Gündem
  • 24.12.2009 12:48

ARINÇ SUSKUNLUĞUNU BOZDU!

İstanbul'da TV yayıncıları derneğinin yöneticileri ile biraraya gelen Başbakan Yardımcısı Arınç yaptığı açıklamada 'İhbar edilen araç boşmuş, iki şüpheli boş araca gelmiş. İki araçtan biri Genelkurmay'a ait. Askeri personel kağıdı şişe kapağına saklamak istemiş. Zanlıdan bir dergi adına düzenlenmiş basın kartı çıktı.' dedi.

Görüşmeye katılan Arınç'ın toplantı sonrası açıklama yapması bekleniyor...

Arınç: Burada TV yayıncıları derneği yönetim kurulu ile toplantı yaptık. Bu toplantıya hem yönetim kurulu üyeleri hem üyeleri hemde ilgi duyanlar katıldı. Aynı Zamanda RTÜK Başkanı Davut Tursun'da katıldı. Bu bir iadeyi ziyaret toplantısıdır. Ben Bakanlığa geldiğim ilk zamanda beni ziyaret eden kurumlardan olduğu için bende onların ilk toplantısına katılmayı kabul etmiştim. Bugün ağırlıklı olarak en önemli konu yakında TBMM'ye sevk edeceğimiz RTÜK yasası.

Bu konu ilgili kuruluşlarla da görüşülerek hazırlandı. Bakanlar Kurulu'na sevk etmeden önce son şeklini görüşürek bu konudaki değişiklikleri beraber kararlaştırdık. Toplantımıza katılan 40 civarındaki arkadaşımıza teşekkür ediyorum.

Merakla beklenen konu hakkında da bir iki cümle kullanmak istiyorum. İddia edildiği şekliyle bu benimle ilgili bir konu. Olayın mağduru var ise oda ben görünüyorum. Emniyetin yaptığı operasyonla ilk tespitlerini takiben elde ettiği bilgi ve bulgular savcılık tarafından el konulduğu ve adli tahkikat başladığı için konuşmamaya gayret ettim. Kimsenin bu süreci etkileyecek bir davranışda bulunmaması gerekir.

Olayla ilgili bir çok gazeteciler yazıyor. Bende bir iki gazeteci ile geçmiş olsun telefonunda bir iki konuyu paylaştım. Dün Genelkurmay'dan bir bildiri yayınlandı. Cumartesi akşamı arama yapan bir polis arkadaştan konuyu öğrendim. Ben etraflı bilgiyi Ankara'ya döndüğümde emniyet müdüründen istedim. Cumartesi Pazar bütün programlarımı devam ettirdim. Sabah döndüğümde emniyet müdürünü davet ettim. Ben ondan aldığım bir kaç bilgiyi Bakanlar Kurulu'nda paylaştım daha sonra bu konuyu kimse ile görüşmedim

Emniyet Müdürü'nün bana verdiği bir kaç bilgi haricinde hiçbir bilgim yoktur. Elde edilen bilgi ve belgeler üzerinde hiçbir bilgim yoktur. Bunu namusum üzerine yemin ederim. Olay şöyle;

Cumartesi günü 14:30 sıralarında emniyete bir ihbar yapılmış ve iki sivil aracın benim konutumun civarında sürekli dolaştığı ve içindeki şahısların eylemde bulunabileceği bildirilmiş. İsmim geçince terörle mücadele ekipleri binamın yakınında bu araçları yakalamış. Bir tanesini benim sokağımın bir üst sokağında park halinde bulmuşlar ve orada beklemeye başlamışlar. Bir araçla iki kişi gelmiş ve bu araca yöneldikleri sırada polis olaya hakim olmuş. Zapta isimleri geçmiş sorduklarında da subay olduklarını söylemişler. Araçlardan birinin Genelkurmay veya Karakuvvetlerine ait olduğu diğerinin ise rent a cardan kiralandığı tespit edilmiş. Savcılara haber verilmiş, bir yarbay bir albay ve bir kaç kişi daha gelmişler ve olaya usul bakımından bir eksiği olmamış.

En çok tartışılan şey bizim evimizin bir kağıda yazılı olarak ele geçmesi. Araçların başında iken bunlardan biri su içmek istemiş ve farkettirmeden cebine mi sokmuş bir hareketlilik görmüşler elini çıkar ve onu ver demişler, o da elindekini ağzına götürmek isteyince polisler tarafından eli tutularak elindeki kağıt alınmış. Kağıtta bizim sokak ve apartmanımızın ismi geçiyormuş. Üst aramasında ele geçirilmiş bunlar. Dikkat çekebilecek bir nesne bulunamamış. Götürülmüşler mi evlerine mi gidilmiş bilmiyorum lojmanda da sivil ve askeri savcı hazır bulunmuş. Sanırım 1 civarında başlayıp 5'te bitirmişler. Bu safhadan sonrasını bir gram olsa bile bilme imkanım yok. Bunlar istihbarat edilmişki gazetelerde yazılıp çizilmeye başlandı. Başkalarının da krokileri çıkmış ben bunları bilmiyorum. İncelemelerde de içinde bilinmeyen şeyler var ise savcılık biliyordur. Burada bana ait olan ne olabilir diye düşündüm evimizin yakınında araçlar plaka numaraları ile ihbarda belirtilen araçlar, kişiler askeri kişiler, seferberlik bilmem ne başkanlığında görünüyor ama özel kuvvetler komutanlığına giriş belgeleri olduğu belirtilmiş, birtanesinin sarı basın kartı olduğu tespit edilmiş. Olay budur daha sonra bu kişilerin serbest bırakıldığı olabilir. Bu adliyenin işidir bu konularla çok fazla ilgili değiliz.

Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasında da iki kişinin yakalandığı doğrulanıyor. Araçlar konusunda da birşey hatırlamıyorum. Bu kağıt parçasına ilişkin iddia var ama araştırılıyor deniliyor. Herkesin merak ettiği şey neden bizim evimizin yanında neden gözetleme yapılıyor. Bunu kendilerine göre açıklanıyor ve Bülent Arınç'a yönelik değildir dışarı bilgi sızdıran bir TSK mensubuna yöneliktir şeklinde yorumlandı. Ben bu yorumlara girmeyeceğim. Bugün basında pek çok sorular var onlara bir cevap olur mu olmaz mı bilmiyorum.

İstiyorum ki bu tahkikat en iyi şekilde devam ettirilsin ve sonuçlansın. Bu sonuçlanacak tahkikata göre hepimiz hukukun egemen olduğuna, Türkiye'de yanlış iş yapacak bir grubun olmadığına inanalım. İlk günden bu yana Bülent Arınç'a suikast hazırlığı şeklinde haberler veriliyor. Bu insanları tedirgin eden birşey. O gün elde edilen bilgi ve bulgular, olayın gündüz cereyan etmesi bir kötü fiil yapılacağı anlamına gelmiyor. Bu çok ileri bir iddia. Yapılan işin bir bilgi toplama mıdır? Bunu adli tahkikat belirleyecektir. Biz yanlış iş yapanları tanıdık, bu yolda gidenlerin zaman zaman neler yapabileceğini gördük. Ben bir Başbakan'ın Yardımcısına karşı bir güzide kurumun içerisinde böyle bir yanlışı yapabilecek kimsenin olmayacağına inanıyorum. Ama bunu tahkikat sonucu daha net olarak hep birlikte göreceğiz.

TSK'dan bana bilgi verilmedi bende kendilerini aramadım. Size birebir duyduğum emniyetten duyduğum, kendisi hata yapmamıştır. Emniyet açısından bana yaptığı çalışmayı anlatmıştır. Kendisine teşekkür ediyorum. Her türlü ihbar en iyi şekilde değerlendirilmelidir. Burada karşılaştığımız durumdan daha kötüleri bir başkasının başına gelebilir.

Genelkurmay neden 4 gün beklemiştir, tatmin edici midir? Ben bir siyasetçi olarak Genelkurmay'ın yaptığı açıklamaya yorum yapmak istemiyorum.

Bu olayla ilgili suç duyurusunda bulunulacak safhaya gelmedi. Yorum yok, nasıl okudunuz yakın gözlüğümle. MGK'DA ÖZEL BİR KONUŞMA YAPACAĞIM DEMEDİM

MGK'ya götüreceğimi söylemedim. Dün haber çıktı bu yönde. Askerlerle görüştünüz mü görüşmediniz mi diye. Doğrudan bana yönelik olduğunu düşündüğüm veya bildiğim böyle bir konuya ilişkin görüşme yapacağım demedim. Arada bir nüans farkı var. Yıllarca cezada hukukçu avukat olarak bulundum. Bir insana bir suç isnat edildiği zaman kabul ederse bu ikrardır, yapmadım derse reddir. Ben yaptım ama başka amaçla yaptım derse tevil yollu ikrardır. İçinde tevil taşıyan başka atasözleri de biliyorum ama sadece bunu söyleyeyim.

Meseleyi mizah konusu yapılarak bu meseleyi mizah konusu yapmaya çalışanları anlamıyorum. Hayatı mizaha bağlı insanlardan da başka türlü bir tavır beklenemez. Bir malesef bu iş safsatadır diyen bir milletvekili var. Bunun tek görevi var Genel Başkanı'nın talimatı ile Ergenekon duruşmalarını takip etmek. Ordan vakit bulupta meclise gelen vekilin bunu söylemesi çok normaldir. Bir başkası başka şey söylüyor. Hele hele bir genel başkan, meseleye Berlusconi sendromu ile bakıyor. Hiçbir sendrom içerisinde değiliz. Bu tür olaylar ister küçük olsun ister büyük olsun. Bu konuda iddialar var ise meseleye ciddiyetle bakmak gerekirken olaya malesef kendi boyları kadar bakarak milleti küçük görüyorlar. Güvenlik önlemlerim arttı, 3 tane idi 4 oldu.

Zaten bu işlerin birinci amacı aileleri tedirgin etmek benim ailemde tedirgin oldu tabii ki' dedi ve teşekkür ederim İstanbul'un güzel basını diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 13:17

İLGİLİ HABERLER