Gündem
  • 1.9.2002 09:36

ANAYASA MAHKEMESİ 'GÜZEL'İN 312/2 SUÇU VAKİ OLMAMIŞ SAYILIR' DEDİ

KAYNAK : Haber Vitrini Anayasa Mahkemesi'nin, Hasan Celal Güzel hakkındaki "gerçek" gerekçeli kararında, Güzel'in ceza aldığı suçun "vaki olmamış sayıldığı" belirtildi. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK 312. maddesi uyarınca hapis cezasına mahkum olan Hasan Celal Güzel'i üyelikten çıkarmadığı için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Yeniden Doğuş Partisi'ne ihtar verilmesi istemini reddeden gerekçeli kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. YDP üyesi Hasan Celal Güzel'in, TCK'nın 312. maddesinin ikinci fıkrası gereğince bir yıl hapis cezası aldığı ve bu cezanın infaz edildiği anımsatılan kararda, ihtara konu olan Güzel'in cezasının da, Anayasa Mahkemesi'nce 4454 Sayılı Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin iptal edilmesi üzerine çıkarılan 4616 Sayılı Şartla Salıverilme Yasası'nın 2. maddesi uyarınca "erteleme" kapsamı içine alındığı kaydedildi. Cezasını çeken de yararlanır Ertelemenin ilk sonucunun cezalarının infazına engel oluşturması olduğuna dikkat çekilen kararda şöyle denildi: "Hasan Celal Güzel'in asli cezası infaz edilmiş ya da bihakkın tahliyesi sağlanmış olsa bile, buna bağlı olan hak yoksunluklarının infazına 4616 yasa yürürlülüğe girdiği tarihte devam edilmektedir. Bu yasa kapsamına giren bir suçtan dolayı mahkum edildiğine göre, infazı devam eden fer'i cezaları ve hak yoksunlukları yönünden ertelemeden yararlanması gerekeceği gibi, belli koşulların gerçekleşmesi halinde 4454 Sayılı Yasa'nın 2. maddesinde öngörülen 'mahkumiyetin hiç vaki olmamış sayılacağı' olanağından da yararlanması gerekir. Belirtilen yasaların öngördüğü imkanlardan faydalanması TCK 2. maddesindeki '..Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşrolunan kanun hükümleri birbirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur' hükmünün de gereğidir. Kaçmak suretiyle aldığı cezanın infazını engelleyen bir mahkumun, 4454 sayılı ve bunun kapsamını genişleten 4616 sayılı yasaların getirdiği erteleme haklarına kavuşurken, yasanın yürürlüğünden önce iyi niyetle kendiliğinden gelip asli cezasını çeken bir diğer mahkumu, bu olanaklardan yararlandırmamak adalet, hakkaniyet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmaz." İŞTE GEREKÇELİ KARARIN TAM METNİ Anayasa Mahkemesi'nin, Hasan Celal Güzel hakkındaki "gerçek" gerekçeli kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı. Kararda, Güzel'in ceza aldığı suçun "vaki olmamış sayıldığı" belirtildi. Anayasa Mahkemesi Kararları Esas Sayısı: 2001/3 (Siyasi Parti-İhtar) Karar Sayısı: 2001/3 Karar Günü: 19.7.2001 Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: İHTAR İSTEMİNDE BULUNAN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İHTAR İSTEMİNİN KONUSU: Yeniden Doğuş Partisi üyesi Hasan Celal GÜZEL'in Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrası gereğince hapis cezasına mahkum olması nedeniyle 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin beş numaralı alt bendine göre siyasi partiye üye olamayacağı gerekçesiyle aynı Yasa'nın 104. maddesi uyarınca davalı Siyasi Parti'ye adı geçenin üyelikten çıkarılması için ihtar kararı verilmesi istemidir. I- İHTAR İSTEMİNİN GEREKÇESİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23.3.2001 günlü, SP. 44Hz.2001/3 sayılı başvuru dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir: "Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanlığı, Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderdiği 29.1.2001 gün ve 2004-01/004 sayılı yazıyla; aldığı ceza nedeniyle daha önce parti genel başkanlığı ve üyeliğinden istifa etmiş bulunan Hasan Celal Güzel'in, cezasının, 4616 sayılı Kanunla tüm sonuçlarıyla birlikte ertelendiği gerekçesiyle parti üyeliğine yeniden kabul edildiğini bildirmiş ve gerekli işlemin yapılmasını istemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığımız, Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanlığı'na 13.3.2001 gün ve SP.44.Muh.2001/130 sayılı yazı ile; adı geçenin adli sicil kaydında mevcut, Ankara 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 1998/47 E, 1999/21 K. sayılı ilamında yer alan ceza hakkında aynı mahkemece, hükümlünün cezasının tamamen infaz edilmiş olması sebebiyle 4616 sayılı Kanuna göre karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olduğunu, 4616 sayılı Kanun'un tamamen infaz edilmiş cezalar için uygulanamayacağını, aksine yorumların kanunun çıkarılış amacıyla sözüne ve özüne uygun olamayacağını bildirmiş, Siyasi Partiler Kanunu'nun 11/b-5. maddesinde sayılan T.C.K.nun 312/2. maddesinde öngörülen suçtan hükümlü olması sebebiyle, Hasan Celal Güzel'in parti üyeliğinden çıkarılmasını talep etmiştir. Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanlığı, bu yazımıza karşı 16.3.2001 gün ve 2013-01/013 sayılı cevabi yazısında gösterdiği gerekçelerle talebimizin yerine getirilemeyeceğini, üyelikten çıkarma işleminin yapılamayacağını bildirmiş bulunmaktadır. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 104. maddesinde "Bir siyasi partinin bu Kanunun 101. maddesi dışında kalan emredici hükümleri ile diğer kanunların siyasi partilerle ilgili emredici hükümlerine aykırılık halinde bulunması sebebiyle o parti aleyhine Anayasa Mahkemesine Cumhuriyet Başsavcılığına re'sen yazı ile başvurulur" hükmü yer almaktadır. Açıklanan nedenlerle, adı geçen siyasi partinin, Siyasi Partiler Kanunu'nda öngörülen emredici hükümlere aykırılığının giderilmesi için Yüksek Mahkemenize başvurulması zorunlu görülmüştür. Sonuç ve İstem: Aleyhine başvurulan siyasi partiye, üyelikten çıkarmama işlemindeki kanuna aykırılığın giderilmesi için ihtar kararı verilmesi arz ve talep olunur." II- İNCELEME Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başvuru dilekçesi, işin incelenmesine ilişkin rapor, ilgili Anayasa ve dayanılan yasa kuralları, bunların gerekçeleri ile diğer belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, parti üyeliğine kabul edilen Hasan Celal GÜZEL'in Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrasına göre mahkumiyeti (Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 1998/47 Esas, 1999/21 sayılı Kararı) bulunması nedeniyle, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin beş numaralı alt bendi gereğince üyelikten çıkarılması için Yeniden Doğuş Partisi'ne yaptığı bildirimin gereğinin yerine getirilmemesi üzerine aynı Yasa'nın 104. maddesi uyarınca ihtar kararı verilmesi isteminde bulunmuştur. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 11. maddesinin (b) bendinin beş numaralı alt bendinde "Türk Ceza Kanununun 312 nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etme suçlarından mahkum olanların"ın siyasi partilere üye olamayacakları ve kaydedilemeyecekleri belirtilmektedir. Yeniden Doğuş Partisi üyesi Hasan Celal GÜZEL Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrası gereğince bir yıl hapis cezası almış ve bu ceza infaz edilerek 16.12.2000 tarihi itibariyle bihakkın tahliye edilmiştir. 4454 sayılı Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin bir bölümünün iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 19.2.2000 günlü, Esas 1999/39, Karar 2000/23 sayılı kararının gerekçesinde, "Dava konusu düzenlemeyle düşünceyi açıklama özgürlüğü bağlamında basın yoluyla yahut sözlü veya görüntülü yayın araçlarıyla işlenen suçlar yönünden ERTELEME adı altında bir olanak getirilmiş, ancak aynı tür suçların daha az cezayı gerektiren basın yoluyla yahut sözlü veya görüntülü yayın araçlarıyla işlenmemiş olanlar kapsam dışı bırakılmıştır. Aynı tür suçu işleyenler için farklı uygulama öngören bu düzenlemenin haklı bir nedeni bulunmadığı açıktır" denilerek yapılan düzenlemenin hukuksal niteliğinin "erteleme" olduğu belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararının gereği 21.12.2000 günlü ve 4616 sayılı Yasa'nın 2. maddesiyle yerine getirilerek miting, kongre, konferans, seminer, sempozyum, açık oturum veya panel gibi her türlü toplantılarda yaptıkları konuşmalar nedeniyle oniki yıl ya da daha az hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olanların cezalarının infazının ertelendiği kurala bağlanmıştır. Buna göre, ihtar istemine konu olan Yeniden Doğuş Partisi üyesi Hasan Celal GÜZEL'in Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrası gereğince aldığı cezada erteleme kapsamı içine alınmıştır. 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 6. maddesinde öngörülen erteleme kimi koşulların gerçekleşmesi halinde yargı organlarınca karara bağlanmasına karşılık, 4454 sayılı Yasa'yla getirilen erteleme böyle bir karara gerek duyulmadan doğrudan uygulanan kendine özgü bir niteliğe sahiptir. 4454 sayılı Yasa'nın 2. maddesinde, cezası ertelenen kişinin, üç yıllık deneme süresini 1. madde kapsamına giren kasıtlı bir cürümden dolayı yeniden mahkum olmaksızın geçirmesi halinde hakkındaki mahkumiyetin vaki olmamış sayılacağı belirtilmiştir. Ertelemenin ilk sonucu cezaların infazına engel oluşturmasıdır. 4616 sayılı Yasa'nın 2. maddesiyle öngörülen ertelemede, asli cezaya bağlı olarak gerçekleşen fer'i ceza ya da hak yoksunluklarının ertelenmeyeceğine ilişkin herhangi bir ayrıksı kural yoktur. Bu nedenle, asli cezaya bağlı olarak gerçekleşen fer'i cezalarla hak yoksunluklarına ilişkin yaptırımların da erteleme olanaklarından yararlanması gerekir. Hasan Celal GÜZEL'in asli cezası infaz edilmiş ya da bihakkın tahliyesi sağlanmış olsa bile, buna bağlı olan hak yoksunluklarının infazına 4616 sayılı Yasa yürürlüğe girdiği tarihte devam edilmektedir. Bu Yasa kapsamına giren bir suçtan dolayı mahkum edildiğine göre, infazı devam eden fer'i cezaları ve hak yoksunlukları yönünden ertelemeden yararlanması gerekeceği gibi, belli koşulların gerçekleşmesi halinde 4454 sayılı Yasa'nın 2. maddesinde öngörülen "mahkumiyetin hiç vaki olmamış sayılacağı" olanağından da yararlanması gerekir. Belirtilen yasaların öngördüğü imkanlardan faydalanması Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesindeki "...Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşrolunan kanun hükümleri birbirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur" hükmünün de gereğidir. Kaçmak suretiyle aldığı cezanın infazını engelleyen bir mahkum 4454 sayılı ve bunun kapsamını genişleten 4616 sayılı Yasaların getirdiği erteleme ve "mahkumiyetin hiç vaki olmaması" olanaklarından faydalanarak her türlü haklarına kavuşurken, Yasa'nın yürürlüğünden önce iyiniyetle kendiliğinden gelip asli cezasını çeken diğer bir mahkumu bu olanaklardan yararlandırmamak adalet, hakkaniyet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmaz. Öte yandan, Danıştay'ın 15.11.1990 gün ve 2/2 sayılı İçtihadı birleştirme kararında da belirtildiği gibi, 4454 sayılı Yasa'nın 2. maddesinde belirtilen üç yıllık deneme süresinin bitimi beklenmeden fer'i cezalarla hak yoksunluklarına ilişkin yaptırımların bu süre içinde uygulanmamasının kabulü gerekir. Üç yıllık deneme süresi bittikten sonra bu hakların kullanılabileceğini savunmak ertelemenin amacına ters düşer. Kişinin fer'i cezalarıyla hak yoksunlukları da deneme süresince ertelenmiş ve askıya alınmıştır. Açıklanan nedenlerle, ertelemenin amacı, bölünmezliği, fer'i cezalarla hak yoksunluklarına etkisi gözetildiğinde, 4454 ve 4616 sayılı Yasa'ların öngördüğü olanaklardan Hasan Celal GÜZEL'in yararlanması gerektiği ve Yeniden Doğuş Partisi üyesi olmasında yasal bir engel bulunmadığı sonucuna varıldığından, Parti'ye ihtar kararı verilmesi isteminin reddi gerekir. Bu görüşe Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ile Ahmet AKYALÇIN katılmamışlardır. III- SONUÇ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23.3.2001 günlü, SP. 44 Hz. 2001/3 sayılı başvuru dilekçesi, konuya ilişkin rapor ile ilgili yasa kuralları ve dosyadaki diğer belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü; 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde belirtilen Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrasındaki suçtan mahkum olan Hasan Celal GÜZEL'i, parti üyeliğinden çıkarmayan Yeniden Doğuş Partisi'ne ihtar kararı verilmesi isteminin REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve Ahmet AKYALÇIN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 19.7.2001 gününde karar verildi. Başkan Başkanvekili Üye Mustafa BUMİN Haşim KILIÇ Samia AKBULUT Üye Üye Üye Yalçın ACARGÜN Sacit ADALI Ali HÜNER Üye Üye Üye Fulya KANTARCIOĞLU Rüştü SÖNMEZ Ertuğrul ERSOY Üye Üye Tülay TUĞCU Ahmet AKYALÇIN EK GEREKÇE Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, parti üyeliğine kabul edilen Hasan Celal GÜZEL'in Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrasına göre mahkumiyeti (Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 1998/47 Esas, 1999/21 sayılı Kararı) bulunması nedeniyle, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin beş numaralı alt bendi gereğince üyelikten çıkarılması için Yeniden Doğuş Partisi'ne yaptığı bildirimin yerine getirilmemesi üzerine aynı Yasa'nın 104. maddesi uyarınca ihtar kararı verilmesi isteminde bulunmuştur. 4121 ve 4709 sayılı Yasa'larla Anayasa'nın 68. ve 69. maddelerinde önemli değişiklikler yapılarak siyasi partilerin kurulma, faaliyet ve kapatılmalarına ilişkin demokratik toplum düzenlerinde uygulanan kurallara koşut düzenlemeler getirilmiştir. Buna göre, bir siyasi partinin kapatılabilmesi, tüzük ve programının Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı olması, eylemleriyle Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen fiillerin işlendiği odak haline gelmesi ya da yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzelkişilerden maddi yardım alması hallerinde mümkün olabilecektir. Böylece, siyasal partilerin faaliyetlerini sürdürürken hangi hallerde kapatılabileceklerine ilişkin açık ve net kurallar konularak güvence sağlanmış, yasa ile kapatma nedenlerinin genişletilmesi önlenmiştir. Nitekim, 23.7.1995 gün ve 4121 sayılı Yasa'yla yapılan Anayasa değişikliklerine ilişkin 5.6.1995 günlü Anayasa Komisyonu Raporunda, "...Komisyonumuz siyasi partilerin, yeni kaleme aldığı 68. maddede yer alan ilkelere uyması gerektiğini metne açıklıkla koymak suretiyle, partilerin temelli kapatılmasının sadece bu ilkelere uyulmaması halinde öngörmüş ve diğer hallerde öngörmemiştir. Temelli kapatmanın partilerin tekrar kurulamaması demek olduğu da metinde belirtilmiştir. Aynı sistematiğe uygun olarak komisyonumuz, siyasi partilerin bu ilkelere uygun hareket etmelerinin iki ayrı şeklini açıkça düzenlemiştir. Bunlardan birincisi, partinin tüzük ve programının bu ilkelere aykırı olmasıdır. İkinci durum ise Parti'nin beyan ve eylemlerinin bu ilkelere aykırı olmasıdır. Bu iki durum, Anayasa'nın mer'i metninde de, Tekliftede birbirinden yeteri açıklıkla ayrılmamıştır. Komisyonumuz bu ayrımı yapmış ve ikinci halde temelli kapatmayı ancak partinin bu tür eylemlerin işlendiği bir odak haline gelmiş olmasına bağlamıştır. Bu hüküm Federal Almanya Anayasası'nın 18. maddesinden esinlenmiş olup, partilere çok daha sağlam hukuki teminat getirmektedir" denilmiştir. Anayasa'da öngörülen kapatma nedenleri 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. maddesinde de aynen tekrarlanarak, Anayasa Mahkemesi'nin siyasi partileri hangi durumlarda kapatabileceği açıkça belirlenmiştir. Ancak, Siyasi Partiler Kanunu'nun 104. maddesinde, aynı Kanun'un 101. maddesi dışında kalan emredici hükümlerle diğer kanunların emredici hükümlerine aykırılık halinde bu aykırılığın giderilmesi için ihtar kararı verileceği, aykırılığın altı ay içinde giderilmemesi halinde ilgili partinin kapatılması için dava açılacağı öngörülmektedir. Oysa, Anayasa'da, Siyasi Partiler Kanunu'nun 104. maddesinde belirtilen durumlara aykırılık halinde herhangi bir kapatma yaptırımı belirlenmemiştir. Anayasa'da açıkça kapatma yaptırımına bağlı tutulmayan nedenlerle siyasi partilerin kapatılması kabul edilemez. Yasakoyucunun, siyasi partilerin 104. maddede öngörülen emredici hükümlere uygun davranmalarını sağlamak amacıyla kapatma dışında başka bir yaptırım getirebileceği kuşkusuzdur. Anayasa'da bulunmayan bir yaptırımı öngören Siyasi Partiler Kanunu'nun 104. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı açık olduğundan ya iptal edilmesi ya da ihmal edilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi'nin itiraz ve iptal davaları dışında, uygulayacağı bir kuralı iptal edebilmesi için elinde Yüce Divan sıfatı ile baktığı bir dava, ya da bir siyasi parti kapatma davası bulunması gerekir. Bunun dışında kalan yasama dokunulmazlığının kaldırılması, milletvekilliğinin düşmesi ya da ihtar kararı verilmesi için yapılan başvurular dava niteliğinde olmadığından bu tür başvurularda uygulanacak bir yasa kuralının Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülemez. Bu nedenle, Anayasa'ya aykırılığı açık olan bir kuralın bu evrede iptali mümkün olamayacağından, böyle bir durumda yasa kuralının ihmal edilerek üstün hukuk normu olan Anayasa'nın uygulanması gerekir. Bu aynı zamanda Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesini düzenleyen 11. maddesinin gereğidir. Siyasi Partiler Kanunu'nun 104. maddesi Anayasa'da bulunmayan bir yaptırım öngördüğünden, ihmal edilerek uygulanmaması gerekir. Bu maddeye göre açılacak parti kapatma davalarında ihtar kararı önkoşuldur. Sözkonusu karar olmadan dava açılamayacağına göre, kapatma davasını doğrudan etkileyen bu aşamanın önemi yadsınamaz. Böyle bir durumda ihtar kararı verilerek, siyasal partilerin Anayasa'da bulunmayan bir kapatma tehdidi altında tutulması demokrasinin vazgeçilmez kurumlarının hukuk güvenliğinden yoksun bırakılması sonucunu doğurur. Kararda belirtilen görüşlerle birlikte yukarıda açıklanan ek gerekçeyle de ilgili siyasi partiye ihtar verilemeyeceği düşüncesindeyiz. Başkan Başkanvekili Mustafa BUMİN Haşim KILIÇ Üye Üye Yalçın ACARGÜN Sacit ADALI Esas Sayısı : 2001/3 (Siyasi Parti-İhtar) Karar Sayısı: 2001/3 KARŞIOY GEREKÇESİ 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 11. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 5 numaralı alt bendinde, Türk Ceza Kanununun 312.nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı halkı sınıf ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etme suçlarından mahkum olanların siyasi partilere üye olamayacakları belirtilmiştir. Bu kural uyarınca aldığı ceza nedeniyle Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanlığı ve üyeliğinden istifa eden Hasan Celal GÜZEL 4616 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle parti üyeliğine yeniden kabul edilmiştir. Adı geçen hakkında, Ankara 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E: 1998/47 K: 1999/21 sayılı kararıyla cezanın infaz edildiği belirtilerek suçun 4616 sayılı Yasa kapsamına girmediği gerekçesiyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığı hüküm altına alınmıştır. Hasan Celal GÜZEL'in 3.9.1997 tarihinde işlediği Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen söz konusu suçu nedeniyle kesinleşen mahkumiyetinin infazına 16.12.1999'da başlanmış ve 10.5.2000'de de 647 sayılı Yasa'dan yararlanarak koşullu (şartlı) salıverilmesine karar verilmiş, bu suçu nedeniyle 4 ay 26 gün cezaevinde kalmış ve 7 ay 4 günlük deneme süresi sonunda 16.12.2000'de de cezanın infazı tamamlanmıştır. 4616 sayılı Yasa ise bu tarihten sonra 22.12.2000'de Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 4616 sayılı Yasa'da, yürürlüğünden önce infazı tamamlanmış cezaların sonuçlarını ortadan kaldıran bir kural bulunmamaktadır. Böyle olmasına karşın kimi adaletsizlikleri gidermek amacıyla Yasa'yı kapsam dışında kalan olaylara uygulamak, yorumlamak değil yeni kural koymak anlamına geleceğinden yargısal denetimin sınırlarını aşan bir sonuç doğurur. Bu durumda, adı geçenin, 4616 sayılı Yasa'dan yararlandırılması düşünülemez. Bu yasanın uygulanması sırasında, davaların sonuçlanma tarihleri arasındaki farklılıkların ya da cezasını çekenlerle bu yükümlülükten kaçanlar arasında doğabilecek adaletsizliklerin giderilmesi ise yasa koyucunun yetki alanına girmektedir. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nin 19.2.2000 günlü, Esas 1999/39, Karar 2000/23 sayılı kararında, "Yasakoyucu, kuşkusuz, Anayasa'nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla cezalandırmada güdülen amacı da gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezanın türü ve miktarı ile artırım ve indirim nedenlerini saptayabileceği gibi kimi suçları işleyenler için "erteleme" adı altında bir düzenleme de öngörebilir. Ancak böyle bir düzenleme yapılması durumunda, eşitlik ilkesi, bundan aynı durumda bulunan herkesin eşit olarak yararlandırılmasını gerektirir" denilmekle yetinilmiş, 4454 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemenin hukuksal niteliğinin "erteleme" olduğu belirtilmemiştir. Kaldı ki ihtar isteminin incelenmesi sırasında Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılmadığından 4616 sayılı Yasa'nın 2. maddesiyle değiştirilen 4454 sayılı Yasa'nın birinci fıkrasıyla getirilen düzenlemenin hukuksal olarak nitelendirilmesinin sonuca etkisi de bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Türk Ceza Yasası'nın 312/2. maddesi uyarınca mahkum olan Hasan Celal Güzel'in 2820 sayılı Yasa'nın 11/b-5 maddesi uyarınca Parti üyesi olmasına imkan bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen süre içinde üyeliğine son verilmesi gerekirken buna uyulmaması aynı Yasa'nın 104. maddesi uyarınca Parti'ye ihtar verilmesini gerektirdiğinden ihtar isteminin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Üye Üye Fulya KANTARCIOĞLU Ertuğrul ERSOY Üye Üye Tülay TUĞCU Ahmet AKYALÇIN Yenişafak

İLGİLİ HABERLER