3 YILDA 4 MİLYON KİŞİ YOKSULLUK SINIFINDAN ORTA SINIFA ÇIKTI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, siyasetin finansmanında şeffaflık sağlanması ve mal bildirimleriyle ilgili şeffaflık çerçevesinin genişletilmesi amacıyla bir yasa hazırlığı içerisinde olduklarını belirterek, düzenlemenin Meclis içerisinde bir 'Siyasi Etik Komisyonu' kurulmasını öngördüğünü ve mal bildirimlerinin erişilebilir hale geldiğini kaydetti.
Erdoğan, "Siyasi partilerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri başta olmak üzere kamu kurumu niteliğindeki kuruluşların merkez ve taşra yönetimleri, gazete, radyo gibi kitle iletişim araçlarının sahipleri ile mahkemeler tarafından atanan bilirkişiler için de mal bildirimlerinde daha açık bir düzenleme getirilmesini önemsiyoruz" dedi. Erdoğan, yoksulluğun, yolsuzluğun ve yasakların mazeretinin hikmet-i hükümet olamayacağına da vurgu yaparak, "Biz hikmet-i hükümet mantığının arkasında saklanan hiç hükümet olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Biz inanıyoruzki hukuk devleti sırlar dünyasında değil şeffaf bir zeminde olur.
Üzülerdek ifade etmeliyimki ülke olarak bedelini ödediğimiz bazı yolsuzluklar ve yasaklar devlet sırrı tanımının arkasına sığınarak yapılmıştır. Bu uygulamaların, bu yaklaşımın sonucu olarak insanımızın ekmeği küçülmüştür" diye konuştu.
AK Parti TBMM Grubu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Başbakan Erdoğan, toplumsal hayatın, barış ve demokrasi anlayışının özellikle halka yansıması bakımından bazı olumlu gelişmeler yaşandığını söyledi.
Türkiye'nin kalkınması, refahı, gelişmesinin önünde kurumsal engellerin yanısıra zihni engellerin de bulunduğunu belirterek, zihni engellerin aşılmasının bazen kurumsal engellerin aşılmasından daha zor olduğunu kaydetti. Yönetimde şeffaflık ilkesinin sağlanmasının, halkın bilgiye ulaşma kanallarının açılmasının Türkiye'nin en önemli meselelerinden birisi olduğuna işaret eden Erdoğan, bu anlamda büyük mesafeler aldıklarını vurguladı.
Yoksullukla, yolsuzlukla ve yasaklarla mücadelede yönetimin şeffaflığı ve saydamlığının çok önemli olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bize göre yoksulluğun, yolsuzluğun ve yasakların mazereti, gerekçesi hikmet-i hükümet olamaz. Biz hikmet-i hükümet mantığının arkasında saklanan hiç hükümet olmadık. Bundan sonra da olmayacağız. Biz inanıyoruzki hukuk devleti sırlar dünyasında değil şeffaf bir zeminde olur. Üzülerdek ifade etmeliyimki ülke olarak bedelini ödediğimiz bazı yolsuzluklar ve yasaklar devlet sırrı tanımının arkasına sığınarak yapılmıştır. Bu uygulamaların, bu yaklaşımın sonucu olarak insanımızın ekmeği küçülmüştür.
Ülkemizin acil meseleleri yüzünden üzerinde yeterince duramadığımız bu mesele çok önemlidir. Sırlar dünyası, açık ve şeffaf bir yönetimin, demokratik bir hukuk devletinin düzeni olamaz. Biz bu yanlış gidişatı değiştirdik. Halkın bilgi edinme kanallarına demokrasinin, kalkınmanın, gelişmenin ancak şeffaflıkla mümkün olduğunu ortaya koyduk. Siyasetin ve bürokrasının şeffaflaşması için birçok düzenleme yaptık. Bu çerçevede Bilgi Edinme Yasası'nı yürürlüğe koyduk" dedi.
Erdoğan, AK Parti grubundan bazı milletvekillerinin, şimdi de siyasetin finansmanında daha çok şeffaflık sağlanması ve malbildirimleri ile ilgili şeffaflık çerçevesinin genişletilmesi ihtiyacına cevap olmak üzere bir yasa teklifi hazırlığı yaptığını söyledi. Düzenlemeyle ilgili bilgi veren Erdoğan, Meclis içerisinde bir 'Siyasi Etik Komisyonu' kurulmasını öngören teklifi demokrasinin geleceği açısından önemsediğini vurguladı. Mal bildirimlerinin erişilebilir olmasının sadece siyaset erbabı için değil toplumsal sorumluluk alan herkes için önemli olduğunun altını çizen Erdoğan, "Bu anlamda siyasi partilerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri başta olmak üzere kamu kurumu niteliğindeki kuruluşların merkez ve taşra yönetimleri, gazete, radyo gibi kitle iletişim araçlarının sahipleri ile mahkemeler tarafından atanan bilirkişiler için de mal bildirimlerinde daha açık bir düzenleme getirilmesini önemsiyoruz. Kuşkusuz bu teklif, olgunlaşma sürecinde yeni katkılarla şekillenecek" diye konuştu.
'ORTA SINIFI YENİDEN HAYATA DÖNDÜRDÜK'
Zaman zaman bazı çevrelerin haklı argümanlarla hükümeti eleştirdiğine de işaret eden Erdoğan, "Bu eleştirilerin başımızın üstünde yeri var, ancak bakıyorsunuz eski krizleri adeta doğal afetmiş gibi gösteriyorlar. Kendi iktidarlarını, kendi yaptıklarını adeta birer doğal afetmiş gibi göstermeleri de manidar. Ekonomik göstergeleri 2001-2002 yılı rakamlarıyla kıyasladığımızı söylüyorlar. 'Herşey zaten dibe vurmuştu' diyorlar. 2001 kriziyle Türkiye'nin tüm dengeleri alt üst olmuştu, ancak biz sık sık birşeyi vurguluyoruz. Biz son 4 yılı yalnız 2001 krizinin tahribatını gidermekle kalmadık, son 40 yılın rekorlarını kırdık" şeklinde konuştu. Yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin bu ülkede son yıllarda ya da son krizde oluşmuş bir kriz olmadığını dile getiren Erdoğan, en üstteki gelir grubuyla en alttaki gelir grubu arasındaki fark onyıllar boyunca süregelmiş kötü yönetimlerin eseri olduğunu bildirdi.
Önceki dönemlerde orta sınıfın nasıl eriyip kaybolduğunun, dar gelirli yoksul sınıfta nasıl bir gelişme yaşandığının herkes tarafından iyi bilindiğini belirten Başbakan Erdoğan, o dönemlerde yoksulların daha da yoksullaştığını, orta sınıftakilerin hayat standartının düştüğünü söyledi. Hükümet olarak bu durumu tamir etmeye çalıştıklarının altını çizen Erdoğan, yoksulların toplam gelirden aldıkları payı yükseltmek suretiyle orta sınıfı daha güçlü hale getirmeye başladıklarını kaydetti. "Bizim için makro ekonomik hedeflere ulaşmaktan daha önemlisi yoksulluğun, işsizliğin ne kadar azaldığı, gelir dağılımındaki makasın ne kadar kapandığıdır" diyen Erdoğan, TÜİK'in en son işsizlik raporlarına bakıldığında bu alanda somut neticeler alındığının görüleceğini söyledi. Gıda ve gıda dışı yoksulluk oranının yüzde 27'lerden yüzde 20'lere kadar düştüğünü hatırlatan Erdoğan, 2002 yılındandan 2005 yılına kadar geçen sürede yaklaşık 4 milyon insanın yoksulluk sınırının altında yaşamaktan kurtulduğunu bildirdi.
Bu insanların orta sınıf bandına geçtiğini dile getiren Erdoğan, 2002'de günlük geliri 1 doların altında olan insan sayısının 136 iken, 2005'te bu rakamın 10 bine kadar düştüğünü söyledi. Erdoğan, 2002 yılında en fakir yüzde 20'lik kesimin toplam gelirden aldığı payın yüzde 5.3, en üstteki gelir grubunun aldığı payın ise yüzde 50 olduğunu anlatarak, şöyle konuştu:
"Arada neredeyse 10 katı aşan bir fark oluşmuştu. Çok şükür bu noktada milletçe hepimizi sevindiren gelişmeler kaydedildi. 2005 yılında bu rakam bugün yüzde 6'ya, yüzde 44 oranlarına kadar değişmiştir. Yani gelir dağılımında en alttakilerin lehine iki-üç katlık bir kapanma yaşanmıştır. Durumu daha da iyileşen bir orta kesim oluşmaktadır. Ben onun için orta sınıfın yeniden hayata döndüğünü söylüyorum. Biz AK Parti olarak siyaseti yeniden nasıl inşa ettiysek orta sınıfı da yeniden inşa ediyoruz".
Kişi başına milli geliri 2 bin 500 dolardan 5 bin 350 dolar seviyesine çıkarttıklarını belirten Erdoğan, önümüzdeki dönemde 10 bin dolar hedefini yakalayacaklarını kaydetti. Orta sınıf bandını daha da genişleteceklerini, en fakir ile en zengin arasındaki mesafeyi daha da kısaltacaklarını vurgulayan Erdoğan, "Bizim sosyal istikrar dediğimiz şey budur. Toplumsal barış o zaman çok daha kuvvetlenecektir" dedi.
Hükümetin projesinin halkın bir bütün olarak kalkındırılması olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin tümünü zenginleştirmeyi hedeflediklerini belirtti. Erdoğan, 2. Dünya Savaşı'na katılan Avrupa ülkelerinin savaşın enkazından mamur ülkeler çıkardıklarına işaret ederek, savaş sonrası Avrupa'nın yeniden doğuşunu anlatan en iyi ifadenin sosyal restorasyon olduğunu, ağır ekonomik krizlerden geçen Türkiye'nin de bunu başaracağını kaydetti. Artık evsahibi, araba sahibi olmanın Türk insanı için hayal olmaktan çıktığını ifade eden Erdoğan, yoksulluğun temel hizmetlerden yararlanmak için engel olmaktan çıktığını bildirdi. 3 yılda 4 milyon insanın yoksulluk sınırının üstüne çıktığını ve orta sınıfa geçtiğini anlatan Erdoğan, milli geliri 10 bin dolara çıkarttıklarında bu sayının artacağını, o günlerin uzak olmadığını söyledi.
Erdoğan, dün Ekim ayı istihdam rakamlarının açıklandığını hatırlatarak, 1 yılda 608 bin kişinin iş bulduğunu, göreve geldiklerinde yüzde 10.3 olan işsizlik oranının yüzde 9.3 seviyesine gerilediğini söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin hem işsizlikle mücadele hem de istihdam yapısında önemli gelişmelere şahit olduğunu da bildirdi.