Medya
  • 12.8.2005 11:31

AVRUPA BASININDA BUGÜN...

LONDRA (İHA) - Avrupa basınında bugün; British Airways''ın uçuşlarını durdurma kararının yol açtığı kaos, İsrail''in İran''a bakışı, Iraklı kadınların haklarını kaybetme endişesi, Zinn''in Bush''a eleştirileri ve Financial Times''ın Türkiye yorumu yer alıyor. Tüm gazetelerin birinci sayfalarında İngiliz Havayolları British Airways''in, uçuşlarını durdurmasından sonra Heathrow Havaalanı''nda yaşanan kaos konu ediliyor. Independent gazetesi, personelle yönetim arasındaki anlaşmazlığın binlerce yolcuyu mağdur ettiğini, uçuşların durdurulmasının havayolu şirketinin borsadaki değerini 60 milyon dolar düşürdüğünü yazıyor. Daily Telegraph ise ''''Londra saldırılarından sonra İngiltere''nin ihtiyacı olan en son şey buydu'''' diyor. Gazete, dün 106 uçuşun iptal edilmesiyle, dünyanın en büyük havayolu şirketlerinden biri olan British Airways''in ''''yolcu mağduriyeti sicilinin'''' iyice kabaracağını yazıyor. İngiltere gazetelerinde öne çıkan diğer bir konu ise ülke güvenliğine tehdit oluşturdukları gerekçesiyle 10 yabancı ülke vatandaşının sınır dışı edilmek üzere gözaltına alınmaları. Times gazetesi, bu girişimin hükümetle yargı arasındaki gerginliği tırmandıracağını belirtiyor. Gazete, bu kişilerin ülkelerine iade edildikten sonra işkence görebileceğini düşünen hukukçularla uygulamada ısrar eden hükümet arasında yıllar sürebilecek bir hukuk mücadelesinin başlayacağını ve konunun sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''ne taşınabileceğini belirtiyor. ''''ŞAFAK BASKINLARI, GİZLİLİK VE BASKICI TOPLUM'''' Independent gazetesi, başyazısında ''''Şafak baskınları, gizlilik ve baskıcı toplum'''' diyor ve hükümeti insan haklarını geriye götürecek adımlar atmakla suçluyor. Yazıda şöyle deniyor: ''''Sınır dışı kararlarının yasallığı -olması gerektiği gibi- mahkemelerde belli olacak. Hukukun egemen olduğu, ifade özgürlüğüne hoşgörüsü ve insan haklarına saygısıyla gurur duyan bir ülkede, teröre karıştığından şüphe edilen kişiler, mevcut yasalar çerçevesinde suçlanmalı ve yargılanmalı. Bunun dışında atılacak her adım, temsil ettiğimiz değerlere ihanettir'''' Hukuk İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Falconer ise Guardian gazetesindeki mülakatında, hukukçulara şu çağrıda bulunuyor: ''''Yasaları ülke güvenliğiyle, insan hakları arasında bir denge kuracak şekilde yorumlayın.'''' Falconer demecinde, terör zanlılarının gizli mahkemelere çıkarılması kararını savunuyor ve uygulamalarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi''yle çelişmediğini öne sürüyor. İran''ın nükleer faaliyetlerine yeniden başlama kararı ve Uluslararası Atom Enerjisi''nin dün bu ülkeye yaptığı uyarı, gazetelerde geniş yer buluyor. Daily Telegraph, İsrail''deki şahinlerin 1981''de Irak''a yapıldığı gibi, İran''ın nükleer tesislerinin vurulması talebini gündeme getirmeye başladıklarını yazıyor. Gazetenin haberinde bu olasılık şöyle değerlendiriliyor: ''''Bir zamanlar Dışişleri Bakanlığı''nın girişine dev puntolarla ''İsrail yanmalı'' diye yazan İran, nükleer silaha sahip olma yolunda ilerliyor. İsrail, bunu güvenliğine yönelik çok ciddi bir tehdit olarak değerlendiriyor. Ama ne yapabileceğini pek de bilemiyor. Bazı şahinler, İran''ın nükleer tesislerinin derhal vurulmasını istiyor. Ama istihbarat kaynaklarına göre, böyle bir tehdidi önceden hesap eden İran, nükleer tesislerini birbirinden uzak 9 ayrı noktada inşa etti. Üstelik o kadar sağlam inşa edildiler ki Amerika''nın İsrail''e sattığı sığınak delen bombaların bu tesisleri imha etmesi imkansız. İsrail, F-16''larının yakıt ikmali yapmadan geri dönüşleri de zor. Geriye füze seçeneği kalıyor. İsrail ayrıca bu aşamada, Avrupa Birliği ve Amerika devredeyken sorunu Tahran''la kendisi arasında bir krize dönüştürmek istemiyor, müzakerelerin nasıl sonuçlanacağını beklemeyi tercih ediyor. İsrail''in kafasındaki en önemli soru İran''ın nükleer silahlara ne zaman sahip olacağı. En erken tarihin 2008 olduğu söyleniyor. Bazıları ise en gerçekçi tarihin 2012 olduğunda ısrar ediyor. Ayrıca İran''ın, İsrail''in nükleer silahı olduğunu bildiği için bu ülkeye saldırmayacağı da düşünülüyor.'''' IRAKLI KADINLARIN ENDİŞELERİ Aynı gazetede Irak''taki anayasa hazırlığıyla ilgili bir haberde, Iraklı kadınların yeni anayasayla haklarını kaybetmekten endişe ettikleri belirtiliyor. Haberde şöyle deniyor: ''''Iraklı kadınlar mollaların artan gücünden korkuyor. Kadınlar, Şiilerin çoğunlukta olması nedeniyle, Saddam Hüseyin döneminde kazandıkları ve kendilerini diğer Arap ülkelerinden ayıran hakların ortadan kalkabileceğini düşünüyor. Özellikle de evlilikteki haklarını kaybetmekten kaygı duyuyorlar. Iraklı kadınlar, evlilik yaşının 18''e çıkarılmasını, zina yapan eşlerinden boşanabilme haklarının geri verilmesini ve kıyafet sınırlaması getirilmemesini istiyor. ABD''nin müdahalesinden sonra Irak Meclisi''ndeki sandalyelerin üçte biri kadınlara verildi. Ama ülkedeki kargaşa nedeniyle kadınların hakları giderek eriyor. Kadınlar saldırıya uğrama korkusuyla başları açık sokağa çıkamıyor. Kadınların haklarının geri alınması ABD için de ağır bir yenilgi olacak. Iraklı bir kadın hakları savunucusu ''İslam''ın yasaların bir parçası olmasına itirazımız yok. Ama Kuran''ın yanlış yorumlanarak haklarımızın alınmasını istemiyoruz'' diyor. ''''SADECE IRAK DEĞİL AMERİKA DA İŞGAL ALTINDA'''' Boston Üniversitesi öğretim görevlilerinden Profesör Howard Zinn, Guardian''daki yazısında ''''Sadece Irak değil, Amerika da işgal altında'''' diyor ve ekliyor: ''''Irak kurtarılan bir ülke değil, işgal edilen bir ülke. 2. Dünya Savaşı''nda da benzer kurtarmalara tanık olduk. Amerika birçok ülkeyi işgalden kurtardı. Ama şimdi işgalci biziz. Doğru Irak''ı Saddam Hüseyin''den kurtardık ama bizden kurtaramadık. Aynı şekilde 1898''de Küba''yı İspanya''dan kurtardık ama bizden kurtaramadık. İspanya''yı kovduk, Küba''da askeri üs kurduk. Irak''ı kurtardıktan sonra Haliburton gibi devler ve petrol şirketleri buraya yerleşti. Küba''ya anayasa empoze ettik, Irak''ta da aynısını yapıyoruz. Kurtarmaya gittiğimiz Irak''ta, Felluce''nin dörtte üçünü yerle bir ettik. Afganistan''da binlerce kişiyi öldürdük. Yüzlerce kişiyi Guantanamo''ya tıktık. Bush''un terörle savaşı sadece dışarıdaki masum insanları hedef alan bir savaş değil, Amerikalıların özgürlüklerine yaşam standartlarına da yönelik bir savaş. Amerika, etrafı, içeride ve dışarıda insan hayatına değer vermeyen, özgürlükleri umursamayan, toprağı, suyu, havayı ve torunlarımıza nasıl bir miras bırakacağımızı düşünmeyen takım elbiseli haydutlarla çevrilmiş durumdaki Bush''un kıskacı altında.'''' ''''ANKARA ASKERLERİN BASKISI ALTINDA'''' Financial Times''ta Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan''ın bugünkü Diyarbakır ziyaretini konu alan haber şöyle: ''''Ankara, Kürt isyancılara karşı baskıyı artırması için askerlerin baskısı altında. Bir dizi bombalamadan sonra Türkiye, Avrupa Birliği üyeliği için harcadığı enerjiyi iç meselelerine kaydırmaya başladı. Ankara''nın tekrar Kürt sorununa odaklanması Orgeneral Hilmi Özkök''ün terörle mücadelede yetkisizlikten yakınmalarını izliyor. Bu, askerlerin yetkilerinin azaltılmasına bir gönderme olarak değerlendiriliyor. Türk Ordusu''nun siyasete müdahale geçmişi eskilere dayanıyor ve Özkök''ün uyarısı laik orduyla eski İslamcılardan oluşan hükümet arasındaki gerginliği yeniden canlandırdı.'''' Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 12:46

İLGİLİ HABERLER