Ekonomi
  • 27.5.2004 12:07

TMSF BAŞKANI DA İÇİNDEN ÇIKAMADI: EROL AKSOY'UN BORÇLARI ARAPSAÇI...

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk, eski İktisat Bankası'nın hakim ortağı Erol Aksoy'un borcuna karşılık 38 şirketinin yönetim ve denetimine el konulmasına ilişkin olarak, ''Dün muhtemelen kafanız karışmıştır, biz 1 milyar 600 milyon dolar diyoruz, başkası 200 milyon dolar diyor. Bunu da hiçbir finansal mühendis çözemez. Türkiye'de bankacılık sistemini bu duruma getirmek gerçekten çok ciddi bir mühendislik emeğinin ürünü olsa gerek'' dedi. Ertürk, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Ömer Bolat'ı ziyaret etti. Ertürk burada yaptığı konuşmada, dün Erol Aksoy'un şirketlerine yönelik yapılan operasyona işaret ederek, operasyonun ardından böyle bir toplantıyı organize etmesinin MÜSİAD'ın önemli bir stratejik öngörüye sahip olduğunu gösterdiğini kaydetti. Bankacılığın en azından son 10 yıldır gündeminin birinci sırada yer alan bir mesele olduğuna dikkat çeken Ertürk, ancak hep trajedi yönü ile yer aldığını belirtti. Bankaların binlerce tasarrufçudan toplanan mevduatın, fonun kendine özgü teknik mekanizmalarla ekonomiye aktarma aracılığı eden müesseseler olduğuna işaret eden Ertürk, bankacılığın bütün dünyada bu fonksiyonu yerine getirdiğini vurguladı. NORMAL VATANDAŞIN ANLAMADIĞI İŞLER OLDU Türkiye'de ise buna ilave bir fonksiyonun daha yüklendiğini ifade eden Ertürk, şunları söyledi: ''Son 10 yılda maalesef bankacılık sadece finansal aracılık fonksiyonunu yerine getirmekle yetinmedi, aynı zamanda politik ve manipülatif aracılık fonksiyonları da yüklendi. Normal vatandaşın, Türkiye'de yaşayan bizlerin anlamadığı, hiçbir finansal mühendisliğin, hiçbir finansal hesabın çözemediği işler oldu geçmişte ve bugünde. Dün muhtemelen kafanız karışmıştır, biz 1 milyar 600 milyon dolar diyoruz, başkası 200 milyon dolar diyor. Bunu da hiçbir finansal mühendis çözemez. Ama burada kimse ile polemik yapmak, kimseye cevap vermek gibi bir misyonum yok, sadece şunu söylemek istiyorum; Türkiye'de bankacılık sistemini bu duruma getirmek gerçekten çok ciddi bir mühendislik emeğinin ürünü olsa gerek. Bankacılık sisteminin 2000-2001 yıllarında neredeyse yüzde 25'ni çöküntüye uğratacak duruma getirmek, gerçekten çok mahirane bir iş olsa gerek ve bugün biz bu finansal mühendisliği maalesef olumsuz anlamda ve Türkiye'nin aleyhine çalışmış olan bu finansal mühendisliği nasıl tersine döndürüp, nasıl Türkiye'nin menfaatine, kaybolan paraları, uçup giden paraları nasıl geri getireceğimizin çabasını sergiliyoruz ve bu da gerçekten ciddi bir finansal mühendislik gerektiriyor.''

İLGİLİ HABERLER