AHMET HAKAN ŞEYTAN TAŞLAYAMADI: 'EZİLİYORDUM!..'
AHMET HAKAN'IN HÜRRİYET'TEKİ YAZISI:
Şeytan taşlarken ben de eziliyordum
2001 yılında hacca gitmiştim.
Kábe’yi görmenin yol açtığı kutsal heyecan unutulacak gibi değildi.
Ama o kutsal heyecanı doyasıya yaşayamıyordum.
Çünkü her adımda karşımıza şunlar çıkıyordu:
- Müthiş bir kargaşa.
- İnsan hayatına zerre kadar değer vermeyen bir anlayış.
- Organizasyon bozuklukları.
Kutsal şehir Mekke, pislik içindeydi.
Kábe dışında tarihi değeri olan tek bir binaya bile rastlamak mümkün değildi: Hepsi dümdüz edilmişti.
Sanki İslam’ın en kutlu kentinde değil de 10 yıl önce başıbozuk bir şekilde gelişip büyümüş bir şehirdeydik.
Bütün bunlardan şikáyet etmeye kalktığımda etrafımdakilerden aldığım yanıt hep şu olmuştu:
"Bırak bu dünyevi işleri... Kendini manevi havaya kaptır. Hem ne yapsın adamlar. 2 milyon kişinin aynı anda toplandığı yerde organizasyon bu kadar olur."
Bu savunmacı yaklaşıma ve yanlış tevekkül anlayışına isyan ediyordum.
İşte bu ruh haliyle "şeytan taşlama" zamanı geldi çattı.
Uzun yürüyüşün ardından taşlama alanına geldik.
Birinci şeytan taşlama kulesine yaklaştığımda gördüğüm manzara şuydu: İri yarı adamlar kendilerinden geçmiş bir şekilde önüne gelene çarparak ellerindeki taşları kuyuya atmaya çalışıyorlardı. Ortalık mahşer yeri gibiydi. Kimsenin kimseye dikkat ettiği yoktu. Taşlama bölümüne biraz yaklaşınca bir terlik yığınıyla karşılaştım. Taşlama anında yaşanan büyük kargaşa nedeniyle ayaklardan çıkan terliklerdi bunlar. Terlik yığınını aşıp dengeyi bozmadan kuyuya yaklaşmak imkánsızdı.
Buna rağmen bütün cesaretimi toplayıp kalabalığın içine dalmaya çalıştım. Olmadı. Kendinden geçmiş adamlar geçit vermedi. Bir iki sıyrık ve iki kritik sendeleme sonucu kendimi dışarı zor attım.
Sonra da kendi kendime şunu söyledim:
Eğer bu gayri medeni ortamda Müslüman insanların ayaklarının altında can vermek ibadetse ben bu ibadeti yapmıyorum.
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:15