Gündem
  • 22.2.2020 11:12

Rusya bize muhtaçtır

Rusya bize muhtaç

Türkiye ve Esed rejimi arasında yaşanan İdlib gerginliğine ilişkin Akit’e özel açıklamalarda bulunan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doğancan Başaran, Türkiye’nin sahadaki politikalarına devam etmesi gerektiğini belirterek, "Zira Rusya, eğer gerçekten çok kutuplu bir dünyayı inşa etmek istiyorsa, hem Ortadoğu’da hem de Orta Asya’da Amerikan saldırganlığını dengeleyebilecek bir aktör olarak Türkiye’ye muhtaçtır." dedi.

Rusya ve İran destekli Esed rejiminin bölgedeki saldırılarının hukuksuzca olduğunu belirten Uluslararası İlişkiler Uzmanı Başaran, “İdlib’in Astana kapsamında belirlenen statüsünün korunması, Türkiye’nin güvenliği açısından ehemmiyet arz etmektedir. Rusya, çok kutuplu bir dünyayı inşa etmek istiyorsa aktör olarak Türkiye’ye muhtaçtır” dedi.

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doğancan Başaran, Türkiye ve Esed rejimi arasında yaşanan İdlib gerginliğine ilişkin Akit’e özel açıklamalarda bulundu... Astana Mutabakatı kapsamında İdlib’in siviller için güvenli bir liman haline getirildiğine değinen Doğancan Başaran, şu değerlendirmede bulundu:

Masada çözüme ulaşılamayabilir!

“Bilindiği gibi İdlib, muhalifler açısından son kale olarak yorumlanması sebebiyle hem muhalefet hem de rejim nezdinde psikolojik bir eşik olarak görülmektedir. Üstelik İdlib; Halep, Şam ve Lazkiye güzergâhlarını birleştiren merkezi bir konumda olması nedeniyle de Suriye İç Savaşı’nın geleceği bakımından jeopolitik bir öneme sahiptir. Bu yüzden de Esed rejimi, bölgeyi ele geçirmek istemekte ve çeşitli saldırılar düzenlemektedir. Söz konusu saldırılar esnasında İran destekli Şii milislerin ve Rus özel askeri şirketlerin de aktif olarak rejimin yanında yer aldığı görülmektedir. Yani Astana Süreci’nin garantörü olan Moskova ve Tahran, taahhüt ettiği sözleri yerine getirmeyerek bir oldubitti yapmaya çalışmaktadır. Elbette bu da Astana Süreci’nin İdlib vesilesiyle kopma noktasına geldiği yorumlarına neden olmaktadır. Her ne kadar Türkiye ile Rusya arasında çeşitli görüşmeler yapılmakta ve 5 Mart 2020 tarihinde Tahran’da, Astana Süreci çerçevesinde yeni bir zirvenin toplanması planlansa da sahadaki durum, diplomasi masasında kalıcı bir çözüme ulaşılabileceğine ilişkin umutları azaltmaktadır.”

Türkiye duruşunu yansıtmalı

Bölgede Türkiye’nin en hakiki müttefiklerinin mazlum Suriye halkı olduğunu vurgulayan Başaran, şöyle devam etti: “Suriye iç savaşının başından beri devam eden vekâlet savaşında, vekil unsurların arka plana itilerek asil unsurların karşı karşıya gelebilir. Ayrıca, Suriye rejimi ile Türkiye Cumhuriyeti arasında başta İdlib ve çevresi olmak üzere çeşitli bölgelerde çatışmalar yaşanabileceğini düşündürmektedir. Bu noktada dikkat çekilmesi gereken ilk mesele, Türkiye’de çok sık dillendirilen Esed rejimiyle görüşülmesi fikridir. Sorulması gereken soru ise, Türk askerine yönelik açıkça saldırıda bulunma cüretinde bulunan Esed’in Türkiye’yle görüşmek istiyor gibi görünüp görünmediğidir. Dolayısıyla gerçekçi davranarak Suriye’nin demokratikleşmesinden yana olan duruşumuzu sürdürmemiz gerekir. Dikkat çekilmesi gereken bir diğer konu da İdlib’in düşmesi durumunda ortaya çıkacak göç dalgasıdır. İdlib’den gelecek 1 milyon kadar sivile ek olarak bölgede HTŞ gibi bazı radikal terör gruplarının da bulunması, göç dalgası durumunda Türkiye’nin terör saldırılarının hedefi olabileceği riskini barındırmaktadır. Yani İdlib’in Astana Süreci kapsamında belirlenen statüsünün korunması, Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından büyük bir ehemmiyet arz etmektedir. Bu nedenle de Türkiye, İdlib konusundaki duruşunu sürdürmeli ve kararlılığını sahaya yansıtmalıdır.”

Rusya Türkiye’ye muhtaçtır

Türkiye’nin sahadaki politikalarına devam etmesi gerektiğini belirten Başaran şunları aktardı: “Astana Süreci’ndeki ortaklarımız, sahada yeteri kadar aktif olmayan bir Türkiye’ye, çeşitli dayatmalar yapabileceklerini düşünmektedir. Ancak Rusya ve İran’ın sahada aktif olarak yer alan bir Türkiye’nin taleplerini, bir noktada kabul etmek durumunda kalacağı da öngörülebilir. Zira Rusya, eğer gerçekten çok kutuplu bir dünyayı inşa etmek istiyorsa, hem Ortadoğu’da hem de Orta Asya’da Amerikan saldırganlığını dengeleyebilecek bir aktör olarak Türkiye’ye muhtaçtır. İdlib’deki mevcut durum ise, Türkiye’nin Avrasya vizyonuna olan inancını zedelemekte ve en çok da Amerika Birleşik Devletleri’ni sevindirmektedir. Benzer bir şekilde ABD ve İsrail’le her yaşadığı sorunda, Türkiye’ye seslenerek, ‘Komşuluk edebiyatı’ yapan İran’ın da bölgede Türkiye’yi kendinden uzaklaştırmayı bir noktadan sonra göze alamayacağı ifade edilebilir.”

 Oğuzhan Gültekin  Ankara

YENİ AKİT

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER