaman niye asker olayım ki, milletvekili olurum.

Baksana, o paşayı sorgulayan(tanık ifademi, sorgulanmak olarak algılıyor) savcılar tutuklattı, bir gün bile geçmeden aynı mahkeme serbes bıraktı.

O zaman senin suçun neydi seni 6 ay içeri attılar?

Ben asker olmak istiyordum baba; ilerde oy verirsem vekil göndereceğim meclisi dağıtacak Ergenekoncu değil.
Baksana suçu olmayanların evlerine silah, esrar bile bırakacaklarmış”

Ona bu düşüncesinin yanlışlığını anlatmaya çok çabaladım.

Öyle görünse de askerlerimizle Ergenekon denen çetenin aynı olmadığını ısrarla söyledim.

Askerlerin de onlardan kurtulmak istediğini, kendilerini bu tür adamların yıprattığını defalarca aktardım.

Bana cevabı büyüyüp küçülmüş insandan farksızdı:

“Baba madem öyleyse komutan niye böyle demiyor? Niye o paşaya sahip çıktı? Kağıt parçası dediği şeyi hazırlayanı savcılar tutukladı, niye bıraktırdı? Sen Ergenekoncular darbeci demiyor muydun, o zaman niye sahip çıkıyorlar onlara?” şeklinde birbirine benzeyen cevap sorularla beni, cevap veremez hale getiren Alperen Furkan’ı ikna etmeye gücüm yetmedi.

13 yıldır kendi ifade ettiği “paşa olma hayali” suya düşen Alperen’i ben ikna edemedim ama; Sayın Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ikna edebilir belki!

Hadi paşam! Alperen Furkan’ın kafasında oluşan ve buna hepimizin çanak tuttuğu soru işaretlerini siz kaldırın ve ikna edin yavrumu!"

İLGİLİ HABERLER