Gündem
  • 18.2.2010 12:56

ARINÇ: YARGI DARBESİDİR, DEMOKRASİ AYIBIDIR!

Arınç : "Türk hukuk dünyası Şemdinli'de yaşanan acıyı henüz üzerinden atamamışken yeni bir hukuk faciası ile karşı karşıyadır.

HSYK'NIN KARARINI MİLLETİMİZ HAK ETMİYOR

Millet iradesine milletin temsil makamına yönelik tahammülsüzlük hiç bu kadar kendini belli etmemiştir. Bu millet kendi kaderini belirleme hakkını sadece kendisini temsil eden yüce meclise vermiştir. Her seçimde gidip milletimize hesap veririz. Bu kararı milletimiz hak etmiyor.

Hem taraf tutup hem adil olmayan kararlar alarak hem siyaset yapılarak o cübbe giyilemez. Siyaset kokan kararları alırken Yargıtay ve Danıştay Başkanı'nın buna destek veren açıklamaları ayrıca vicdanları sızlattı. Siyaset yapan yargı kurumları kendi saygınlıklarını kaybetmiştir.

HAKİM VE SAVCILAR BASKI ALTINA ALINMIŞTIR

Malesef dün bu kırmızı çizgiler aşılmış anayasa ve yasalar açıkça ihlal edilmiştir. HSYK aldığı kararla yürütülmekte olan soruşturmaya müdahale etmiş doğrudan taraf olmuş soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini tehlikeye sokmuştur. Keyfilik ve kanun tanımazlık yargı bağımsızlığını yok sayan tehlikeli bir yaklaşımdır. Tedbir kararını veren mahkemeler HSYK'nın ağır baskısı altına alınmıştır.

Hiçkimse kendisini anayasa ve yasaların üzerinde göremez. Bu ülkenin şahlanışı daha fazla ertelenemez. Milletimizin yargının işleyişine yönelik zihinleri bulandıran bu karmaşaya son verilmelidir. Her kurum anayasa ve yasalarda belirtilen yetkilerine dönmelidir. Milli egemenliği anlamsız hale getirecek her eylem ve söylem Türkiye'ye kötülük yapmaktır. Buradan tüm milletimize bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Türkiye yargıçlar devleti değil bir demokratik, laik ve hukuk devletidir. Hepinize arz ederim.

SORULAR

Hükümetin yol haritası nedir?

ANAYASAL VE YASAL DEĞİŞİKLİKLER YAPILABİLİR

Arınç: "Dün akşam adalet bakanımızın yaptığı açıklama özellikle kendi bakanlığını ilgilendiren konularda bir hukuksal açıklamadır. Yaptığım açıklamayı da dinlediniz. Bu açıklamalar karşısında hükümetin bir yol haritası var mı? Anayasa ve yasa değişikliğine gidilecek mi?

Türkiye Cumhuriyeti yasama yetkisini kullanıyor. Geçmiş dönemlerde Anayasa değişikliği fazlasıyla yapıldı. Dolayısıyla hukuk ve mantık açısından anayasa değişiklikleri yapılabilir. Referandum yolu her zaman geçerli olabilir. Bir yargı reformunun mutlaka gerçekleştirilmesini düşünüyoruz. Yargı kurumları bazen birbirleriyle de çelişebiliyorlar. Parlamentomuzdan 184 milletvekilinin teklifi ile bir değişiklik matematik ve mantık olarak mümkündür. Bu konudaki düşüncemiz bellidir. Bugün parlamento içindeki tüm siyasi partilerin temsilcileri bizlerle birlikte olsaydı bu durum karşısında şunların şunların mutlaka yapılması gerekiyor, meclisimiz bu duruma el koysun denseydi bundan herkes memnun olurdu.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN ALINMIŞ BİR KARARIMIZ YOK

İktidar ve muhalefet ile bir işbirliği gerçekleştiremedi. TBMM'de 485 milletvekilinin katıldığı oturumda 410 oy ile kabul edilmişti. Bu Anayasa tarafından iptal edildi.

Gönül isterdi ki demokrasi adına meclise sahip çıkmak adına tüm siyasi partiler ortak bir tavır gösterirse çok iyi olacak. Meclis milli iradenin temsil edildiği bir yerdir. Demokrasinin kalbi yaralanıyor ise bundan bütün millet zarar görür. Üzüntü verici olay sadece onlarla biraraya gelmek değil. Bizden hemen önce basın toplantısı düzenleyen CHP'nin sözleri dünkü yüksek yargının sözleriyle birebir örtüşmektedir.

Malesef bazı düşünceler ana muhalefet ve muhalefet ile örtüşüyor ise bundan Türkiye'nin demokrasi adına üzüntü duyması icap eder. Tüm partilerle tekrar görüşmek suretiyle tamamen demokratik ilkeler içerisinde bu anayasal değişiklikleri her şart altında yapmayı düşünürüz ama bugün bu konuda alınmış bir karar söz konusu değil.

BAZI MEDYALAR OLAYI ÇARPITIYOR

Siz ve sizin televizyonunuz Erzincan Savcısı'nın bir tarikata yaptığı soruşturma neticesinde böyle bir muamele görüyor. Ergenekon örgütü denilen bir örgütün üyesi olmaktır. Bir kısım medyanın kabulu şeklinde elbette her savcı cumhuriyetin savcısıdır. Ama bunu masum şekilde göstermek varken işin içine biraz gözyaşı sokmak adına savcının kızının çizgi filmlerinin alınmasını belirtmek işin boyutunu gösterir. Biz sayın Savcının evinden neler alındığını bilmiyoruz siz biliyor musunuz? Bunu sadece hakim ve savcılar biliyor. Hükümetin emri ve talimatı ile bu soruşturma yapılmıyor. Bu soruşturmayı yapanlar hükümetin emri ile gözaltına alınmıyor. Bu konular medyada hergün gündeme geliyor. HSYK'nın görevleri kanunda çok açık belirlenmiştir.

HANGİ BİLGİ VE BELGEYE DAYANARAK BU KARARI ALDINIZ

Orada yapılan soruşturmayı hakim ve savcıların neler yaptığını HSYK tarafından bir suç olduğunu tespit etmek HSYK'nın görevi değildir. İtiraz ettiğimiz bu konudur. Anayasa ve CMK suçları soruşturmak üzere Cumhuriyet Savcılarını görevlendirmiştir. 4 Tane savcının üzerindeki görevin kaldırılmasının ardında hangi sebepler yatmaktadır bugün onu tartışıyoruz. HSYK'nın saygıdeğer üyeleri bizi dinliyorlardır. Onlara bu soruları sormayı önemli buluyorum.

Ey HSYK üyeleri;

Yetkileri kaldırılan bu savcılar hakkında size ulaşan bir soruşturma var mıdır? Biz biliyoruz ki yoktur. Bir şikayet olmamış soruşturma yapılmamış ve soruşturma da sonuca bağlanmamıştır. Elinizin altında bu savcıların görevlerini kötüye kullandığına dair bir sonuca ulaşabiliyor musunuz hayır!

Neye dayanılarak yetkiler kaldırılmıştır. Siz bu yetkileri alırken hangi hukuki gerekçelerle aldınız. İnceleme ve soruşturma yapılmadan ve sonucu da beklenmeden alel acele işlem tesis edilmesinin sebebi nedir? Hiç kimsenin suç işleme imtiyazı olamaz. Herkes yargının önüne çıkar beraat ederse alkışlanır suçu var ise yargılanması devam eder. HSYK bu kararı alırken hangi bilgi ve belgelere dayanmıştır. Duyumlar mı vardır yoksa somut belgeleriniz var mıdır?

Dün Adalet Bakanı'nın açıklamalarına 'Keşke bir hukukçuya yazdırsaydı' demek yerine bir hukukçu olarak siz açıklasaydınız. Siz idari bir kurulsunuz. Siz atamalara bakarsınız, siz mazaretleri incelersiniz, yargıtay üyelerini seçersiniz. Bir yargı kurulu gibi inceleme yetkiniz yok. Elinizde böyle bir belge var mıdır? Madem soruşturma gizlidir siz bu gizli soruşturmaların belgelerini hangi yollarla temin ettiniz? Sizin için geçmişte yapılan tartışmaları hatırlıyoruz. Siz 4 arkadaş hangi delillerle böyle bir karar aldınız.

HSYK'nın yaptığı basın açıklamasında yer alan amir hükmünün ihlal edildiği hükmüne varmışsınız buna nasıl karar verdiniz? Herhangi bir yasal gerekçe gösterme zorunluluğunu neden hissetmediniz?

Bu soruları daha fazla da uzatabiliriz. HSYK hakimleri ve savcıların yetkisini verebilir görevlendirebilir fazla yetkisi varsa bunları da alabilir. Eğer ciddi, somut delile dayanan bilgi ve belgelerle böyle bir karar aldılar ise hem o bilgi ve belgelerin karşısında söylediklerimizden vazgeçmeyi de biliriz.

BÖYLE BİRŞEY VARSA GEREĞİNİ YAPARIZ

Bir adalet bakanının savcıyı aradığı ve ne konuşulduğu konusunda sizin bilginiz olduğunu düşünmüyorum. Ben de bir adalet bakanının savcı ile telefonda ne konuştuğunu yanında olmadığım için bilmiyorum. Önemli olan görüşme sırasında onun yaptığı yargısal bir göreve müdahale edip etmediğidir. Başsavcı bunu söyledi ve elinde bir tutanak olduğunu söyledi. Siz benim bu konuştuklarıma bir tutanak tutmak isterseniz altına farklı bir kaç daha imza attırmaz mısınız? Bizim de bildiğimiz duyduğumuz daha sonra sayın savcının belki bazı şeyler düşünerek bana telefon etmişti bende duymuştum demesidir. Bu bir delil olacaksa soruşturma içerisinde vardır. Ben hükümetimiz adına şunu rahat söyleyebilirim. Elbette yargıya müdahale sayılacak hiç bir eylemi hiçbir bakanım yapmaz. Adalet Bakanı savcı ile görüşebilir mi elbette görüşebilir. Bende aradım Manisa'ya gelen savcı ile görüştüm hayırlı olsun dedim. Şimdi birisi Başbakan Yardımcısı Manisa Başsavcısı'nı arayıp böyle böyle talimat verdi nasıl diyebilir? Ama iddia edildiği gibi bunu böyle yap şunu şöyle yapma gibi bir gerçek ortaya çıkarsa gereğini yaparız.

MÜSTEŞAR GÜNDEMİ BİLMİYORDU

Biz birbirimize hasım değiliz ne yargı kurumlarının hasmıyız ne biz onların hasmıyız. Her kurum kendi görevini yapacaktır. Bunu engellemek hiçbirimizin haddi değil. Bu toplantıya katılmak müsteşarın görevi ise elbette katılacaktır. Toplanabilmesi için müsteşarın bizzat bulunması gerekiyor ise zamanı geldiğinde müsteşar mutlaka katılacaktır.

Bizim bildiğimiz kadarıyla mevcut gündemde bu konu yokken müsteşar davet edilmiş mazaretli konular görüşülürken önceden planlanmış bir önerge verilmiş bu konu gündeme getirilmiştir.

Müsteşar bu konu bizim dışımızda denilmesine rağmen oy çokluğu ile karar alınmıştır. Adalet Bakanlığı kendisine düşen görevleri yerine getirecektir. Biz sadece kendilerine görev ve yetkilerini hatırlatmak durumundayız.

EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR

Ortada bir kriz mi var bir tartışma mı var bunun kararını halk verecektir. Ülkeyi yönetmek sivil iradenin işidir. Muhalefet eleştirilerde bulunacaktır. Bu muhalefet aka kara deme ciddiyetsizliğini gösterirse bizim söyleyecek birşeyimiz yok. 2007 - 2011 arasında da üzerimize düşeni yapacağız. Muhalefetin de ciddi anlamda erken seçim istediğini düşünmüyorum. Günün birinde seçim var dendiğinde bunların pek çoğu sözlerinden vazgeçebilirler. Son güne kadar bu yetkimizi ve emanetimizi kullanacağız. Bütün bu olaylar Türkiye'de bir iktidar muhalefeti var. Geçmişte bu yürütme organının gücü üzerinde vesayeti olan kurumlar vardı. Şimdi normalleşiyoruz artık iktidar yetkisi tamamen sivil iktidarın ve yürütmenin eline geçiyor. Sivil irade üzerinde hiçbir şekilde vesayeti kabul etmiyoruz egemenlik tamamen milletindir. Her kurum kendisine verdiği yetkiyi yapacaktır. Bizim düşüncemiz budur. Ortada bir kriz söz konusu değildir. Birileri kriz geçiriyor olabilir ama bu hükümetimiz değildir.

Buna dayanıklı buna güçlü sabırlı kararlı iktidarlar ancak yön verebilir AK Parti de zaten böyle bir iktidardır.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 10:20

İLGİLİ HABERLER