Dünya
  • 3.12.2020 21:47

Suudi Arabistan'dan BAE'ye Türkiye darbesi

Suudi Arabistan Katar ile ortak zemin arayışında: Bu kez BAE izole edilebilir

2017 yılında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır’ın Katar'a yönelik uyguladığı ambargo ve büyüyen Körfez krizinde yeni bir döneme giriliyor. Joe Biden'ın başkan seçilmesiyle Türkiye ve Katar ile ilişkilerini düzeltme yoluna giden Suudi Arabistan'ın Katar ile çözüm anlaşması imzalamaya yakın olduğu belirtildi.

WSJ, Suudi Arabistan'ın krizi çözmek için ortak bir zemin bulma konusunda daha istekli olduğunu belirterek, ablukaya alan ülkelerin ablukayı kaldırma taleplerini gevşettiklerini bildirdi. Bazı analistlere göre BAE, Katar karşıtı tutumuyla kriz çözüldüğünde izole kalabilir.

Katar ve Suudi Arabistan'ın, üç yıllık Körfez krizinde bir ön anlaşma imzalamaya yakın oldukları belirtiliyor.

Beklenen anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanı Jared Kushner’in Körfez krizini çözmek için Körfez bölgesine gelmesinden sonra duyuruldu.

KUSHNER ANLAŞMA TURUNA ÇIKTI

Kushner’in turu, bu haftanın başlarında Riyad’da Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ile ve Çarşamba günü Doha’da Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thani ile görüşmeleri içeriyordu. El Cezire, Kushner'in Katar'dan ayrıldığını öğrendi.

Wall Street Journal (WSJ) Çarşamba günü, ABD yetkililerinin görüşmelerin ana odağının Katar uçaklarının Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) hava sahasından geçmesine izin verme konusundaki bir anlaşmazlığı çözmek olduğunu aktardı.

 BAE, BAHREYN VE MISIR'I KAPSAMIYOR

Bloomberg, yakın anlaşmanın Suudi Arabistan ile birlikte Katar'a karşı bir dörtlü abluka oluşturan BAE, Bahreyn ve Mısır'ı kapsamayacağını bildirdi.

Dört ülke Haziran 2017'de Katar ile diplomatik ve ticari bağları keserek bir dizi yaptırım uygulama kararı almıştı. Körfez devletine kara, deniz ve hava ambargosu uygulanmıştı. Ablukayı kaldırmanın bedeli olarak ise 13 maddelik bir ültimatom belirlenmişti.

SUUDİ ARABİSTAN ORTAK ZEMİN ARAYIŞINDA

WSJ, Suudi Arabistan'ın krizi çözmek için ortak bir zemin bulma konusunda daha istekli olduğunu belirterek, ablukaya alan ülkelerin ablukayı kaldırma taleplerini gevşettiklerini bildirdi.

Kushner’in turu, bu haftanın başlarında Riyad’da Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ile ve Çarşamba günü Doha’da Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thani ile görüşmeleri içeriyordu. El Cezire, Kushner'in Katar'dan ayrıldığını öğrendi.

Wall Street Journal (WSJ) Çarşamba günü, ABD yetkililerinin görüşmelerin ana odağının Katar uçaklarının Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) hava sahasından geçmesine izin verme konusundaki bir anlaşmazlığı çözmek olduğunu aktardı.

Londra'daki King's College'da görevli Andreas Krieg, Al Jazeera'ya verdiği demeçte, Körfez'deki ideolojik uçurumun Suudi Arabistan değil, Katar ile BAE arasında olduğunu vurguladı:

"Emirlikler şu anda herhangi bir taahhütte bulunamıyor veya buna istekli değiller. Bu, BAE'yi tıpkı 2014 Körfez krizi olayından sonra olduğu gibi oldukça izole bırakabilir ve Biden yönetimine Abu Dabi'nin bölgede yıkıcı bir oyuncu olabileceğine dair yanlış sinyal gönderebilir"

Orta Doğu’da adeta dengeler değişiyor. Birleşik Arap Emirlikleri’ne karşı Suudi Arabistan, geçmişteki hamlelerinin aksine Türkiye ile yakın ve sıcak temas kurmaya başladı. Özellikle 2020 yılının başlarından itibaren BAE’den ayrışmaya başlayan Suudi Arabistan’ın Türkiye ile bir süredir gerilimli seyreden ilişkileri yeniden iyileştirme tercihine yöneldiği görülüyor.

Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) bölgesel politikalarda ayrışma sinyali her geçen gün güçleniyor. Riyad özellikle Yemen, Filistin, Katar ve Türkiye politikasında farklı bir yol izlemek istiyor. BAE, Katar'a ambargoda ısrar ederken, Suudi yönetimi ambargonun yakın zamanda sona ereceğine dair sinyaller veriyor. BAE, Doğu Akdeniz'de İsrail ve Yunanistan ile işbirliğine giderken Riyad, Türkiye ile ilişkilere vurgu yapıyor.

Ayrışmalar başladı

Yeni Şafak’ta yer alan habere göre, son yıllarda bölgesel ittifak görüntüsü veren Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki ilişkinin 2020 yılının başından itibaren önemli konularda ayrışmaya başladığı görülüyor. Bunda Suudi Arabistan yönetiminin bölgesel politikalarda daha dengeli ve yapıcı bir rol oynama isteğiyle birlikte, BAE'nin adeta Riyad'ı yönlendirdiği algısına bir son verme isteğinin de rol oynadığı görülüyor. Riyad ile Abu Dabi arasındaki ilişkinin başta Yemen olmak üzere, Katar, İsrail ve Türkiye'yle ilişkiler düzleminde yol ayrımına doğru gittiği görülmekte. Özellikle Yemen'de iki ülkenin stratejisinin 2020 yılıyla birlikte tamamen farklılaştığı ve BAE'nin ülkede ayrılıkçı bir politikayı yürürlüğe koyduğu görülmekte.

Abu Dabi yönetimi özellikle 2020 yılının ilk aylarda Yemen'de izlediği politikada, Riyad'ın hedeflerinden ayrıştığı görülüyor. BAE, Yemen'de stratejik Sokotra Adası başta olmak üzere, Güney Geçiş Konseyi üzerinde ayrılıkçı bir gündemi uygulamaya sokmaya başladığı ve Riyad destekli Yemen hükümetinin gücünü zayıflatmaya dönük adımlar attığı görülmektedir. Abu Dabi'nin bu adımıyla Riyad'ı 5 yıldır devam eden ve Yemen'de insani drama neden olan müdahale politikasında hem yalnız bıraktığı hem de Riyad'ı stratejik çıkmaza sürüklediği görülmekte.

BAE, İsrail ile ihanet anlaşmasına imza attı

İsrail'le ilişkiler meselesi de iki ülke için üstü örtülü bir bölgesel liderlik ve rekabet meselesine dönüşme görüntüsü vermekte. BAE'nin, Ağustos ayında İsrail'le attığı "ihanet anlaşması" adımıyla Filistin meselesinde Suudi Arabistan'ın liderlik üstlendiği "Arap Planı"nın altını boşalttığı, dolayısıyla Arap ülkeleri arasında Riyad'ın liderlik pozisyonunu sarstığı görülüyor. BAE, peşinden sürüklediği bazı Arap ülkeleriyle hem Arap kamuoyunun mevcut rejimlerle ilişkisindeki gerilimi artırırken, Suud yönetiminin bölge halkları nezdindeki meşruiyetini de sıkıntılı bir konuma sürüklemeye çalışıyor.

Suudi Arabistan, Arap Planı’na sadık kalacak

Riyad, Abu Dabi tarafından Filistin meselesinde, Yemen'den sonra bir başka çıkmaza sürüklenmek ve ABD ile karşı karşıya gelmek zorunda bırakıldı. Özellikle, BAE'nin İsrail'le attığı imza sonrasında Suud yönetimi, Washington'dan gelen yoğun baskıyla karşı karşıya kalmıştı. Buna karşın Riyad yönetimi, kendi önerisi olan "Arap Planı"na sadık kalacağını ve Filistin meselesinde adil çözüm sağlanana kadar İsrail'le ilişkileri normalleştirmeyeceğini son aylarda sıklıkla tekrarladı. Son olarak Suud Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya, Filistin meselesi çözülmeden ülkesinin normalleşmeye sıcak bakmadığını aktardığı ABD medyasına yansıdı.

Katar'a yönelik ambargo sona erebilir

Abu Dabi ile Riyad arasındaki görüş ayrılığının Katar'a yönelik ambargoda da oluştuğu görülmektedir. Haziran 2017'den bugüne devam eden ambargonun sürmesinde Abu Dabi'nin ısrarcı olduğu, buna karşın Riyad'dan son dönemde ambargonun yakın zamanda sona ereceğine ilişkin açıklamalar geldiği dikkat çekiyor. Son olarak Financial Times gazetesinde, ABD'de başkan seçilen Joe Biden yönetimine bir iyi niyet mesajı olarak Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Katar'a yönelik ambargoya yakın zamanda son vereceği iddia edildi.

Türkiye ile ilişkileri iyileştirme adımları

Riyad'ın BAE'nin İsrail'le yakınlaşan ilişkileri karşısında, tercihini Türkiye'yle bir süredir gerilimli seyreden ilişkileri yeniden iyileştirme tercihine yöneldiği görülüyor. Abu Dabi yönetimi, Türkiye'ye karşı İsrail ve Yunanistan gibi ülkelerle yakınlaşmayı tercih ederken, Riyad bu yönelimi tercih etmedi. Aksine Riyad, Türkiye'yle ilişkilere vurgu yapan birkaç adım attı. Bu yönde ilk adım İzmir'de yaşanan deprem sonrasında Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz'in başsağlığı mesajı yayınlaması ve yardım talimatı vermesiyle geldi. Hemen ardından Kasım ayında Riyad'ın ev sahipliğinde gerçekleşen G20 liderler zirvesi öncesinde Kral Selman ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşen telefon görüşmesi geldi.

İlişkilerde iki kritik adım

İkili görüşmeden hemen sonra Suud Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud'un, Türkiye ile iyi ve mükemmel ilişkilere sahip olduklarını açıklaması, Riyad'ın Abu Dabi'den bölge politikalarında ayrışmasında önemli bir işaret olarak algılandı. Bu mesajın hemen ardından Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, Suud mevkidaşıyla Nijerya'da İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında bir araya geldiği ve görüşmenin oldukça samimi bir ortamda gerçekleştiği haberi medyaya yansıdı.

İLGİLİ HABERLER