Gündem
  • 17.4.2013 21:04

Akil insan Eraslan'ı ağlattılar!..

     Çözüm süreci kapsamında Hakkari'ye gelen Akil İnsanlar Doğu Anadolu Bölgesi Heyeti, konakladıkları otelde bir süre dinlendikten sonra yaya olarak toplantının yapıldığı Atatürk Kültür Merkezine geçti.
     Caddede esnaf ve vatandaşlarla görüşerek taleplerini dinleyen heyet üyeleri, daha sonra öğretim elemanları ve üniversite öğrencileriyle bir araya geldi.
     300 kişilik salonun dolması nedeniyle çok sayıda kişinin ayakta takip ettiği toplantıda konuşan Can Paker, gösterilen ilgi karşısında büyük bir duygu patlaması yaşadıklarını belirtti.
     Paker, hiçbir siyasi partinin uzantısı olmadıklarını, barışla ilgili düşüncelerini anlatıp halkın barışla ilgili taleplerini rapor halinde siyasi karar vericilere aktarmakla görevli olduklarını söyledi.
     Türkiye'de yıllardır büyük haksızlıkların yaşandığını, siyasi iktidarlarca, etkilerini devam ettirebilmek için olmayan sorunların gerçek sorun haline getirildiğini vurgulayan Paker, "Türk halkı artık uyandı. Türk halkı, başka bir gelecek bekliyor, çocuğunu daha iyi yetiştirmek istiyor. Kürt-Türk ayrımını görmek istemiyor. Beraberce yaşasın istiyor. Bu da zaten siyasi karar vericilere, bu barış sürecini başlatma cesareti vermiştir" diye konuştu.
     Kendilerine "Barış için hangi ödünler verilecek" şeklinde soruların yöneltildiğini anımsatan Paker, Türkiye'de herkesin insan hakkı ile yaşamasını sağlayacak bir ortam yaratmak istediklerini ve bunun da bir ödün olmadığını ifade etti
     Türkiye'de hala insan hakları ve diğer alanlarda önemli eksikliklerin olduğuna dikkati çeken Paker, şöyle konuştu:
     "Türkiye AİHM'den en çok ceza yiyen ikinci ülke. Bunun olmasını istemiyoruz. Barış süreci bizim istediğimiz gibi sonlanırsa Türkiye'nin önündeki insan hakları ile ilgili maniler ortadan kalkacaktır. Güvenlik nedeni ile insan özgürlükleri ve hakları kısıtlandı ve çiğnendi. Artık güvenlik sorununun arkasına kimse saklanamayacak. Artık insan gibi yaşamayı daha hızlı elde edeceğiz."
     Hakkarililerin ilgisi karşısında tüm heyet üyelerinin gözlerinin yaşardığını belirten heyet sekreteri Ayhan Ogan ise insanların gözlerindeki barışa susamışlığı gördüklerini kaydetti.
     İnsanların gözlerindeki ışık ve kararlılığı görünce ağlamamak için kendilerini zor tuttuklarını anlatan Ogan, artık kimsenin süreçten dönemeyeceğini, geri adım atamayacağını savundu.
    
     -"Bu kararlılıkla sürecin önünde hiçbir kuvvet dayanamaz"-

    
     Hakkarililerin aracılığı ile tüm Türkiye'ye sürecin bölmeyi değil, birleştirmeyi amaçladığının mesajını vermek istediğini açıklayan Ogan, şöyle dedi:
     "Burada bölünmeyi talep eden, halkın ağlamasını isteyen var mı- Bu korkularını birtakım insani olmayan duygularına alet etmesinler. Yetmedi mi artık 'Kürt yoktur, Kürtçe yasak' demek. Bunları bir kere daha düşünsünler. Yeniden düşünme zamanı geldi. Burada Türklerin, Kürtlerin suçu yok. Bizi bir kalıba sokmaya çalışan siyasal paradigmanın suçu var. Bunu artık sizlerin gözlerinde görüyoruz. Bu kararlılıkla sürecin önünde hiçbir kuvvet dayanamaz."
    
     -"Sizlerden bizzat özür dilemeeye geldik"-
    
     Heyet üyelerinden Abdurahman Kurt da toplantıya katılanları Kürtçe selamlayarak konuşmasına başladı.
     İnsanların, Allah'ın verdiği hakları elde edebilmek için çaba gösterdiği sürece onurlu olabileceğini belirten Kurt, devletin de eski tavrından vazgeçerek halkın hizmetkarı olmaya çalıştığını söyledi.
     Buna inanmak için yola çıktıklarını ve halkın yanına gittiklerini ifade eden Kurt şöyle konuştu:
     "Ayağınıza geldik. Acılarınızı paylaşmaya geldik. Sümbül Dağı'nın eteklerindeki insanların yaşadıkları acıları biliyoruz. Aslında herkes biliyor ama biz bütün bu acıları yatıştırarak yeni bir rövanş elde etmek yerine, acılarımızı ortaklaştırıp, kucaklaşmaya, dertleşmeye helalleşmeye geldik. Affınıza sığınmaya geldik. Size hata yapanların adına bizzat özür dilemeye geldik."
     Hakkari'ye gelirken yol üzerinde çocukların "Hayat Bayram Olsa" şarkısını seslendirdiklerine dikkati çeken Kurt, İzmir'de de çocukların kendilerini Kürtçe karşılayacaklarına inandığını belirtti.
    
     -Gözyaşlarını tutamadı-
    
     Heyet üyelerinden Sibel Eraslan ise kendilerine gösterilen ilgiden çok etkilendiğini belirterek, gözyaşlarını tutamadı.
     Salondaki katılımcıların alkışlarla desteklediği Eraslan, şöyle konuştu:
     "Sabah erken saatlerden itibaren Van üzerinden Hakkari'ye geliyorum. Dağların ismini sordum Sümbül dediler. İçinden gözyaşı pınarı, şelaleler akıyordu. Hz. Muhammed'i hatırladım. Onunla konuştum içimden. O, Veda Hutbesi okudu. Bu aynı zamanda insan hakları lahiyasıdır. Orada, 'Bu sizinle son görüşmemdir. Ben sizleri birbirinize emanet ediyorum. İnsanlar arasındaki kan davası benim iki ayağımın altındadır' diyor. Onun iki ayağının altında olan kan davasını biz tekrar güncellemek için değil, 'nasıl bitirebiliriz, ceza yerine affı nasıl bulabiliriz-' bunun için çalışmamız gerekiyor."
     Eraslan, kırgınlıkların olduğunu ancak iyi günlerin yaklaştığını ve bunu hep birlikte hazırlayacaklarını bildirdi.
    
     -"Çocuklarımıza barışı miras bırakalım"-
    
     Heyet üyesi Zübeyde Teker ise katliamlarla işkencelerle sürgünlerle cezalandırılarak bugünlere geldiklerine işaret ederek, halkın ilgisi ve sevgisi karşısında heyet üyelerinin ağladığına dikkati çekti.
     Teker, "Arkadaşlarım duygulandılar ama 90 yıldır biz sürekli ağlıyoruz. İmha edilen yakınlarımız için ağlıyoruz. Kuruluşunda büyük emek verdiğimiz cumhuriyetin kurbanları haline geldik. Eşitlenerek tekrar bir cumhuriyet kuruyoruz. Buna da 'demokratik cumhuriyet' diyoruz" diye konuştu.
     Bundan sonrası için herkese büyük görevlerin düştüğüne, intikam ve nefret söylemlerinden uzak durularak barışın tesis edilmesi gerektiğini dile getiren Teker, "Büyüklerimiz bize barışı miras bırakmadılar ama biz çocuklarımıza barışı miras bırakalım" ifadesini kullandı.
     Hakkari'ye barış için geldiklerini anlatan heyet üyesi Mehmet Uçum ise geleceği artık toplumun kendisinin örmesi gerektiğini kaydetti.
     Kimliklerin eşit biçimde yer aldığı, ortak Türkiye, ortak bayrak çerçevesinde ülkeye ihtiyaç olduğuna işaret eden Uçum, egemenliğin millete ait olduğunu bu nedenle halkın siyasilere talimat vermesi gerektiğini söyledi.
    
     -"Bize yol haritası verilmedi"-
    

     Çalışmaya başlayan heyetlere bir yol haritasının verilmediğini, heyetin tamamen kendi programını yaptığını açıklayan Mahmut Arslan da halktan gelen değerlendirme ve taleplerin gelecekteki yol haritasını oluşturacağını dile getirdi.
     Barış isteyen, kan akmasın diyen insanlar olarak bir araya geldiklerini ifade eden Arslan, "Bizi bir araya getiren tek neden barıştır. Umarım bu irademizin karşılığını göreceğiz. Mevlana diyor ki 'Ayağında diken yarası olmayanlar, sinelerine gül kokusu süremezler.' Sizler gül kokusunu fazlası ile hak ediyorsunuz. Bu barışı birlikte inşa edeceğiz. Birlikte geleceğe yürüyeceğiz" dedi.
     Heyet üyelerinin konuşmasının ardından söz alan katılımcılar çözüm süreci kapsamında taleplerini dile getirdi.
     "Sizlerin televizyonlardan izlediğini, bizler burada birebir yaşadık" diyen Hakkarililer, barışın olması ve yıllardır yaşanan sorunun bitmesini herkesten çok istediklerini belirtti.
     Özellikle "ana dilde eğitim, kimlik, bölgedeki çatışma ve operasyonların sona ermesi, genel af, faili meçhullerin aydınlatılması, yeni anayasa" gibi konularda taleplerini bildiren öğrenciler, artık kimsenin ölmesini istemediklerini ifade etti.
    
AKİL İNSANLAR ÖLEN PKK'LILARIN AİLELERİNİ DİNLEDİ

Can Paker Başkanlığı'ndaki 7 kişilik Akil İnsanlar Doğu Anadolu Heyeti'nden Abdurrahman Kurt, Sibel Eraslan ve Zübeyde Teker, Biçer Mahallesi'nde bir evde çatışmalarda öldürülen PKK'lıların aileleriyle bir araya geldi. Burada ailelerle Kürtçe ve Türkçe konuşan heyet üyeleri PKK'lı yakınlarının söylediklerini tek tek not etti. İki kardeşi, iki yeğeni 1992-1996 yılları arasında Hakkari kırsalındaki çatışmalarda ölen ve 2 yeğeni hala dağda olan Kahhar Demir, akan kanın durdurulmasını ve Abdullah Öcalan'ın da bu süreçte özgürlüğüne kavuşmasını istediklerini söyledi.

Bir kızı geçen yıl çatışmada ölen ve 2 oğlunun PKK'ya katıldığını belirten Şükrü Kaya, en büyük acıyı Hakkari bölgesinin yaşadığını ve hiç kimsenin bu acıyı görmediğini ifade etti.

ÖLEN PKK'LININ ANNESİ: AYNI GÜN HEM UZMAN ÇAVUŞUN HEMDE OĞLUMUN YASINI TUTTUM

Ancak heyettekileri en çok 9 Ocak 2013'te Çukurca'daki Karataş Karakolu'na yapılan saldırıda çıkan çatışmada öldürülen 14 PKK'lıdan biri olan Emrah Kaya'nın annesi Sıdıka Kaya'nın söyledikleri etkiledi. Kürtçe konuşan Sıdıka Kaya, haberleri izlediğinde bir uzman çavuşun şehit olduğunu ve annesinin feryatlarını televizyonda görünce gözyaşlarına boğulduğunu belirterek, "Ben o uzman çavuşa çok üzüldüm. Oannenin söyledikleri hala kulağımda. O yara hala içimde. Birkaç saat sonra bana oğlumun öldürüldüğü haberi geldi. Ben o gün hem öldürülen o uzman çavuşun, hemde oğlum Emrah'ın yasını tuttum. Başbakan'a benim selamımı iletin. Bu kanı durdurursa bilsinki onun yeri cennettir" dedi.

Akil İnsanlar Doğu Anadolu Heyeti Atatürk Kültür Merkezi'nde halk toplantısı yaptıktan sonra ilk günkü programlarını tamamladı.

AKİL İNSANLAR ÖĞRENCİLERİ DİNLEDİ

Doğu Anadolu'da görevlendirilen Akil İnsanlar Heyeti, Hakkari'deki ilk toplantısını akademisyen ve üniversite öğrencileriyle yaptı. Kaldıkları otelden yürüyerek Kültür ve Turizm Müdürlüğüne bağlı Atatürk Kültür merkezine giden heyet üyeleri, yolda karşılaştıkları vatandaşlara barış sürecini sordu. Vatandaşlar ise, bölgede yılardır akan kanın bir an önce son bulması için bu süreci sonuna kadar desteklediklerini söyledi. 2010 yılında Geçitli Köyünde yola döşenen mayının sivil aracın geçişi sırasında infilak etmesiyle oğlu ile birlikte 9 yakınını kaybeden Cahit Erol, Akil İnsanlar grubuna patlamada ölen yakınlarının resimlerini göstererek, "Artık bu kan dursun. Ben oğlumla birlikte 9 yakınımı kaybettim. Ciğerim yanıyor. Keşke bu akil insanlar grubu, daha önce bu bölgelere gelseydi. Artık bu bölgede akan kardeş kanı dursun. Benim ciğerim yandı, başka anne ve babanın ciğeri yanmasın. Bu süreci sonuna kadar destekliyoruz" dedi. Bu sözlerle oldukça duygulanan Akil insanlar grubundaki Sibel Eraslan, gözyaşlarına hakim olamadı.

Daha sonra toplantının yapılacağı salona geçen Akil İnsanlar grubu, salonu hınca hınç dolduran üniversite öğrencileri ve akademisyenler tarafından ayakta alkışlandı. Salondaki coşkudan duygulanan Sibel Eraslan, bir kez daha gözyaşı döktü.

Akil insanlar grubundakiler kendileri tek tek tanıtarak barış süreci ile ilgili birer konuşma yaptı. Akil İnsanlar heyeti Başkanı Can Paker, Hakkari'de kendilerine sıcak bir ortamda karşılayan öğrenci ve akademisyenlere teşekkür etti. Mutluluğunu kelimelerle ifade edemediğini belirten Paker, "Biz Akil İnsanlar Doğu Anadolu grubu olarak sizin heyecanınızı aynen yaşıyoruz. Bu grubun içinde olan insanların hepsi ayrı birer kişilik, hepsinin ayrı görüşleri olan insanlar. Ama hepimizin tek ortak noktası bu ülkede barış istiyoruz. Onun için burdayık, onun için aranızdayız. Biz hiç bir siyasi partinin uzantısı ve temsilcisi değiliz. Bizim burada oluş nedenimiz barış ile ilgili kendi görüşlerimizi size aktarmak, ama daha da önemlisi bu sürecin nasıl gelişmesi lazım diye sizin fikirlerinizi sizden duymak ve bunları Ankara'daki siyasi karar sahiplerine iletmek. Bir de sizlerin akıl desteği ve görüş desteği vermeniz için burdayız. Bu ülkede büyük haksızlıkların olduğunu biliyoruz. Bu ülkede siyasi iktadarlıklarını devam ettirebilmek için zaman zaman olmayan sorunların gerçek sorun hline getirdiğini de biliyoruz. Yalnız Türk halkı artık uyandı. Türk hakı başka bir gelecek bekliyor. Türk halkı çocuğunu daha iyi yetiştirmek istiyor. Kürt Kürtlüğünü, Türk Türklüğünü bilsin. Ama beraberce yaşamak istiyor." dedi.

Ülkeye barışın gelmesi için mücale eden halklara büyük görev düştüğünü de belirten Paker, Türkiye'de herkesin insan ve birey hakkıyla yaşaması gerektiğini ibelirterek şöyle konuştu:

PAKER: IRAK'LA OLAN SINIRI ÖNEMSİZ HALE GETİRECEĞİZ

"Bana soruyorlar bu ülke bölünür mü ? Ben de diyorum ki, bu sürecin başarıya ulşaması bu ülkeyi bölmez. Aksine ülkeyi güçlendirir. Irak'la olan sınırı önemsiz hale getireceğiz. Burada insanlar rahatça gidip gelebilecekler. Bu barış süreci bizim istediğimiz gibi sonlanırsa, Türkiye'nin önüdeki bütün insan hakları ihlalleri ortaya çıkacak. Güvenlik nedeniyle bu bölgede insan özgürlükleri çiğnendi ve kısıtlandı."

Akil insanlar gurubundaki insanarın tek tek yaptıkları konuşmadan sonra soru cevap bölümüne geçildi. Salonda bulunan öğrenciler ve vatandaşlar süreci desteklediklerini ve geri adım atılmaması gerektiğini belirttiler.

Hakkari'de iki gün kalacak olan Akil İnsanlar heyeti, bugün akşam saatlerinde vatandaşlarla ve ilin ileri gelenleriyle birer toplantı daha yapacak. Daha sonra Hakkari'de çocukları dağda olan iki aileyi ziyaret edecek olan heyet, yarın sabah saatlerinde ise STK temsilcileri ile biraraya gelecek.

 

Güncellenme Tarihi : 19.3.2016 16:09

İLGİLİ HABERLER