KAYNAK : Haber Vitrini
ANKARA - Olağanüstü Hal (OHAL) adaleti, DGM yargıcıyla Adalet Bakanlığı'nı mahkemelik etti. OHAL Valiliği'nin '40 güne kadar varan gözaltı süresi' istemlerini, geri çevirince hakkında soruşturma açılan Diyarbakır DGM Yedek Hâkimi Ali Haydar Yücesoy, Adalet Bakanlığı'na 10 milyar tazminat istemiyle dava açtı.
Hukukun, 'OHAL Bölgesi özel şartları'na kurban edilmesine karşı çıkan ve devletin terör dahil her türlü suçla hukuk devleti kurallarıyla mücedele etmek mecburiyetini anımsatan yargıç, bakanlık işleminin iptalini
ve soruşturmasıyla onurunu ve meslek kişiliğini küçük düşürdüğü gerekçesiylede Bakanlığın 10 milyar tazminata mahkûm edilmesini istedi.
Dava süreci şöyle gelişti:
Cezaevlerindeki kimi tutukluların 10'ar günlük sürelerle 40 güne kadar gözaltına alınması için başvuran OHAL Valiliği'nin teklifleri şimdiye kadar DGM'de istisnasız kabul edilirken, Yücesoy ince eleyip sık dokumaya başladı.
Yücesoy, suç-sanık ayrımı yapmadan kimi talepleri, "OHAL KHK'sının amacına, Anayasa'ya, CMUK'a, Gözaltı Yönetmeliği'ne aykırıdır, iki, üç, dört kez 10'ar günlük süre uzatmak için duyulan idari gerekliliklerin haklılığını ortaya koyacak bir kanıt sunulamamıştır" gerekçesiyle reddetmeye başladı, üst mahkemenin aksi yöndeki kararlarına rağmen tutumunda direndi.
Yargıcın, bir çatışmada yakınlarını yitiren ailenin 'işkence şikâyeti'ni ciddi bulup savcılığa suç duyurusunda bulunması da, ikinci 'suçu' kabul edildi.
Valilik ceza istedi
Söz konusu uygulamalara tepkisi sert olan OHAL Valiliği, yargıcı şikâyet edip, başka yere atanma dahil cezalandırılmasını istedi.
Adalet Bakanı da bunun üzerine "...Resmi sıfatın gerektirdiği güven duygusunun sarsılmasına sebebiyet verdiği" iddiasıyla, yargıç hakkında soruşturma başlattı. Müfettişler, soruşturmada yargıca destek yerine, "OHAL Bölgesi şartlarıyla birlikte disiplin yönünden değerlendirilmesi için evrakın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na
tevdiine" kararıyla, disiplin cezası istedi.
Bu gelişmeyi 'meslek kişiliğine saldırı ve yargıya baskı' olarak değerlendiren yargıç Yücesoy, geri adım yerine hukuksal mücadele kararı alıp, avukatı Muzaffer Sarı'yı görevlendirdi.
--------------------------------------------------------------------------------
'Mesleki kişiliğime hakaret var'
Adalet Bakanlığı'nın, faizi dışında 10 milyar lira manevi tazminata mahkûm edilmesi istenen davanın dilekçesinde şu görüşlere yer verildi:
Keyfiyet değil, hukuk
"Hukuk devleti olmanın gereği, terör suçları dahil her türlü suçla hukuk kuralları çerçevesinde mücedele etmektir. Yargı görevlilerinin görevi, hukuku uygulamak, keyfiliği ve hukuk dışılığı önlemek, yasaların tanıdığı görev ve sorumlulukları bilmek, yerine getirmek, yetkileri fiilen devretmemek, cezalandırmayı değil aksine taltifi gerektiren mesleki tutum ve davranış olarak algılanmalıdır.
'Atatürkçülük'ten ödün vermem'
Atatürkçü laik demokratik hukuk devletine bağlı cumhuriyetçiliğimden asla taviz vermedim, günü kurtarma, görmezlikten gelme, kişisel ikbal esiri olma gibi anlayış bozuklukları içine girmedim. Bu nitelikleri gerçekte özümseyememiş kişilerin cumhuriyeti savunmada yeterince etkili olabileceği de şüphelidir. Bu kişilerin açıkça dile getiremedikleri kendi anlayışlarına uygun görev yapmayan yargı görevlilerini kategorize
edip, ihbarladıkları, sindirmek için çaba içine girdikleri örnekler yaşıyoruz.
Örtülü cezalandırma
Özveriyle, kısıtlamalarla, yasaları özlerine-hukuka uygun biçimde uygulayarak görev çabası içindeyken, kararlarımdan dolayı
'OHAL şartları' gibi örtülü ve fiili nedenle cezalandırılmak istenmemle bireysel kişilik ve bununla bütünleşen mesleki kişilikte manevi anlamda yıkım ve saygınlık zedelenmesine yol açılmıştır. Bireysel, ailevi ve mesleki yaşamımı olumsuz etkileyen,
onur kırıcı hakaret olarak da algılanan işlemler nedeniyle uğradığım manevi zarar karşılığı 10 milyarın davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini arz ve talep ederim."
(Radikal)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:59