AYŞE ARMAN: "İNSAN 34 YAŞINDA HAMİLE OLUNCA BÖYLE OLUYOR!.."
Ayşe Arman'ın Hürriyet'teki yazısı:
Peki kediye ne olacak?
Ben çok ayıp ettim.
Son zamanlarda hep doğmamış kızımdan söz ettim. İnsan 34 yaşında hamile olunca böyle oluyor. Görgüsüz, buldumcuk bir şey haline geliyor.
Ve farkında olmadan, diğer sevdiklerine haksızlık ediyor. Kızım, kızım, hep kızım. Peki oğlum ne olacak? Benim toroman oğlum. Onun suçu ne? Neden gündemden düşüyormuş? Hakkında tek kelam edilmez oluyormuş? Evet, oğlumla da çok önemli günler yaşıyoruz, hayati kararlar alıyoruz...
* * *
8 aydır gıkını çıkarmadan katlanıyor bana kedi oğlum... Oğlum olduğu için söylemiyorum, müthiş bir olgunluk gösteriyor... ‘‘Sen hayatını düzene sok. Beni Dubai'ye yanına sonra aldırırsın’’ diyor. 2 hafta orada 2 hafta burada, gelgitli hayata uyum sağlıyor. Ben yokken ona Leman ablası bakıyor. Her gün birlikteler. Zaten bizimki de Arnavutköy'de minik evi pek seviyor. Yerden ısıtmalı ya, göbeğine ahşap parkelere bir veriyor, oh değmeyin keyfine...
Fakat bir ara sinir yaptı bana. Gözümden kaçmadı değil yani. Ben televizyon izlerken gelir karnıma yatar ya da belimin çukuruna girerdi. Çünkü o zamanlar benim bir belim vardı! Şimdi yok. Ne zaman belimin kalmadığını ve karnımın küçük bir tepeyi andırdığını fark etti... Oğlum diye söylemiyorum pek zekidir... İçimde bir misafir olduğunu keşfetti!
Ve nedense, küstü. Sanırım küsmesi, üç aşağı beş yukarı göbeğimle konuştuğumu yakaladığı günlere rastlıyor. Yapmaz olaydım! Gözlerindeki o hayal kırıklığını anlatabilmeme olanak yok. ‘‘Evet abi olacaksın! Sana bir kardeş geliyor. Ama sana duyduğumuz sevgide bir azalma olmayacak’’ dedim. Dedim ama... Hiçbir tepki vermedi. ‘‘Oğluş’’ diyorum, adını sesleniyorum, ‘‘Bak bir annene...’’ Oralı bile değil, bir süre resmen poposunu dönüp oturdu bana. Ben neredeysem geliyor, arkasını dönüyor ve öylece oturuyor ve kendi ufkuna bakıyor. Aklınca bana vicdan azabı yapıyor.
Sonraları baktı ki, ona olan sevgimizde bir değişiklik yok, alışkanlıklarını değiştirmeyi tercih etti. Televizyon mu seyrediyoruz, tırmanıyor o tepeye, kuruluyor zirveye! Ben de sesimi çıkarmıyorum.
* * *
Bundan bir ay önce, aldım oğlumu karşıma konuştum.
Artık el ele tutuşup birlikte Dubai'ye gitmenin zamanıdır dedim... Oğlum olduğu için söylemiyorum, pek bilgili, pek kültürlüdür... Şöyle bir baktı bana, ‘‘Bu işler öyle kolay değil. Sen bir araştır. Bana sağlık karnesi, pasaport gibi şeyler çıkarman icap edecektir herhalde’’ dedi. Haklıymış. Çok affedersiniz ama kaybettiği ehliyeti 8 yıl boyunca çıkarmaya üşenen biriyim. Bürokrasiden hiç hoşlanmıyorum. Yok yalan, doğrusu nefret ediyorum olacak! Öyle sağlık karneleriyle filan uğraşmak kabus benim için.
Ama oğlum için... O başka... Yaparım.
Bu arada aşılarının da tamamlanması gerekiyor. Onların hepsi de bir anda, bir arada yapılamıyor. Bunları söyleyen veteriner hekim bir de demesin mi?
- Önce bir çek up yapalım oğlunuza...
- Neden?
- E çünkü gereğinden fazla kilolu görünüyor!
* * *
O çek up yapıldı.
Kanı alınmadan önce de benim oğlum bir güzel tartıldı. Normal kediler 4 ya da 5 kilo çekiyormuş. Bizimki kaç çıktı dersiniz? Derin bir nefes alın. Tam 8 kilo 900 gr. Hayır efendim, 9 kilo değil. 100 gr, 100 gr'dır!
Bu ne anlama geliyor? Çok acilen zayıflaması icap ediyor. Zaten çek up da bizi doğruluyor. Karaciğerinde şişmanlığa bağlı olan bir yağlanma görülüyor. Çok çok önemli bir şey değil. Ama ileride olabilir. O yüzden çaresi yok, zayıflayacak. Bir de zaten uçağa alınabilmesi için zayıflaması gerekiyor. Onun gibi toromanları kargoda gönderiyorlar. Ben de buna izin veremem. Ancak ben de onunla kargoda gidersem ‘‘Tamam’’ diyebilirim.
Yani en son durum bu. Aşıları tamamlanıyor. Ve eskisinden farklı olarak artık günde sadece 100 gr. obez mama yiyor. Bu aralar biraz aksiyiz yani. Suratımızı asıyoruz! Yine adımızı duyduğumuzda, annemize popomuzu dönüp oturuyoruz! Ama yapabileceğim bir şey yok. Kızım doğmadan oğlumun Dubai'ye gelmesini istiyorum. Ve onu götürebilmem için bunları yapmam gerekiyor.
* * *
Bu arada veteriner hekimimiz bizi uyarıyor:
‘‘Dubai'ye geldiğinde bir ay bunalımda olacak! Bir kere yabancı bir ev, fena halde moralini bozacak. Daha da önemlisi aranıza yeni katılacak kardeşe alışması biraz zor olacak ve zaman alacak...’’
Onu anlayışla karşılamamız gerekiyor.
Her zamankinden daha çok ilgiye ve şefkate ihtiyacı var.
Yani sadece ben değil, oğlum da hayatında büyük değişikliklere gebe!
HAMİŞ 1: Bu yazıyı Oğluş'un yakın tarihlerdeki kaderini merak eden kalabalık okur kitlesine adıyorum.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 23:25