Gündem
  • 28.1.2014 16:16

Afyon diken üstünde

AFYONKARAHİSAR'da 25 askerin şehit olduğu mühimmat deposundaki patlamayla ilgili tutuksuz sanıklar Kıdemli Albay Veysel Özbay, Binbaşı Ali Duran ve Üsteğmen Tuncay Aydın'ın yargılanmalarına Eskişehir Askeri Mahkeme'de devam edildi.

Afyonkarahisar'da 5 Eylül 2012 tarihinde meydana gelen ve 25 askerin şehit olduğu askeri mühimmat deposundaki patlamayla ilgili, olay tarihinde Afyonkarahisar 500'üncü İstikam Ana Depo Komutanlığı 4'üncü Mühimmat Bölge Komutanı olan Kıdemli Albay 52 yaşındaki Veysel Özbay, Bölük Komutanı Binbaşı 44 yaşındaki Ali Duran ve Üsteğmen 32 yaşındaki Tarık Aydın'ın sanık olarak yargılandığı davanın 5'inci duruşması 1'inci Hava Kuvveti Komutanlığı'ndaki Eskişehir Askeri Mahkemesi'nde yapıldı.

Duruşmaya, geçen duruşmada heyet tarafından vareste tutulmaları kararlaştırılan tutuksuz sanıklardan Kıdemli Albay Veysel Özbay ve Binbaşı Ali Duran katılmazken, diğer tutuksuz sanık üsteğmen Tarık Aydın, şehitlerin yakınları ve avukatlar katıldı.

CHP Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş'ın da izleyici olarak katıldığı duruşma mahkeme heyetinin görevlendirdiği sivil memur tarafından video kamerayla kaydedildi. Kamera çekimi nedeniyle mahkeme katibi ifadeleri yazmadı. İfadelerin daha sonra kamera kaydından birebir bir çözülerek yazılacağı belirtildi.

'5- 10 YIL İÇİNDE ANCAK TOPLANABİLİR'

Duruşmada tanık olarak Ankara Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı'nda görevli Jandarma Binbaşı Murat Durdu dinlendi. Durdu. Patlama nedeniyle yaklaşık 20 kilometrekarelik alana dağılan mühimmatların 5- 10 yıl içerisinde ancak tamamen toplanabileceğini söyledi. Mühimmat depolarının mimari yapısı nedeniyle patlama sonrasında duvarların içe doğru çökmesi gerektiğini, ancak muhtemelen fazla istiflemeden dolayı bunun gerçekleşmediğini ifade eden Binbaşı Murat Durdu hazırladığı slayt gösterisi eşliğinde şunları anlattı:

"Ben olay günü ilk müdahale eden ekibin içerisinde yer alan kişiyim. Olayın ardından Ankara'dan Afyonkarahisar'a geldik ve sabah saatlerinde olay yerine ulaştım. Afyonkarahisar'a 40 kilometre kala yakıt almak için durduğumuz bir benzin istasyonundaki görgü tanıkları alev topunu gördüklerini bize söyledi. Patlama 40 kilometre uzaklıkta görünüyorsa, bu da patlamanın ne kadar şiddetli olduğunun bir göstergesidir. Olay yerinde yaptığımız incelemede ise mühimmat deposunun giriş kapısının sağ tarafında bir çöküntü tespit ettik. Bu çöküntünün sebebi ise patlamanın buradan başladığını ve tüm depoya yayıldığını gösteriyor. Ancak patlamanın nasıl başladığını ve sabotaj olup olmadığını bilemeyiz. Bulunan mühimmat ve doku parçalarının durumu ise yaklaşık 3- 4 bin derecelik bir sıcaklığın oluştuğunu gösteriyor. Patlama yaklaşık 20 kilometrekarelik alanda etkili oldu, parça ve doku parçaları 6 kilometrekarelik bir alanda yoğunluk gösteriyor. Patlamanın etkisiyle deponun sağ tarafa kaydığını gördük. Patlamanın şiddetinin büyüklüğüyle zemin sağa kaymış."

1 TONLUK KAPI YOK

Şehit yakını avukatlarından Altan Ulutaş, Tanık binbaşı Murat Durdu'ya yaklaşık bir ton ağırlığındaki mühimmat deposu kapısının bulunup bulunamadığını sordu. Durdu ise, kapıyla ilgili hiçbir parçaya rastlamadıklarını söyledi. Avukat Ulutaş bu kez, mühimmat depolarının özel bir teknikle inşa edildiğini, patlama sırasında içe doğru yıkılması gerektiğini ancak bu patlamada neden böyle olmadığını sordu. Durdu ise, "Fazla istiflenmeden dolayı olabilir" yanıtını verdi.

Avukat Ulutaş ayrıca, bölgede Rus yapımı el bombasına ait bir bulgu bulup bulmadıklarını sorunca binbaşı Durdu, bulmadıklarını söyledi. Altan Ulutaş, "Biz mahkemeye Rus yapımı el bombasının patlama sonrası bulunduğuna dair belgeleri sunacağız" dedi. Mahkeme heyeti duruşmaya bir saat ara verdi.

'ASKERLER BİZİ 'CEHENNEME HOŞGELDİNİZ' DİYE KARŞILADI'

Afyonkarahisar'daki 25 askerin şehit olduğu mühimmat deposundaki patlamayla ilgili tutuksuz sanıklar Kıdemli Albay Veysel Özbay, Binbaşı Ali Duran ve Üsteğmen Tuncay Aydın'ın yargılandığı Eskişehir Askeri Mahkeme'deki duruşmaya öğleden sonra devam edildi.

Duruşmada mühimmat deposundaki patlamada yaralanan 347'nci Kısa Dönem erlerden 27 yaşındaki Fethi Tuna tanık olarak dinlendi. Acemi askerlik eğitimini Samsun'da gördüğünü daha sonra Afyonkarahisar'a geldiğini belirten Fethi Tuna, "Yaklaşık 5 saattir bu duruşmada Binbaşı Murat Durdu bombalar hakkında bilgiler veriyor. Keşke bu bilgilerin 15 dakikasını bize Samsun'da verselerdi. 1 Eylül 2012'de birliğimize teslim olduk. Nizamiyeye giriş yaptığımızda burada görevli askerler 'Cehenneme hoş geldiniz' diye bizi karşıladı. Ayrıca herkesin ağzında bir denetleme lafı vardı. Nizamiye içerisinde bir masanın üzerine güvenlik kamerası monitörü vardı. Bu monitörde 4'e bölünmüş şekilde yerlerini bilmediğim görüntüler mevcuttu. Zaten burada tadilat ve tamirat olduğu her halinden belliydi. Çantalarımızı bırakır bırakmaz hemen çalışmaya başladık. Dolapları ve ranzaları taşıdık. Sabah kalktığımızda mühimmat depolarının oraya gittik ve ot temizliği yaptık" dedi.

Kendisinin astım hastası olduğunu, bununla ilgili raporunun bulunduğunu anlatan Fethi Tuna bu nedenle mühimmat depolarında çalıştırılmadığını söyledi. Arkadaşlarının gece yarılarına kadar depolarda çalıştırıldıklarını anlatan Tuna şöyle konuştu:

"Arkadaşlarım gece geç saatlerine kadar çalışıyorlardı. Bölüğe geldiklerinde hemen yataklarına yatıyor, üzerlerini dahi örtmeden uyuyorlardı. Bu kadar yorgunluğun üzerine sabah ezanı ile birlikte kalkıp spor yapmaya gidiyorduk. Ben astım hastası olduğum için mühimmat depolarında çalışmıyordum. Ancak bölükte tek başına kaldığın için depoda çalışan arkadaşlarımın yanına gidiyordum. Depoya girmeden onlara dışarıda yardım etmeye çalışıyordum. Olay günü de saat 21.00 sıralarında depo içerisine konulan mühimmatlar biriktiği için içeriden bize dışarıdan kasa gönderilmemesi istendi. Bunun üzerine ben ve yanımdakiler çalışmayı bıraktık. Ben de dinleneceğim yere doğru gidecektim. Deponun önünde duran kamyonun yanından geçtiğim sırada ilk patlama oldu. 30-35 metre savruldum. Kalkıp panikle koşmaya başladım. O kadar çok koşmuşum ki birliğin etrafını çeviren tel örgülere kadar gelmişim. Tel örgülere çarptığım sırada ikinci ve büyük patlama oldu. Tel örgüleri aşıp köye yaklaştığımda yoldan biri bana yardım etti ve ambulansa götürdü. Daha sonra hastaneye kaldırdılar. Olay sonrası ambulansla hastaneye getirildiğimde askeri istihbarattan olduğunu tahmin ettiğim sivil biri gelerek kazanın nasıl olduğunu sordu. Benim dikkatimi çeken olaydan sonra gelerek kaza diye nitelendirmesini çok ilginç karşıladım. Hastanede kaldığım sırada ilk ziyaretime gelen Tuncay Üsteğmen'di. Bana geçmiş olsun dileğinde bulundu. Sonra Veysel Albay geldi benimle görüşmek istedi ama görüştürmediler. Hastanede 2-3 gün kaldıktan sonra Garnizon Komutanlığı'nın revirine götürüldüm. Revirde bir hafta kadar kaldım. Revir bakımsızlık ve pislik içerisindeydi. Ayağımda rahatsızlık olmasına rağmen burada bana tedavi uygulanmadı. Bu esnada revirin kapısında nöbetçi askerler bekletildi. Daha sonra Kütahya Devlet Hastanesi'ne sevk edildik. Burada bir gün kaldıktan sonra taburcu edilirken hastane çıkışında isminin Gürkan olduğunu bildiğim bir komutan elime bir kağıt uzatarak bunu imzalamamı istedi. Bunun formalite olduğunu söyledi. Kağıtta haber kanallarına, basına ve başka kimseye açıklama yapmama gerektiği yazılıydı. Ben de imzaladım ve kağıdı verdim. Daha sonra hava değişimi için memleketime gittim. İstif yaptığımız mühimmat kasaları çok eskiydi. Üstü kapalı olan kasa yok denecek kadar azdı. Kasaları taşırken bazı kasaların ipi kopuyor ve hepsi yerlere saçılıyordu."

Mahkeme heyeti, duruşmaya diğer tanıkların dinlenmesi için yarın sabah saat 10.00'a kadar ara verdi.
Kemal ATLAN- Hakan TÜRKTAN/ESKİŞEHİR, (DHA)

İLGİLİ HABERLER