Gündem
  • 3.1.2003 12:16

ÖZAL’LA İLGİLİ YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKAN İLGİNÇ GERÇEK...

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 1991'deki Körfez Savaşı'nda Yumurtalık petrol boru hattının kapatılmaması halinde Amerika'nın İskenderun limanını abluka altına almayı düşündüğünü söylediği ortaya çıktı. 'Harita değişecek' derdi Merhum Cumhurbaşkanı Özal'ın Saddam Hüseyin'in Kuveyt'i işgal planına Amerika'nın dikkatini çektiğini belirten Engin Güner, "Özal, 1990'ın Ocak ayında Irak'ın Kuveyt'e bir şey yapabileceğini söylemişti. Irak Kuveyt sınırına askeri yığınak yapıyor, takip ediyor musunuz, vesaire gibi sorularla sürekli George Bush'u uyardı. Bir şeylerin olacağını hissediyordu, Amerika'nın müdahale edeceğini, sessiz kalmayacağını biliyordu. Bu müdahale sonucunda haritanın değişeceğini de öngörüyordu. Dolayısıyla da "Buralara yeni bir şekil verilirse Türkiye bunun dışında kalmamalı, çünkü bu Türkiye'nin menfaatlerini doğrudan ilgilendiren bir konudur" diyordu. "Özal'ın izlediği politikanın ana teması buydu" şeklinde konuştu. Lozan'ı inceletti Özal'ın Kerkük ve Musul hakkında ayrıntılı incelemeler yaptığını belirten Güner, "Tarihten gelen sorumluluklarımız olduğunu düşünürdü. O dönemde kütüphanelerde bölge ile ilgili ne kadar kitap varsa getirtti. Lozan anlaşmasını inceledi. Musul ile ilgili müzakereleri dikkatle okudu. Orada bazı haklarımızın olduğunu, Irak hudutlarının cetvelle çizildiğini, Osmanlı'dan sonra ortaya çıkan durumun suni olduğunu ve bunun bir gün yeniden şekilleneceğini söylüyordu. "Niçin sadece İngiltere, Amerika uğraşsın ki? Bu bizim direkt sorumluluk alanımıza girer, Türkiye masada yerini mutlaka almalıdır, nötr kalmak enayilik" derdi, dedi. Ölçülü riskten yanaydı Kerkük ve Musul'un 1920'lerin başında Misak-ı Milli sınırları içinde olduğunu hatırlatan Güner, Mezepotamya'da Irak diye bir devletin olmadığını, savaştan çıkmış Türkiye'nin savaşacak mecali kalmadığı için taviz vermek durumunda kaldığını ifade etti. Türkiye'nin 500 bin sterlin karşılığında Musul petrolleri üzerindeki tarihi haklarından vazgeçtiğini belirten Güner, "Irak suni olarak yaratılmış bir devlettir. Özal bu durumu ayrıntılı olarak inceledi, o günkü Türkiye'nin durumunu göz önüne getirerek, bunun bir anlamda oldu bitti anlamına geldiğini düşünüyordu. Böyle bir mevzu tekrar ortaya çıktığında da Türkiye'nin aktif rol alması gerektiğini savunuyordu. 11-12 yıl sonra Özal'ın düşündükleri tekrar karşımıza çıktı. Özal aktif politika yanlısıydı, her zaman ölçülü risk alma taraftarıydı" dedi. Bush'u Özal yönlendirdi Körfez Krizi döneminde Özal'ın Amerika'yı yönlendirdiğine dikkat çeken Güner, "Şimdi Amerika Türkiye'yi yönlendirmeye çalışıyor. 'Bana iki gün içinde cevap verin' diyor. Bizimkiler de haklı olarak 'burası emirlik değil, iki günde cevap veremeyiz' diyorlar. Ama ortaya çıkan tablo ortada, inisiyatif Amerika'da, Türkiye arkasında gidiyor durumda" dedi. ABD'nin İskenderun'u abluka planı Özal döneminde ortamın bugünkünden çok farklı olduğunu ifade eden Güner, "Özal'ın düşüncesi toprak istila etmek değildi. Üç koyup beş almak lafı gerçek değildir. Özal, "Yirminci yüzyılda kimseye başka bir devletin topraklarını istila etmesine izin verilmez, bu saçmalıktır" diyordu. Ama orada aktif bir Türk varlığının nasıl olacağını etüd etti. Türkmen varlığını güçlendirmeye çalıştı. Orada sadece kürt ve arap olmadığını anlattı. Dış dünyada nabız yokladı. Amiyane olarak ifade edersek, Musul ve Kerkük'ü, Batı'nın bize yedirmeyeceğini derhal anladı. İkincisi, içeriyi yokladı. İkinci cephe açalım gibi laf etti. Buna en başta başbakanı, genelkurmayı, dışişleri karşı çıktı. Bölge ülkeleriyle de sürekli temas halindeydi. Bugün kimse istemiyor. Kim istiyor? Amerika'nın kendi içinde bile muhalifleri var, İngiltere hükümeti de bölündü. Dolayısıyla Amerika yönetimi ve İsrail istiyor" dedi. Özal döneminde Saddam'a karşı büyük ve güçlü bir koalisyon olduğunu ifade eden Güner şunları söyledi: "BM kararları alınmıştı. Özal BM kararlarına binaen Yumurtalık hattını kapattırdı. Bush'a BM'den ambargo kararı çıkarttırmasını Özal istedi. Böylece Amerika'nın baskısıyla değil de BM'nin kararı çerçevesinde, dış dünyanın da muvafakatını alarak Yumurtalık hattını kapatmış oldu. James Baker gelmeden önce Bakanlar Kurulu ile konuşarak bu işi halletti, erken davrandı. Eğer kapatmasaydık, Amerika bastıracaktı, belki de İskenderun limanını abluka altına alarak Irak petrolünün Akdeniz'e çıkartılmasını engelemek isteyebilir diye fantezi bir düşüncesi de vardı Özal'ın. Baker geldiğinde yarı şaka yarı ciddi böyle bir cümle sarfetmiş." Thatcher Çanakkale'de Saddam'ın topunu anlattı Cehennem Topu meselesini ilk kez İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher gündeme getirdi. Çanakkale Savaşları'nın yıldönümü için Thatcher Çanakkale'ye gelmişti. Törenlerden sonra bir yere çekildik. Thatcher, Irak'ın elindeki cehennem topundan söz etti, Irak'ın aşırı silahlanmasından bahsetti. Havada kalan laflardı. Daha sonra Özal, bir gün beni çağırdı, şu topun menzilini bir hesaplayalım dedi. ODTÜ'den matematik hocamdı. Bir takım formüller falan çıkardı. Sanırım "400 km mesafesi var" dedi. Bir de Hüsnü Doğan"la Yusuf Bozkurt Özal'a hesaplatalım. Hüsnü askerlere hesaplatsınî dedi İki gün sonra gelen rakamlar aşağı yukarı aynıydı. Ama Özal ihtimal vermiyordu. Amerika'nın bu fırsatı vermeyeceğini düşünüyordu. "Böyle bir şey olabilir, ama bu adamı fazla abartmayın" derdi Bush'a. Hem Batı hem Doğulu devlet adamlarının mantalitelerini iyi biliyordu. Saddam için "Blöf yapıyor " derdi. Ama sonunda ne Özal tam haklı çıktı ne de Saddam Amerika'nın abarttığı gibi çıktı. İkisinin ortası çıktı. Özal, Amerika çabuk halleder diyordu, ama harekat aylar sürdü. 'Kuzey Irak arka bahçemiz' Özal'ın Kuzey Irak'ta bir boşluk doğacağını bunun Türkiye aleyhine olabileceğini düşündüğünü belirten Güner, "Saddam gibi birinin Irak'ın başında kalmaması gerektiğini, demokratik rejimin gelmesini istiyordu çözüm yolu olarak. Düşüncesi şuydu, 'Orada Kürtler, Türkmenler, Araplar var: Bunlar Osmanlıdan kalan ve kendilerine karşı sorumluluklarımız olan topluluklar" derdi. Bunların hepsine kardeş gruplar gözüyle bakardı. Ve "niye İngilizler gelsin, yahut Amerika gelsin bilmem kaç bin kilometre uzaklıktan da bu işi çözsün, niye ben çözmeyim" havasında idi. İşin Türkçesi orayı Türkiye'nin arka bahçesi gibi görüyordu. Ama işte, girersek bataklıktır, çıkamayız, denildi. Devlet bürokrasisi karşı çıktı. Özal bunlara statükocu gözüyle bakıyordu, bu adamlarla bir şey yapılmaz diyordu. Olay o şekilde kaldı" dedi. "Şimdi, herkes o noktaya geldi. 'Niye Barzani ve Talabani ile görüşüyor' denildi. Halbuki Özal onları yönlendirmeye çalıştı. Bir ara bunlarla ilişkiler kesildi, adamlar Amerika'ya gidip, orada toplantılar yapmaya başladılar. Tabii bu bizim aleyhimize durumdur" diyen Güner, "Türkiye çok bastırıyor, haklı olarak Kürt devleti istemiyoruz diye. Amerika da buna uyacaktır. Bir yerde de bu adamlarla iş yaptığı için bunların ağzına bir parmak bal çalmaya mecbur. Özal da Irak'taki grupların bir federal yapı içinde hepsinin söz hakkı olacağı demokratik bir rejim öngörüyorduî şeklinde konuştu. Bush'a "Bağdat'a niye girmedin?" dedi Özal"ın Körfez Savaşı"ndan önce körfez ülkelerini gezdiğini, İranla, Libya ile Mısır'la konuştuğunu ve onların nabzını tuttuğunu ifade eden Güner şöyle devam etti: "Tabii o zaman da Arap dayanışması vesaire falan vardı ama herkes Saddam'ın ne olduğunu biliyordu. Bugün Amerika"nın çok haklı gerekçeleri yok elinde, Baba Bush"un yarım bıraktığı işi Oğul Bush tamamlamak istiyor. Özal'la hep konuşurduk, Amerika niye Saddam'ı devirmedi, Bağdat'a yürümedi? Hatta Camp David'e giderken, helikopterimiz civarda bir yere zorunlu iniş yaptı. Bush da oraya geldi, yanında ulusal güvenlik danışmanı general Scowcroft vardı. Dördümüz aynı arabaya bindik. Camp David"e gidene kadar asıl görüşme arabada yapıldı. Ben ve Scowcroft notlar aldık. Bu görüşmede Irak da gündeme geldi. Bush çok teşekkür etti, Özal'a. "Beni çok doğru yönlendirdin" dedi. Özal "ama tehlike geçmedi" dedi. "Neden Bağdat'a girmedinizî diye sordu. Bush tatmin edici bir açıklama yapmadı, amerikan kamuoyunun Wietnam'dan kalan bir psikolojiye sahip olduğunu, daha fazla Amerikan askerinin ölmesinin kendilerini sıkıntıya sokacağını düşündüklerini ifade etti." Semra Özal: Irak konusunda Kararı Meclis verecek 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın eşi Semra Özal, bir haftalık tatil için Afyon'a geldi. Akşam geldiği İkbal Termal Tesisleri'nde yaklaşık 5 saat boyunca kendisi için ayrılan odada dinlenen Özal, daha sonra akşam yemeği için kızı Zeynep ile birlikte restauranta indi. Semra Özal, "Rahmetli eşiniz hayatta olsaydı Irak konusunda nasıl tavır alırdı?" sorusu üzerine, "Kendi cevap verirdi. Ne yapacağını o zaman söylerdi" dedi. Özal, "Irak konusunda beklenen cevaplar Meclis'ten ve Genelkurmay'dan çıkacak. Ben karar vermeye yetkili değilim" diye konuştu. Özal, 2003 yılının tüm millete sağlık, huzur ve mutluluk, dünyaya da barış getirmesini diledi. (Yeni Şafak)

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER