Gündem
  • 10.4.2013 14:09

"Akil insanlar" iş başı yaptı

Malatya Ramada Altın Kayısı Otel’de Malatya’nın Sivil Toplum Kuruluşları, kanaat önderleri, yerel basın temsilcileriyle bir araya gelen heyet, 11 Nisan Perşembe günü saat 17.00’de Belediye Kültür Merkezi’nde Malatya halkıyla görüşecek. Toplantının moderatörlüğünü AK Parti Milletvekili Abdurrahman Kurt yaparken, heyetin sekreterliğini yürüten Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Oğan, 8 haftalık bir çalışma planladıklarını, bunun 7 haftasının bölgedeki görüşmelere, 1 haftasının İstanbul’da raporlaştırma çalışmalarına ayrılacağını belirtti. Ayhan Oğan, bölgedeki çalışmalar kapsamında kapalı salon toplantıları ve açık hava buluşmaları yanında bölge halkıyla, esnafla, sivil toplum kuruluşlarıyla çeşitli ziyaret ve temaslarda bulunulacağını söyledi.
Doğu Anadolu Heyeti Başkanı Can Paker, yaptığı konuşmada, arabulucu olmadıklarını, sadece halkın görüşünü almak için il il toplantılar düzenleyeceklerini ifade ederek, “Bu grup ara bulucu, taraflar arasında müzakereye katılan bir grup değildir. Yıllardır devam eden Kürt sorunun ancak barış içinde çözülebileceğini düşünen insanların bir araya gelmesidir. Silah olmadan barış ortamı içerisinde çözüleceğine inanıyoruz. Barış ortamı Türkiye’yi daha fazla demokratikleştirmeye yönlendirecektir. Hepimizin inancı budur. Sizlerin sorularını buradakiler cevaplayacaktır. Silahlar konuşmadığı zaman çözüm çok daha kolay olacaktır. Çözümün mutluluk getireceğinin düşünen insanlarımız. Çözüm ve süreçle ilgili bize vereceğiniz fikir ve şüpheleriniz çok önemlidir. Biz bunları Ankara’ya ileteceğiz ” dedi.
Başkan Vekili Gazeteci Yazar Sibel Eraslan ise, “Çözüm üreten siyasetçiler olacaktır, ancak bir anne ve kadın olarak buradayım. 30 yılda çözümsüzlük, aynı zamanda siyasal ve ekonomik ranta dönüşmüştür. Ama artık terörle beslenen vesayetlerin çözüme karşı olan ve teklifleri olmayanların da aslında kan dökülmesine razı gelmeyeceklerini düşünüyorum. Hangi insan kan dökülmesini ister ki, çözümsüzlük adına. Herkesin siyasi görüşü ve düşüncesi var ancak. Bir araya gelişimizin özünde hayata dokunuş var” ifadelerini kullandı.
Zübeyde Teker ise, “Etkileneler büyük acılar yaşadı. Bu ülkede halklar dost olmak önemlidir. Yıllarca bir arada dostluk içinde yaşamak önemlidir. Birileri sürekli üstün olma isteği, ırk kimlikleri ile bu ülkede hayat bulmuşlardır. Bunun bedelini ödemek istemiyoruz. Hiçbir inanç, ve düşüncenin egemen olmasını istemiyoruz. Malatya halkı nasıl bir barış istiyor. Neleri esas almak gerekiyor. Bunları dinlemek için buradayız. Önemli olan tabanın ne istediğidir. Vicdanınızın aktardığını, sizin sesinizi duyurmak için buradayız” diye konuştu.
Sekreter Ayhan Ogan ise, “Üç kişi eksik olarak bugün çalışmaya başladık. Önceden iptal edemedikleri programları nedeniyle İzzettin Doğan, Mehmet Uçum ve Mahmut Aslan beyefendiler bu akşam şehre intikal edecekler. Vatandaşın bu süreçten ne anlıyor. Ne beklentileri var. Halkı dinlemek ve sivil toplum kuruluşları dinlemek için buradayız. Tarih, buraya katkı sağlayacakları da unutmayacaktır. Çünkü bu siyaset ve partiler üstü bir meseledir. Türkiye’de ileri ve katılımcı demokrasi dedikleri, sırtını halka dayayan siyasal sürecin başlangıcıdır diyorum” dedi.
Gazeteci Yazar Abdurrahman Dilipak da, “Barışa nasıl gidilir birlikte konuşmak istiyoruz. Birlikte barış yapmak istiyoruz. Bunu konuşacağız” diyerek, “Birileri kan ve gözyaşları üzerine , kanaat farklılıklarımızı çatışma sebebi sayarak kan ve gözyaşlarımız üzerine kendilerine iktidar ve vesayet arayışı içinde olanlar var. Adalet olmazsa barış olmaz. Adalet ve barış olmazsa özgürlük güvence altında olamaz. Aklın ve vicdanın barışması gerekir. Sadece kendi sorunun çözen değil. Bütün insanlığın hayrına olmayan çözüm bizim önerimiz olamaz. Bir Müslüman ve Türk olduğumu düşünüyoruz. Bulgaristan’daki Türkler ve Müslümanlar için ne düşünüyor ve istiyorsam burada ötekilere vaad ediyorum” ifadelerini kullandı.
Daha sonra STK temsilcileri görüşlerini açıkladı.
İlk görüşünü açıklayan İnsan Hakları Derneği Malatya Şube Başkanı Servet Akbudak, “Üç aydır ölüm haberleri almıyoruz. Bu süreci destekliyoruz” dedi.
Heyette bulunan Mahmut Arslan, İzzettin Doğan ve Mehmet Uçum’un programa katılamadıkları, akşam Malatya’da olacakları bildirildi.

"Bölgede zaten çözüm sürecine verilen destek yüzde 90'ları buluyor"

Akil İnsanlar Güneydoğu Anadolu Bölgesi Başkanı Yılmaz Ensaroğlu, bölgede çözüm sürecine verilen desteğin yüzde 90'ları bulduğunu söyledi.
      Komisyonun Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki çalışmalarını başlatmak üzere Diyarbakır'a gelen Ensaroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üyelerle bu akşam Diyarbakır'da bir araya gelerek, spesifik ve bölgesel olarak komisyonun misyonu, işlevi, hedefleri ve bu hedeflere ulaşmak için nasıl bir çalışma programı ve takvim uygulayacaklarını belirleyeceklerini belirtti.
      Ensaroğlu, çalışma takvimini yarın saat 11.00'de düzenleyecekleri basın toplantısı ile kamuoyuna duyuracaklarını ifade ederek, daha sonra da Diyarbakır'daki çalışmalara başlayacaklarını kaydetti.
      "Amacımız daha çok buralardaki tüm toplumsal, siyasal, ideolojik, etnik ve dini ne kadar farklı unsur ve dinamik varsa tamamına ulaşarak bunların duyarlılıklarını, beklentilerini, kaygılarını, taleplerini derlemek, hem karar alıcılara iletmek hem de kamuoyunun geri kalan kesimini bilgilendirmektir" diyen Ensaroğlu, diğer bölgelerde çalışan komisyonların derlediği talep, görüş ve kaygıları da bölgeye ulaştırmayı hedeflediklerini dile getirdi.
      Temel amaçlarının sürecin sağlıklı bir şekilde yürümesi olduğuna dikkati çeken Ensaroğlu, "Bölgede zaten çözüm sürecine verilen destek yüzde 90'ları buluyor. Bizim burada halkı bir şeye ikna etmemiz değil, tam tersine halkın talep ve beklentilerini derleyip toplumun geri kalan kesimine iletmemiz gerekiyor. Zannediyorum bizim bir şeyler anlatmaktan ziyade dinlememiz gerekecek. Bunlar tabi kişisel ön görülerim" diye konuştu.
     
     -Diğer komisyonlarla işbirliği-
    
     Ensaroğlu, çalışmaların hem bir senkronizasyona hem de bir koordinasyona ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, şöyle dedi:
      "Eğer biz Karadeniz, Ege, Marmara ve İç Anadolu'daki farklı duyarlılıkları, buradaki taleplerle taban tabana zıt kimi kaygıları, korkuları zamanında öğrenip de buradaki insanlarla da paylaşabilirsek zannediyorum herkes kendi düşüncesi, kaygısı ve talebini gözden geçirme ve bu sürece vermesi gereken desteği biraz daha kararlı verme imkanına sahip olur. Dolmabahçe'deki toplantıda genel bir eğilim belirmişti. Bir komisyon diğer tüm komisyonların yaptığı çalışmalardan, raporlardan zamanında haberdar olsun, ona göre de kendi çalışmalarında bir revizyon ya da değişiklik yapacaksa gözden geçirip uyarlayabilsin diye."
     
     -2 aylık bir çalışma programı olacak-

    
     Toplumda komisyonla ilgili olumlu bir algı olduğunu ifade eden Ensaroğlu, barış süreçlerinin şiddet, çatışma ve savaş süreçlerinden çok daha zorlu olduğunu, çok daha fazla sabır gerektirdiğini belirtti.
      Ensaroğlu, "Bir daha kan akmaması, bir tek kişinin dahi burnunun kanamaması için elbette acele etmeye ihtiyaç var ama fazla acelecilik, zamana aşırı derecede yaymak konusundaki dengenin, sürecin yoğunluğunu ve motivasyonunu yitirmemesi adına iyi kurulması gerekiyor. Tüm komisyonlar ilk etapta, kendi bölgelerindeki illeri en azından 2 aylık bir zaman içinde ilk çalışma programları açısından tamamlamak ve bir rapor çıkarmak hedefinde. Şimdilik 2 aylık bir çalışma programı yapacağız" diye konuştu.
      Komisyon üyelerinin zaman ayırabilmesi halinde tüm illere birlikte gitmek istediklerini kaydeden Ensaroğlu, komisyon üyeleriyle bu akşamki toplantıda buna karar vereceklerini sözlerine ekledi.

"Bir görüş dikte ettirmek, öğretmek gibi bir gayemiz yok"-
    
     Heyet başkan vekili Sibel Eraslan ise heyetin müştereğinin "kanın durması ve barışın bütün Türkiye'ye hakim olması" olduğunu söyledi. Onun dışında herhangi bir görüş dikte etmek, öğretmek gibi bir gayelerinin olmadığını kaydeden Eraslan, gezecekleri yörelerde kulak verecekleri kanaat önderlerinin isteklerini, seslerini adeta bir arzuhal gibi taşıyacaklarını anlattı.
     Eraslan, meselenin ne sadece terör ne Kürt sorunu ne de yeni bir anayasa yapımı olduğuna dikkati çekerek, "Hepsi üst üste geldi. Bir kısmı siyasi ve yönetsel ağır işleyişlerden kaynaklandı. Bir kısmı küresel değişen dünyanın şartları ile de ilgili. Herkesin her şeyi aynı anda tartıştığı yeni bir dönemdeyiz" dedi.
     Yeni dönemde bulunması gereken en önemli şeyin temel insan hakları olduğunu dile getiren Eraslan, bunların atasının yaşama hakkı ve düşünme hakkı olduğunu, ifade hürriyeti olmazsa bu diğer hakların bir önemi bulunmadığını söyledi.
     Terörü önleme, sosyal barışı sağlama noktasında dünyada çeşitli deneyimler olduğunu belirten Eraslan, şöyle devam etti:
     "Her toprak kendi bağrından akan ırmaklarla yeşerir. Biz Türkiye tipi, kendi içimizde, bin yıllık tarihi birikimimizin de doğurduğu, bir arada yaşama kültürünün bize verdiği, kötü tecrübeleri de içine katarak söylüyorum, deneyimle çözümü sağlayabiliriz. Akıl sahibi bir vicdanla ve hukukla bu işin üstesinden gelebileceğimize dair bir ümidim var. İnşallah çocuklarımız insan onuruna yaraşır, huzurlu, güzel bir dünyada, güzel bir ülkede yaşarlar."
    
     -"Demokrasi kültürü oturmaya başladı"-
    
     Zübeyde Teker de yeni dönemde herkesin zekası, kişiliği, duyguları ile ölçüleceği, bu noktada değer göreceği bir mekanizmanın olduğu ülke istediklerini belirtti.
     Bu mekanizmanın yeni anayasa ve demokratik çözüm olduğunu kaydeden Teker, "Bu çözümün olabilmesi için hepimizin bu süreci güçlü olarak karşılaması gerekiyor. Birbirimizle yüzleşmeliyiz. Neler yaşadık, neler yaptık birbirimize, bunlar ayrı konu ama artık acıları yarıştıracak bir zaman dilimi içerisinde değiliz. Sonuçlar almış, bütün bu yaşananlardan dersler çıkarmış ve bir arada yaşamak için çırpınan, dostlukta, eşitlikte, özgürlükte birleşen bir halklar topluluğu olarak bu ülkede var olmayı bilmeliyiz. Bu kültürü yaratmak için uğraş içinde olmalıyız" diye konuştu.
     Türkiye'de bir demokrasi kültürünün oturmaya başladığını anlatan Teker, "Zengin biri değilim ama çok büyük bir zenginliğim var miras olarak bırakmak istediğim. O da gerçekten bu ülke için onurlu bir barış. Demokrasinin işlediği, insan haklarının işlediği, milletin devletine feda edilmediği, devletin milletinin emrinde olduğu bir mekanizma olur inşallah" ifadelerini kullandı.
     Abdurrahman Dilipak ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a "Barış Akademisi" kurulmasını önerdiğini kaydederek, "Bizim katlanmak zorunda olduğumuz güçlükler bizden sonraki çocuklarımız için bir baht kaynağı olabilir mi- İnönü Üniversitesi bir Barış Araştırmaları Enstitüsü kurabilir" dedi.
     Dilipak, barışın önemine işaret ederek, İslam'ın barışa giden yol demek olduğunu, kendilerinin de barışın sözcüleri olmak istediklerini söyledi.
     Ayhan Ogan, dünyada ve özellikle de Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada toplum merkezli bir siyaset anlayışının yükseldiğini belirterek, "Milletimiz kendisini ve devletini, siyasal paradigmasını yeniden yapılandırıyor. Bu siyaset anlayışında sırtını halkına dayamış bir devlet işleyişi olacak" diye konuştu.
    
     -Şehit eşinin görüşleri-
    

     Heyetin konuşmalarının ardından öğretim üyeleri de görüşlerini dile getirdi.
     Erzincan'ın Kemah ilçesinde 2008 yılında şehit olan Kara Pilot Kurmay Yarbay Miktat Şamdancı'nın eşi, Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emine Şamdancı, heyetin, görüşlerini iletileceğinden emin olmadığını söyledi.
     Şamdancı, "Fikirlerimiz nasıl yansıyacak- Bu süreçle ilgili ne yapılacak- Bir şeyler duymak isterdim. Ben şehit eşiyim. Ne uğruna ben eşimi kaybettim, güvenlik için. Barış sürecine tabi destek veriyorum ama benim içimi rahatlatacak ne olabilir ki- Bir taraftan kızgınım. Bence siz bilinmezliklerle karşımızdasınız" dedi.
     Bunun üzerine söz alan Ayhan Ogan, Şamdancı'nın söylediklerinin önemli olduğunu belirterek, "Siz aslında 'ben nasıl barışacağım' dediniz. Bu, önemli bir sorudur. Bunların ortaya çıkarılması lazım. Elbette her birimizin çözümle ilgili bir yol haritası var ama esas olan bu yaklaşımları ne kadar ortaklaştırabiliyoruzdur" diye konuştu.
     Heyetten Abdurrahman Kurt da terör örgütü üyelerinin annelerinin de benzer kaygıları olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
     "Biz bu soruların cevabını vermek adına birbirimizi öldürmeye devam mı edeceğiz- İki taraftan çatışanların geldiği bir nokta var, 'Biz silahla bunun ötesinde bir şey yapamıyoruz. Biz öldürerek bu işi bitiremiyoruz'. Bu, Genelkurmayından siyasilerine kadar söylenen bir şey. Öbür tarafta bu örgütün lideri de diyor ki 'Biz silahla bir yere gidemeyiz'. Genel olarak zaten onları aşan Türkiye toplumu da diyor ki, 'Biz birlikte yaşamak istiyoruz'. Biz diyoruz ki 'Buna dur demek gerekiyor'. İslam'da kan davası diye bir şey yoktur."

Karadeniz Bölgesi Başkanı Hakyemez: ''Bu sürece önümüzdeki haftadan itibaren aktif bir şekilde başlayacağız''

Karadeniz Bölgesi Akil İnsanlar Heyeti Başkanı Yusuf Şevki Hakyemez, ''Bu sürece önümüzdeki haftadan itibaren aktif bir şekilde başlayacağız'' dedi.
     Karadeniz bölgesi akil insanlar heyeti, Türkiye Ziraat Odaları Birliğinde (TZOB) ilk toplantısını yaptı.
     Heyet de yer alan TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'ın ev sahipliğinde yapılan toplantıya, sanatçı Orhan Gencebay haricinde Başkan Vekili Vedat Bilgin, Sekreter Fatma Benli, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Kürşat Bumin, Oral Çalışlar, Yıldıray Oğur katıldı.
     Bölge Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakyemez, toplantı çıkışında AA muhabirine yaptığı açıklamada, sürece ilişkin neler yapabilecekleri konusunda fikir alışverişinde bulunduklarını belirtti.
     ''Yol haritasını belirlemeye çalıştık. Bu sürece önümüzdeki haftadan itibaren aktif bir şekilde başlayacağız'' diyen Hakyemez, şunları söyledi:
     ''Halkla, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile temas içinde olacağız. Bölgenin tüm illerine giderek faaliyetlerimizi gerçekleştireceğiz. Önümüzde yaklaşık 2 aya yakın bir süre var. Bu iki aylık süre içinde zamana serpiştirerek bunu başlatıyoruz. Doğu, orta ve batı Karadeniz'de toplam 18 il ziyaret edilecek. Burada düşündüğümüz değişik etkinlikleri gerçekleştireceğiz.''
     TESK Genel Başkanı Palandöken de 18 ilde ziyaretlerde bulunacaklarını ve vatandaşları dinleyeceklerini ifade etti.
     Ayın 15'inden sonraki süreçte sahada olacaklarını ifade eden Palandöken, ''Bu süre içinde vatandaşın daha çok söylemlerini dinleyeceğiz. Ne düşünüyorlar, bu süreci nasıl değerlendiriyorlar. Vatandaşların önerilerini dikkate alacağız ve bu sürecin Türkiye'deki bu toplumsal barış sürecine katkı koymasına gayret edeceğiz'' diye konuştu. 
    

 

 

Güncellenme Tarihi : 19.3.2016 16:25

İLGİLİ HABERLER