Gündem
  • 15.1.2014 00:05

Paralel Yapı = P2 Mason Locası

Paralel Yapı = P2 Locası

Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. Görüşmelerde Gülen, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyasetten ekonomiye her alanda yapılacak eylemlerle ilgili talimatlarını iletiyor. ABD'nin Pensilvanya eyaletinde bir malikanede yaşayan Gülen, Türkiye'den telefonla kendisini arayan kişiye talimatlar veriyor, şok ifadeler kullanıyor. Gülen'in birçok ünlü iş adamı, bürokrat ve siyasetçiyle yakın temasta olduğu ve ülke içerisinde paralel yapılanmayı bizzat kendisinin takip ettiği görülüyor. Koç'a yönelik Tüpraş mali denetimini ve cemaate bağlı Bank Asya'ya yönelik olası devlet müdahalesini engellemek için BDDK ve diğer devlet kurumlarındaki cemaat çalışanlarını devreye sokabileceklerini belirtiyor. Paralel Devlet yapılanması da denilen bu yapılanmanın, İtalyan 'P2 Mason Locası' ile büyük bir benzerlik taşıdığı gözleniyor. İtalyan Ergenekon'u olan Gladio ile içiçe girmiş olan bu yapılanmanın, ABD'nin CIA istihbarat örgütü ile bağlantısı 1990 sonunda belgeleriyle ortaya çıkmıştı. Loca lideri Licio Gelli perde gerisinden adeta bir devlet başkanı gibi İtalya'yı yönetiyordu. Ülkedeki nüfuzu sayesinde siyasetten yargıya ekonomiden diğer tüm alanlara kadar yöneticiler Gelli ile temas halindeydi. P2 İtalya'yla da yetinmemiş; Arjantin, Brezilya ve Uruguay'da da örgütlenmeye başlamıştı. P2 Mason Locası ile Gülen paralel devlet yapılanmalarının benzerliği, her iki yapılanmanın uluslararası genişleme çabası, her iki yapılanmanın ABD bağlantısı, bu şüphe nedeniyle cemaatin Rusya'da yasaklanmış olması kafaları karıştırıyor. Acaba Rusya mahkemesi hangi somut delillere dayanarak bu yapılanmayı ülkesinde yasakladı? Merak etmemek mümkün değil.

Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'in paralel yapıyı uzaktan yönetmek için yaptığı telefon görüşmeleri bugün internette yayınlandı. (1) Görüşmelerde Gülen'in, bir dini cemaat liderinin ötesine geçerek siyasetten ekonomiye kadar her alanda yapılacak eylemlerle ilgili talimatlar ilettiği görülüyor. Gülen'in, "Büyük Patron" dediği kişinin bu görüşmelerden haberdar olmasından korktuğu da anlaşılıyor. Burada "büyük patron"un kim olduğu açıkça belirtilmiyorsa da onun "Başbakan Erdoğan" olduğu hissediliyor.

Emekli İzmir Vaizi Fethullah Gülen, ABD'nin Pensilvanya eyaletinde bir malikanede yaşıyor. Geçtiğimiz günlerde ABD merkezli Middle East Media Research Institute (MEMRI) tarafından hazırlanan bir rapor ortaya çıkmıştı. (2) Cemaatle ilgili birbirinden ilginç değerlendirmelerin yer aldığı raporda, bir ABD mahkemesinin, “Gülen, ABD’nin menfaatine olağanüstü kabiliyetlere sahip bir yabancı” hükmü özellikle dikkatleri çekmişti. Rapora göre, "oturum izni reddedilecekken araya giren iki istihbarat yetkilisinin mektubu sonrası ABD mahkemesinin "Gülen'in ABD menfaatine çalışan bir kişi olduğu" hükmüne vardığı ve "Gülen'e oturum izni verdiği" ileri sürülüyordu. Bu raporun verildiği haberlerde bağlantılı bir başka gelişme daha yer alıyordu. Buna göre, Rusya Yüksek Mahkemesi, Fethullah Gülen grubunun Rusya'daki bütün faliyetlerini 2011'de yasakladı, bu kapsamda Gülen okullarının kapatılmasına karar verdi. Rusya'nın önde gelen kuruluşlarından Yakın Doğu Enstitüsü de Gülen örgütünün CIA'nın dünya çapında kullandığı paravanı olduğunu iddia etti.

TELEFON DİPLOMASİSİ İLE UZAKTAN YÖNETİM

İnternette yayınlanan telefon görüşmelerinden, Gülen'in bir dini cemaat liderinden farklı kişiliğe sahip olduğu, adeta bir devlet başkanı gibi aktif temaslarda bulunduğu, birçok ünlü iş adamı, bürokrat ve siyasetçiyle yakın ilişkilerde olduğu ve ABD'den telefon diplomasisi ile Türkiye içerisindeki paralel yapılanmayı bizzat kendisinin takip ettiği görülüyor.

Gülen, telefonla verdiği talimatlarda Mustafa Koç'a yönelik Tüpraş mali denetimini ve cemaate bağlı Bank Asya'ya yönelik olası devlet müdahalesini engellemek için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile diğer devlet kurumlarındaki cemaat çalışanlarını devreye sokabileceklerini belirtiyor.

İsimlerin dahi zikredildiği telefon görüşmelerinden cemaatin tüm devlet kurumlarında hemen her düzeyde örgütlendiği anlaşılıyor. Bunlar kamuoyuna yansıyan bilgiler. Ancak devletin elinde çok daha fazlasının olduğu söyleniyor. Bunlara dayanarak yakında büyük bir soruşturma ve davanın açılacağı da ileri sürülüyor.

P2 İLE BENZERLİK

Paralel Devlet yapılanması da denilen bu yapılanmanın, İtalyan 'P2 Mason Locası' ile büyük bir benzerlik taşıdığı gözleniyor. Eski bir yapılanma olan İtalyan P2 Mason Locası, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’lilerin emrine girdi. Loca bu kez Amerikan merkezi istihbarat teşkilatı CIA ile birlikte çalışmaya başladı. Yeni lider Licio Gelli 1969 yılında Locanın yönetimine geldiğinde P2’yi alışılmışın dışında bir yola başvurarak örgütledi. Loca'nın yeni üyelerini iş dünyasının ileri gelenlerinden, bürokratlardan, gazetecilerden, hakimlerden ve istihbaratçılardan seçti. Loca lideri Licio Gelli perde gerisinden adeta bir devlet başkanı gibi İtalya'yı yönetiyordu. Ülkedeki nüfuzu sayesinde siyasetten yargıya ekonomiden diğer tüm alanlara kadar yöneticiler Gelli ile temas halindeydi. CIA ile yakın ilişkide olan P2 bir süre sonra İtalya’yla yetinmedi; Arjantin, Brezilya ve Uruguay’da da örgütlenmeye başladı. Hikayesi uzun olan Loca'nın bir paralel devlet yapılanması olduğu ve İtalya'yı perde gerisinden yönettiği 1990 yılı sonunda patlak veren ve tüm Nato üyesi ülkeleri sarsan Gladio skandalı ile ortaya çıktı.

Ortaya çıkan bir kaç telefon görüşmesi dahi paralel devlet iddialarını doğrulamaya ve bu yapılanmanın tepesinde de Fethullah Gülen'in bulunduğunu göstermeye yeterli. Telefon görüşmelerinden çıkan bir sonuç, bazılarının ileri sürdüğü gibi Gülen'in olan bitenden haberdar olmadığı ve birilerinin cemaat adına hareket ederek Gülen'i zor durumda bıraktığı iddiasının geçersiz olmasıdır.

ATAMALARA BEDDUA VE MEKTUP TEPKİSİ

Gülen'in geçtiğimiz haftalarda ortaya çıkan beddua videosu ile Cumhurbaşkanı Gül'e gönderdiği mektubu da bu kapsamda hatırlatılabilir. Özellikle Cumhurbaşkanı Gül'e gönderdiği mektupta emniyetteki atamaları eleştirmesi bu yapılanma iddialarını güçlendiren son bulgu oldu. Bir cemaat lideri acaba niçin emniyet atamalarını eleştiren bir mektubu cumhurbaşkanına gönderir?.. Niçin atamalarla ilgili beddua eder?..

Gülen'in ortaya çıkan bu bir kaç telefon görüşmesi dahi "paralel yapılanma" iddialarının doğru olduğunu göstermeye yeterli. İlerleyen günlerde devamının geleceği tahmin edilen kayıtlarda yargı ve emniyet alanındaki talimatların olup olmayacağı merak ediliyor.

Somut isimlerin de verildiği bu görüşmelerin ayrıntılarında cemaatin BDDK ya da diğer devlet kurumlarında nasıl örgütlendiği ve bu yapılanmanın devletin menfaatlerine değil cemaatin menfaatleri uğruna nasıl harekete geçirildiği çarpıcı şekilde gözleniyor. Bunlar, paralel devletin perde gerisinde neler yapabileceğine dair çarpıcı örnekler.

Bu örnekler kamuoyunun aklına korkunç bir şüpheyi de sokuyor: Acaba şu ana kadar Türkiye'de devlet icraatlarından hangisi gerçekte devlete ait?.. Hangi eylemler yasal devletin hangileri paralel devletin eylemleri?.. Paralel devletin hangi icraatları oldu?.. Ekonomi alanında, siyaset alanında, yargı alanında ve diğer tüm alanlarda hangi örtülü paralel eylemler gerçekleşti?.. Paralel devlet hangi davalara, hangi ekonomik kararlara ve benzerlerine müdahale etti?.. Paralel devlet icraatları olmasaydı acaba Türkiye'de son durum ne olurdu, geçmişte neler yaşanmış olurdu?..

Çok basit gibi görünen bu bir kaç soru aslında o korkunç şüpheyi gösteriyor. Biz aslında hangi devlette yaşıyoruz. Görünen Türkiye Cumhuriyeti mi, yoksa Paralel Türkiye Cumhuriyeti mi?..

SİNSİLİK SIRALAMASI: KLASİK > POST > DOST

28 Şubat "Post modern" darbesinde askerler fiilen iktidara el koymamış, baskı ile siyasilere istediklerini yaptırmışlardı. Post modern deyimi zaten bunun için kullanıldı. "Dost modern" denilen paralel devlet darbesi ise daha da sinsi. Adeta bilim-kurgu filmlerinde görülen bir manzaranın benzeriyle karşı karşıyayız; insan görünümündeki uzaylılar kritik konumları ele geçirmişler, istedikleri politikayı uygulamaya çalışıyorlar. Devlet kademelerine sızmış paralelciler de örneğin barış sürecini sekteye uğratmak için sabotaj eylemleri düzenliyorlar. Dış görünüşte yasal gibi görünen sahte ya da kurgulanmış delillerle karşılarındaki engelleri aşmaya çalışıyorlar. Klasik ya da Post modern askeri bir darbe girişiminde tankların üzerine çıkıp engel olmak hep konuşulmuştur. Peki bir paralel devlet darbesinde nasıl hareket edilmelidir?.. Hangi tankın üzerine nasıl çıkılmalıdır?..

HASSAS OPERASYONLAR

Başbakan, "Ben siyasi hayatıma da mal olsa terörü bitireceğim, yeter ki şehit gelmesin analar ağlamasın" diye kendini yırtarken bu yapılanma, 7 Şubat 2012'de harekete geçiyor ve "MİT yetkilileri KCK'ya sızarak bombalama eylemleri yapıyor, terörü kışkırtıyor" diye bir suçlama ile, bu suça dair kurgulanmış delillerle dolaylı olarak Başbakan Erdoğan'a terörü azdıran Başbakan lekesini sürmeye çalışıyor. Bu başarıldığında Erdoğan en hassas bir yerinden vurulmuş olacak.

17 Aralık 2013 ve devamı operasyonlarda ise Erdoğan ve hükümeti bir başka hassas yerinden, yolsuzluk üzerinden vurulmaya çalışılıyor.

Operasyonlar kamuoyunda istedikleri algıyı oluşturursa bir kaç ay sonra yapılacak seçimlerde hükümete en azından büyük oranda bir oy kaybı yaşatacaklarını hesaplıyorlar. Operasyonların devamı için bu bile hayati önemde. Bunların üstüne kıvamına getirip bir de onu gözaltına almayı başarırlarsa sevinçleri bir kat daha artacak. Bu amaca ulaşmak için zaten dış ve iç odaklar da hazır. İmparatorluğun çöküşünü heyecanla bekleyenler var.. O bekleyenler, Gülen'in Pensilvanya'da oturum alabilmesi ve kalmaya devam etmesi için bir bedel alıyor olsa gerek. Bunun bedelsiz gerçekleşmesi mümkün olabilir mi?..

P2 Mason Locası ile Gülen paralel devlet yapılanmalarının benzerliği, her iki yapılanmanın uluslararası genişleme çabası, her iki yapılanmanın ABD ile bağlantısı, bu şüphe nedeniyle cemaatin Rusya'da yasaklanmış olması kafaları karıştırıyor. Acaba Rusya mahkemesi hangi somut delillere dayanarak bu yapılanmayı ülkesinde yasakladı? Merak etmemek mümkün değil. İlerleyen günlerde bu bilgilerin ortaya çıkması beklenebilir.

Bir garip durum da cemaate mensup bir akademisyenin dile getirdiği gibi Rusya'da cemaat okullarının yasaklanmasına karşı Başbakan Erdoğan'ın devreye girip Putin'e ricada bulunduğunun ortaya çıkması teşkil ediyor. Dini hassasiyetlerle korumaya çalıştığı bu yapılanmanın son dönemdeki paralel darbe girişimlerinden sonra Erdoğan nasıl bir duygu içerisinde bulunuyor acaba?.. Roma imparatorunu arkasından hançerleyen Brütüs'ü hatırlamış mıdır acaba?.. Benzer şekilde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Türkiye'deki son paralel devlet gelişmeleri ve Erdoğan'ın kendisine bu konudaki ricası konusunda neler düşünüyor acaba?.. Rusya mahkemesinin yasaklama kararında ne kadar isabet ettiğini düşünüyor olabilir mi?..

Sonuç olarak, bir paralel yapılanma şüphesi hergeçen gün daha da çoğalan somut delillerle ortaya çıkmaktadır ve bu konuda acilen bir soruşturma başlatılmalıdır. Varsa ilgili kişiler tespit edilip en ağır cezalara çarptırılmalıdır. Bu yapılanmanın tüm hükümetler için ortak bir tehdit olduğu görülmeli, siyasi kazanımlar sağlama fırsatçılığı bir yana bırakılarak bu tehlikeye karşı ortak bir tavır gösterilmelidir.

(Abdullah Harun / kontrgerilla.com)

Yorumlar (6)

  • -

    NE YOSUZLUĞU YAV..HER YER YOL ..OTOBAN RAYLI MARMARAYLI DUBLE DUBLE YOL YANİ...İFTİRA ATMAYIN YOL ÇOK :)

  • -

    ALOOOO FATİH HİLMİ HOCAM ENLEM VE PARALEL YAPININ OLUŞTURDUĞU KUMPAS YÜZÜNDEN TUTSAK VE ÇOK HASTA....DERHAL TAHLİYE EDİLSİN

  • - Hasan Hüseyin

    Soru şöyleydi: "Mustafa Sarıgül hakkında bizzat partinizin açıkladığı bazı yolsuzluk iddiaları var. Bu dönemde bu iddialar hakkında yargı harekete geçerse tepkiniz ne olur?" Kılıçdaroğlu'nun cevabı şu şekildeydi: "Bu aşamadan sonra açılacak her dava siyasi olur ve bu kararı tanımayız!.." Kılıçdaroğlu'n ahak veriyorum. Hiçbir parti tam seçim öncesi böyle bir operasyonu kabul etmez. Ne AKP ne CHP ne MHP ne de BDP.

  • - Hasan Hüseyin

    Evet yolsuzluk olmuş olabilir. Kimse o soruşturulmasın demiyor. Bu operasyonların başlamasından kısa süre önce CHP Mustafa Sarıgül'ü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterdi. Ancak bu şahıs hakkında yine CHP tarafından daha önce bir yolsuzluk klasörünün hazırlanmış olduğu ve CHP raflarında yer aldığı da herkes tarafından bilinen bir husustu. Bu nedenle Mustafa Sarıgül CHP'ye katıldığı gün, Kemal Kılıçdaroğlu'na bu yönde bir soru soruldu.

  • -

    ALO, ALO.....YOLSUZLUKLAR NE OLDU.. YOKSA HİÇ YOLSUZLUK OLMADI MI? ALO...

  • - misafir

    evet aynen aynen.Z gazetesini okuyanlar ve bilmeden yıllarca hizmet edenler yani,istismar edilenler anladılar mı acaba?

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER