200 MİLYON ARAP NEDEN BİR AVUÇ YAHUDİYLE BAŞ EDEMİYOR?
İran'ı ve Türkiye'yi dahil edersek bu rakam 350 milyonu bulur.
Bunu bir din savaşı olarak düşünmemeli.
Çünkü, Lübnan'da yaşayan Hristiyanlar da bu savaşın mağdurlarıdır. Aynı şekilde 1967 yılındaki İsrail-Mısır savaşında Kıptiler savaştan en az Müslümanlar kadar etkilendi.
Arap ülkelerini sayalım:
S. Arabistan, Lübnan, Ürdün, Irak, Suriye, Filistin, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Fas, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Umman. Bir iki tane daha..
Arap dünyasını bir arada tutan en önemli oluşum İslam Konferansı Teşkilatı'dır. Petrol üreten ülkelerle ilgili örgüt OPEC, bir başkasıdır. Arap Ekonomik Forumu, Arap Ülkeleri Dışişleri Bakanları toplantıları gibi etkinlikler de vardır. İSEDAK gibi etkinlikler de İslam Konferansı Teşkilatı'nın alt çalışma grubu olarak faaliyet göstermektedir.
Ama hiçbirinin bağlayıcılığı yoktur.
Aslında bunca nüfus ve onca ülkenin uluslararası etkinliği açısından belli ortak paydaları olmalı değil mi?
1. ve 2. dünya savaşlarının tarafı ve müsebbibi Avrupa ülkelerinin bu duruma gelmesini iyi analiz etmek gerekiyor. Öncelikle sanayi çağının en önemli unsuru demir- çelik bu ülkelerin harcı olmuştur. Demir çelik birliği ekonomik işbirliğine sonra da siyasi ve fiziki birliğine doğru gidiyor. Daha sonra Avrupa'nın ruhu olabilecek ilkeler çıkmıştır. Ama onun öncesinde, vizyon sahibi liderlerin ve ülke yöneticilerinin adımlarını anmak gerekir.
Arap ülkelerinin her biri diğerinden ekonomik, siyasi, coğrafi sebeplerle farklılık gösteriyor. Krallık, cumhuriyet gibi temel yönetim biçimlerinin hepsinde demokrasi sorunu var.
Bu durum öncelikle çağdaş dünyanın en önem verdiği demokrasi uygulamasındaki tavrına ters gelmektedir. Bu kendilerini ifadedeki en büyük zorluktur.
Arap dünyasındaki en büyük demokrasi uygulaması addedebileceğimiz Filistin seçimleri, Hamas'ın tercih edilmesiyle yine Batı'yla ters düşmüştür.
Lübnan'da da demokratik seçimler olmuştur ama, bu sefer de İsrail saldırıları ile bir anlamı kalmamıştır.
Yine bu anlamda Hariri'nin öldürülmesi de yine demokrasinin yara almasının bir başka sebebidir.
Dünyanın en zengini de, dünyanın en fakiri de yine bu bölgede. Ve, zenginle fakirin dış ticaret, sanayileşme ve şehirleşme stratejileri çok farklıdır. Bu konuda da birliktelik mümkün olamamaktadır!
Aslında İsrail'le çatışma, Ortadoğu'daki ticareti de engelleyen önemli bir faktördür.
Böyle olunca, her bir ülke birbirine değil, dünya devlerine yüzünü çevirmektedir!
Uluslararası güçlerin bölgedeki etkinlikleri de, ulusal politikaların ırk veya din ekseni üzerine oturamamasını önemli derecede etkilemektedir.
Irak'ta artık tamamen Amerikan etkisi vardır.
Ürdün, uzun süre Irak'taki ambargonun ekonomik kaymağını yiyen ülke olmuştur. Nitelikli serbest bölgelerle Amerika bu etkiyi devam ettirdi.
Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerindeki etkisi sadece askeri kaynaklı değil, petrole bağımlılık sebebiyle de Amerikanvaridir.
Kuzey Afrika'da ağırlıklı olarak Fransa olmakla birlikte, Libya'da İtalyan, Mısır'da İngiliz kültürü ve ekonomik etkisi her şeyde kendini göstermektedir.
Arap ülkelerinin kendi aralarında da sorunlar bir türlü bitmemektedir.
Mısır ile Libya, Irak ile Kuveyt, Suriye ile Lübnan, Filistin ile Ürdün, Yemen ile Suudi Arabistan, Tunus ile Cezayir arasında bir türlü bitmeyen coğrafi, mezhep ve siyasi çatışmalar vardır!
Bu çatışmalar belli aralıklarla ve özellikle birliktelik için adım atılacağı veya İsrail'in saldıracağı dönemlerde öne çıkmakta.
Bu durum, sadece Arap ülkeleriyle sınırlı değildir. Bakın son zamanlarda nükleer bahanesiyle İran'a yapılan uluslararası baskılara. Hatta Türkiye'deki PKK saldırılarının artmasının da aynı döneme denk gelmesi aynı ölçüde anlamlıdır.
Yılbaşında Mısır yeni ekonomik reformları açıkladı. Yabancı sermaye ve yatırım konusunda büyük ilgi ile karşılandı. Dünyadan çok büyük sermaye akışı başladı. Ne yazık ki, bu yatırımlar İsrail'le ilişkilendirildi. Buradaki yatırımcılar ihracatlarının bir kısmını İsrail üzerinden yaptıklarında kota ile karşılaşmayacak. Mısır'ın da eli bir şekilde bağlanmış oldu!
Ortak amaçlarınız, vizyonunuz yoksa, nereye gitmek istediğinizi bilmiyorsanız ve buna bağlı lojistik desteklerinizi sağlamıyorsanız ve en önemlisi güçler arasında koordinasyonu sağlayarak güçlü bir iletişim stratejisi takip etmiyorsanız şansınız hiçbir zaman olamayacaktır. Tıpkı bugünkü Arap dünyası gibi.
Dini inanışların hiç mi rolü yok Ortadoğu'da olup bitenlerde?
Elbette var ama öncelikli olan onlar değil galiba!
(bugün)
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 04:14