Medya
  • 20.7.2019 22:11

Peygamber Efendimizin Mirac'da Ebu Bekr-i Sıddık'ı görmesinin sırrı

PEYGAMBER EFENDİMİZİN MİRAC’DA EBU BEKR-İ SIDDIK’I GÖRMESİNİN SIRRI
Bundan sonra şöyle sordum; 
- Ya Rabbi, cümle mahluku geçtikten sonra bana bir dehşet (Korku, ürperme) geldi.
O zaman Ebû Bekir’in şivesi ve onun sesi gibi bir şöyle dendi;
Yâ Muhammed, hele biraz dur. Yüce Allah tarafından rahmet yağdırılmaktadır.!

Bunu işitince iki şeye hayret ettim..
Birincisi şu ki ; Ebû Bekir beni geçip benden evvel mi buralara geldi?
İkincisi ise şudur ki; Benim Rabbımın namaza ihtiyacı yoktur. O halde, - O size salât eder, keza melekleri de.. ( namaz kılar ) cümlesinden murad nedir?
Bunun üzerine Yüce Hak şöyle buyurdu;
- Benim kimseye salat etmeye ihtiyacım yoktur. Sana inzal eylediğim kelamımdan gelen;
O size salât eder, keza melekleri de.. Ta ki, sizi zulmetten nura çıkara. Müminlere karşı merhamet sahibidir. ( Ahzab suresi 43.’ncü ayet-i kerime.. Mealen) Ayetimi oku.
O kelamımdan anlarsın ki; benden olan salâttan murad, SANA VE ÜMMETİNE RAHMETTİR.
Ebû Bekir’in durumuna gelince;
Kardeşin Musa peygamber’in daima ünsiyeti (Dostluğu, alışkanlığı) asâsı ileydi.
Bunun için Tur Dağı’na münacaatı (
Allahü teala'ya dua etmek veya yalvarmak) sırasında kendisine dehşet hali arız olunca, ona hitap edip; “Elindeki nedir Yâ Musa” dedim.
Musa da şöyle dedi;
- Asâmdır.
Bu asanın adını anınca; vahşeti ve dehşeti geçti, münacaatın heybeti zail oldu.
Bu vaziyette de sen de Musa gibisin Yâ Muhammed.
Senin ünsiyetin dünyada ve ahirette Ebu Bekir iledir. 
Sana dehşet ve vahşet geldiği zaman Ebu Bekir’in suretinde bir melek yarattık.
Onun şivesi, sesiyle sana nida ettirdik. 

Ta ki onun sesini işittiğin zaman onunla ünsiyet edesin.
Vahşetin ve dehşetin tamamen gide.
Vahyin azameti ve ilahi heybet, dilediğini istemekten seni almaya..(Ümmetin için af ve mağfiret istemekten geri durmayasın. Onlar için dilediklerini isteyesin diye)
Hatta o ünsiyetin sebebi ile konuşmaya liyakatın ola, dehşetin tamamen gide..
Ben azametimle zâtımı acizlikten ve tüm noksanlıklardan tenzih ederim.
Rahmetim gazabımı geçti ( Yani Rahmet nişanlarım, gazap nişanlarımdan çoktur. ) 
Dilediğini söyle, tüm hacetlerini ve muradını arz eyle..
Bundan sonra Yüce Hak şöyle buyurdu:
- Hani Cebrail’in sana arz ettiği haceti?
Şöyle dedim;
- Ya Rabbi sen bilirsin. Söylemeye hacet yok. Kerem ve ihsan senindir.
Hak teala şöyle dedi;
Onun arzusunu kabul ettim. İstediğini verdim.
Kıyamet günü ümmetin sıratı geçmeyi istediği zaman kanadını tutup kolaylıkla geçirsin.
Ancak.. 
Sadece seni ve senin ashabını seven ümmetini geçirsin. Sadece bunun için izin verdim

(NOT : Burada ‘Ashabını seven’ den murad Ehl-i sünnettir.)

Şanı Yüce Hak teala daha sonra şöyle buyurdu;
Ya Habibim!..
Senin ümmetinin mallarını çoğaltmadım ki, hesapları uzun olmaya.
Senin ümmetinin vücutlarını büyük yaratmadım; Tâ ki dünyada yiyeceğe, içeceğe ve giyeceğe ihtiyaçları az ola. 
Senin ümmetinin ömürlerini uzun etmedim; Tâ ki uzun ömre aldanıp kalpleri kararmaya, bir de daima ölümü düşünüp ölümden sonrası için hazırlık göreler.
Ümmetine ani ölüm vermedim.Ölüm için hastalıklar sebep eyledim. Tâ ki gaflete dalıp gittikleri sırada, ani ölüme uğramayalar. 
Hastalık geldiğinde;
Günahlarından tevbe edeler. 
Borçlarını ödeyeler.
Kusurlarını ve eksiklerini tamam edeler. 
Vasiyetlerini yapalar.
Senin ümmetini bütün ümmetlerden sonra dünyaya getirdim. Tâ ki kabirlerinde tutulup kalmaları az ola. Ancak ümmetler tamam oluncaya kadar duralar, ümmet tamam olunca da salınalar; Cennet nimeti ile kereme nail olalar.

Merhametliler merhametlisi, keremliler keremlisi âlemlerin Rabbi şanı büyük Yüce Zat, azamet ve celâli ile şöyle buyurdu:
— Ya Muhammed, senin ümmetin bazen bana muti (İtaat eden, boyun eğen) olur; bazen da asi olurlar.
Onların bana taatları (Söz dinleme, ibadet) rızamladır. 
Benim rızamla olan amellerini kabul ederim. 
İçinde bulunan kusurlarını da affedip bol ecir (İyi bir amelin karşılığı olarak verilen manevî mükâfat) ihsan ederim. 
Ben kerimim; onlara keremimle muamele ederim. 
Onların isyanları da benim kazamladır; o ezelî kazamla olduğu için, onların isyanlarını bağışlarım. 
Ben rahimim; onlara rahmetimle muamele ederim.

Sübhan olan Yüce Hak şöyle buyurdu:
— Ya Habibim, ümmetine söyle; 
— Bir kimseyi, size in’am ihsan (Nimet vermek), iyilik ettiğinden dolayı sevecekseniz, ben azimüşşan cümleden daha fazla sevilmeye lâyıkım. 
Sizi yoktan var eyleyip bu şekilde latif cisim, güzel aza ve hesaba gelmeyen türlü türlü nimetlerimle kesintisiz size in’am ve ihsan ederim. 
Bir an yoktur ki, o anda size yeni nimetlerim verilmeye,. 
Şimdi beni cümleden ziyade sevip, emrime itaat, fermanıma muti ve münkad (boyun eğen, muti olan, itaat eden) olmalısınız.

Hak teala tekrar şöyle buyurdu:
— Sema ve yer ehlinin birinden korkacaksanız, korkulmağa ben azimüşşan cümleden daha lâyıkım. Çünkü her şeye gücüm yeter, Azabım şiddetlidir. Hiç bir kimse kaçmak, saklanmak için, yahut kendisine bir başkası sahip çıkmak sureti ile benden kaçıp kurtulmaya güçlü değildir. 
Durum böyle olunca, daima benden çekinip aykırı hareketten sakının.

Yüce Hak size tekrar şöyle buyurdu:

— Bir kimseden, bir şeyi isteyeceksiniz, istenmeye ben cümleden daha lâyıkım. Çünkü, cümle hacatı kabul, cümle muradı ihsan eden ancak benim. .

Şanı Yüce Rabbimiz tekrar şöyle buyurdu:

— Bir kimseye cefa ettiğinizden dolayı utanıp haya edecekseniz, benden utanın. Utanılmaya cümleden daha lâyıkım. Çünkü, sizi yoktan var ettim. Bu ana kadar size çeşit çeşit nimetlerle in’am ve ihsan ettim. Türlü belâlardan da halâs ettim. Ben bunu yaparken, siz üstün emirlerimi terk edip yasak ettiklerimi irtikâb edersiniz. Durum böyle olunca, benden utanın; yasak ettiğim işlerden kaçının. Emirlerimi yerine getirin.

Size tekrar şöyle buyurdu:

— Bir kimseyi nefsiniz ve malınız için seçip tercih edecekseniz, seçilip tercih edilmeye ben cümleden daha lâyıkım. Çünkü, halikınız, razikınız ve mabudunuz ancak ben azimüşşanım. 
Durum böyle olunca, malen ve bedenen daima bana kulluk ve ibadette olun.

— Ümmetine tebliğ et. 
Diyerek bana emir buyurdu.

**************      ********************    *******************  **************

Ya Rabbi!..
Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Aracılığıyla tebliğ ettiğin fermanlarına, tam ve eksiksiz olarak iman ettik.
Emr-ü Fermanlarını yerine getirmekte işlediğimiz kusur ve kabahatlar için Yüce Zatına sığınırız.
Bizlerin günahlarını af ve mağfiret et..
Bilerek, bilmeyerek veya nisyan olarak işlediğimiz suçlarımız için bizlere merhametinle muamele eyle..
Ya Rabbi
Ölüm kapımızı çalmadan bizleri gaflet uykusundan uyandır.
Beni, ailemi, hısımlarımı, arkadaşlarımı, sevdiklerimi ve sevenlerimi buradaki bütün dostlarımı Ümmet-i Muhammed bölüğüne kabul eyle..
Son nefeste büyüklerimizi imdadımıza yetiştir... (AMİN)

DERLEYEN : METİN ÖZER / HABERVİTRİNİ

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER