Gündem
  • 12.9.2005 12:22

ABD''Lİ YETKİLİLER, ''''TÜRKİYE''DE DARBE OLABİLİR Mİ?'''' SORUSUNA CEVAP ARIYOR...

YASEMİN ÇONGAR-MİLLİYET 25 yıl sonra benzer sorular Aradan çeyrek yüzyıl geçti. Bütün askeri darbeler gibi ''''hazırlanmış'''' olan ve gerçek bilançosu ancak hazırlık sürecinin bedeli de içine katıldığında hesaplanabilen 12 Eylül''den bu yana, Türkiye de, dünya da çok değişti. Bu değişimi, ''''Türkiye''nin de, dünyanın yarısından fazlasının da bugün, 12 Eylül 1980''dekine kıyasla çok daha açık birer topluma, çok daha kurumsallaşmış demokrasilere sahip olması'''' diye özetleyebiliriz. Değişimin derinliğini ölçmenin en kestirme yolu ise şu soruyu sormak: ''''2005 Türkiyesi''nde askeri bir darbeyi ''hazırlamak'' mümkün mü; böyle bir müdahalenin toplumsal ve uluslararası zemini oluşturulabilir mi?'''' Sorunun yanıtını gönül rahatlığı içinde ''''hayır'''' diye verebilmemiz, çeyrek yüzyıl sonrasının (arada 28 Şubat''ı da yaşamış olan) Türkiyesi''nde askeri darbenin artık mümkün olmadığını haykırabilmemiz gerekmez mi? Washington''da konuşulan Son aylarda Washington''da, ''''Türkiye''de yeniden bir askeri müdahale mümkün mü'''' sorusunu çeşitli ortamlarda dillendiren ABD''li yetkililere tanık oldum. Son haftalarda Washington''da, ''''Türkiye''deki gidişin sonu askeri darbe'''' diyebilen yönetimden bağımsız analistler dinledim. Son günlerde Washington''da, ''''ABD''nin çıkarları, Türkiye ile hükümetten hükümete bir ilişki yerine, devletten devlete ilişkiyi geliştirmektedir. Askeri ve sivil bürokrasiyle işi götürmektir'''' öğüdünü veren Türkiye uzmanları var. Yanlış anlaşılmasın. Yukarıdaki iki yorumun, ABD yönetiminin beklentisini ya da düşünce biçimini yansıttığı kanısında değilim. ABD, bu yorumlara endekslenmiş bir Türkiye politikası izlemiyor. Yine de bu görüşlerin, Washington''daki çeşitli ortamlarda dile getirilebildiğini bilin. Ancak bence, ABD yetkililerinin Türkiye''deki gidişat konusunda yaptıkları fikir egzersizinin genişliğini yansıtan ''''Yeniden darbe olabilir mi'''' sorusu önemli. Gözlemlerim, Washington''daki yetkililerin bu sorunun yanıtının ''''olumsuz'''' olmasını açık ve tereddütsüz biçimde istedikleri yönünde. Ama soru etrafında nabız tutma ihtiyacı duymaları bile başlı başına bir gösterge. Galeyan görüntüleri Sorunun hikmeti, Türkiye''yi yakından takip eden ABD''lilerin kaygıyla not ettiği ''''istikrarsızlaştırma'''' adımlarında. Türkiye''de barutu milliyetçilik olan, Türk-Kürt düşmanlığı üzerinden iş gören, daha fazla demokrasiye isteksiz, var olduğu kadarına da tahammülsüz bir çevre var. ABD''li yetkililer, bu çevrenin, milliyetçiliğe yatkın geniş halk kesimlerini kışkırtabilme yeteneğinden kaygılılar. Son dönemde sık tekrarlanan galeyan görüntülerini bu kapsamda değerlendiriyorlar. Bu görüntülerin birbirine eklene eklene, anti-demokratik bir girişimin ''''hazırlık'''' sürecini oluşturmaması için ne yapabilir? Bu kapsamda sohbet ettiğim bir ABD''li yetkili, bir ucu doğrudan Washington''a da dokunan bazı alt başlıklarda yoğunlaştı ve daha ziyade ''''sorumlu adreslere'''' işaret etti. Sorumlu üç adres Adreslerden biri, Türkiye''deki muhalefet. ABD''den Türkiye''ye bakanlar, ''''AKP karşısında ciddi bir alternatif sunan; Türkiye''yi daha başarılı bir ülke haline getirebileceğine toplumu inandırabilmiş'''' siyasi partiler görmüyorlar. Gördükleri, istikrarsızlaştırıcı bir rolü, farklı derecelerde de olsa, oynamaya eğilimli bir muhalefet. Konuştuğum ABD''li yetkilinin sözleriyle, ''''kaostan adeta medet uman'''' bir çevre bu, ve Washington''da sadece ''''anti-Amerikan'''' özellikleri nedeniyle değil, ''''demokrasi dışı arayışlara yatkınlığı'''' nedeniyle de kaygı yaratıyor. Yetkilinin gündeme getirdiği ikinci adres, AB. ABD''nin gözünde, Türkiye''nin istikrarlı ve Batı''ya entegrasyonu sağlam bir ülke olmasının yolu AB''ye tam üyelikten geçiyor. Hal böyleyken, neden bir ABD''li yetkili, AB''nin Türkiye''yi ''''istikrarsızlaştırabileceğinden'''' söz ediyor? Çünkü Washington''a göre, ''''Türkiye''ye diğer adaylardan farklı muamele yapılmasını önerebilen AB temsilcileri, aslında, ülkedeki Batı ve demokrasi karşıtlarına yardım ediyor.'''' Yetkilinin üzerinde durduğu üçüncü adres, PKK. Washington, PKK''nın tepesindekiler ile onların nüfuzundakilerin, Türk-Kürt düşmanlığını körüklemesini, galeyan görüntülerine zemin oluşturmasını, Türkiye''de yeni demokratik açılımları imkansızlaştırabilecek türden eylemler peşinde olmasını ''''alarm verici'''' sayıyor. Bu kapsamda, Irak''taki PKK varlığına karşı askeri operasyon dışındaki önlemlerle yetinme eğilimi, Washington''da hem mahcubiyet, hem tedirginlik gerekçesi. Zira, büyük çaplı bir PKK eyleminin, Türkiye''deki ''''demokratikleşme ve AB karşıtlarının işine yarayacağı gibi, ABD''ye yönelik tepkiyi artıracağı'''' da biliniyor. Türkiye''nin, 12 Eylül''den çeyrek yüzyıl sonra, demokrasinin sekteye uğrama olasılığını hala konuşabilmesinin nedenlerinden birinin bir ucuyla da olsa kendisine dokunması, ABD açısından ağır bir durum. Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 11:09

İLGİLİ HABERLER