''300 beygir ve 300 kilometre hız yapabilecek bir ülkeyiz"
İSTANBUL (AA) - Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, kendisinin hep gazcı olduğunu hiç frenden yana olmadığını belirterek, ''Gerektiği zaman sadece frene basılmasına inanıyorum. Türkiye ekonomisinin gelişmesi, büyümesi, esnafın tüccarın ve istihdamımızın en iyi şekilde değerlendirilmesi için sürekli ekonomimizin gaza basması gerekir. Biz gaza basarken Allah'a şükür gaza basacak bir otomobile sahibiz'' dedi.
Çağlayan, Hilton Convention Center'de gerçekleştirilen ''Döviz Kazandırıcı Hizmetler Sektör Toplantısı''ndaki konuşmasına son zamanlarda cereyan eden terör olaylarında hayatlarını kaybeden şehitleri anarak, ve gazilere acil şifalar dileyerek başladı.
Ülke olarak çok fazla üzerine düşülmeyen fakat ekonomimiz açısından son derece büyük öneme ve potansiyele sahip olan ihracata dönük hizmet sektörleriyle ilgili bir toplantıda olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirten Çağlayan, şöyle konuştu:
''Bir ülke geliştikçe zenginleştikçe, GSYİH'sı içinde özellikle tarımın ve kısmen sanayinin payında gerileme olurken, hizmet sektörlerinin payında artış yaşanır. Bugün gelişmiş ve pek çok gelişmekte olan ülkede GSYİH içindeki büyük pasta hizmetler sektörününe aittir. 2012'nin en değerli şirketleri arasında hizmet sektöründe faaliyet gösteren şirket önemli bir yer tutuyor. Hizmet sektörlerimiz iç pazardaki canlılık ve talep değişiklikleri ile gelişiyor. Allah bize başka topraklara vermediği güzellikler, nimetler vermiş. Bu da özellikle turizm alanında bize büyük fırsatlar sunuyor.''
Çağlayan, Türkiye'nin hizmet ihracatı konusunda sağlık turizmi, bilişim, film ve eğitim sektörlerinin ekonominin son beş yılda en hızlı büyüyen sektörlerinden olduğunu belirterek, Türkiye'nin bu sektörlerde büyük potansiyeli olduğunu gösterdiğini söyledi.
On yıl öncesine kadar bu sektörlerin uluslararası ticaretinin sadece tüketim kısmında yani ithalat kısmında Türkiye'nin olduğuna vurgu yapan Çağlayan, ''2012 yılı itibarıyla söyleyebilirim ki; sağlık turizmi, bilişim ve film sektörlerinde önemli bir yerdeyiz. Sağlık turizmi, bilişim, eğitim ve film gibi sektörler ülkemizin uluslararası hizmet ticaretindeki yerini ve algısını değiştiriyor'' diye konuştu.
Çağlayan, Türkiye'nin geçen ağustos ayından bu ağustos ayına kadar geçen sürede gerçekleştirdiği ihracatın tam 146 milyar 269 milyon dolar olduğunu belirtti.
Toplantılarda genellikle bir konuşma süresi belirlemeye ve kendisine bir fren yaptırmaya çalıştığını dile getiren Çağlayan, ''Gerçi ben hep gazcıyım, hiç frenden yana değilim. Gerektiği zaman sadece frene basılmasına inanıyorum. Türkiye ekonomisinin gelişmesi, büyümesi, esnafın tüccarın ve istihdamımızın en iyi şekilde değerlendirilmesi için sürekli ekonomimizin gaza basması gerekir. Biz gaza basarken Allah'a şükür gaza basacak bir otomobile sahibiz. TC devletinin 300 beygir ve 300 kilometre hız yapabilecek bir ülke olduğunu düşünüyoruz. Niye biz gaza basmayalım-''
-''2012 hedeflerini her türlü zorluğa rağmen gerçekleştireceğiz''-
Çağlayan, 2012 yılını her türlü zorluğa rağmen koymuş oldukları hedefleri gerçekleştireceklerini belirterek, şunları kaydetti:
''Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı ülkelerin başında Avrupa geliyor. Ağustos ayında Avrupa'ya yaptığımızın ihracatını ihracatımız içindeki payı yüzde 33,6'ya düşmüştür. Bu çok önemli bir düşüştür. Geçen yıl ağustos ayında Avrupa'ya ihracatımızın, ihracat içindeki payı yüzde 43,8'dir. Geçen yılın başında yüzde 48'di. İhracatımızın büyük bir kısmını yaptığımız gerek Avrupa gerek Ortadoğu pazarlarında bir daralma var. İhracatımızın son 12 ayında 146,5 milyar dolar yaklaştığını söyleyebiliriz. Mevcut pazarlara bağlı kalsaydık ben şu an ihracatımızın neden aşağılara indiğini terleyerek sizlere anlatıyor olurdum. Öyle bir müteşebbise ve ihracatçıya sahibiz ki nereye gidiyorsak orada karşılığını alıyoruz.''
Bakan Çağlayan, Türkiye'nin Avrupa pazarlarında çok ciddi pay kaybettiğini bunun nedeninin Türkiye olmadığını vurgulayarak, ''Avrupa'nın talep daralması bu sonucu doğurmuştur. Ekonominin küçülmesinin ortaya çıkarmış olduğu bir sonuçtur. Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde yine pay kaybettik. İhracatımızın yüzde 75'ini yapmış olduğumuz ülkeler ekonomik küçülme yaşıyor. Nasıl yaptık peki biz bunu- Afrika'ya ihracatımız bu yıl, geçen yıla göre tam yüzde 54 arttı.''
Petrolümüz yok, doğalgazımız yok, ama...
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, hizmet ticaretinin ülke için mal ticareti kadar önemli olduğunu belirterek, ''Türkiye'nin hizmet noktasında çok önemli avantajları var. Petrolümüz yok, doğalgazımız yok, ama çok önemli bir beşeri sermayemiz var. Yaş ortalaması 29 olan 75 milyonluk bir nüfusa sahip Türkiye'' dedi.
Çağlayan, Türk girişimcisinin gittiği her yerde görmekten mutlu olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
''Hizmet ticareti de bizim için mal ticareti kadar önemlidir. Sizin bir döviz ve gelir sepetiniz var. Cari açık olan ülkelerin ekonomik performansında, borçlanmada, borçlanma faizlerinde ve yabancı yatırımcı gelme noktasında çok önemli bir gösterge. İlk yarıda yıl sonuna kadar cari açığımızda milli gelir oranını yüzde 7,5 gibi önemli bir orana getireceğiz. Türkiye'nin hizmet noktasında çok önemli avantajları var. Petrolümüz yok, doğalgazımız yok, ama çok önemli bir beşeri sermayemiz var. Yaş ortalaması 29 olan 75 milyonluk bir nüfusa sahip Türkiye. Geçen hafta Avusturya ile Almanya'ya gittim. Avusturya ile Alman yatırımcılar Türkiye'ye yatırım yapma konusunda adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Japonlarla Koreliler de aynı konuda yarışıyorlar. Zaman zaman bunu da açıklıyoruz. Daha geçen hafta Çankırı'da 516 milyon dolarlık bir lastik fabrikası, Japon firmasının yatırımı oldu.''
-Yabancı yatırımcı, siyasi ekonomik istikrar ve genç nüfus için geliyor''-
Çağlayan, Almanya, Japonya, Avusturya ve Koreliler'in ilgisinin Türkiye'nin kara kaşına kara gözüne olmadığına dikkati çekerek, ''Allah'a şükürler olsun kaşımız, gözümüz, boyumuz, posumuz da yerinde. Ancak, onlar Türkiye'ye siyasi istikrar, ekonomik istikrar, 29 yaş ortalaması olan genç nüfusa ve bilhassa iletişim ve ulaşım sektörüne ve Türkiye'nin jeostratejik konumuna geliyorlar. Bugün AB'nin yaş ortalaması 45. Almanya, Japonya'dan sonra dünyada 65 yaş üstündeki nüfusun genel nüfusa oranı yüzde 20'den fazla olan ikinci ülke. Sayın Başbakan boşuna söylemiyor. Türkiye'nin genç nüfusu gelecekte Türkiye'ye yatırım yapılmasını fazlasıyla artıracaktır'' diye konuştu.
-''Türkiye inanç ve termal turizmde de öne çıkıyor''-
Çağlayan, Türkiye'nin sadece genel turizmde değil, inanç ve termal turizmde de öne çıktığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bunların hepsine yatırım yapılır. Bugün Türkiye, Avrupa'nın birinci, dünyanın ise ikinci büyük kara taşıma filosuna sahip ülkesiyiz. Bugün Türkiye sadece turizmde 33,5 milyon turisti geçen yıl ağırlayan, Avrupa'nın 4'üncü, dünyanın 6'ıncı büyük destinasyonu olan bir ülkedir. Burada bir sorunumuz var; 33,5 milyon turist ağırlıyoruz ama buna rağmen kasamıza giren 73 milyar dolar. Türkiye'nin en büyük avantajlarından biri dünyanın en cesur girişimcilerine sahip olması. Gidin Irak'a, gidin Libya'ya sadece Türk girişimcilerini bulursunuz. O kaosun yaşandığı ortamda Türk iş adamları oradaydı. Bunun yanı sıra son derece ciddi ve çok pratik zekaya sahip insanlarımız.
Bugün Seattle'a, San Francisco'ya gidin, dünyanın en büyük şirketlerinde Google'da Microsoft'ta hepsinde Türk mühendislerinin olduğunu görüyoruz. Ancak kontrolsüz güç, güç değildir. Hizmet sektöründe Türkiye'nin çok büyük avantajları var. 150 milyar dolarlık bir ihracat yapan Türkiye'de hizmet ticaretinin en az 75 milyar dolar olması gerekiyor. Toplam hizmet sektörü içerisinde bu eğitim sektörü için 2 milyar dolarlık hedef koydular. 2020'de dünyada 6 milyon uluslararası öğrenci olacağı öngörülüyor. Bir öğrencinin yıllık maliyeti 40 bin dolar, gerek o ülkede kalmak gerekse o ülkedeki sosyal harcamaları için. Yani her gelen bir talebeyi sadece okula gidecek olarak görmememiz lazım.''
-''150 bine yakın uluslararası öğrenciyi getirmeyi hedefliyoruz''-
Çağlayan, 2023'de 150 bine yakın uluslararası öğrenciyi Türkiye'ye getirmeyi hedeflediklerini belirterek, ''100 binini getirsek bile, ortalama her bir öğrenci 20-25 bin dolar harcasa bile 2-2,5 milyar dolar demek bu. Bunu yaparken Türkiye'nin eğitim kalitesi her geçen gün artıyor. 2001'den 2011-2012'ye gelinen bu noktada Türkiye'deki üniversite talebesi 3'e katlamış durumda. Gerek vakıf, gerek devlet olmak üzere 169 üniversite var Türkiye'de. Bugün üniversitelerimiz için özel sektörün de eğitime verdiği destek ve göstermiş olduğu ilgi alkışlamaya değer'' şeklinde konuştu.
Üniversitelere önemli destekler de vereceklerini kaydeden Çağlayan, '' Türkiye eğitimde dış ticaret açığı veren bir konumda. Sinemada, sağlıkta, bilişimde dış ticaret fazlası veren bir ülkeyiz. Çok yakında Türkiye eğitimde dış ticaret fazlası veren bir ülke konumuna gelecek''dedi.
Muhabir: Sümeyye Dalkılınç
Yayıncı: Affan Kulunyar