Dünya
  • 21.9.2009 12:15

"AYAKKABILARIMI ALDILAR BORUYLA DÖVDÜLER"

Eski ABD Başkanı George W. Bush’a Bağdat’a yaptığı ziyaret sırasında ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazeteci Muntazar, HABERTÜRK muhabiri Daphne Barak’a konuştu. Suriye’ye kaçan El Zeydi, CIA ajanları tarafından öldürülmekten korktuğunu söyledi.

BAZI Araplar ve Irak savaşına karşı olanların gözünde o, “Emparyalizme karşı çıkmış kahraman bir gazeteci”. Amerikan işgaline tepkisini, Arap kültüründe de yeri bulunan bir hakaretle gösteren Muntazar el Zeydi, dünya çapında bir üne sahip. 14 Aralık 2008’de Bağdat’ta Yeşil Bölge’de düzenlenen basın toplantısı sırasında ayakkabılarını çıkararak eski ABD Başkanı George Bush’a atan El Zeydi, 9 ay sonra serbest kaldı. El Zeydi, Bağdat’ta cezaevinden çıkarken kahramanlar gibi karşılandı ama CIA ajanları tarafından öldürülmekten korktuğu için de Irak’tan kaçmak zorunda kaldı.

YOLDAŞI ÇEVİRMENİ OLDU

Ortalıktan kaybolan ve Yunanistan’a gittiği söylenen El Zeydi, kısa süre sonra Suriye’de ortaya çıktı. Cezaevinde gördüğü işkence yaralarının tedavisi için bulunduğu Suriye’de bir hastanede, Gazete HABERTÜRK’ün sorularını yanıtlayan El Zeydi, neredeyse artık bir efsane haline gelen Bush’a attığı ayakkabılarının ise kendisine iade edilmediğini söylüyor. İşte El Zeydi ile Habertürk muhabiri Daphne Barak’ın ilginç sohbeti:

Daphne Barak: Hastanede ne tür bir tedavi görüyorsun, bir hastalığın mı var?
MZ: Hayır hasta değilim. Ancak cezaevinde geçirdiğim ilk bir hafta kablo ve borularla çok dövüldüm. Vücuduma elektrik vererek işkence yaptılar. Dişlerimi kırdılar. Dişlerim için uzun bir tedaviden geçmem gerekiyor. İlk haftadan sonra cezaevinde beni üç ay tamamen izole bir hücrede tuttular. Ara sıra şu an benimle beraber Suriye’de olan erkek kardeşimle görüşmeme izin verildi. Bazen onun bile
beni görmesine izin vermediler.
DB: Zeydi’ye sorduğum soruları Doktor Jumna Arapça’ya çevirdi. Zeydi’nin yakın arkadaşı olan Jumna, İsveç’te doğduğunu ve arkadaşıyla büyük gurur duyduğunu söylüyor. Buradan nereye geçmeyi planlıyorsunuz Jumna?
Dr. Jumna: Bu gece Lübnan’a gidiyoruz. Vize almaya çalışıyoruz. Diş tedavisi
için en uygun yerin İsviçre’nin Cenevre kenti olduğunu düşünüyoruz.

“HİÇ PİŞMAN OLMADIM”

DB: Masrafları nasıl karşılıyorsunuz?
MZ: Paramız var. İnsanlar bana yardım ediyor. Çalıştığım El Bağdat televizyon kanalından da destek alıyorum.
Dr. Jumna: Biz de destek oluyoruz.
DB: Daha ne kadar böyle ülke ülke gezmeyi düşünüyorsunuz?
MZ: 3-4 ay, tedavi ne kadar sürerse. Biraz düşünmem ve toparlanmam gerekiyor.
DB: Bundan sonra işinize, yani gazeteciliğe dönmeyi düşünüyor musun?
MZ: Bu aşamada bir şey söyleyemem... Bilmiyorum.
DB:Sanırım son olaydan sonra siyasi liderlerin basın toplantılarına kabul edilmeniz biraz zor olur, hatta bunu hayal bile edemiyorum...
MZ: Gelecekte ne yapacağımı bilmiyorum ama son Amerikan askeri Irak’tan çekilene kadar durmayacağımı biliyorum.
DB: Basın toplantın sırasında korktuğunu söyledin, kimden korkuyorsun?
MZ: CIA’dan!
DB: Neden?
MZ: Bunca yapılandan sonra beni öldürmelerinden korktum.
DB: Bazıları seni kahraman olarak görüyor, cezaevinde muhasebe için çok zamanın olmuştur. Hiç pişman olduğun bir an oldu mu?
MZ: Hayır. Cezaevinde çok zor anlarım oldu ama hiçbir zaman tepkimi gösterdiğim için pişmanlık duymadım.

AİLESİ İÇİN ENDİŞELİ

DB: Başka korkmana sebep olan bir şey var mı?
MZ: 30 yaşımdayım, annem babam yaşamıyor. Bir kardeşim benimle birlikte, diğer kardeşlerim ise Bağdat’ta. Onlara zarar gelmesinden korkuyorum.
DB: Sahi... Bush’a attığın ayakkabılara ne oldu, iade edildi mi?
MZ: Gerçekten nerede olduklarını bilmiyorum (kahkahalarla gülüyor)... Bana geri vermediler. Güzel bir soru aslında.
DB: Genellikle suçlular tahliye olurken ayakkabıları ve diğer eşyaları iade edilir
MZ: Bana ayakkabılarımı vermediler...
DB: Nasıl bir ayakkabıydı?
MZ: Bilmiyorum, sıradan bir ayakkabı işte...
DB: Irak’a dönmeyi planlıyor musunuz?
MZ: Önümüzdeki 3-4 ay için böyle bir kararım yok. Sonrası için bilmiyorum.

NEDEN TÜRKİYE’YE GİTMEDİ?

DB: Söyleşimizin bundan sonraki bölümüne El Zeydi’nin çalıştığı televizyonun Genel Yayın Müdürü Abdulhamid el Seyyah ile devam ediyoruz. Televizyonunuzun merkezi Mısır’da. Kahire’deki doktorlar da oldukça profesyonel, neden Kahire’ye değil de Suriye’ye getirildi El Zeydi?
AS: Sadece Suriye vize verdi. Öncelikli hedefimiz El Zeydi’yi mümkün olduğunca kısa sürede Irak’tan çıkarmaktı. Çünkü kendini güvende hissetmiyordu. Bunu
yapmak bizim boynumuzun borcuydu.
DB: Peki şimdi neden Lübnan’a gidiyorsunuz?
AS: Lübnan’da bir avukatla buluşacak ve başından geçenleri anlatacağı kitap için
kontrat imzalayacak.
DB: Vize için Yunanistan’a da başvurmuşsunuz, coğrafi açıdan bakarsak Türkiye daha yakın ve orada eminim daha çok seviliyordur, neden Türkiye değil de Yunanistan?
AS: Tek bir sebebi var. O da benim, Yunanistan’da ikamet ediyor olmam.

‘Irak’tan acilen çıkması gerekiyordu’

TELEVİZYONUN Genel Yayın Müdürü Abdulhamit el Seyyah, Zeydi’yle ilgili işlerle uğraşmaktan artık başının ağrıdığını söylüyor. Bunu söylerken kesinlikle Zeydi’yi suçlamıyor ve yanlış anlaşılmak istemiyor, çünkü tüm bunların onun görevi olduğunu düşünüyor.
DB: Muhabiriniz CIA’dan korktuğunu söyledi. Neden, sizce CIA Zeydi’nin peşinde mi?
AS: Bilmiyorum. Amerikalı olan sensin. Sence CIA Zeydi’nin peşine düşer mi?
DB: Hayır bu aptalca, neden peşinde olsunlar ki?
AS: Bence de... Onu Irak’tan hemen çıkarmamız gerektiğini düşündüm ve çıkardık. Orada kalmaktan korkuyordu ve ona yardım etmek görevimizdi. Fakat
korkmasının sebebinin CIA’dan çok diğer güçler olduğunu düşünüyorum.
DB: Bana en azından 3-4 yıl gazetecilik yapmayacağını söyledi. Eğer gazeteciliğe dönmek isterse bu sizin televizyon kanalınız için sorun olmaz mı? Güvenlik nedeniyle değil ama ideolojik sebeplerden siyasi bir lider onu basın toplantısına kabul etmezse!..
AS: Ne demek istiyorsunuz?
DB: Pekâlâ diyelim ki İngiltere Başbakanı Gordon Brown bir basın toplantısı yaptı ve herhangi bir şey atılmasın diye bir muhabirin girişini engellerse?
AS: Tabii ki bu sorun olur. Şimdi anladım. Bu konu üzerine daha sonra düşüneceğiz. Şimdi bizim için önemli olan Muntazar’ın güvenliği, hapiste çok zor bir dönem geçirdi.

(HABERTÜRK)

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 15:01

İLGİLİ HABERLER