Gündem
  • 19.10.2008 13:41

TÜRKİYE'NİN BAŞARISININ 3 TEMELİ

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye'nin 2009-2010 dönemi BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesini, "Türkiye'nin ve Türk hariciyesinin tarihinde önemli gelişmelerden ve başarılardan bir tanesi" olarak değerlendirdi. Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesinin üç önemli temele dayandığını belirten Babacan, bunları; Türkiye'nin yaptığı iç reformlar, dış politikadaki başarısı ve bu başarıların iyi bir iletişimle dünyaya tanıtılması olarak sıraladı.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye'nin 2009-2010 dönemi BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesinin, Türkiye'nin iç reformlardaki ve dış politikadaki başarısı ve bu başarıların iyi bir iletişimle tüm dünyaya anlatılması temeline dayandığını söyledi.
New York'taki temaslarını tamamlayarak Ankara'ya dönen Babacan, Esenboğa Havalimanı'nda basın toplantısı düzenledi.
Türkiye'nin 2009-2010 dönemi BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesini değerlendiren Babacan, BM'ye üye olan 192 ülke olduğunu anımsattı ve bu 192 ülkenin gizli oyuyla seçimin yapıldığını vurguladı.
Babacan, Türkiye'nin "Batı Avrupa ve diğer ülke" grubunda aday olduğunu, iki koltuk için üç adayın, Türkiye, Avusturya ve İzlanda'nın yarıştığını ve geçen Cuma günü yapılan oylamada 192 ülkenin 151'inin oyuyla, Türkiye'nin 2009-2010 dönemi için BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi seçildiğini ifade etti.
Türkiye'nin 1 Ocak 2009'da görevine başlayacağını belirten Babacan, şöyle konuştu:
"Bu başarı aslında, üç önemli temele dayanmaktadır. Bunlardan bir tanesi, Türkiye'nin son 5-6 yıldır gerçekleştirmiş olduğu reformlardır, yani Türkiye'nin kendi içinde gerçekleştirdiği siyasi ve ekonomik reformlar bütün dünyanın ilgisini çekmiştir, bütün dünya tarafından takdir edilmiştir. Türkiye'nin kendi içindeki başarısı önemli bir faktör olmuştur.
Elde ettiğimiz bu başarının ikinci önemli dayanağı ise Türkiye'nin son 5-6 yıldır uygulamakta olduğu dış politikadır. Türkiye'nin dış politikadaki başarısı, pek çok uluslararası ve bölgesel konuya akılcı yaklaşımları, sorunların barışçıl yollarla çözümü için ortaya koyduğu gayretler, yine bütün dünyanın ilgisini çekmiştir. Üçüncü konu ise bütün bu başarıların iyi bir iletişimle dünyaya tanıtılmış olmasıdır."
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün hem Dışişleri Bakanlığı hem de Cumhurbaşkanlığı döneminde bütün temaslarında bu konuyu gündeme getirdiğini ve ülkelerden destek talep ettiğini belirten Babacan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da 2003 Temmuzdan bu yana yaptığı tüm temaslarında mutlaka bu konuyu gündeme getirdiğini ve destek talebinde bulunduğunu kaydetti.
Ali Babacan, bakanlık görevini sürdürdüğü 14 aylık dönemde 150'ye yakın ülkenin dışişleri bakanlarıyla toplantılar yaptığını ve her toplantıda mutlaka destek talebinde bulunduğunu ifade etti ve "Dolayısıyla hükümet olarak bu konudaki çabalarımız önemli olmuştur. Yine Dışişleri Bakanlığımızın, müsteşarından aday meslek memuruna kadar olan tüm kademelerinde, tüm dış misyonlarımızda, büyükelçilerimiz, başkonsoloslarımız bu konuyla ilgili yoğun temaslarda bulunmuşlardır" diye konuştu.

Ankara ve New York'ta bulunan iki ekibin de neredeyse 5 yıldır bu konuya odaklanmış bir çalışma ortaya koyduklarını ifade eden Babacan, "Türkiye'nin iç reformları, kendi içindeki başarısı, dış politika açılımları ve başarısı ve bunların iyi bir iletişimle tüm dünyaya anlatılması bu olumlu sonucu getirmiş oldu" dedi.


-"OYLAMA GİZLİ"-


Yapılan oylamanın gizli olduğuna dikkati çeken Babacan, oylamanın gizli olmasının durumu farklı bir hale getirdiğini ve ülkelerin desteğini kazanmak için yapılan çalışmaların niteliğinin de farklı bir çalışmayla gerçekleştirilebileceğini ortaya koyduğunu söyledi.

Babacan, bazı ülkelerin yazılı destek taahüdünde bulunabildiğini, ancak bu ülkelerin oylama gününde farklı tercihlerde bulanabildiklerini kaydetti. "Dolayısıyla buradaki kilit faktör gönülleri kazanmak, çünkü oy verme anı geldiği zaman, ki oy kullananlar biliyorsunuz ülkelerin daimi temsilcileri, oy pusulasını hangi ülkenin adını yazıp, katlayıp, attığı tamamen kendisiyle vicdanı arasındaki bir karar" diyen Babacan, ülkelerin başkentlerinden kuşkusuz talimatların geldiğini ve bunların önemli olduğunu, ancak yine de farklılıklar olabildiğini kaydetti.

"Gönülleri kazanmak" derken, o ülkenin başkentindeki karar vericilerin ve oy kullanacak daimi temsilcilerin gönlünde hangi ülke olduğunun önemli olduğunu bildiren Babacan, bu işte karşılıklı bir çıkar olup olmadığının söylendiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böyle dahi olsa, destek veriyor gibi gözüküp destek vermemek bu seçimlerde mümkün. Bu her gizli oylamada olduğu gibi burada da mümkün. Oy kullananlar, o ülkeyi gönülden destekliyor mu, desteklemiyor mu, işte bu oylamanın sonucunda ortaya çıkıyor."


-"12 YILDIR ELDE EDİLEMEYEN BAŞARI"-


Türkiye'nin 192 ülkenin 151'inden oy aldığını bir kez daha vurgulayan Babacan, bunun yaklaşık yüzde 80'e varan bir destek olduğuna işaret etti. Babacan, Türkiye'ye desteğin belli bir coğrafyadan değil, tüm dünyadan geldiğini, Türkiye'ye olan desteğin tüm dünya coğrafyasına yaygın bir destek olduğunu ifade etti.

"Dolayısıyla Türkiye'nin sadece belli bir coğrafyada değil, dünya coğrafyasının tümüne yayılmış bir desteği söz konusudur. Bu da Türkiye'nin olumlu algılanmasının sadece bölgemizle sınırlı kalmadığını, tüm dünya coğrafyasına yayıldığını bizlere gösteriyor" diyen Babacan, 151 oy alınmasının dikkate değer bir başarı olduğunu belirtti.

Daha önce benzer seçimlere bakıldığında, 1996'da İsveç'in 157 oy aldığını söyleyen Babacan, 1996'dan 2008'e kadar başka herhangi bir ülkenin, iki koltuk için üç ülkenin yarıştığı durumda, bu kadar yüksek oy almadığını kaydetti. "12 yıldır elde edilemeyen bir başarıyı da Türkiye elde etti" diyen Babacan, Güvenlik Konseyinin BM'nin önemli bir organı olduğunu, aldığı kararların yaptırım gücü olduğunu belirtti.

Ali Babacan, BM Güvenlik Konseyinde 15 üye olduğunu, bu üyelerin 5'inin daimi, 10'nun ise ikişer yıllık süreler için seçilen üyeler olduğunu kaydederek, yapılan seçimlerde Türkiye ve Avusturya'nın yanı sıra diğer gruplarda Meksika, Uganda ve Japonya'nın seçildiğini söyledi. Türkiye'nin seçildiği gruptan ise iki yılını doldurarak İtalya ve Belçika'nın çıktığını belirten Babacan, önemli kararlarda 15 üyenin 9'unun oy vermesiyle kararın çıkabildiğini, 5 daimi üyenin ise veto hakkının bulunduğunu bildirdi.

-"BİLGİ VE TECRÜBE BİRİKİMİMİZİ TAŞIYACAĞIZ"-

BM Güvenlik Konseyinde, tüm önemli konularda Türkiye'nin bakış açısı ve yaklaşımının önemli olacağını vurgulayan Babacan, şöyle konuştu:

"Alınan kararların şekillenmesinde Türkiye'nin görüşü, yaklaşımı önemli olacak. Türkiye, uluslararası konularda diyalog ile, uzlaşı ile çözüm bulunmasını desteklemekte. Türkiye, diplomasiyi ve barışçıl çözümleri temel alan bir dış politika uygulamakta. Biz kendi bilgi ve tecrübe birikimimizi, analiz yeteneğimizi kuşkusuz Güvenlik Konseyine de taşıyacağız."

Babacan, Türkiye'nin geçici üyeliğe seçilmesinde emeği geçen herkese, destek veren tüm ülkelere, ülkelerin BM nezdindeki daimi temsilcilerine, Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanlığında bu konuda emeği geçen herkese teşekkür etti ve "Milletimize ve memleketimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.

-SORULAR-

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Babacan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un Aktütün saldırısıyla ilgili açıklamasına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:

"Türkiye, yapmış olduğu reformlarla demokrasisini gittikçe derinleştiren, temel hak ve özgürlükler konusundaki uygulamalarını her geçen yıl daha ileri götüren bir ülke ve bu reformları biz Türkiye'nin, halkımızın kazanımları olarak görüyoruz. Özgürlüklerin, temel hakların daha iyi uygulanıyor olması kuşkusuz pek çok alanı kapsadığı gibi, basın alanını da kapsıyor."

Babacan, terörle mücadele söz konusu olduğunda tüm kurumlar, sivil toplum örgütleri, medya ve iş dünyasının Türkiye'nin yüksek menfaatlerini dikkate alarak tutum ve davranış içerisinde olmasının önemine dikkati çekti. Birlik ve beraberlik ve dayanışma içerisinde olunması gerektiğini ve terör örgütüne karşı tek bir vücut olarak hareket etmenin son derece önemli olduğunu belirten Babacan, "Ancak bunu başardığımız noktada biz terörle mücadelede başarılı olacağız" dedi.

-"YOĞUN AMA SESSİZ BİR TEMAS TRAFİĞİMİZ VAR"-

Babacan, "ABD'de yapılacak başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti'nin başkan adayı Barack Obama'nın Kıbrıs'ta Türk askerini işgalci gösteren bir mektubunun basında yer aldığının" hatırlatılması üzerine ise şöyle konuştu:

"ABD'de kuşkusuz bir seçim kampanyası devam etmekte ve bu, seçim kampanyasında her iki aday da ABD'deki farklı grupların, çıkar gruplarının eğilimlerini dikkate almakta. Hele hele seçimin son 2 haftalık bir sürecine girildiğini düşünecek olursak, oy potansiyeli olarak bütün grupların eğilimleri, arzuları, talepleri iki aday tarafından da dikkate alınıyor."

Her ülkede olduğu gibi, seçime giden bir ülkede oy verecek grupların beklentilerine yönelik söylemler, propaganda malzemelerinin kullanılabildiğini kaydeden Babacan, ancak iş başına gelip, koltuğa oturulduğunda, tutumların, davranışların ve politikaların farklı bir şekilde gelişebildiğini bildirdi.

Bu dönemde seçime giden her ülkede olduğu gibi ABD'deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyleyen Babacan, şöyle konuştu:

"Özellikle yeni yönetimin önüne dosyaları koyacak ekiplerle, yeni yönetime gelecek adayların dış politika danışmanlarıyla çok yoğun ama sessiz bir temas trafiğimiz de var.

Umarız ki, ABD'nin yeni yönetimi, Türkiye ile olan ilişkilerde işi bulunduğu noktadan çok daha ileriye götürme niyetinde olan, Türkiye ile olan ilişkileri her alanda derinleştirme eğiliminde olan bir yönetim olsun. Bizim arzumuz, beklentimiz bu yönde. Kim seçilirse seçilsin, yeni yönetimle çalışmaya hazırız, yeni yönetimle farklı alanlardaki işbirliğimizi geliştirmeye de hazırız. Ancak bu seçim döneminde, bu dönemin içinde olduğu özel şartları da mutlaka dikkate alarak değerlendirmek lazım, söylemleri, yaklaşımları bu çerçevede düşünmek gerekir diye düşünüyorum."

İLGİLİ HABERLER