Ağar : AK Parti'nin gücü devletin gücünden büyük
KOMİSYON AĞAR’I BEŞ SAAT DİNLEDİ
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu üyeleri Aydın’ın Yenipazar İlçesi’ndeki cezaevinde bulunan eski içişleri bakanı Mehmet Ağar’ı 5 saat dinledi.
CHP’Lİ ÜYE TATMİN OLMADI
Dışarı çıkan komisyon üyelerinden ilk olarak CHP Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, kameraların karşısına geçti. Toptaş, “Sayın Ağar’dan ben zaten birşey öğreneceğimizi beklemiyordum. Bildiğimiz şeyleri söyledi. Yeni birşey yok. Kendi yaşam hikayesini dinledik. Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü ve siyaset hayatını anlattı. Sorduğumuz soruların hiç birisine bizim işimize yarar şekilde cevap vermediğini söyleyebilirim. Örneğin Susurluk olayındaki rolü ve Susurluk ile ilgili bilmediğimiz hiçbirşey söylemedi. Doğruyol Partisi ile Anavatan Partisi’nin birleşmesiyle ilgili birşey söylemedi. Türkiye’deki faili meçhul cinayetlerle ilgili hiçbirşey söylemedi. Yani yeni birşey söylemediğini söyleyebilirim” dedi.
O SİLAHLARIN KAYDI OLMAZ
(İsrail’den alınan Batman’daki kayıp silahlar) Bu silahlar kullanılmıştır. (CHP Afyonkaharisar Milletvekili Ahmet Toptaş’ın ‘Devlette kaydı yok’sorusu üzerine) Her devlet bu işi yapar. Kaydı da olmaz bu şekilde kullanılan silahların. (Tansu Çiller ile İsrailli yetkililerle yaptıkları görüşmeler anımsatılınca) Apo’nun yakalanması işini konuşmuştuk.
SUSURLUK SIRADAN KAZA
Hüseyin Kocadağ, Sedat Bucak’ın tekrar devletin yanında yer almasını sağlayan adamdır. Çok çalışkan bir polistir, kahramandır. Oraya başka bir iş için gitmişler, onun dışında bir bilgim yok. Susurluk’taki sıradan bir kazadır. (Abdullah Çatlı’nın devlet tarafından kullanılması) Her devlet bu tür insanları kullanır. Bir kusuru da varsa o kusurun mesuliyetini çekeriz. Çok hizmet eden insanın çok kusuru da olur, kusurumuz olmuşsa onun da hesabını veririz. Bucak, devletin yanında silah atan bir kişidir. O zaman dokunulmazlığının kaldırılması istendiğinde ‘onunkini değil benimkini kaldırın, çünkü Bucak’ın dokunulmazlığını kaldırırsanız devletin yanında silah atacak adam bulamazsınız’ dedim. (Toptaş’ın ‘devlet kendi güvenliğini meşru güçleriyle sağlayamıyor mu’ sorusu üzerine) Her devlet bu tür şeyleri kullanır.
DERİN DEVLET TANIMI
(Derin devlet) Musul ve Kerkük’ten başka toprak kaybetmemektir. (İşkence) Sert sorgu yöntemidir. (Özer harp dairesi ve kontrgerilla) Yok öyle bir şey. (Jitem) Benim bildiğim bir şey değil, jandarmanın bileceği iştir. Onlarla da bir ilgim olmadığı için, sadece dışarıdan ben de duydum. Darbeler kötüdür. Siyaset güçlü olursa, başkaları darbe yapmaya zemin bulamazlar ve darbelerine de meşruiyet kazandıramazlar. Bütün hayatımı terörle mücadele etmeye ve milletin güvenliğini sağlamaya vakfettim.
DÜNYADA 4. İSTİHBARİ GÜCÜZ
Bu dönemde hem siyasetin hem de emniyetin güçlü olması gerekiyor. Yıllarca MİT’e bağlı olarak çalıştık, oradan bilgi aldık. Çünkü bütün bilgi teknolojileri MİT’teydi, emniyette yoktu. Şimdi ise emniyet çok güçlü. İstihbari güç çok önemlidir. ABD, İsrail ve Rusya’dan sonra en büyük istihbari güce Türkiye sahiptir. Türkiye, PKK ile mücadele edebilecek güce de sahiptir. PKK en kısa zamanda çok ciddi darbeler alacaktır. Türkiye siyasi istikrar ve teknolojisinin ulaştığı noktadan dolayı PKK’yı alt edebilecektir.
MUMCU SINIF ARKADAŞIM
(Uğur Mumcu suikastine ilişkin Güldal Mumcu’ya, ‘Ben bir tuğla çekersem, altından çok şeyler çıkar’ deyip demediği anımsatılınca) Güldal Mumcu benim sınıf arkadaşımdır. Ben bu ifadeyi kullanmadım. Birkaç defa daha tekzip etmeme rağmen hala bu konuyla ilgili suçlanıyorum.
BİLSEM AYDINLATIRDIM
(Korkut Özal’ın ‘Ağar, Özal suikastının tüm arka planları biliyor ve bildiklerini saklıyor’ sözleri anımsatılınca da) Ben Özal’a çok büyük saygı duyuyorum. Geldiğim noktalara Özal sayesinde geldim. Bilsem bunları söylerdim. Neden söylemeyeyim? Bilseydim zaten aydınlatma görevimi yerine getirirdim. Kartal Demirağ’ın da bir dış bağlantısı olduğunu tahmin etmiyorum. Psikolojik nedenlerle bu işi yapmış olabileceğini düşünüyorum.
TUTKAL İSLAM
90’lı yıllarda PKK çok güçlüydü ama şimdi değil. O dönemde askerlerimiz bölgedeki dini yapıyı ve Türkiye’deki İslami hassasiyetleri ihmal etti. Cenaze namazlarını dahi kılmadılar. Benim gayretlerim sonucu milletin değerleriyle barışma noktasında adımlar atıldı. Dini yapıya dikkat edilmesi nedeniyle askerlere gösterilen saygı arttı. O bölgedeki dini yapıyı ihmal etmemeliyiz. Çünkü bu mozaiği bir arada turan tutkal İslam’dır. İslam’a ve o bölgedeki insanların değer yargılarına saygı göstermeliyiz. Koruculuk sistemi çok önemli. Bu sistemle de çok başarılı olduk.
55 AĞA’NIN SÜRGÜNÜ
(PKK terörünün ortaya çıkışı) DP döneminde, bölgede ağırlığı olan 55 ağa Sivas’a sürgüne gönderilmiş. Onların gitmesiyle, bölgede ‘feodalizmi yıktık’ diye propaganda yapan serseri insanların tohumları atıldı, 1968’den sonra da bu tohumların sonuçları ortaya çıkmaya başladı. Ama bugün ülke bölünmediyse, PKK alan hakimiyeti sağlayamadıysa bunda Ak Parti’nin bölgedeki gücü etkili olmuştur. Hatta AK Parti’nin gücü bölgede devletten bile önce geliyor.”
AK PARTİLİ BAŞKAN MEMNUN
Daha sonra Komisyon Başkanı AK Parti Milletvekili Yaşar Karayel, gazetecilere açıklamalarda bulundu. Kareyel, CHP’li vekilin aksine Mehmet Ağar’ın söylediklerinden tatmin olduklarını belirtti. Karayel, şöyle konuştu:
“Darbe ve muhtralarla ilgili bütün arkadaşlarımızın soruları oldu ve içtenlikle yanıt verdi. Özellikle 28 Şubat dönemi, kendi dönemi, 96’ya kadar olan dönem ve İçişleri Bakanlığından ayrılmasına kadar olan dönemi arkadaşlar sordu. Refahyol hükümetinin düşürülmesi ile ilgili sorular soruldu. 27 Nisan’daki Cumhurbaşkanlığı seçiminde oylamaya katılmamaları ile ilgili sorular soruldu. Kendisi bu konularla ilgili cevaplarını verdi. Yanıtlar tutanaklarda var. Daha sonra bu tutanakları sizinle paylaşacağız. Sayın Ağar devlet adamı anlayışı içerisinde yapmış olduğu hizmet dönemlerinde doğru bildiklerini bizlerle paylaştı.”
Kareyel, sözlerini “Bizin için tatminkar bir görüşme oldu. kendisine geçmiş olsun diyoruz. İnşallah en kısa zamanda hürriyetine kavuşur” diyerek tamamladı.
Komisyon üyeleri, Yenipazar’ın ünlü pidesinden yedikten sonra ilçeden ayrıldı.
İSRAİL’DEN ALINAN SİLAHLAR
Ağar’a İsrail’den alınan ve kaydı olmayan silahları sorduğunu açıklayan Toptaş, Ağar’ın “Mücadele etmek için bunlar gerekiyordu. Bunların kaydı olmaz” diye cevap verdiğini beyan etti.
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu 28 Şubat ve 27 Nisan Alt Komisyonu Başkanı Yaşar Karayel de, Ağar’a kendi dönemiyle ilgili sorular sorduklarını ifade etti. Ağar’ın Komisyon üyelerinin bütün sorularına içtenlikle cevap verdiği belirten Karayel, “Özellikle 28 Şubat sürecinde 1996’ya kadar olan dönemde yaşananları anlattı. Refah-Yol hükümetinin düşürülmesiyle ilgili olarak arkadaşlarımız sorular sordu. Cevapları verdi ve bu cevaplar tutanaklarda mevcut. Sayın Ağar, bir devlet adamı anlayışı içerisinde yapmış olduğu hizmetlerde herhangi bir kusur sarf etmeden doğru bildiklerini bizimle paylaştı. Kamuoyunun bilmesini istediğimiz bütün soruları sorduk. Kayıtlara geçirdik ve bunları daha sonra paylaşacağız” diye konuştu.
ERBAKAN’IN OLAYLI LİBYA GEZİSİ
Ağar’a Necmettin Erbakan’ın olaylı Libya gezisini sorduklarını aktaran Karayel, şöyle konuştu:
“Bu konuda özellikle Dışişleri Bakanlığı istihbaratlarından gelen bilgiler olduğu, bu bilgileri Sayın Erbakan ile paylaştığını, Bakanlar Kurulu’nda gitmemesi gerektiğini söylediğini, daha sonra da bir kararname hazırlandığını, bu kararnameyle ilgili basından kendisine sorulunca ‘Haberim yok. Ben böyle biz kararname hazırlamadım’ dediğini, gezi dönüşünde de kendisinin haklı çıkması üzerine istifa ettiğini söyledi.”
“FAYDALI BİR GÖRÜŞME OLDU”
Komisyon olarak şimdiye kadar 200’ye yakın kişiyi dinlediklerini anımsatan Karayel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Türkiye’nin geçmiş dönemlerine ait hizmet etmiş, şahit olmuş, şahitliğinde yaşananlarla ilgili insanlarla konuştuk. Sayın Mehmet Ağar’ı da bu noktada dilemiş olduk. Bizim için tatminkar bir toplantıydı. Kendisine geçmiş olsun diyoruz. İnşallah en kısa zamanda hürriyetine kavuşur.”
“AĞAR HİÇ BİR ŞEY SÖYLEMEDİ”
Cezaevi çıkışında Mehmet Ağar’ın bilinenlerin dışında bir şey söylemediğini savunan CHP’li Ahmet Toptaş, “Ben zaten Sayın Ağar’dan bir şey öğreneceğimizi beklemiyordum. Bildiğimiz şeyleri söyledi. Yeni bir şey yok. Kendi yaşamı, Emniyet Müdürlüğü, Valiliği ve siyasi yaşamında yaşadıklarını anlattı. Sorduğumuz şeylere bizim işimize yarar bir şekilde cevap vermediğini söyleyebilirim. Susurluk olayıyla ilgili pek bir şey söylemedi. Türkiye’deki faili meçhullerle ilgili bir şey söylemedi. Çok uzun konuştu ama bir şey söylemedi. Biz anlatmasına da izin verdik. Sanıyorum, cezaevi koşullarında olduğu için anlatma ihtiyacı duydu. Ama beklediğim hiç bir şeyi alamadım. Yani hiçbir şey söylemedi diyebilirim. Kendisine derin devletin ne olduğunu sordum. ‘Derin devlet, Musul ve Kerkük’ten başka toprak kaybetmemektir’ dedi. Bir de bu işkenceleri sordum. ‘Onlar sert sorgu yöntemleriydi’ diye cevap verdi” ifadelerini kullandı.