Dünya
  • 31.3.2003 17:24

PENTAGON'UN HESAPLARI TUTMADI

İSMAİL BALLI BAĞDAT - Koalisyon güçlerinin Irak'a yönelik askeri operasyonu devam ederken, izlenilen savaş stratejisi ile ilgili tartışmalar alevlendi. Pentagon'un, askerlerin görüşüne önem vermediği yönünde eleştiriler artarken, savaş stratejisinde bazı varsayımlardan yola çıkıldığı ise bir gerçek. Örneğin, savaş başlar başlamaz Irak'ın güneyindeki Şiilerin Saddam'a karşı ayaklanacağı beklentisi, Pentagon'un savaş planlarında önemli bir yer tutuyordu. Ancak şu ana kadar böyle bir ayaklanma olmadı. Koalisyon güçleri bir yandan başkent Bağdat'a bomba yağdırmaya devam ederken, diğer yandan da Şiilerin yoğun olarak bulunduğu Necef ve Kerbela'ya yöneliyorlar. Savaş bölgesinden gelen haberler, Bağdat'ın güneyindeki Necef kentinin kuşatıldığı, Kerbela yakınlarında da şiddetli çatışmaların meydana geldiği yönünde. Şiilerden yardım bekleyen Amerikan ve İngiliz güçlerinin bu iki kent ile ilgili savaş stratejisinde çok dikkatli davranması gerekiyor. Çünkü Necef ve Kerbela kentleri, Şiiler için kutsal bir öneme sahip. Bölgedeki Şiiler, sanki ağız birliği etmişçesine aynı şeyleri söylüyor: ''Eğer Necef ve Kerbela bombalanırsa, biz de Amerikalılara karşı savaşırız.'' Şiilerin böyle düşünmesinin temelinde dini inançlar yatıyor. İslamiyet'in 4. Halifesi Hz. Ali'nin türbesinin 150 bin nüfuslu Necef'te, oğlu Hüseyin'in mezarının da 300 bin nüfuslu Kerbela'da bulunduğuna inanılıyor. Miladi 661 yılında öldürülen Hz. Ali'nin, Hz. Muhammed'in amcasının oğlu ve aynı zamanda damadı olması, Şiilerin gözünde onun değerini daha da yüceltiyor. Şİİ LİDERLERİ ES SADR'DAN DİRENİŞ ÇAĞRISI İslam tarihi açısından çok önemli olan Kerbela ise, Hz. Hüseyin ile yakınlarının, Yezid önderliğindeki Emevi ordusu tarafından ablukaya alınıp şehit edilmeleriyle bilinir. Irak halkının yüzde 60'ı, İranlıların ise 90'ına yakın bir bölümü ve Lübnan'da yaşayanların yüzde 40'ı Şii kökenlilerden oluşuyor. Bu Şiilerin çok büyük bir bölümü de kendileri için kutsal olan Necef ve Kerbela'yı hayatları pahasına koruyacaklarını her fırsatta dile getiriyorlar. Bu da şu anlama geliyor: Eğer koalisyon güçleri bu kentlerdeki türbe ve diğer kutsal meknlara saldırırsa, hiç beklemedikleri bir tepkiyle karşılaşmaları mümkün. Nitekim bunun ilk işaretleri de gelmeye başladı. Yıllardan beri Bağdat rejimiyle büyük sorunlar yaşayan Irak'taki Şiilerin önde gelen dini liderlerinden Ayetullah Hüseyin Es Sadr, halkı Amerikan ve İngiliz kuvvetlerine karşı direnişe çağırdı. Saddam rejimiyle yaşadıkları sorunların şu an için bir önemi olmadığını dile getiren Es Sadr, Irak yönetiminin yanında yer alacaklarını belirterek, ''Müslümanlar olarak yurdumuza ve tarihimize sahip çıkmak zorundayız'' dedi. ''Saldırganları kovmaya yönelik her eylem kutsaldır'' diyen Ayetullah Hüseyin Es Sadr'ın intihar saldırılarını övmesi de Şiilere verdiği bir mesaj olarak algılandı. Savaş stratejisinin önemli bir bölümünü Şiilerin isyan etmesi ihtimali üzerine kuran ABD'nin bu beklentisi henüz gerçekleşmedi. Ancak Amerikan Genelkurmay Başkanı Richard Myers, Basra ve Nasiriye'deki Şiilerin büyük bir bölümünün kendilerine yardımcı olduğunu açıklayınca, İran'ın Kum kentindeki Şii uleması da hemen bir fetva yayınladı. Fetvada, ''Kim Amerikan ve İngiliz askerlerine yardım ederse günahkardır'' ifadelerine yer verildi. 1991 yılında Basra'daki Şiiler ayaklanmış, eylem Irak ordusu tarafından kısa sürede bastırılmıştı.

İLGİLİ HABERLER