12 EYLÜL'ÜN HESABI İÇİN TUTAN MI VAR?
CHP Genel Başkanı Baykal : " Meclis başını kuma sokmamalı olayın üstüne yürümelidir. Meclis tatile girmeden bu çıkartılmalıdır. Dün Başbakan AB Büyükelçilerine yasanın mutlaka çıkaralıcağının sözünü vermiştir evet kendisini anlıyoruz ama çek mağdurlarının sorununu çözecek kanunda çıkmadan tatile girilmemelidir. Bu ekonomik sıkıntıya çözüm ararken çeşitli arayışlar devam ediyor ama bir kenara bırakılmış olan bir kesime dikkatinizi çekmek istiyorum. Vergi uygulamasına yönelik öneriler var ama iki kesime yönelik hiçbir arayış yoktur. Bunlardan biri çiftçi öbürü de esnaftır. 4 Milyon esnaf ailesi ve gene Türkiye'de tarımın taşıdığı istihdam içerisinde taşıdığı çiftçi ailesi bu iktidar tarafından terkedilmiş, kaderine bırakılmış yok sayılmıştır. Halbuki ekonomik darbenin en ağır darbesini onlar yemiştir. Bu konular çözülürken düşünülrken mutlaka esnafı ve çiftçiyi de kavrayacak önerilere ihtiyaç vardır. Sadece geçen haftanın değil ondan daha öncesinin ve önümüzdeki haftaların çok belirleyici temel konusu bir süre önce varlığı ortaya atılan irtica ile mücadele bir cemaatle mücadeleyi öngören belgeyle ilgilidir. Bu belge konusu geride bıraktığımız günlerin en temel konsu olmuştur. Ne olduğu meçhuldur.
HÜKÜMET GENELKURMAY İLE ARASINDAKİ UYUMUN NASIL OLUŞTUĞUNU BİZİMLE DE PAYLAŞSA
12 Gündür ortaya atılmış olan ithamlar boşa çıkmıştır. Sözkonusu olan TSK'nın temel işleriyle ilgilidir. TSK'nın güvenilirliği ile ilgilidir. Ortada bir itham var 12 gündür bununla ilgili bir bilgiye sahip değiliz. Bu belge ya iddia edildiği gibi TSK'yı izan eden bir belgedir emir komuta zinciri içinde Genelkurmay'ın bilgisi dahilinde hazırlanmış bir belgedir. Eğer böyle ise derhal ortaya çıkması lazımdır. Yada bu belge TSK'nın resmi bilgisi emir ve talimatı ile hazırlanmamıştır ama TSK'nın bazı mensuplarının katkılarıyla işbirliğiyle hazırlanmıştır. Yada bunların hiçbirisi söz konusu değil Türkiye'yi ve dünyayı ayağa kaldıran bu belge tamamen psikolojik bir savaşın gereği olarak TSK'yı küçük düşürmek amacıyla planlanmış bir belgedir ve o merkezler hazırladıkları bu belgeyi Türkiye'de güvenlik güçlerinin önemsemesini sağlayacak bir noktasındadırlar ve bunu kabul ettirmişlerdir. O zaman bunun ortaya çıkartılması ve gereğinin yapılması lazımdır. Başbakan çıktı bunu demokrasiye karşı bir tertip olarak ilan etti ve buna karşı mücadele kararlılığını ilan etti ve arkasından savcılığa başvurdu. Başbakan Bu iş ortaya çıktığı anda kıyameti kopardı ama dün AB Büyükelçilerine hepimiz tek yüreğiz bir ve beraberiz bu Türkiye'yi etkilememiştir ve çok uyumlu sevindirici olumlu değerlendirmeler yaptı. Bu 12 gün içinde Başbakan'ın olaya yönelik teşhisini bir komplo içerisinde bunu hep beraber götürüyoruz noktasına getiren hangi süreçtir ne olmuştur. Bizim anlayışımızı etkileyecek yeni bir unsur yok.
Ama yukarıda bir uyum var bunu görmekten bir mutluluk görüyoruz. Onlar arasındaki bu uyumun nasıl gerçekleştiğini lütfedip bizimle paylaşsalar da bizde millet olarak kaygılanacak hiçbirşey olmadığını görüversek.
ELBETTE İMZA BENZEYECEK. EĞER BENZEMİYOR İSE ŞAŞIRILMALIDIR
Daha bu konu netleşmiş değil. Fotokopi olduğu konusunda kabulu görüyoruz ama aslı vardır emniyettedir polistedir iddiasını bu belgeyi ilk yayınlayanların iddiası olduğunu da biliyoruz. Eğer bu bir fotokopi olarak avukatın yazıhanesinde bulundu ama ayrıca polisin elinde bunun aslı var ise demek ki emniyette bulunan fotokopinin dışında bu konuda emniyetin bir başka bilgisi de var demektir. Aslı mıdır fotokopisi midir bilmiyoruz. Avukatın parmak izi varmıdır fotokopide bilmiyoruz. Fotokopideki imza benziyor benzemiyor tartışması yapılıyor. Yani eğer fotokopideki imza benzemiyor ise buna şaşmak lazımdır. Elbette imza benzeyecektir. Belli bir kişiye ait olduğunu iddia etmek için ortaya konulmuştur. Neyi tartışıyoruz niçin tartışıyoruz? Bu gerçekten bir kaygı verici bir tablodur. Bu konudaki sükuneti sessizliği bütün bu dedikoduları rahatlığı izah etmek çok güçtür.
Eğer böyle bir belge yokta bu bir tertip ise Genelkurmay Başkanının o söylediği eğer doğru değilse ne olacağını görürsünüz tablosunun ne olduğunu bir an önce görmek istiyoruz.
Bu konuda gerçekten telaşı gerektirecek bir durum yok mudur öyle anlaşılıyor ki yoktur. Albay yerinde eğer yoksa o zaman neydi bu nereden çıkmıştı bunun altında ne yatıyordu. Canım onun altını o kadar kurcalamayalım. Üzüntü verici bir tablo. Türkiye'nin ciddiyete ihtiyacı var verilen sözlerin arkasında durulduğunu görmeye ihtiyacı var. Bunu bir an önce sağlamalıyız. İşin son sıkıntılı dönemlerini yaşıyoruz. Sayın Cumhrubaşkanı hepimizi teselli etti. Merak etmeyin gerçekler gizlenemez ortaya çıkar dedi evet gizlenemez ama biz gerçeğin bugün ortaya çıkmasını derhal ortaya çıkmasını istiyoruz. Bu olayın gerçekten iki olası gelişmesi de Türkiye'yi derinden etkileyecektir. Eğer TSK içinde birileri Genelkurmay'ın bilgisi ve talimatı dışında ondan kopuk olarak en kritik yerlerde görev yapan Genelkurmay'ın takımının parçaları. Bu silahlı kuvvetlerin örgütsel bütünlüğünü bir kurum olarak işler anlayışını yer yer kaybetmiş olduğunu bize gösterir. Vahim bir tablodur bunun bir an önce ortaya çıkması lazımdır. TSK bütün birimleriyle uyum içinde Anayasa'ya saygılı doğrultusunda Genelkurmay Başkanı'nın düşünceleri doğrultusunda ise bu itham nereden geliyor. Bu ithamı kim yapıyor ne cüretle yapıyor ne amaçla yapıyor nasıl yapabiliyor. Nerelerden güç alarak yapabiliyor. Ona bunu yapma imkanını kimler sağlamıştır. Bunun bir an önce aydınlığa kavuşturulması öbür ihtimalden daha vahimdir. BizTürkiye'de TSK'ya karşı tedbirleri devlet imkanlarını devlet gücünü değerlendirerek bu amaca hizmet ederek faaliyet gösterebilecek durumdayız. Böyle bir faaliyet var. O mu bu mu? O da bizi üzecek bu da bizi üzecek ne olacak unutalım mı? Unutursak bir süre sonra ne olacak?
Şimdi sergileyeceğimiz görmemezlikten gelmeler üstüne varmamalarla nereye gideceğimizi zannediyoruz?
Bu problem bundan sonra da sürekli olabilir. Siyasetimizin duyarlı hale getirilmesi bu sorunu kontrol altında tutacak bir çalışma yapılması lazım. Bu konuda kadroları yapılaştırmak yeni o doğrultuda önlemler alınması bir görevdir. Bu temel bir konudur.
Terörle mücadele bir noktada hukuk dışına çıkabilir insan haklarıyla birlikte sürdürülüyor olabilir olay devlet konusu ötesine intikam alma insan öldürme haline dönüşebilir. Hukuk dışı uygulamalar yer yer egemen olabilir bunlara karşı devletin önlem alması o doğrultuda etkisizleştirmesi ayıklaması devletin bir sistem olarak tutmayı bulması ihtiyacı vardır. Hassas bir konudur. Terörle mücadeleye zaafiyet getirmeden kimseye zulmedilmesine göz yummadan bulunup uygulamasının sağlanması lazımdır. Bu konuda da sorumlular araştırılabilir. İdari önlemler alınabilir bu da bir konudur.
12 EYLÜL'ÜN HESABINI SORMAK İSTİYLORSAN ELİNDEN TUTAN YOK NE GEREKİYORSA DA YAPALIM
Mafyalaşma terörle mücadelenin hukuk dışına kayması ve üçüncü kronik problemi askeri darbeye yönelik örgütlenmelerin çalışmaların faaliyetlerin zaman zaman su üstüne çıokması yada kapalı kapılar ardında yürütülmesi. Bu ülke 12 Eylül'ü yaşadı. Ber hesaplaşma istiyorsa toplum gereğini yaşıyor. Eğer Türkiye'de 12 Eylül ile ilgili hesaplaşmayı siyasi iktidar gereğini istiyorsa elini tutan mı var? Onun gereğini yaparsın. Anayasa'nın 15. maddesi var değiştirmek istiyorsan getirirsin değiştiririz. O oldu geçmişi kapatalım diyorsan onu da söyle.