Ekonomi
  • 10.6.2006 02:04

'AHMEDİNECAD'IN İRAN'DA SÖZ GEÇİREMEDİĞİ TEK KİŞİ'

ERTUĞRUL ÖZKÖK'ÜN HÜRRİYET'TEKİ YAZISI:

Hani nerede o manşetler


GEÇEN hafta New York Times Gazetesi’nde İran’la ilgili çok ilginç bir yazı yayınlandı.

İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, yavaş yavaş dini liderleri geri plana itiyormuş.

Ama yazıda beni şaşırtan asıl bilgi başkaydı.

Ayetullahlarla bile gizli bir çatışmayı göze alan Ahmedinecad, İran’da kime söz geçiremiyor biliyor musunuz?

İran Merkez Bankası Başkanı’na...

Gazeteye göre, popülist politikalar izleyen Ahmedinecad, geçtiğimiz aylarda İran Merkez Bankası Başkanı’na baskı yaparak "faizleri indirmesini" istemiş.

Bankanın başkanı ise güçlü popülist lidere şu cevabı vermiş:

"Sen bizim işimize karışma..."

Yani faizleri indirmemiş.

* * *

Hafta başında Merkez Bankası’nın faizlerde 1.75 gibi şaşırtıcı bir artış yaptığı gün aklıma, Başbakan’a yakınlığıyla tanınan bir gazetenin neredeyse iki yıldan beri yaptığı kampanya geldi.

Bu gazete, sistemli ve kasıtlı bir biçimde Merkez Bankası’nın eski Başkanı Süreyya Serdengeçti’nin üzerine gidiyordu.

İki üç haftada bir, Merkez Bankası Başkanı’na yüklenen bir manşet yapılıyor ve faizleri indirmediği için yerden yere vuruluyordu.

Allah’ın sopası yok; ama liberal ekonominin kendine ait kuralları var.

Bakın şimdi ne oluyor?

O gazeteye bu sinyalleri veren hükümetin kendi tayin ettiği Merkez Bankası Başkanı, faizleri bırakın indirmeyi, en yüksek beklentilerin bile üzerinde bir rakama çıkardı.

Şimdi Serdengeçti’ye demediğini bırakmayan o gazeteye bakıyorum, çıt yok.

Bir Allah’ın kulu da çıkıp, "Yahu biz Serdengeçti’ye bu kadar haksızlık ettik" diye düşünüp özür dilemeyi içinden geçirmiyor.

Neden?

Çünkü Serdengeçti "bizden değildi", şimdiki ise
"bizden".

Bazı arkadaşlarım soruyor:

Senin hakkında bu kadar ağır yazılar yazılıyor, niye hiç cevap vermiyorsun?

İnancım şu:

En iyi cevabı hep zaman verir.

Bunun için öyle çok beklemenize gerek de kalmayabilir.

İşte Serdengeçti’nin durumu.

Onun adına en iyi cevabı zaman verdi.

Faizleri indirmemenin ne kadar doğru bir karar olduğu açıkça ortaya çıktı.

Bundan hepimizin çıkaracağı bir ders var.

Ekonominin kuralları, sıradan gazete manşetleriyle yönetilemeyecek kadar ciddi.

O günlerde Serdengeçti’nin faizleri indirmemesi ne kadar doğruysa, bugün faizlerin yükseltilmesi de o kadar doğru.

İki başkan da kendi aldıkları kararları uyguladılar.

Ama bakın arada ne fark var.

Serdengeçti döneminde herkes Merkez Bankası’nın bağımsız biçimde yönetildiği inancındaydı.

Ama aynı şeyi şimdiki başkan Durmuş Yılmaz için o kadar kolayca söyleyemiyoruz.

Neden?

Çok basit, göreve getiriliş biçiminden.

O günlerde gazetelere yansıyan ayakkabı fotoğrafları yüzünden.

Oysa bugünlerde Merkez Bankası’nın hükümetten tam anlamıyla bağımsız yönetildiği garantisine ihtiyacımız var.

* * *

Geçen hafta Erdoğan, bir konuşmasında Merkez Bankası’nın dolar satmayacağını söyledi.

Bundan iki saat sonra Durmuş Yılmaz bir açıklama yaparak, "bu kararı ancak Merkez Bankası’nın alabileceğini" söyledi.

O an şunu düşündüm:

Acaba bu açıklama yerine hemen o an 100 milyon dolar satsaydı, hem Başbakan’a bir ders vermiş, hem de bankanın bağımsızlığını ispat etmiş olmaz mıydı?
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 04:56

İLGİLİ HABERLER