Afrikalıların derisi kitap kabı olarak kullanılıyordu

••3 dk okuma
Afrikalıların derisi kitap kabı olarak kullanılıyordu

Hızlı Özet

“Güney Afrika'daki Cape Town Üniversitesinde Afrika Çalışmaları Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Halim Gençoğlu, Batı sömürgeciliğine ilişkin, "Sömürgecilik, kıtaya sadece kaynakların yağmalanmasını ve misyonerlerin medeniyet adına Hristiyanlığı yaymasını değil, ırka dayalı ayrımcılığı da getirdi" dedi.”









Batı Afrika'dan Dr. Halim Gençoğlu: Afrikalıların derisi kitap kabı olarak kullanılıyordu



Güney Afrika'daki Cape Town Üniversitesinde Afrika Çalışmaları Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Halim Gençoğlu, Batı sömürgeciliğine ilişkin, "Sömürgecilik, kıtaya sadece kaynakların yağmalanmasını ve misyonerlerin medeniyet adına Hristiyanlığı yaymasını değil, ırka dayalı ayrımcılığı da getirdi" dedi.




 







​​Batı Afrikadan Dr. Halim Gençoğlu: Afrikalıların derisi kitap kabı olarak kullanılıyordu


 


Timsah avında kullanılan bebek




Cape Town Üniversitesi Afrika Çalışmaları Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Halim Gençoğlu: "Amerikalılar, 1920'lere kadar siyah bebekleri timsah avında yem olarak kullanıyordu" "Siyahi Sarah Baartman, ölmeden önce uzun süre Paris'te insan hayvanat bahçelerinde, ölümünden sonra ise 2008'e kadar Paris Müzesi'nde sergilendi. Eski Güney Afrika Devlet Başkanı Nelson Mandela, uzun uğraşlardan sonra Fransa'dan Cape Townlu kadının cesedini geri alabildi"



Akademisyen Gençoğlu, Afrika'nın 15. yüzyıldan başlayarak devam eden sömürgeleştirilme süreciyle kıta halkının maruz kaldığı aşağılanma, ayrımcılık ve soykırıma varan hak ihlallerini değerlendirdi.



Gençoğlu, Afrika'yı işgal eden sömürgeci güçlerin öncelikle altın madeni, kauçuk ve petrol gibi kaynakların sömürülmesiyle ilgilendiğini belirterek, "Afrika'da ilgilendikleri ikinci unsur ise halkın misyonerler tarafından dejenere edilmesi, Afrika kültürünün, dillerinin ve dini inancının yok edilmesiydi. Sömürgecilik, kıtaya sadece kaynakların yağmalanmasını ve misyonerlerin medeniyet adına Hristiyanlığı yaymasını değil, ırka dayalı ayrımcılığı da getirdi." dedi.





 



 



Soykırımı, "başka ulusları aşağı gören ırkçı milletlere ait psikolojik hastalığın ürünü" şeklinde tanımlayan Gençoğlu, Batı'nın Afrikalılar için kullandığı etnik kökene dayalı aşağılayıcı sıfatların altında da bu zihniyetin yattığını söyledi.



Gençoğlu, "Soykırım, bir insanı hayvan gibi kafese koyan milletlerin tarihinde olur. Mesela patlıcan rengine benziyor diye Avustralya'da bir millete Aboriginal (Aborijin) adını takanların ikinci eylemi o milletin boynuna zincir takmak olmuştur. Bu sebeple son 20 yıldır Afrika'daki üniversitelerinde hakaret sayılan 'Aboriginal' yerine Indigenous (yerli) ifadesi kullanılıyor." dedi.



 





 




"Dönemin gazeteleri, siyahi bebeklerin timsah yemi yapılmasının yasaklanması gerektiğini yazdı"



Afrika kıtasındaki Batı sömürgeciliğinin vardığı boyutu gazete arşivlerinden örneklerle açıklayan Gençoğlu, ABD'de 1900'lerin başlarında çıkan gazete haberlerinde siyahi bebeklerin timsah avlarında yem olarak kullanıldığını dile getirdi.



 





 




Gençoğlu, gazete haberleriyle özellikle o dönem siyahi çocukların insandan sayılmadığının belgelendiğine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:



"1920'lere kadar Amerikalılar, siyah bebekleri timsah avında yem olarak kullandı. 3 Haziran 1908'de Washington Times'da 'Timsahları Pickaninnies (siyahi çocuklar) ile Yemlemek' başlıklı bir makale var. 'Pickaninny' kelimesiyle kastedilen siyahi çocuklar. Timsahların derisi için avlandığı o yıllarda tarlada çalışan siyahi annelerin bebekleri bunun için evlerinden kaçırılıyordu. 16 Ekim 1919'da çıkan bir haberde artık Florida'da siyahi bebeklerin avcılar tarafından timsah yemi olarak kullanılmasının yasaklanması gerektiği yazıyordu."




 





 



 



Belçika Kongosu'ndan 1904'te ABD'ye getirilen bir pigme olan "Ota Benga" adlı siyahinin "hayvanla insan arası geçiş aşamasını" bulma iddiasındaki bilim insanları tarafından deneylerde kullanıldığını ve hayvanat bahçesinde "İnsanın Eski Ataları" adı altında sergilendiğini dile getiren Gençoğlu, "Ota Benga, 1916'da hayvan muamelesi görmeye dayanamayıp kalbine kurşun sıkarak intihar etti." dedi.



Gençoğlu, 19. yüzyılın başlarında yaşayan Afrikalı "Sarah Baartman" adlı kadının hikayesini anlatarak, Baartman'ın Avrupa insanına göre farklı vücut özellikleri nedeniyle "Hottentot Venüsü" adıyla meşhur olduğunu ifade etti.



Güney Afrika'dan 200 yıl önce İngiltere'ye götürülen Baartman'ın Darwin teorisine de dayandırılarak "insanla hayvan arasındaki ara ırkın örneği" sayıldığını aktaran Gençoğlu, "Siyahi Sarah Baartman, ölmeden önce uzun süre Paris'te insan hayvanat bahçelerinde, ölümünden sonra ise 2008'e kadar Paris Müzesi'nde sergilendi. Eski Güney Afrika Devlet Başkanı Nelson Mandela, uzun uğraşlardan sonra Fransa'dan Cape Townlu kadının cesedini geri alabildi." diye konuştu.



Afrikalıların derisi kitap kabı olarak kullanılıyordu



 





 



 



Gençoğlu, Belçika'da bugün hala satışta olan kesik el şeklindeki Antwerpse çikolatasının, aslında büyük bir vahşetin sembolü olduğuna işaret ederek, "Belçika Kralı İkinci Leopold, işgal ettikten sonra mülkü ilan ettiği Kongo'da kauçuk toplayamayan çocukların ailelerine ceza olarak çocuklarının kesik ellerini yollatırdı. Ne yazık ki Belçika'ya giderseniz hala bu el şeklindeki çikolatayı görebilirsiniz." ifadelerini kullandı.



 





 




Afrikalıların derisinin 19. yüzyıla kadar kitap kabı olarak kullanıldığını anlatan Gençoğlu, "Dünyada tespit edilen insan derisiyle kaplı kitapların 46'sı ABD'de, 5'i Fransa'da ve biri Belçika'da bulunuyor. Fransa'nın ilk yazılı anayasası olan 1791 Anayasası'nın ilk nüshası da insan derisiyle kaplıdır. Bu kitapların kaplarının bazıları normal yollardan ölen kişilerin derisinden yapılmıştır yani Batı'da 19. yüzyıla kadar bu tür uygulamalar vardı." şeklinde konuştu.







Bu haber 543 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Haluk Görgün: HÜRKUŞ Uluslararası pazarda benzersiz bir seçenek
Gündem

Haluk Görgün: HÜRKUŞ Uluslararası pazarda benzersiz bir seçenek

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, "2027 yılında Türk Hava Kuvvetlerinde HÜRKUŞ filolarını göreceğiz. 2028 yılı sonuna kadar da 55 uçağın tamamını Hava Kuvvetlerimizin envanterine kazandırmayı planlıyoruz. Çok yakında HÜRKUŞ'un ihracat haberlerini sizlerle paylaşmaya başlayacağız" dedi.

Habervitrini14692 Görüntüleme
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 36 kişi tutuklandı
Gündem

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 36 kişi tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının bulunduğu helikopterin düşmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 38 şüpheliden 36'sı tutuklandı, 2 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.

Habervitrini14285 Görüntüleme
Beklenen yağış başladı! Meteoroloji illeri tek tek sıraladı!
Gündem

Beklenen yağış başladı! Meteoroloji illeri tek tek sıraladı!

Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, İstanbul’da akşam saatlerinde başlayan yağışın gece boyunca süreceğini belirterek su baskınlarına karşı uyardı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü de İstanbul, Bursa, Kocaeli, Yalova ve Sakarya için kuvvetli yağış uyarısı yaptı.

Habervitrini9475 Görüntüleme
MASAK'ın FETÖ'cü casusları için hesap vakti
Gündem

MASAK'ın FETÖ'cü casusları için hesap vakti

İstanbul merkezli ve Ankara'yı da kapsayan eşzamanlı operasyonda, MASAK'taki yetkili personel ve taşeron şirket yöneticilerine yönelik düğmeye basıldı. Haklarında adli işlem yürütülen 22 şüpheliden 5'i gözaltına alındı. Yurtdışında firari durumda bulunan 16 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarılırken 1 şüpheliyi arama çalışmaları ise sürüyor.

Habervitrini12652 Görüntüleme