Gündem
  • 21.9.2002 09:01

YASAL İLE MEŞRUNUN ÇATIŞMASI

KAYNAK : Haber Vitrini Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın milletvekili adaylığının veto edilmesi, eski bir tartışmayı yeniden hatırlattı: Yasal ile meşrunun ayrışmasının sonuçları ve meşruiyetin kaynağının ne olduğu. Fotoğrafa baktığımızda ortaya çıkan tablo şu: Halkın nazarında meşru ve muteber olan bir siyasi kişilik, devlet aygıtının gözünde yasaklı, hatta zararlı. Erdoğan’ı başbakan yaparak, ülkeyi teslim edeceğine kesin gözüyle bakılan, her türlü meşruiyet ve egemenliğin kaynağı halk mı çok gafil? Yoksa gücünü, yetkisini ve daha önemlisi meşruiyetini halktan alan devlet organizasyonu mu yanlış teşhis ve müdahalelerde bulunuyor? Halkın sırtını sıvazlamamız gerektiğinde dilimize pelesenk ettiğimiz ‘sağduyu’ boş bir slogan mı? Milletin organize şekli olarak tanımlanan devlet aygıtı, halkın dışında, hatta üzerinde bir varlık mı? En temel meselelerde bu kadar taban tabana zıt tavırlar ortaya koyan halk, devleti ile nasıl barışacak? Şayet devlet, teşhis ve müdahalelerinde isabetli hareket ediyorsa, bunu halka mal etmekte, onu ikna etmekte neden başarılı olamıyor? Bu soruların cevaplarının sosyal bilimlerin imkan ve teknikleri kullanılarak yapılacak uzun ve derinlikli araştırmalarla verilmesi gerekiyor. Türkiye’nin, meşru ile yasal arasındaki makasın bu kadar açık olmasına da, halkla devlet aygıtının böylesine zıt tavırlar içinde bulunmasına da tahammülü kalmamıştır. Bilimsel metotlarla, doğru cevaplara ulaşmadan girişilen ‘toplum mühendisliği’ çabaları sonuçsuz kalıyor ve toplumu yaralamaktan başka işe yaramıyor. Önümüzdeki örneğe baktığımızda, tezimizin doğrulandığı görülebilir. Gündemin hep birinci maddesi olmak, Erdoğan’ın popülaritesini artırıyor. ‘Mağdur’ edildiği ve kural dışı hamlelerle oyun dışına atılmaya çalışıldığı izlenimi, etrafındaki sempati halesini yoğunlaştırıyor. Gazetelerdeki ‘Tayyip olmazsa, yüzde 15’e kadar oy kaybedebilirler.’ anketleri, gerçeklerden ziyade, temennilerin ortaya konması gibi görünüyor. Aday listeleri açıklandı, binlerce aday adayı hayal kırıklığına uğradı, kurucular arasında bile listelere konmayanlar var. Teşkilatlarda yapılan temayül yoklamalarının hiçe sayıldığı, il başkanlarının çok istemesine rağmen aday olamadığı bir ortamda, AKP ile ilgili en küçük bir tartışma yaşanmaması manidardır. ‘Lideri linç edilen’ parti, kırık kolu yen içinde bırakmayı tercih etmiştir. Daha birçok ‘toplum mühendisliği’ acemiliklerini sıralayabiliriz. Ancak asıl tehlike, halkla devlet arasındaki mesafenin giderek açılıyor olması. zaman

İLGİLİ HABERLER