Spor
  • 3.12.2008 00:10

“SERVET’İN KAFASI KARIŞIK!..”

Gündemli ilgili olarak önemli açıklamalarda bulunan Büyüka Galatasaray'da son maçlarda form düşüklüğü gözlenen Servet için 'kafası karışık' yorumunda bulundu.
“CİDDİ BİR YAKINLAŞMA VAR”
Ligin henüz yarısını bile bulmadık. O bakımdan hem zirvede hem de tehlike bölgesinde çok şey değişebilir. Kocaelispor bir diriliş içerisine girdi mesela. Böyle olunca üstündekilerin de huzuru kaçtı. Hem zirvede hem tehlike bölgesinde ciddi bir puan yakınlaşması var.
KARTLAR ÇOK BASİT GÖSTERİLİYOR
Oğuz Sarvan sezon başında “ani reflekslere kart çıkarmayın, ısrarla devam ederse, üzerine yürürse, el kol yaparsa o zaman gösterin” diye uyardı. “Basit şeyleri görmeyin, es geçin” dedi. Ama bundan sonra da duyduğum bir şey var, hakemlere bir tebligat yapıldığı ve “en ufak şeyi bile affetmeyin” dendiği yönünde. Ama bir gerçek var ki bu kartlar çok basit gösterilmeye başlandı. Hacettepe maçında yapılan hareket sarı kart olmaz kardeşim. Fenerbahçe – Beşiktaş maçına bakalım, bana göre bu senenin en iyi maçlarından birini izliyorduk. 40. dakikada maç bitti. Gazozun havası kaçtı.
“ÇİFTE STANDART VAR”
Bizim ülkemizde futbolcular hakeme çok fazla itiraz ediyorlar. Gereksiz yere, yüzde 100 faul yapsa bile itiraz ediyorlar. Hakeme burada biraz inisiyatif vermekte fayda var. İlk sarı kartlarda genelde hata yapıyorlar. İkincide iş ciddi çünkü atılacağını biliyor futbolcunun hakem. Ama ilk sarı kartların çok kolay çıkarıldığını üşünüyorum. Vur diyince öldürmeyelim. Bizim yani futbol seyircisinin keyfi kaçıyor bu durumda. Maçlar mümkün olduğunca 11-11 oynanmalı. Ben çifte standart olduğunu kabul ediyorum ama bunun kötü niyetle yapıldığına inanmıyorum. Büyük takımın ve medyanın etkisinde kalınmıyor değil.
“HAKEMLERE ŞAŞIRDIM”
Bu haftanın hakemleri beklediğim gibi olmadı. Sanki daha ustalar maça gelirmiş diye düşünürken akılda, hesapta olmayanlar maça geldiler. İstanbul takımlarının maçına verilen hakemlere biraz şaşırdım. Bir şey daha dikkatimi çekiyor, Hüseyin Göçek hemen hemen her maç görev alıyor. Bir taraftan doğru buluyorum çok ara verdirmemeyi ama bir taraftan da ara sıra bir nefes aldırmak gerekiyor diye düşünüyorum.
“DENİZLİ’NİN KAFASINDA KORKU DİYE BİR ŞEY OLAMAZ”
Mustafa Denizli’nin en önemli sözü şu, “kadroya eleştiri var, oyuna eleştiri yok” diyor. Tello sakat, riske edemedi. Bobo yok ama Nobre var. Bir tek Holosko var oynatmadığı. 40. dakikasında eksik kalıyorsun maçın, buna rağmen maç dengeli gidiyor. Şunu kabul edelim ki Fenerbahçe seyircisi son 10–15 dakikada rahat oturamadı. Ben Beşiktaş’ın eleştirilecek bir yönünü bulamıyorum bu maçta. Eksik kalması bana göre etkiledi maçı. Eşit sayıda olsalardı da Fenerbahçe kazanabilirdi ama “Beşiktaş korktu” söylemini ben kabul etmiyorum. Mustafa Denizli’nin oyun anlayışında korku diye bir şey olamaz. Beşiktaş’ın kendi yarı alanında kalıp, Fenerbahçe’yi beklediğini gördük mü?
“HERKES GÖKHAN’I SUÇLUYOR AMA…”
Mustafa Denizli ile konuştuğumda “Tello düz koşu yaparken sorun olmadığını biliyordum. Ama dönüşlerde problem yaşıyordu” dedi. Ben ilk 18 kişilik kadroda olan bir oyuncunun oynamaya hazır oyuncu olduğunu anlarım. Keşke almasaydı kadroya ama ben “korku” sözüne katılmıyorum. Beşiktaş takır takır hücum etti. Ama kaleciden gelen pastan gol yiyorsun. Sen Zapotocny isen bu ofsaytı bozmayacaksın. Gökhan’ı suçluyor herkes ama Güiza’yı kaçıran Zapotocny. Hatta bir ara eliyle hamle yaptı topa sonra son adam olduğunu anladı ve çekti elini. Holosko 2 adım içerde olsa maç berabere bitecekti son dakikada.
“MUSTAFA HOCA KENDİNE GÜVENİYOR”
Teknik direktör değişikliği her takımı etkiler, Beşiktaş’ı da etkiledi. İyi yönde etkilenen futbolcular da oldu. Tello neredeydi, nereye geldi? Sivok neredeydi, nereye geldi? Kaybedilen puanlara bakalım; Kayseri’den çıkabilen var mı? Sivas’ı zaten söylemeye gerek yok. Fenerbahçe’ye Kadıköy’de yenilmekten daha doğal ne var? Beşiktaş kötü oynuyor diye eleştirilmiyor, aldığı sonuçlar yüzünden eleştiriliyor. Mustafa Hoca kendine güveniyor. Ne yapsın? Teslim bayrağını mı çeksin? Pazartesi çıkıp, kükremesi “moralli olun” anlamına geliyor.
“TRABZONSPOR DİRENÇLİ BİR TAKIM”
Trabzonspor dirençli bir takım. Trabzonspor’da sakat duyuyor musun? Ersun Yanal’ın çok güzel bir lafı var. “Trabzonspor 24 seneyi boşa atmış, şimdi banko şampiyonluk bekliyor” diyor. Sen bunca senenin faturasını gelip, bu seneye yükleyemezsin. Ama şuna katılıyorum ki Trabzonspor’da orta sahayı organize edecek bir isim olsa takım çok daha farklı bir yere gelebilir. Keşke Colman’dan bir üst kademe futbolcu alsalardı. Senin orta sahada bir beynin yok. Tek pasta takımını pozisyona sokacak bir oyuncun yok. Umut ve Gökhan çok çalışıyorlar, arı gibiler ama balı az yapıyorlar. Sanki önemli bir golcü ve orta sahaya daha iyi bir oyun kurucu alınırsa iyi olur gibime geliyor. Ama bu kadro da şampiyonluğu son haftaya kadar kovalar gibime geliyor.
“YATTARA BİLDİĞİMİZ YATTARA DEĞİL”
Yattara henüz bildiğimiz Yattara değil. O bildiğimiz Yattara olsa Trabzonspor’ın gücü ne kadar artar tabi ki bilemiyoruz. Gökhan’ın mücadelesi iyi ama gol atması gerekiyor. Güiza’ya da aynı şeyi söylüyoruz ya. Trabzonspor’un hücum zenginliği iyi bir Yattara ile çok fazlalaşır. Şu an varlığı ile yokluğu bir değil çünkü. Eski haine dönerse çok savunmanın belini kötü büker.
“FENERBAHÇE’NİN DERBİ PERFORMANSI MUHTEŞEM”
Fenerbahçe başkan vekili diyor ki “sadece derbi kazanmakla şampiyon olunmaz”. Fenerbahçeli olarak sadece derbilere bakarsan keyiften 4 köşe olursun. Ama genele bakarsan memnun olur musun tartışılır. Fenerbahçe’nin artık kazanmayı alışkanlık haline getirdiği derbiler acaba eksiklerin, yanlışların üzerini mi örtüyor. Kabul edelim ki Fenerbahçe’nin tadı damağında kalan bir maçını hatırlamıyoruz. Fenerbahçe’de öyle bir maç yok, bulamıyoruz. Ama derbi kazanmak da önemli tabi. Kendi sahasında kazandığı gibi gidip Ali Sami Yen’de, İnönü’de de kolay kolay kaybetmiyor. Bunlara bakınca Fenerbahçe’nin müthiş bir derbi keyfi var. Ama bunun dışında yeterli gayreti gösteremiyor.
“FENERBAHÇE İYİ KONSANTRE OLAMIYOR”
Sanki Fenerbahçeli oyuncular büyük maçlarda daha iyi motive oluyor. Diğer maçlarda ise daha iyi konsantre olmuyorlar gibime geliyor. Bunda yabancıların fazla olmasınında etkisi var diye düşünüyorum. Fenerbahçe takımı Galatasaray maçındaki kadar Ankaragücü maçında koşmuyor. Büyük ihtimal Denizli maçında da koşmayacak bu kadar. Büyük maç oynadığı zaman futbolun gerektirdiği bütün unsurları karşılıyor Fenerbahçe ama diğer maçlarda onu sergilemiyor.
“GALATASARAYLI FUTBOLCULAR SKIBBE’YE HAYRAN”
Galatasaray’ı sezon başında beğenerek izledik. O maçlardan sonra, özellikle Benfica maçından sonra Galatasaray sürekli geriye gitmeye başladı. Bu önemli kadroya rağmen Galatasaray’da sanki bir maça asılmama, isteksizlik görüyorum. Tıpkı Fenerbahçe’de olduğu gibi. Bunu sakatlara bağlıyordu Skibbe ama bundan sakatlar döndükten sonra da kurtulamıyor. Galatasaray’da ciddi bir de hoca tartışması var. Futbolcuların da hocaya ciddi bir hayranlığı var. Bazı futbolcuların da formunda düşme var. Kim bunlar? Mesela en başta Servet var.
“SERVET’İN KAFASI KARIŞIK”
Servet ayağında top tuttuğu için değerlendirilecekse kötü. Avrupa Şampiyonası’ndaki durumu düşünelim, Servet oynasın diye dua ediyorduk. Kafası-gözü sargılı, kolunu, bacağını tuta tuta oynadı. Her insanın bir kaldırma derecesi vardı, Servet de yoruldu belki de artık. Buna bir de kötü özelliklerini ekleyince bu durum ortaya çıktı. Servet bana göre sadece eski formunda değil. Servet’e nereden bakarsak bakalım biraz dinlenmeye ihtiyacı var. Servet’e de ıslarla gelen teklifler var Almanya ve Fransa’dan. Bunların resmi teklif olmadığını biliyorum ama Servet’e giden haberler olduğunu düşünüyorum. Kafası ister istemez karışır. İyi bir teklif geldiyse kafası karışır ister istemez.
LINCOLN’E KİMSE TEPKİ VERMEZDİ”
Lincoln’ün yaptığı hareketler için Skibbe, “Bunları Almanya’da hep yapıyordu” dedi. Bunları Ronaldinho da yapıyor. Lincoln, Schalke’de en önemli oyuncuydu. Gitti bir kafa attı rakibine, 5 maç ceza aldı en önemli haftalarda ve takımını şampiyonluktan etti belki de. Bundan sonra takımında mutlu olamadı. Belki şu hareketi maçın başında yapsa kimse tepki vermez ama eksik kalmış Hacettepe, zor günler geçiriyor. Bunlar olaya girince tepki çekti ister istemez.
“YÖNETİCİLERE HAK VERİYORUM”
Türkiye’nin ve Dünya’nın bir geçeği var. Kolay mı transfer yapmak? Bazen yöneticileri eleştiriyoruz da şu anda kolay ve kaliteli transfer yapmak çok kolay değil. Biz de istiyoruz yeni yıldızlar gelsin, yeni oyuncular gelsin. Biz yayıncıyız, bizim için şahane olur. Ama Euro bu noktaya gelmiş, Dolar bu noktaya gelmiş onlara da hak vermek lazım. Mesela ben Fenerbahçe’nin bir santrfora ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
“FENERBAHÇE’NİN KAZANACAĞINI HİSSEDİYORUM”
İçimdeki duygu Fenerbahçe’nin kazanıp geleceğine yönelik. Sanki Fenerbahçe UEFA Kupası’na devam edecek gibi hissediyorum. 1 puan bile Dinamo Kiev’i UEFA’ya götürecekken Fenerbahçe’nin maç kazanmasının çok zor olduğunu düşünüyorum. Bir de Aralık’ın ortasında hava nasıl olur? Eksi kaç derece olur? Bütün bunlara rağmen Fenerbahçe bana göre önemli bir takım. Kazanma şansı olduğunu düşünüyorum. Kayıp da edebilir ama ciddi bir UEFA şansı var. İnanmak önemli ama inanmak yetmez bana göre. Sahaya çıkacaksın, mücadele edeceksin ve maçı alacaksın.
“YÖNETİMİN YERİNDE OLSAM…”
Fenerbahçe’nin mutlaka Deniz’i de kazanması lazım. Hoca inat ediyor ama doğru yapmıyor bana göre. Buyurun Selçuk da ıslıklanıyordu ama bugün nereye geldi. Ben Fenerbahçe yönetiminin yerinde olsam Aragones’in kafasına girerim Deniz’i takıma kazandırırım. Bu benim malım kardeşim, para vermişim, yatırım yapmışım. Önder de aynı şekilde. Bütün bü değişiklikleri yapması, alternatifleri kullanması lazım.
“COLMAN İYİ OYUNCU AMA…”
Delgado’da bir kıpırdanma olmasına rağmen bir Alex’in bir Lincoln’ün ağırlığını bulundurduğunu düşünüyorum. Galatasaray’ın da mutlaka bir sağ bek alması lazım. Trabzonspor’a da bir orta saha ve bir forvet gerekli diye düşünüyorum. Colman iyi oyuncu ama şampiyonluğa giden bir takımın orta sahasını yönetecek olgunlukta değil. Sivasspor’un da istikrarını takdirle karşılıyorum. (Maraton.com.tr)

Güncellenme Tarihi : 15.5.2016 03:41

İLGİLİ HABERLER