Dünya
  • 23.1.2003 14:17

ABD'NİN 'ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİSİ' TARTIŞILIYOR...

KAYNAK : Haber Kaynağı EVRİM ÖCAL WASHINGTON- Kuzey Kore'nin, nükleer silah programlarına devam ettiğini açıklaması ve terör saldırıları gibi son olumsuz gelişmeler, ABD Başkanı George Bush'un ulusal güvenlik stratejisi açısından bir sınav niteliği taşıyor. Başkan'ı destekleyenler bütün bu unsurların güçlü bir Bush doktrinini ve küresel bir süper gücün devreye girmesini gerektirdiğini söylüyor. Bush'a muhalif kesim ise, Başkan'ın önleyici müdahalecilik - olaylar patlak vermeden duruma müdahale doktrinine - son derece yoruma açık olduğu gerekçesiyle karşı çıkıyor. Siyasi gözlemciler, Başkan George Bush'un geçen ay açıkladığı yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi'ni, son 50 yılın en önemli jeopolitik belgelerinden biri olarak nitelendiriyor. Gözlemcilere göre, yeni strateji, Saddam Hüseyin ve El-Kaide gibi tehditlerin bulunduğu yeni bir dünya gerçeğiyle baş edebilmek için 'Soğuk Savaş'la biçimlenen görüşlerden tamamen farklı çizgi izliyor. Belgenin, muhtemel bölgesel çatışmaları önleme yolları ve yeni savunma politikaları üzerinde durduğu gibi, düşmanın muhtemel bir saldırısını daha gerçekleşmeden önlemede Amerika'ya düşen rolü irdelediğini vurgulayan siyasi gözlemciler, her ne kadar Bush'un önleyici müdahalecilik stratejisinin ilk hedefi Irak gibi görünse de, belgenin, diktatörlere ve Amerika açısından tehdit unsuru taşıyan teröristlere yataklık eden tüm ülkeleri de kapsayacak şekilde kapsamlı olduğuna dikkat çekiyor. DOKTRİNE 'YETERSİZ' ELEŞTİRİSİ Ancak Bush doktrini, terör ve terörizmin tanımını yapmada yetersiz kalmakla da eleştiriliyor. Bazı siyasi gözlemcilere göre, çerçevenin tam anlamıyla tarif edilmemiş olması tehlikeli ve kaygan zemine yol açıyor. Eski bir Kongre üyesi olan Lee Hamilton, 'önleyici müdahalecilik' politikasının aslında çok da yeni olmadığını söylüyor. Halen Washington'daki Woodrow Wilson Merkezi'nin Direktörlüğünü yapan Hamilton, Amerika'nın geçmişte de ani tehlikelerle karşılaştığında önleyici müdahaleciliğe yönlendiğini ifade ediyor. Bununla birlikte, Hamilton'u kaygılandıran unsur, yeni stratejinin yeni tehditlere karşı alınacak tedbirler konusunda biraz aceleci tavır önermesi. Düşmanın niyetine, saldırganlık derecesine bakmaksızın harekete geçilmesini önermesi. Hamilton, aklına takılan soruları şöyle sıralıyor: ''Önleyici müdaheleciliğin sınırları nedir? Amerika, bu yeni stratejik doktrinde, hangi şartlarda bu yola başvurulacağını açık bir dille ifade etmiyor. Söz konusu tehdit ne kadar gerçeğe yakın bir ihtimal ya da saldırı tehdidinin gerçekten güçlü olması gerekiyor mu? Bu soruların cevabını, bu kararı yalnızca Amerika mı verecek? Eğer öyle ise Amerika'daki hangi kurumlar, kişiler verecek bu kararı? Bu tür bir değerlendirme sadece Başkan'ın yetkisi dahilinde mi olacak, yoksa hem Başkan hem de Kongre mi söz sahibi olacak?'' DOKTRİNLE İLGİLİ ENDİŞELER Eski Kongre Üyesi Lee Hamilton'u kaygılandıran yalnızca bu sorular değil. Hamilton, özellikle istikrarsız ülkelerin önleyici müdahele doktrinini kendi çıkarları yönünde kullanabileceğinden endişeli. Hamilton şunları kaydediyor: ''Önleyici müdahalecilik diğer ülkelerin eline verdiğimiz bir silah olmayacak mı? Daha şimdiden Rusya, Gürcistan'a karşı önleyici müdahelede bulunma hakkı olduğunu söylüyor. Çin de Tayvan'a karşı önleyici müdahele hakkını kullanmak isterse ne olacak? Ya da Hindistan, Pakistan'a karşı aynı doktrine sığınıp saldıracak mı?'' Hamilton, eğer Bush'un doktrini yaygın uygulama alanı bulursa tüm dünyanın anarşiye sürüklenmiş olacağını da iddia ediyor. 'DOKTRİNİN DİLİ NET DEĞİL' Nixon Araştırmalar Merkezi'nin Bölgesel Stratejik Araştırmalar Direktörü Geoffrey Kemp ise Bush yönetiminin amaç ve hedeflerinin çok doğru ve hassas olduğu görüşünde. Ancak Kemp de, doktrin dilinin net olmayışı yüzünden, 'düşman listesinin' uzayıp gidebileceğini kabul ediyor. ''Suriye niye şer ekseninde değil?'' diye soran Kemp, ''Bana söylendiği kadarıyla Suriye, Bin Ladin ve El-Kaide hakkında Amerika'ya bilgi verme konusunda çok yardımcı oluyor. Aslına bakılırsa Suriye hem şer eksenine dahil, hem de değil. Şam, El-Kaide'nin oluşturduğu tehlikeye karşı bize yardımcı olurken, hiç de iyi niyetler beslemeyen radikal terörist gruplara yataklık ediyor'' diye konuşuyor. Wall Street Gazetesi yazarlarından Max Boot da, doktrinin açık bir dil taşımamasının, aslında iyi bir savunma stratejisi olduğunu söylüyor: ''Önleyici müdahalecilik doktrininde kesin bir dil kullanılmamış olması, bence son derece zekice bir yaklaşım. Elimize büyük bir silah veriyor. Bence doktrine açıklık getirilmemeli. Suriye, İran ve diğer terörist ülkeleri şüphede bırakmalı, tedirgin etmeliyiz. Zira bu ülkeler Amerika'ya ve müttefiklerine karşı bir tür savaş yürütüyor''. 'DANIŞMANLARI BAŞKAN BUSH'U ETKİLİYOR' Washington'daki CATO Enstitüsü'nün Savunma ve Dış Politika Araştırmalar Bölümü Başkan Yardımcısı Ted Galen Carpenter, Bush yönetiminde katı tutum yanlısı görüşlerin ağır bastığını belirterek, ''Başkan Bush dış politika uzmanı değil ve bu sebeple de bu konuda danışmanlarının sözlerine kulak veriyor. Ne yazık ki küçük bir grup da olsalar, katı tutum yanlısı şahin yeni-muhafazakar başkanı daha fazla etkileyebiliyorlar'' diyor. Carpenter, yeni diye açıklanan stratejinin, aslında, Dick Cheney'in 'Baba Bush' zamanında Savunma Bakanı olarak görev yaparken kaleme aldığı belgenin gözden geçirilmiş ve yenilenmiş hali olduğunu bildiriyor. 'Pentagon Planlama Kılavazu' olarak adlandırılan bu belgede Amerika'nın, askeri gücünü arttırarak, süper güç konumunu alması konusuna değiniliyordu. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:12

İLGİLİ HABERLER