Gündem
  • 14.7.2009 04:26

YAZICIOĞLU'NUN EKSİKLİĞİ HİSSEDİLMEYE BAŞLANDI!..

İşte Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefat ettiğininde bir çok kişinin en çok endişelendiği konu...

Nuh GÖNÜLTAŞ yazdı… (bugün)


Muhsin Bey'in eksikliği hissedilmeye başlandı...

Muhsin Yazıcıoğlu rahmetli olduğunda en fazla endişelendiğim konu işte buydu.

Bu Alperenler denilen...

Genç, kanlı, canlı, heyecanlı...

Vatan ve millet sevdasıyla yüklü...

Dini duygularla çok rahat ateşlenebilen...

Akılları ile değil daha çok duyguları ile harekete geçen bu arkadaşları tutmak, onları provokasyonlardan uzak tutmak, kavgaların yaşandığı ortamlardan uzak tutmak pek kolay olmayacaktı.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun bıraktığı boşluk elbette doldurulmaz. Fakat ölenle de ölünmez. Hayat devam ediyor ve onun bıraktığı koltuğu doldurmaya çalışanların en birinci vazifesi gençliği, Alperenler'i kavga ortamlarından dolayısıyla provokasyonlardan uzak tutmaktır.

İdil Biret Topkapı Sarayı'nda konser veriyormuş.

Kimin umurunda!

Alperenler o konsere karşı bir eylem ortaya koymamış olsaydı, kim duyacak, kim bilecekti?

Piyanist İdil Biret'in yaptığı müziğin bu topraklarda kaç müdavimi vardır?

Ancak bir elin parmakları kadar. O halde bu gibi marjinal bir organizasyona karşı eylem koymak onu büyütmekten başka işe yaramaz.

Nitekim bu tür eylemler malum medyanın arayıp da bulamadığı eylemler türündendir.

Gördünüz işte neler yazılıp neler çiziliyor.

Alperenler hiç de layık olmadıkları sıfatlarla anılmaya başlıyor.

"28 Şubat Aczimendileri acaba başka bir kılıkla, Alperenler kılığıyla geri mi geliyorlar" diyenler bile oldu.

Şimdi...

Bu tür gruplar çok kolay provoke edilebilir.

Vakit Gazetesi'nin yazdıkları, çizdikleri ve önerdikleri ile harekete geçilmez.

Bu gazete genel itibariyle "ateşe körükle giden", "yangına gazla müdahale eden" bir anlayışa sahip. Onun için Alperenlerin yapması gereken ilk iş Vakit Gazetesi'nin yol göstermesiyle hareket etmemektir.

Kutsallar konusunda harekete geçmeden önce ince eleyip sık dokumak gerekir.

Öyle "yoldan geçerken Topkapı Sarayı'nda şarap ikramlı konser afişini gördük, haydi saldıralım, engelleyelim, vuralım, kıralım, kutsalımızı koruyalım" gibi anlık duygu patlamaları ile harekete geçip, provokatif ortamların doğmasına yol açmaya meydan vermemek lazım.

Bir yerde demokratik bir eylem ortaya konacaksa, bu yetkililer tarafından programlanıp gerekli tedbirler alındıktan sonra yapılmalı.

Yoksa, herkes kendiliğinden herhangi bir olayı, durumu, vakayı protesto için "Ya Allah, Bismillah, Allahuekber" diye ortaya çıkamaz, çıkmamalı, çıkartılmamalı...

Yapılacak işler mutlaka başı ve sonu, sınırları, yayılabileceği alanlar ve de kamuoyunda nasıl tepki göreceğine varana kadar inceden inceye hesaplanıp öyle yapılmalı.

Değilse Alperenlerin yeni dönemin Aczimendilerine dönüştürülmeleri ihtimali yüksektir!

Protestoda cemaat ile namaz kılmak da neyin nesi? Protesto sırasında kıldığınız namaz hangi vaktin namazıydı?

Yapmayın Allahaşkına, az ileride Sultanahmet var. Küçük Ayasofya var. Namazı protesto aracı haline getirmek hiç kimseye bir fayda sağlamaz.

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 16:17

İLGİLİ HABERLER