ALİ YILDIZ
BOLU- Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından bu yıl 6'ncısı düzenlenen Abant Platformu, sonuç bildirgesinin açıklanması ile sona erdi.
11-13 Temmuz tarihleri arasında Bolu Abant Palace Otel'de düzenlenen ve 59 gazeteci, yazar ile bilim adamının katıldığı toplantılarda, ''Savaş ve Demokrasi'' konusu tartışıldı. Siyaset- ekonomi ve sosyal - kültürel olmak üzere 2 komisyon, 3 gün süren toplantılar sonunda bir sonuç bildirgesi hazırladı.
Divan başkanı ve toplantı koordinatörlerinden Prof. Dr. Mithat Melen tarafından okunan 13 maddeden oluşan sonuç bildirgesinde ise şu görüşlere verildi:
1 - Türkiye, potansiyel gücü, tarihi derinliği, genç ve dinamik nüfusu ile bölgesinin lider ülkesi olma potansiyeline sahiptir. Ulusal çıkarlarını doğru ve gerçekçi bir tarzda tanımlayıp, nerede yer alması gerektiğine karar vermelidir. Türkiye, ABD ve AB ile olan yakın ilişkilerinin yanı sıra diğer güç merkezleri ile olan ilişkilerini göz ardı etmeden, iç dinamik ile ulusal çıkarların en üst düzeyde savunulacağı yeni bir politikayı benimsemelidir.
2 - Bozuk gelir dağılımı, ekonomik eşitsizlikler, ülkeler arasındaki ekonomik uçurumlar, dünya kaynaklarının arttırılamaması, dünya nüfusunun artması, sermayenin belli bir dar çerçevede yığılması, gerçek savaş nedenleridir. Dünya refahından çok az ülke yüksek oranda pay alırken, ne yazık ki Türkiye'nin de içinde bulunduğu çok sayıda ülkede dünya zenginliğinden alınan pay en düşük düzeydedir. Yoksulluk sıralamasında genelde Müslüman ülkeler ilk sırada yer almaktadır.
3 - Demokrasi, çağımızda kabul edilebilir tek siyasi sistemdir. Bütün ülkelerin demokratikleşmesi için çaba harcanmalıdır.
4 - İslam ile demokrasi arasında çelişki yoktur. Küresel güvenin pekişmesi için, İslam ülkelerinde demokratikleşmenin gerekliliğine inanıyoruz. Türkiye gibi İslam ülkeleri de demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları konusunda çabalarını sürdürmeli ve bunu herhangi bir dayatma dolayısıyla değil, kendi halkının saygınlığı ve mutluluğu için yapmalıdır.
5 - ABD'nin denetimsiz hakim güç haline geldiği tek kutuplu dünyada, tehdit algılaması ve güç kullanımına ilişkin meşruiyet sorununu tartışılır olmaktan çıkarmak için, BM Güvenlik Konseyi ve diğer ilgili uluslararası hukuka saygı konusunda Türkiye etkin olmalıdır.
6 - Savaşların temel nedenlerinin başında, bölgesel ve küresel genişleme ve çıkar sağlama amacı yatmaktadır. Bu gidişatı engellemek ve demokrasinin evrensel gelişimine katkıda bulunmak amacıyla tüm kitle imha silahlarının azaltılması, denetimi ve son aşamada tamamen imhası yolunda yoğun çaba harcanmalıdır.
7 - Çağdaş dünyada barış egemen kılınmalıdır. Demokrasi ihracı gerekçesiyle bile savaş meşrulaştırılamaz.
8 - Günümüz savaşlarında sivil hedeflere yapılan saldırılar ve kullanılan bazı ileri teknoloji silahlarının tahrip gücü, yalnızca askeri hedefleri değil, tarihi ve kültürel birikimler ile çevreyi de yok ederken, masum sivilleri, yaşlı, kadın ve çocuk ayırımı yapmadan öldürmektedir. Türkiye buna karşı uluslararası kamuoyu oluşturulmasında aktif görev üstlenmelidir.
9 - İnsan, doğa ve kutsal arasındaki irtibatın kopartılması, bilim, teknoloji ve medya gibi unsurların etik dışı kullanılması kaos üretmekte ve savaşlara zemin hazırlamaktadır.
10 - Savaşı engellemenin ve barışı egemen kılmanın önemli esası barışçı bir zihniyetin yerleştirilmesi ve insanların barışa yönelik olarak eğitilmesidir. Akıl, tek başına amaç tayin edemeyeceği için bunun bir ahlak eğitimi olması gerekir.
11 - Dünyamızın içinde bulunduğu belirsizlik ortamı, yeni savaşlara zemin hazırlamaktadır. Bu ortamdan çıkış sürecinde ve barış düzeninin tesisinde diğer inanç mensuplarını ötekileştirmeyen İslam düşüncesi ve medeniyet pratiğinden azami ölçüde istifade edilmelidir.
12 - Genellikle uluslararası düzenlerin savaşlardan sonra kurulduğu ve galiplerin kuralları koyduğu bir vakıadır. Bu kez olup bitmiş bir savaştan sonra kurulacak düzenin yeni çatışmalara yol açmayacak esaslara dayalı olarak kurulması gerekmektedir.
13 - Medya, toplumu sadece dil, söylem, fikir, hatta yaşam tarzları alanlarında değil, savaş ve demokrasi konusunda da bilinçlendirmeye çalışmaktadır. Medyanın, egemenlerin istekleri doğrultusunda haber çarpıtma, haber gizleme gibi çeşitli yöntemlerle toplumu yanıltma çabası engellenmelidir. Bu nedenle barış ve demokrasi için, medyanın ürettiği yapay gerçeklerin, toplumsal gerçeklerin yerine geçmesi önlenmelidir.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:19